İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/43719 GEÇ CEVAPLANDI · 53 GÜN

İstanbul'da imar planında sağlık alanı olarak yer alan bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin

Kaynak göster

Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 16 Nisan 2026 tarihinde 7/43719 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Hazine ve Maliye Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 53 gün sonra, 8 Haziran 2026).

Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “İstanbul'da imar planında sağlık alanı olarak yer alan bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43719, 16 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43719-istanbul-da-imar-planinda-saglik-alani-olarak-yer-alan-bazi-tasinmazlarin-ozellestirme-kap (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/66c84d9d-edfc-4448-b8a0-019d9bc8a63b

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlığa iletildi
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 53 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 34 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Türkiye'de kamusal alanların, sağlık hizmeti altyapısının ve halkın ortak kullanımındaki taşınmazların "kamu yararı" iddiasıyla boşaltıldığı; ardından ise özelleştirme programları, imar planı değişiklikleri ve rant odaklı projeler aracılığıyla sermayeye devredildiğine ilişkin örnekler son yıllarda sıklıkla yaşanmaktadır. Özellikle şehir merkezlerinde bulunan, kamu hizmeti sunumu açısından stratejik nitelikteki araziler, sağlık yatırımı yapılacağı gerekçesiyle işlevsizleştirilmekte; ardından "satış", "kiralama" ya da "ticari dönüşüm" adı altında piyasaya açılmaktadır. Bu piyasacı anlayışın doğal sonucu olarak, kamusal sağlık hizmeti için kullanılabilecek alanlar giderek daraltılmakta; kamuya ait taşınmazlar "kamu yararı" iddiasıyla işlevsizleştirildikten sonra satışa çıkarılmakta ve rant projelerine açılmaktadır. Geçmişte Eskişehir Devlet Hastanesi arazisinin "sağlık tesisi" vaadiyle boşaltılması ve ardından özelleştirme kapsamına alınması; Muğla Milas ve Datça'daki Aile Sağlığı Merkezi (ASM) arazilerinin turizm ve ticaret rantı doğrultusunda satışa açılması gibi örnekler, "kamu hizmeti" söyleminin arkasında sistematik bir rant sürecinin işletildiğine yönelik oluşan güçlü kanaati pekiştirmekte; kamusal sağlık hizmetlerinin tasfiyesi ile sosyal devlet anlayışının giderek zayıflatıldığını ortaya koymaktadır.

İktidarın kamu varlıklarını piyasaya açan "her şeyi sat, her şeyi piyasalaştır" yaklaşımının yeni bir halkası ise; Türkiye genelinde 55 taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmasıyla birlikte İstanbul Kadıköy'de halkın "Koşuyolu Kalp Hastanesi" olarak bildiği 20 bin 854 metrekarelik kamusal alanın da satış listesine eklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı olmuştur. Söz konusu listede yalnızca Koşuyolu'ndaki alan değil; eski Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi, eski Şişli Etfal Hastanesi ve bir Aile Sağlığı Merkezi (ASM) arazisi gibi sağlık hizmetiyle doğrudan ilişkili taşınmazların da yer aldığı kamuoyuna yansımıştır.

Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Mahalle halkının "Koşuyolu'nun kalbi" olarak tanımladığı, uzun yıllardır kamusal sağlık hizmetiyle ve toplumsal hafızayla özdeşleşmiş olan bu alanın özelleştirme kapsamına alınması; kamusal sağlık hakkına, kent hakkına ve çevre hakkına açık bir müdahale niteliği taşımaktadır. Koşuyolu örneğinde olduğu gibi kamusal amaçlarla halkın kullanımına sunulmuş arazilerin, herhangi bir katılımcı süreç işletilmeden ve yerel halkın iradesi dikkate alınmadan elden çıkarılması, "yaptım oldu" anlayışının tipik bir yansımasıdır.

Bu uygulamalar Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alman sosyal hukuk devleti ilkesine ve 56. maddesinde düzenlenen sağlık ve çevre hakkına açıkça aykırıdır. Ancak mevcut uygulamalar, anayasal hakların fiilen piyasaya devredildiğini; kamu hizmetinin ise giderek şirket merkezli bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Sağlık hakkı piyasalaştırılırken, kamu kaynakları şehir hastaneleri modeli üzerinden uzun vadeli şirket sözleşmelerine bağlanmış; yurttaşlar sağlık hizmetine erişimde giderek daha fazla eşitsizliğe mahkûm edilmiştir. Mahalle ölçeğinde sağlık altyapısının zayıflatılması, özellikle aile sağlığı merkezlerinin (ASM) tasfiyesi, toplumsal bakım yükünü omuzlayan kadınların sağlık hizmetine erişimini zorlaştırmakta; kamucu ve eşitlikçi sağlık anlayışını geriletmektedir.

Ayrıca söz konusu taşınmazın geçmişte bağışlarla veya kamusal amaçlarla halkın kullanımına sunulduğu yönündeki bilgiler dikkate alındığında, bu alanın özelleştirilmesi yalnızca siyasi ve etik açıdan değil, hukuki açıdan da ciddi sorunlar doğurmaktadır. Bağış yoluyla kamuya kazandırılan taşınmazların bağış amacına aykırı biçimde satışa konu edilmesi; bağış şartlarının ihlali, kamusal güvenin zedelenmesi ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir.

Öte yandan İstanbul'un deprem gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, kamusal alanların toplanma merkezi, geçici barınma alanı, sahra hastanesi ve lojistik koordinasyon noktası olarak hayati bir işlev taşıdığı açıktır. Buna rağmen merkezi konumda bulunan kamu arazilerinin satışa çıkarılması, afet riski yüksek bir kentte kamusal sağlık ve yaşam güvenliğinin zayıflatılması anlamına gelmektedir.

Mahalle halkının "Koşuyolu'nun kalbi satılamaz" diyerek tepki gösterdiği bu süreç; kent hakkını, sağlık hakkını ve çevre hakkını doğrudan etkileyen bir rant politikası olarak değerlendirilmektedir. Sürecin hangi sermaye gruplarına alan açtığının, hangi şirketlerin devreye girdiğinin ve hangi plan değişikliklerinin hazırlandığının kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.

Koşuyolu sakinleri, sivil toplum kuruluşları ve hukukçular; "Koşuyolu'nun kalbi satılamaz!" diyerek bu "sağlıkta rant" projesine karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi başlatmıştır. Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Türkiye genelinde toplam 55 taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasında hangi ölçütler esas alınmıştır? Bu kararın dayandığı idari, mali ve ekonomik gerekçeler nelerdir?

  2. Söz konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin karar sürecinde Bakanlığınızın görüşü alınmış mıdır? Alındıysa Bakanlığınız tarafından hangi gerekçelerle ne yönde görüş bildirilmiştir?

  3. Koşuyolu Kalp Hastanesi'nin bulunduğu 20 bin 854 metrekarelik alan ile eski Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi, eski Şişli Etfal Hastanesi ve Aile Sağlığı Merkezi arazilerinin satış listesine dahil edilmesinin somut gerekçesi nedir?

  4. Satış listesine alınan söz konusu taşınmazların edinim biçimi nedir? Bu taşınmazlar bağış yoluyla mı, kamulaştırma yoluyla mı veya başka bir yöntemle mi kamu mülkiyetine geçmiştir?

  5. Taşınmazların bağış yoluyla edinilmiş olması halinde; bağış protokolünde, tahsis belgelerinde veya tapu kayıtlarında "sağlık tesisi", "kamusal hizmet", "kamu yararı" gibi kullanım şartları bulunmakta mıdır?

  6. Bağış şartı veya tahsis amacı bulunmasına rağmen satış ya da özelleştirme yapılması halinde, bu işlem bağış amacının ihlali anlamına gelmeyecek midir? Bu konuda Bakanlığınız tarafından alınmış herhangi bir hukuki görüş veya rapor bulunmakta mıdır?

  7. Bu taşınmazların özelleştirilmesi halinde bağışçıların veya mirasçılarının dava açması durumunda oluşabilecek kamu zararı riskine ilişkin Bakanlığınızca herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır?

  8. Söz konusu alanların geçmişte sağlık tesisi olarak kullanılmış olması dikkate alındığında, Bakanlığınız bu taşınmazları yeniden kamusal sağlık hizmetine kazandırmayı planlamakta mıdır?

  9. Bu alanların özelleştirilmesiyle birlikte Koşuyolu Kalp Hastanesi'nin ve satış listesinde yer alan diğer sağlık kurumlarının kamusal sağlık hizmeti sunma işlevi sona mı erecektir? Bu alanlar halkın kullanımından tamamen çıkarılacak mıdır?

  10. Mahalle içindeki sağlık tesislerinin ve Aile Sağlığı Merkezi arazilerinin ticarileştirilmesinin; yaşlılar, engelliler ve özellikle bakım yükünü üstlenen kadınların sağlık hakkına erişimi üzerindeki etkilerine dair herhangi bir sosyal etki analizi yapılmış

  11. Kadıköy ilçesi ve çevresinde kamu hastanesi, acil servis, poliklinik, Aile Sağlığı Merkezi ve benzeri sağlık hizmetlerinin mevcut kapasite ihtiyacına ilişkin Bakanlığınızın güncel bir çalışması bulunmakta mıdır? Bulunmakta ise Kadıköy ilçesi ve çevresinde kişi başına düşen kamu sağlık hizmeti kapasitesi (yatak sayısı, poliklinik kapasitesi, acil hizmet kapasitesi) nedir?

  12. Özelleştirme sonrasında Koşuyolu'ndaki 20 bin 854 metrekarelik alanda ve satış listesine alınan diğer sağlık taşınmazlarında ne tür bir yapılaşma veya kullanım planlanmaktadır? Bu alanların özel hastane, konut, AVM veya başka ticari amaçlarla değerlendirilmesi hedeflenmekte midir?

  13. Bu alanların özelleştirilmesine zemin hazırlamak amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya ilgili belediyeler nezdinde imar planı değişikliği yapılmış mıdır ya da plan değişikliği girişiminde bulunulmuş mudur? Bulunulmuş ise hangi tarihte, hangi kurum tarafından, hangi plan kararları doğrultusunda işlem tesis edilmiştir?

  14. Söz konusu taşınmazların satışına veya kiralanmasına yönelik ihale süreci başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa ihale süreci hangi aşamadadır?

  15. Bu satışlardan elde edilmesi öngörülen gelir hangi amaçlarla kullanılacaktır? Söz konusu gelir kamusal sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine mi aktarılacaktır, yoksa farklı alanlarda rant odaklı projelere mi yönlendirilecektir?

  16. Kamusal hafızası, tarihsel ve sosyal değeri bulunan bu alanların özelleştirilmesinin, yerel ekonomik ve sosyal yapı üzerinde yaratacağı olumsuz sonuçlara ilişkin Bakanlığınızca herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır?

  17. "Sağlıkta rant" uygulamalarına karşı bu özelleştirme kararına itiraz eden halkın, meslek örgütlerinin, sendikaların, hukukçuların ve muhalefet partilerinin görüş ve itirazları dikkate alınacak mıdır?

  18. DEM Parti olarak defalarca dile getirdiğimiz üzere, kamu varlıklarının tasfiyesi ve sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine yönelik politikalardan vazgeçilecek midir? Yoksa söz konusu 55 taşınmazın satış listesine alınması, yeni bir özelleştirme dalgasının başlangıcı mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanı ·

İlgi yazınız ekinde alınan İstanbul Milletvekili Sayın Kezban KONUKÇU'ya ait yazılı soru önergesine ilişkin olarak, Bakanlığımız tarafından hazırlanan cevap metni ektedir.

Bilgilerini ve gereğini arz ederim.

Devlet Mah. Dikmen Cad. No: 12, M Blok, Kat: 3-4

7/43719 Esas Sayılı Soru Önergesine İlişkin Olarak Hazine ve Maliye Sayın Kezban KONUKÇU, öncelikle şahsıma yönelik olarak Bakanlığımıza sunduğunuz yazılı soru önergeniz için teşekkür ederim.

Özelleştirme kapsam ve programına alınacak şirket ve varlıklar; kalkınma planları, orta vadeli program, stratejik planlar ve etkin bir piyasa oluşturma hedefi doğrultusunda Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmektedir. Bu kapsamda, özelleştirilecek varlıkların değer tespit işlemleri, 4046 sayılı Kanunun "Özelleştirme Yöntemleri, Değer Tespiti, İhale Yöntemleri" başlıklı 18 inci maddesi çerçevesinde yürütülmektedir.

Taşınmazların özelleştirilmesinden elde edilecek gelir, 16.03.2026 tarihli ve 11079 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince, giderler düşüldükten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yenileme ve yeni sağlık tesislerinin finansmanında kullanılmak üzere Hazineye aktarılmaktadır.

Özelleştirme kapsam ve programına alma işlemi, nihai özelleştirme kararı olmadığından teknik inceleme ve değerlendirme çalışmaları bu aşamada devam etmekte ve kamu yararı azami seviyede gözetilmek suretiyle söz konusu taşınmazlara ilişkin detaylı yapılacak çalışmalar neticesinde, kamu yararı açısından veya bağış şartı bulunan taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programından çıkartılabilmektedir.

Diğer taraftan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ek 3 üncü maddesi uyarınca, özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazlara, kamu yararı gözetilerek çevresiyle uyumlu fonksiyon ve yapılaşma şartları getiren imar planı çalışmaları yürütülmektedir. Yürütülen imar planı çalışmalarında kentsel yaşam standartlarının korunması amacıyla sosyal ve teknik altyapı alanlarının korunmasına dikkat edilmektedir.

Öte yandan, soru önergesinde bahsi geçen diğer hususlar, Sağlık Bakanlığı uhdesinde bulunmaktadır.

Devlet Mah. Dikmen Cad. No: 12, M Blok, Kat: 3-4

Mehmet ŞİMŞEKBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir