Bir cenazenin defnedilmesi ile ilgili çeşitli iddialara ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 106 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasanın 98 ve İç
Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 05.09.2023
Gülüstan Kılıç Koçyiğit Kars Milletvekili
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye'de ölülere yönelik çok yönlü şiddet uzun zamandır farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Oysa kişi hakları ölümden sonra da devam eden bir haktır. Bu bağlamda ölünün hatırasına yönelik bu kötü muamele, aynı zamanda suç teşkil etmektedir.
Geçtiğimiz 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde, 2020 yılında hava saldırısında yaşamını yitiren Yılmaz Uzun'un cenazesi ailesine kutu içinde teslim edilmiştir. Uzun'un ailesi,çocuklarının yaşamını yitirdiği 2020 tarihinde kan örneği verdiğini ve sonuçları çıktığını ancak buna rağmen cenazenin kimsesizler mezarlığına defnedildiğini ifade etmiştir. Aradan geçen üç yılın sonunda ise cenaze, aileye bir kutu içerisinde teslim edilmiştir. Ancak yaşanan şiddet sarmalı bununla da bitmemiş Uzun'un cenazesinin dini ritüellere uygun biçimde defnedilmesi kolluk gücü tarafından engellenmiştir. Cenaze aileye teslim edildikten sonra cenazenin defnedileceği Erzurum ilinin Tekman ilçesine bağlı Bastok (Çukuryayla) köyü ablukaya alınmıştır. Askerler köyün muhtarını arayarak camide cenaze namazı kılınmasının yasaklandığını iletmiş; köyde evlerin önüne askerler konuşlandırılarak köylülerin defin törenine ve yasa katılması engellenmiştir. Üç gün boyunca köyün camisinde ezan okunmamış olması da yaratılan baskının bir diğer tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
Defin hukuku iç hukukta 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2000/41, 2000/42 ve 2000/43 tarih ve sayılı genelgeleri ile düzenlenmiştir. Yine Anayasa metninde kişilere ölümlerinden sonra uygun bir defin imkanı sağlanması gerektiğine ilişkin yer alan açık hükmün haricinde anayasada insan onuru, işkence ve eziyet yasağı ile özel hayatın korunmasına dair ilkeler de açıkça yer almaktadır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de açıkça gömülme ve kişinin yakınlarını gömebilme hakkı düzenlenmemiş ise de AİHS"ın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını koruyan 8. maddesi buna dair önemli tespitlere yer verilmiştir. Örneğin defin ve cenaze törenlerinin yapılması ve bunlara katılımın koşulsuz sağlanması açıkça ifade edilmiştir. Cenazeye katılımın yanı sıra mezarlıkların korunması iç hukukta olduğu kadar uluslararası hukukta da tartışmasız kabul gören bir olgudur. Kaldı ki mezarlıklar tüm inançlar bazında kutsal mekanlardır ve ibadethanelerle benzer statüde tutulmaktadırlar,
Mezarlıklar, bir insanın naşının son dinlenme yeridir. Bu bağlamda mezarlıkların tahribatı yasal düzenlemelerin yanı sıra dinsel kurallara göre de yasaklanmıştır. Türk Medeni Kanununun 28 inci maddesi kapsamında, ölümle kişilik sona ermekle birlikte, ölüm sonrası kişiliğin korunması, kişisel özgürlük anlamında tanınması gereken bir haktır. Bir kişinin hayatı süresince, kendi ölümü sonrasında gelecekte cesedinin akıbetini belirlemek ve yetkisiz müdahalelerin engellemesini isteme hakkına sahip olduğu gerçeği ise göz ardı edilmemelidir. Nitekim bu nedenledir ki ölüm sonrası kişilik haklarının korunması gerekliliği ceza hukukunda da düzenlenmiştir. Ceza kanununda düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunda, Ookorunan hukuki değer ölenin kişilik (O haklarıdır. Fakat (Yılmaz Uzun'un naaşına yapılan uygulamalar, hukuki ve dini değerlerin tümünün rafa kaldırıldığı bir hadisedir.
Bu bağlamda;
I- Yılmaz Uzun'un ailesi tarafından verilen kan örneği ile ölünün teşhis edildiği ve kimsesizler mezarlığına gömüldüğüne dair bilginin kaynağı nedir?
SORULAR
Yılmaz Uzun'un cenazesi kimsesizler mezarlığında mıydı? Cenaze kimsesizler mezarlığında değilse 3 yıl müddetince neredeydi?
Neden cenaze 3 yıl boyunca aileden saklanmış ve aileye definin kimsesizler mezarlığına yapıldığına dair yanlış bilgi verilmiştir? Bu konuda sorumluluğu olanlar ve aileye eza çektirenler tespit edilecek ve haklarında yargısal işlem başlatılacak mıdır?
Yılmaz Uzun hadisesinde olduğu gibi cenazelerin ailelere kutu içinde teslimine dair bir düzenleme mevcut mudur? Bu düzenlemenin gerekçe ve dayanağı var mıdır?
Cenazelerin kutu içinde teslim edilmesi ölünün manevi şahsiyetine hakaret suçu teşkil etmiyor mu? Bu aynı zamanda ailelerin defin ve dini ritüelleri yerine getirme haklarının ihlali değil midir?
Cenazenin "kutu içerisinde" aileye tesliminin ardından neden köy abluka altına alınmıştır?
Askerler köy muhtarını arayarak köyde cenaze namazı kılınmasının yasaklandığını ifade etmiş midir? Dini bir ritüel olan cenaze namazı kılınması hangi gerekçeyle hangi mevzuata dayanılarak yasaklanmıştır? Bu aynı zamanda inanç özgürlüğünün de ihlali değil midir?
Askerin dini bir vecibeyi yasaklama yetkisi var mıdır? Bu yetki kim tarafından verilmiştir?
Üç gün boyunca köyün camisinde ezan okunmamış olmasının gerekçesi nedir? Bu konuda hukuka aykırı tutum ve davranış gösterenler hakkında yargısal işlem başlatılacak mıdır?
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2000/41, 2000/42 ve 2000/43 tarih ve sayılı genelgeleri, neden Yılmaz Uzun'un cenazesi için askıya alınmıştır? Yasaları askıya alma gücü ve yetkisi nereden gelmektedir?
Kişinin yakınlarını gömebilme hakkı, hangi nedenle ihlal edilmiştir? Yasal bir dayanak mevcut mudur? Böyle bir yasal dayanak olmadığı halde neden hukuktan ayrılma yöntemi tercih edilmiş ve cenazeye saygısızlık zincirleme bir şekilde devam ettirilmiştir? 11- Kişinin hatırasına hakaret suçu işleyenlerin yargılanması sağlanacak mıdır?
Daha evvel de sıklıkla gerçekleşen ölülere işkence, kutu içinde aileye teslim edilme, mezarlıkların tahribi gibi uygulamaların önlenmesine dair tedbir alınması gündeminizde olacak mıdır?
Cenazeler ve mezarlıklar kişinin yakınları açısından kutsal nitelikte olup bu kutsallara hakaret ve saldırı gerçekleştirenlerin fiili halkların manevi duygularına yönelik bir suç olup bu suçlara dair yaptırım uygulanmamasının izahı nedir?
Bireylerin yas tutma hakkı yasaklanabilir mi? Hangi kriterler gözetilerek Uzun ailesinin yas tutma hakkı engellenmiştir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1290201 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/4399 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-778-3658/6711 Konu : Yazılı soru önergesi R/4U2023
Sayın Gülüstan KILIÇ KOÇYİĞİT Kars Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/4399 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
I- "Ölünün kimliğini belirleme ve adli muayene" kenar başlıklı 86. maddesinin ikinci fıkrasında, ölünün adli muayenesinde tıbbi belirtilerin, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulguların saptanacağı,
2- "Otopsi" kenar başlıklı 87. maddesinin birinci fıkrasında, otopsinin, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılacağı, müdafi veya vekil tarafından getirilen hekimin de otopside hazır bulunabileceği, zorunluluk bulunduğunda otopsi işleminin bir hekim tarafından da yapılabileceği, bu durumun otopsi raporunda açıkça belirtileceği,
3- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla çoruşturina evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
4- "Şüpheli ölümün ihbarı" kenar başlıklı 159. maddesinin birinci fıkrasında, bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi halinde, kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık veya cenaze işleriyle görevli kişilerin, durumu derbâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlü oldukları,
5- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fikrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden Z6X€3410 - rUEJVSN - kg3jISm2b - WOEXWOS ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
6- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
7- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
C) Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Morg ihtisas dairesi" kenar başlıklı 10. maddesinin üçüncü fikrasının (c) bendinde; otopsinin sonuçlanması veya hüviyetin tespitinden sonra morg ihtisas dairesiyle ilgisi kalmayan ceset veya beraberindeki materyalin, tahkikatı idare eden hâkim veya Cumhuriyet savcısı veya hüviyet tespiti için gönderilen makam tarafından gömülmesinde sakınca olmadığını bildiren yazılı belge üzerine ailesine veya yakınlarına veya kimsesiz ise onbeş gün içinde belediyeye veya mülki idare amirliğine teslim edileceği; kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen ailesi veya yakınları tarafından beş gün içinde teslim alınmayan cesetlerin de belediyeye veya mülki idare amirliğine gömülmek üzere teslim edileceği,
Hükümlerine yer verildiği malâmlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, şüpheli ölümler üzerine başlatılacak soruşturmalarda, ölü muayenesi ve otopsi de dâhil olmak üzere, tüm adli işlemlerde yetki ve sorumluluk, Cumhuriyet savcılarına ait olup, Bakanlığımız veya başka herhangi bir makam, organ veya merci tarafından Cumhuriyet savcılarına müdahalede bulunulması söz konusu değildir.
U- Erzurum ve Siirt Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 13/10/2023 tarihli cevaplarda;
A) Soru önergesinde bahsi geçen 16/09/2020 tarihli olay sonrası, yasal süre içinde herhangi bir başvuru yapılmadığından adı geçenin cenazesinin kimlik tespit işlemlerinin gerçekleştirilemediği ve 02/10/2020 tarihinde defhedildiği, 04/06/2021 tarihinde adı geçenin babasının Siirt Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusu üzerine yapılan incelemeler neticesinde Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 02/08/2021 tarihli raporuyla kimlik tespitinin yapıldığı, 01/09/2023 tarihli başvurusu üzerine ise adı geçenin cenazesinin mevzuata uygun şekilde babasına teslim edildiği,
B) Soru önergesinde bahsi geçen mezarlığa saldırıda bulunulması iddialarına ilişkin olarak başlatılan soruşturmanın devam ettiği,
Bildirilmiştir.
I11- İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta; soru önergesinde bahsi geçen cenaze namazının kılınmaması ve üç gün boyunca köy camisinde ezanın okunmaması hususlarında baskı yapılması ile köye giriş ve çıkışların kapatılması iddialarının gerçeği yansıtmadığı bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden Z6X6340 - PUEJVSN - kgJSm2b - WOEXWO- ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan