İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/44156 CEVAPLANMADI

TRT'nin yayın politikasına ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 155 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet YILMAZ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96 maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.

TRT, adı üzerinde "Türkiye Radyo Televizyon Kurumu."

Yani bir partinin, bir grubun ya da bir iktidarın değil; bu Ülkenin tamamının kurumu. Ancak gelinen noktada, kamu yayıncılığı ilkesinden giderek uzaklaşan, toplumun geniş kesimlerinde "tarafsızlığını yitirdiği" algısını güçlendiren bir yayın çizgisiyle karşı karşıyayız.

Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Kamu yayıncılığı; çoğulculuk, tarafsızlık ve denge demektir. Farklı görüşlerin eşit şekilde temsil edilmesi, eleştirel seslerin susturulmaması ve toplumun tüm renklerinin ekrana yansıtılmasıdır. TRT'nin varlık nedeni budur. Çünkü TRT, sadece bir medya kuruluşu değil; aynı zamanda kamu adına yayın yapan, finansmanının önemli bir kısmını doğrudan ya da dolaylı olarak Vatandaşlardan sağlayan bir kurumdur. Elektrik faturalarına yansıyan paylardan, vergilere kadar uzanan bu finansman yapısı, TRT'yi her Vatandaş karşısında sorumlu kılar.

Peki bugün tablo ne?

Siyasi tartışma programlarında tek seslilik, haber bültenlerinde belirgin bir yön, eleştirel bakışın sınırlı ya da görünmez oluşu...

Bu durum, sadece muhalif kesimlerin değil, tarafsız bir yayıncılık bekleyen geniş bir kitlenin de güvenini zedeliyor. Oysa güven, kamu yayıncılığının temelidir. Güven kaybolduğunda, geriye sadece bir "yayın" kalır; kamu hizmeti değil.

TRT'nin sorunu sadece neyi yayınladığı değil, neyi yayınlamadığıdır. Görünmeyen, duyulmayan, yer verilmeyen her ses; kamu yayıncılığındaki eksikliğin bir parçasıdır. Bir Ülkede kamu kanalı, toplumun yalnızca bir kesimini temsil ediyorsa, orada eksik olan sadece yayın dengesi değil, demokratik temsilin kendisidir.

Bu mesele "beğenip beğenmeme" meselesi değildir. Bu, anayasal düzeyde güvence altına alınmış eşitlik ve tarafsızlık ilkesinin hayata geçirilip geçirilmediği meselesidir. TRT'nin görevi, iktidarı güçlendirmek değil; toplumu bilgilendirmek, farklı görüşleri adil bir şekilde sunmak ve kamu yararını gözetmektir.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Kamu yayıncılığı, iktidarlar değişse bile kalıcıdır. Ama güven bir kez kaybedildiğinde, geri kazanılması çok daha zordur. TRT'nin bugün yapması gereken şey, herhangi bir siyasi odağa yakın ya da uzak olmak değil; herkese eşit mesafede durmaktır. Çünkü bu kurum, bir kesimin değil, 85 milyonun kurumudur.

Bu Bağlamda;

SORULAR

  1. TRT'nin yayın politikalarının tarafsız ve çoğulcu olduğuna dair elinizde somut, ölçülebilir veriler var mı? Varsa neden kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmıyor?

  2. TRT ekranlarında farklı siyasi görüşlerin temsil oranları nasıl belirleniyor? Bu konuda bağımsız bir denetim mekanizması var mı?

  3. Kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir kurumda, eleştirel görüşlerin sınırlı yer bulması nasıl açıklanıyor? Bu durum kamu yayıncılığı ilkeleriyle nasıl bağdaşıyor?

  4. TRT'nin yönetim yapısı ve editöryal karar süreçleri, siyasi etkilerden tamamen bağımsız mı?

  5. Eğer öyleyse, bu bağımsızlık nasıl güvence altına alınıyor?

  6. Toplumun önemli bir kesiminde oluşan "tarafsız değil" algısını gidermek için bugüne kadar hangi somut adımlar atıldı?

  7. TRT'nin gerçekten "kamu yayıncısı" olması için şeffaflık ve hesap verebilirlik adına yeni bir reform planı var mı?

  8. Ve en temel soru: TRT, tüm Vatandaşların eşit şekilde temsil edildiği bir platform mu olacak, yoksa belirli bir siyasi çizginin yayın organı gibi algılanmaya devam mı edecek?

    Bu soruların cevabı sadece bir kurumun değil, kamu yayıncılığı anlayışının geleceğini belirleyecek. Çünkü TRT'nin tarafsızlığı, aslında toplumun kendine olan güveninin bir yansımasıdır.

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir