İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/44399 CEVAPLANMADI

Hakkari'de İŞKUR tarafından yapılan işe alımlarla ile ilgili iddialara ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 4 Mayıs 2026 tarihinde 7/44399 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'de İŞKUR tarafından yapılan işe alımlarla ile ilgili iddialara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44399, 4 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44399-hakkari-de-iskur-tarafindan-yapilan-ise-alimlarla-ile-ilgili-iddialara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8975746e-87b4-4acb-8898-019df6e53abd

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 164 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Basına sızan görüntüler, ses kayıtları ve kamuoyuna yansıyan beyanlar çerçevesinde; Hakkari ilimiz ve bağlı ilçelerinde Türkiye Iş Kurumu (İŞKUR) üzerinden yürütülen istihdam süreçlerinin, normatif çerçevede tanımlanan liyakat, eşitlik, şeffaflık ve kamu yararı ilkelerinden sistematik biçimde uzaklaştırıldığına dair kuvvetli iddialar ortaya çıkmıştır. Söz konusu veriler, yalnızca münferit usulsüzlük şüpheleriyle sınırlı kalmamakta; kamu gücünün partizanca tahsisi, idari vesayetin araçsallaştırılması ve seçim süreçlerine dolaylı müdahale iddialarını içeren çok katmanlı bir yönetişim krizine işaret etmektedir. Basına yansıyan toplantı kayıtlarında, AKP Hakkâri II Başkanı Zeydin Kaya'nın; İŞKUR alımlarına ilişkin "liste usulü" belirlemelerin yapıldığını, bu listelerin parti teşkilatları eliyle şekillendirildiğini ve kamu görevlilerinin bu süreçte yönlendirildiğini ifade ettiği görülmektedir. Aynı bağlamda, listelerin paylaşılmaması halinde kamu görevlileri hakkında "gereğinin yapılacağı" yönünde sarf edilen ifadeler, idarenin tarafsızlığı ilkesinin ihlali ve kamu görevlileri üzerinde hiyerarşi dışı baskı kurulması iddialarını güçlendirmektedir. Bu durum, kamu yönetimi etiği ile birlikte Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat bakımından da değerlendirilmesi gereken ciddi bir hukuki alan doğurmaktadır.

Öte yandan, "sıfır gelir" kriterinin sosyal devlet ilkesine uygun biçimde dezavantajlı kesimleri koruyan nesnel bir araç olarak değil; siyasal sadakat ve örgütsel aidiyet temelinde esnetilen, hatta manipüle edilen bir filtreye dönüştürüldüğüne ilişkin beyanlar dikkat çekmektedir. Aynı hane içinde birden fazla çalışan bulunmasının otomatik dışlama gerekçesi yapılması, buna karşılık belirli kişilerin bu kriterler dışında tutulduğuna dair iddialar; eşitlik ilkesinin ihlali ile birlikte idari işlemlerde ölçülülük ve nesnellik ilkelerinin zedelendiğini göstermektedir. Şedinli ve Esendere başta olmak üzere ilçe düzeyinde ortaya çıkan tartışmalar ise, sürecin yalnızca bir idari aksaklık değil; önceden hazırlanmış listeler, verilen sözler ve seçim beklentileri üzerinden şekillenen bir dağıtım mekanizması olarak kurgulandığını düşündürmektedir. "Herkese iş verileceği" yönündeki vaatler ile sonrasında ortaya çıkan sonuçlar arasındaki uyumsuzluk; kamu kaynaklarının tahsisinde öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiğine işaret etmektedir.

Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Daha da önemlisi, söz konusu toplantılarda dile getirilen bazı ifadelerde; mülki idare amirlerinin seçim süreçlerine "taşımalı oy" gibi yöntemlerle etki ettiğine dair iddiaların yer alması, demokratik seçimlerin serbestliği ve dürüstlüğü ilkeleri açısından son derece ağır bir tabloyu ortaya koymaktadır. Bu iddialar, seçim güvenliği, idarenin tarafsızlığı ve kamu gücünün sınırları bağlamında çok yönlü bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Hakkari'de İŞKUR alımlarına ilişkin daha önce verdiğimiz soru önergeleri, yaptığımız basın toplantıları ve uyarıların karşılıksız kalması; denetim mekanizmalarının etkisizleştirildiği, şeffaflığın sistematik biçimde zayıflatıldığı ve söz konusu uygulamaların süreklilik arz eden bir yapıya dönüştüğü yönündeki kaygıları artırmaktadır. Basına sızan bu veriler, hukuki açıdan "iddia" niteliği taşımakla birlikte; içerdiği somutluk, tutarlılık ve çoklu beyanlar nedeniyle resen ve bütüncül bir incelemeyi gerektiren güçlü emareler sunmaktadır.

Bu çerçevede; kamu istihdamının siyasal sadakat temelinde yönlendirildiği, mülki idarenin tarafsızlığını yitirdiği ve seçim süreçlerinin kamu gücü aracılığıyla dolaylı biçimde etkilenmeye çalışıldığı yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulması; hukuk devleti ilkesinin korunması, kamu yönetimine duyulan güvenin yeniden tesisi ve toplumsal adaletin sağlanması bakımından zorunludur.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Basına yansıyan görüntüler doğrultusunda resen başlatılmış bir soruşturma var mıdır?

  2. Görevi kötüye kullanma ve kamu gücünün sistimali kapsamında işlem yapılmış mıdır?

  3. Seçim suçları kapsamında herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?

  4. Kamu görevlilerine baskı kurulması iddiası hangi suç tipine girmektedir ve bu kapsamda işlem yapılmış mıdır?

  5. Hakkâri'de İŞKUR alımlarında usulsüzlük iddialarıyla ilgili açılmış dava sayısı kaçtır?

  6. Savcılıkların bu tür iddialar karşısında resen harekete geçmesi yönünde bir politika mevcut mudur?

  7. Söz konusu iddialarda adı geçen kişiler hakkında yürütülen soruşturma bulunmakta mıdır?

  8. Delil niteliği taşıyan ses ve görüntü kayıtlarının hukuki değerlendirmesi yapılmış mıdır?

  9. Kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılması hangi yaptırımlara tabidir?

  10. Bu olay özelinde yargının etkin ve hızlı işlemesi için alınan tedbirler nelerdir?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir