İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/44512 GEÇ CEVAPLANDI · 90 GÜN

Çalışma hayatında yaşanan sorunlara ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 90 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 75 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki somlarımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim

Anayasa'da çalışma hakkı ve iş güvencesi aşağıdaki maddelerle düzenlenmiştir. Şöyle ki; Madde-49; Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. "Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korümü, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır."

Madde-50; Kimse, yaşma, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. "Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar."

Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Madde-51; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayılmaya zorlanamaz." Madde-54; "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler."

Madde-55; Ücret emeğin karşılığıdır. "Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur."

Bu Anayasa hükümleri çerçevesinde 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler düzenlenmiş ve böylece çalışma hakkı ve iş güvencesi yasal güvence altına alınmıştır. Ancak ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sebepler çalışma hayatını düzenleyen ve çalışanı koruyan bu hükümlerinin çoğunu işlevsiz bırakmıştır.

Bu çerçevede ülkemizde yaklaşık toplam çalışanların yarısı 28.075,50 TL ile asgari ücretlidir ve öyle görülüyor ki, 2026 yılını bu rakamla tamamlanacaktır.

TÜRK-İŞ, Nisan Ayı açlık sınırını 34 bin 587 TL ve yoksulluk sınırını ise 112 bin 661 TL olarak açıklamıştır. Mutfak enflasyonu aylık %5,47 on iki aylık %43,89 yıllık ortalama %40 olarak hesaplanmıştır.

Bugün itibarıyla asgari ücret 6 bin 500 TL açlık sınırının altında olmasına rağmen sadece bir kez zam yapılmış ve ara zam beklentisi de düşüktür. Hal böyleyken, bu durumdan çalışanlar, özellikle de güvencesiz çalışan işçi kesimi çok daha ağır etkilenmiştir.

Doğal sonuç olarak, gerekçesiz ve tazminatsız işten çıkarma, kötü koşullarda çalıştırma, enflasyon ve hayat pahalılığına karşı özlük haklarında gerekli iyileştirme yapmama, sendikal çalışmalara mesafeli olma, grev başlatma, emek sömürüsüne karşı iş yavaşlatma ve bırakma gibi hem işçi hem de işveren tarafından birçok eylem ve uygulamalara gidilmiştir.

İSİG Meclisi'nin yüzde 81'ini ulusal basından; yüzde 19'unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından tespit ettiklerini belirttikleri verilere göre 2025 yılında en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.

Bununla birlikte ilgili yönetmelik kapsamında iş sağlığı ve güvenliğine yönelik uygulama ve denetimde eksiklikler, mevsimlik işçi sorunları, kamuda "eşit işe eşit ücret" politikası, ücretlerin zamanında ödenmesi ve nitelikli istidam gibi etkinlik, verimlik ve ekonomiklik ilkelerine aykırı çeşitli problemler yaşanmaktadır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Ülkemizde son 1 yılda toplu işten çıkarma, iş bırakma, grev, protesto vb. kaç eylem meydana gelmiştir? Bu olaylar karşısında ilgili düzenleyici ve denetleyici bakanlık sıfatıyla işçi ve işveren sendikalarının görüş ve taleplerine başvurulmuş mudur? İşçi işveren arası yaşanan bu tarz anlaşmazlıkları çözmek üzere kurulan bir arabuluculuk sistemi var mıdır? Varsa bugüne kadar bu sistemle kaç uyuşmazlık çözülmüştür?

  2. Ülke genelinde son 1 yılda kaç çalışan işten çıkarılmıştır? Çıkarma gerekçeleri nelerdir?

  3. Bu işlem hangi mevzuat hükümlerine dayanılarak yapılmıştır? Söz konusu kişilere kıdem tazminatı, ihbar süresi ve yeni iş arama zamanı tanınmış mıdır? Bu yasal hakların tanınmaması sebebiyle yargıya intikal eden kaç vaka bulunmaktadır?

  4. Anayasal bir hak olduğu halde sendika üyeliği veya üye olma girişimi sebebiyle işten çıkarılan çalışan var mıdır? Bu hususta tarafınıza ulaşan bir talep veya şikâyet bulunmakta mıdır? Şayet varsa konuyu düzeltmek ve mağduriyeti gidermek bakımından bir çalışmanız var mıdır?

  5. Anayasanın,Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulunduruluri hükmü gereği ülkemizdeki enflasyon, açlık ve yoksulluk sınırına karşı çalışanı korumak bakımından bir planınız var mıdır? Yılın ikinci yarısında asgari ücrete yönelik bir ara zam yapmayı düşünüyor musunuz?

  6. Meydana gelen iş kazaları/cinayetleri dikkate alınarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli tedbirlerin alındığını düşünüyor musunuz? Ilgili düzenleyici ve denetleyici bakanlık sıfatıyla kamu/özel sektörde ilgili yönetmelik hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği hükümleri nasıl sağlanmaktadır? Denetimler ne sıklıkta yapılmaktadır? Bu hususta merkezi bir takip ve kontrol mekanizması bulunmakta mıdır?

  7. Kötü yaşam koşullarında barınan ve emeklerinin karşılığını alamayan mevsimlik işçilerinin hak ve menfaatlerini güvence altına almaya yönelik bir çalışmanız var mıdır? Bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapmayı düşünüyor muşunuz?

  8. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum ve TUIK'in Nisan Ayı mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı %31,5 olması durumu dikkate alınarak 29/04/2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı gereği işsizlik fonuna yapılan devlet payının %'den %0,5'e düşürülmesini doğru buluyor musunuz? Bu durumun gerekçesi nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·

İlgi yazınız ile Tekirdağ Milletvekili Sayın Cem AVŞAR tarafından yöneltilen 7/44512 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur. i4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için ücretlerin asgari hadlerinin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile Asgari Ücret Yönetmeliğinde belirlenen ilke ve esaslara göre belirleneceği öngörülmüştür. Asgari ücret, brüt olarak tespit edilmekte ve kanuni kesintiler yapıldıktan sonra kalan miktar işçiye ödenmektedir. Asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup işçilere Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen miktarın altında bir ücretin ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Asgari ücretin üzerindeki ücret ve sosyal haklar ise, işçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri ve taraflar arasında gerçekleşen toplu iş sözleşmeleri ile ya da işyeri personel yönetmelikleriyle serbestçe belirlenebilmektedir.

6331 sayılı Iş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemek olup ilgili Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanmaktadır. Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak için mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri alması işverenin yükümlülüğündedir.

Iş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlığımız iş müfettişlerince yapılmakta olup işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde uygulanacak idari para cezaları ve uygulamalarına yönelik hususlar Kanunun 26 ncı maddesinde düzenlenmiştir.

Yine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yürütülen iş kazası soruşturmalarında tespitler yapılmakta olup bahse konu soruşturmalar sonucu düzenlenen raporlar, gerekli iş ve işlemlerin tesisi için SGK'nın ilgili birimlerine intikal ettirilmektedir.

İşsizlik Sigortası Fonu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile kurulmuş olup Fon'un amacı sadece prim ödeyenlere işsiz kaldıklarında ödeme yapmak ve aktif işgücü programlarını finanse etmek değil, aynı zamanda istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak, işgücünün niteliklerini artırmak, işgücü piyasası araştırmaları da yapmaktır. yer almaktadır."

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir