Hakkari'de son yıllarda artış gösteren intihar ve şüpheli ölümlere ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 12 Mayıs 2026 tarihinde 7/44651 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 125 gün sonra, 14 Eylül 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'de son yıllarda artış gösteren intihar ve şüpheli ölümlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44651, 12 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44651-hakkari-de-son-yillarda-artis-gosteren-intihar-ve-supheli-olumlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/79144259-8ab3-4af6-8298-019e20551cfc
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 125 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Hakkâri'de son dönemlerde art arda yaşanan intiharlar ve şüpheli ölümler, artık tekil olaylar üzerinden okunamayacak ölçüde yapısal bir toplumsal kırılmayı görünür hale getirmiştir. Özellikle gençler ve kadınlar arasında yoğunlaşan bu ölümler, yalnızca bireysel yaşam hikâyelerine indirgenebilecek psikolojik vakalar değil; ekonomik yoksullaştırma, siyasal kuşatma, sosyal güvencesizlik ve geleceksizleştirme politikalarının yarattığı ağır toplumsal iklimin sonuçlarıdır.
Son olarak 8 Mayıs 2026 tarihinde Hakkâri merkez Berçelan Mahallesi'nde 17 yaşındaki A.Z. isimli genç kadın, yaşadığı binanın 4'üncü katından düşerek ağır yaralanmış, kaldırıldığı Hakkâri Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirmiştir. Olayın oluş biçimine ilişkin kamuoyunda ciddi soru işaretleri bulunmasına rağmen, süreç yine sınırlı bilgi akışı pratiği içerisinde ilerlemektedir. Türkiye'de özellikle kadınların yaşamını yitirdiği çok sayıda olayın "intihar", "yüksekten düşme" ya da "şüpheli ölüm" başlıkları altında kayıt altına alınması; yalnızca adli değil, doğrudan siyasal bir meseledir ve politiktir.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Çünkü bir toplumda ölüm biçimlerinin dağılımı, o toplumun siyasal rejimiyle doğrudan ilişkilidir. Gençlerin kitlesel biçimde işsiz bırakıldığı, kadınların ekonomik bağımsızlıktan sistematik olarak uzak tutulduğu, kamusal sosyal hizmetlerin tasfiye edildiği, ruh sağlığı mekanizmalarının işlevsiz hale geldiği ve yaşamın sürekli baskı, denetim ve güvencesizlik altında sürdürüldüğü bir düzende; intiharlar yalnızca bireysel kararlar olarak değerlendirilemez. Bu ölümler, iktidarın kurduğu toplumsal düzenin aynasıdır.
Hakkâri'de özellikle son yıllarda derinleşen yoksulluk, yoğun işsizlik, borçluluk, göç, sosya. dışlanma ve siyasal baskı atmosferi; toplumun geniş kesimlerinde süreğen bir sıkışmışlık üretmektedir. Gençler açısından eğitim ile yaşam arasında bağ zayıflamış; emek ile gelecek arasındaki ilişki kopmuş, kadınlar açısından ise yaşam, ekonomik bağımlılık, görünmez emek ve çok yönlü şiddet sarmalı içerisinde daraltılmıştır. Böylesi bir zeminde ortaya çıkan her ölüm, aynı zamanda kamusal politikanın sonucudur.
İktidar ise bu tablo karşısında sistematik bir sessizlik içerisindedir. Ne bütünlüklü bir intiharı önleme stratejisi geliştirilmekte ne de bölgesel sosyal yıkımı azaltacak kamusal müdahaleler hayata geçirilmektedir. Hakkâri'de yurttaşlar neden yaşamla bağ kuramaz hale gelmektedir? Gençler neden geleceği bir imkân olarak değil, kapanmış bir alan olarak görmektedir? Kadınlar neden yaşam güvencesinden bu denli mahrum bırakılmaktadır? Bu sorulara yanıt üretmeyen bir yönetim anlayışı, yaşanan her ölüm karşısında siyasal sorumluluktan kaçamaz. Öte yandan şüpheli ölümlerde etkin soruşturma yürütülmemesi, delil süreçlerindeki belirsizlikler, kamuoyunun tatmin edici biçimde bilgilendirilmemesi ve bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmemesi; cezasızlık hissini derinleştirmektedir. Özellikle şüpheli kadın ölümlerinde ortaya çıkan bu karanlık alan, hukuk devleti ilkesini aşındırmakta; toplumun adalet duygusunu zedelemektedir.
Yaşam hakkı yalnızca bireyin fiziksel varlığını sürdürmesi değildir. Yaşam hakkı; insanca çalışma koşullarını, sosyal güvenceyi, ruhsal iyilik halini, ekonomik bağımsızlığı, toplumsal eşitliği ve geleceğe dair umut kurabilme kapasitesini de içerir. Devletin görevi yalnızca ölüm gerçekleştikten sonra soruşturma yürütmek değil; yaşamı mümkün kılan koşulları kurmaktır. Ancak mevcut siyasal iktidar, özellikle Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde sosyal devlet mekanizmalarını güçlendirmek yerine güvenlikçi yönetim anlayışını derinleştirmekte; toplumsal sorunları önleyici politikalarla değil, idari yöntemlerle yönetmeye çalışmaktadır. Bugün Hakkâri'de ortaya çıkan tablo, münferit olayların toplamı değil; yönetememe krizinin toplumsal bedelidir. Insan yaşamının bu denli değersizleştiği, ölüm haberlerinin sıradanlaştığı bir düzende siyasal iktidarın sessizliği de tarafsız değildir. Bu sessizlik, aynı zamanda sorumluluğun siyasal ifadesidir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Hakkâri'de son üç yıl içerisinde intihar eden veya şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadın ve gençlere ilişkin Bakanlığınızın elinde bulunan sosyal inceleme verileri nelerdir? 2. 8 Mayıs 2026 tarihinde yaşamını yitiren A.Z.'nin ailesine yönelik herhangi bir sosyal hizmet, psikososyal destek veya koruyucu inceleme çalışması yürütülmüş müdür? 3. Hakkâri'de kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek amacıyla son üç yılda hangi projeler uygulanmıştır? Bu projelerden kaç kadın yararlanmıştır? 4. Hakkâri'de genç kadın işsizliği oranı nedir? Bakanlığınız bu durumun kadınlar üzerindeki sosyal ve psikolojik etkilerine ilişkin herhangi bir çalışma yürütmüş müdür? 5. Hakkâri'de aktif olarak hizmet veren psikososyal destek merkezi, kadın danışma merkezi ve sosyal hizmet birimi sayısı kaçtır?
Kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sosyal destek mekanizmalarına erişememesinin gerekçesi nedir?
Son yıllarda Hakkâri'de artan kadın intiharları ve şüpheli kadın ölümlerine rağmen neden özel bir sosyal müdahale programı devreye sokulmamıştır?
Bakanlığınız, yoksulluk, işsizlik, ekonomik bağımlılık ve toplumsal baskının kadınların yaşam hakkı üzerindeki etkilerine dair herhangi bir saha araştırması yürütmüş müdür? 9. Hakkâri'de sosyal yardım alan hane sayısı son beş yılda ne kadar artmıştır? Bu artışın bölgedeki ekonomik çöküşle ilişkisine dair Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir? 10. Gençlerin yaşamla bağ kuramadığı, kadınların ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakıldığı bir ortamda Bakanlığınız neden koruyucu sosyal politikaları güçlendirmemektedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
c) 08.06.2026 tarihli ve 1870952 sayılı yazınız.
ç) 16.06.2026 tarihli ve 1875779 sayılı yazınız.
İlgi yazı ekinde alınan Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/39929, 7/40606, 7/44651 ve 7/45438 Esas Numaralı yazılı soru önergelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
1. 7/39929 Cevap Metni (5 Sayfa)
2. 7/40606 Cevap Metni (2 Sayfa)
3. 7/44651-7/45438 Cevap Metni (6 Sayfa)
Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN'e Ait 7/44651 ve 7/45438 Esas Numaralı Yazılı
İntihar girişimleri ve intihar vakaları konusunda Bakanlığımızca diğer bakanlık, üniversiteler ve ilgili kurumlar ile iş birliği yapılmaktadır.
Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı tarafından İntiharı Önleme Programı yürütülmektedir. Program kapsamında illerde İntiharı Önleme İl Kurulları oluşturulmuştur. Kurula tüm paydaş kamu kurumu ve kuruluşları ile STK'lar katılım sağlamakta, intiharı önlemek için iş birliği halinde çalışmalar yürütülmektedir. Bakanlığımız ise söz konusu kurullarda paydaş kurum olarak yer almakta ve intihara yönelik psiko-sosyal destek, hane ziyaretleri, sosyal hizmet müdahalesinin planlanması ve gerekli yönlendirmelerin yapılması çalışmalarını yürütmektedir.
Öte yandan intihar vakalarını önlenmek amacıyla Bakanlığımızca ailelere ve vatandaşlarımıza yönelik olarak eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri ve aile ziyaretleri de gerçekleştirilmektedir. Söz konusu eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri, ailelerin Bakanlığımız hizmet modellerinden ve sağlık hizmetlerinden etkin faydalanabilmelerinin sağlanması, karşılaşabilecekleri riskler konusunda farkındalıklarının artırılması ve desteklenmeleri amacıyla yürütülmektedir. Ayrıca, İl Müdürlüklerimiz ve Sosyal Hizmet Merkezlerimiz, intihar girişimlerini ve vakalarını takip etmekte olup bu kapsamda intihar teşebbüsünde bulunanlara ve ailelerine yönelik psikososyal destek sunmaktadır.
Bununla birlikte intiharların önlenmesine yönelik olarak Bakanlığımızca, TUIK verileri kapsamında kaba intihar oranlarının yüksek olduğu illere saha ziyaretleri düzenlenmesi, sorunun yerinde tespit edilmesine yönelik çalışmaların yapılması, intihar vaka ve teşebbüslerinde görev alan meslek personelinin farkındalıklarının artırılmasına dair eğitimlerin planlanması, intihar vaka ve teşebbüslerine yönelik çalışan kurum ve kuruluşlarla toplantılar düzenlenerek tespit edilen sorun alanlarına ilişkin çözüm önerileri geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir.
Nüfus ve intihar vakalarına ilişkin istatistikler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) internet sayfasında yayımlanmaktadır.
Hakkâri ilinde bulunan Merkez, Şedinli ve Yüksekova Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) aracılığıyla gerekli sosyal hizmet müdahaleleri, koruyucu önleyici çalışmalar ve rehberlik/yönlendirme faaliyetleri gerçekleştirilmektedir.
Hakkâri ilinde toplam Bakanlığımıza bağlı kuruluşlarda çeşitli ünvanlarda 252 personel görev yapmaktadır.
Diğer taraftan kadına yönelik şiddetle mücadelede "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalardan bazıları şu şekildedir:
• 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile devam eden yıllarda ilgili ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesi ve Türk Ceza Kanunu'nda kadına yönelik şiddet eylemlerinin daha etkin cezalandırılmasına yönelik yapılan değişikliklerle yasal altyapı güçlendirilmiştir.
• Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına yol haritası niteliğindeki politika belgeleri, ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla düzenli olarak hazırlanıp uygulanmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılından bu yana 4 ulusal eylem planı uygulanmıştır. 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV.
Ulusal Eylem Planı uygulama süresinin sona erecek olması nedeniyle, 2026-2030 dönemini kapsayacak Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı hazırlık çalışmaları Bakanlığımız koordinasyonunda yürütülmüştür.
• Yeni eylem planı, geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda; bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Doküman analizleri (diğer ülkelerin politika belgeleri, raporlar, araştırmalar vb.), stratejik paydaş ve personel anketleri, odak grup görüşmeleri, 7 bölgede istişare toplantıları, ihtisas komisyonları ile çok aşamalı kapsamlı bir hazırlık süreci yürütülmüştür.
• V. Ulusal Eylem Planı, önceki planlardan yapısal olarak farklılaşan "Eksen Bazlı Kesişimsel Model" üzerine inşa edilmiştir. Temel politika alanlarını oluşturan dikey eksenler ve kesişimsel politika alanlarını oluşturan yatay eksenlerle kadına yönelik şiddetin çok boyutlu yapısı etkileşimli ve kesişimsel bir anlayışla ele alınmıştır.
• Eylem Planı kapsamında 5 hedef 15 strateji ve 130 faaliyet bulunmakta olup Şiddetsiz Yaşam ve Saygı Kültürü, Etkin Hukuki Koruma ve Adalete Erişim, Risk Odaklı ve Uzmanlaşmış Müdahale, Psikolojik İyi Oluş ve Sosyoekonomik Güçlenme, Davranışsal Dönüşüm ve Toplumsal Katılım dikey eksenleri; Bütüncül Politikalar, Dijitalleşme ve Yapay Zekâ, Afet ve Acil Durumlar, Bilimsel Bilgi Ekosistemi, Kültür-Sanat, Spor ve Medya ise yatay eksenleri oluşturmaktadır.
• Eylem planı kapsamında kadın cinayetleri konusunda özelleşmiş bir faaliyet ve çeşitli konularda kadına yönelik şiddeti önlemek amacıyla hazırlanması planlanan müdahale programlarına ilişkin faaliyetler yer almaktadır.
• Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmalarımız hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. IV. Ulusal Eylem Planının 81 il düzeyinde daha etkin biçimde uygulanmasını amacıyla İl Eylem Planları yürürlüğe konmuştur. V. Ulusal Eylem Planı çerçevesindeki İl Eylem Planları 81 ilimizde yürürlüğe konulacaktır.
• Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmaları hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Bakanlığımız koordinasyonunda periyodik olarak her yıl bir defa toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu bu alandaki mevcut uygulamaların değerlendirilmesi, sorunların tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik kurumlar arası iş birliği ve eş güdümün artırılması görevlerini yürütmektedir. Kurul bugüne kadar 19 toplantı gerçekleştirmiştir.
• Yerel düzeyse ise 81 il düzeyinde Vali veya Vali Yardımcısı başkanlığında toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonları ile il düzeyinde yapılan çalışmalar ve il eylem planlarının izleme ve değerlendirmesi yılda en az 6 ayda bir gerçekleştirilmektedir.
• Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik olarak destek ve izleme hizmetlerinin verildiği merkezlerdir. Hâlihazırda 81 ilimizde 87 ŞÖNİM hizmet vermektedir.
• ŞÖNİM'lerde sunulan hizmetlerin temelini, kadına yönelik şiddet mağdurlarının psikososyal iyilik hâlinin güçlendirilmesine yönelik rehberlik ve danışmanlık çalışmaları oluşturmaktadır. Bu kapsamda mağdurlarla mesleki görüşmeler yapılarak vaka formülasyonu ve müdahale planları hazırlanmakta, plan doğrultusunda gerekli mesleki çalışmalar yürütülmektedir. Ayrıca, şiddet mağduru kadınların ve beraberindeki çocukların ekonomik olarak güçlendirilmesi amacıyla maddi destek sağlanmakta ve istihdama katılımlarını destekleyici çalışmalar yürütülmektedir. Hizmetlerin etkinliğini artırmak amacıyla personelin kapasitesi temel ve ileri düzey eğitimlerle güçlendirilmekte; ayrıca psikososyal destek hizmetlerinin model temelli, standart, izlenebilir ve bilimsel kanıta dayalı biçimde sunulmasına yönelik Ar-Ge çalışmaları sürdürülmektedir. Bu çalışmalarla hizmet sunumunun bütüncül, sistematik ve mağdurun özel ihtiyaçlarına duyarlı şekilde yapılandırılması hedeflenmektedir.
• Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psikososyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Bakanlığımıza bağlı 112 olmak üzere ülke genelinde 151 kadın konukevi bulunmaktadır. Hakkari ilinde Bakanlığımıza bağlı 20 kapasiteli 1 kadın konukevi tarafından hizmet sunulmakta olup söz konusu kadın konukevinin 2025 yılı doluluk oranı %64,31'dir.
• Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuştur. Hâlihazırda 451 Şiddetle Mücadele İrtibat Noktası ilçe bazında hizmet sunmaktadır.
• Bu mekanizmaların yanı sıra İçişleri ve Adalet Bakanlıkları bünyesinde ihtisas kuruluş ve birimlerle hizmetler sürdürülmektedir. Bu alanda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına bağlı uzman kolluk birimleri, Adalet Bakanlığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri ile eş güdüm ve koordinasyon içerisinde kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları devam etmektedir.
• Şiddet mağdurlarına daha hızlı ulaşılarak müdahalenin etkinliğini artırmak amacıyla paydaş kurumlar ile elektronik veri tabanları arasında entegrasyon sağlanmıştır. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan veri entegrasyon çalışmaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararı verileri ve kolluğa yapılan başvurular anlık olarak Bakanlığımız Aile Bilgi Sistemine düşmekte, böylelikle vakaya hızlı ulaşım ve etkin müdahale sağlanmaktadır.
• Bakanlığımız, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Yönelik Pilot Uygulama İşbirliği Protokolü" kapsamında 2015 yılında pilot olarak başlatılan teknik yöntemlerle takip (elektronik kelepçe) uygulaması 2021 yılı itibariyle 81 ilimize yaygınlaştırılmıştır.
• Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunan ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan bireyler için psikolojik, hukuki ve ekonomik danışma hattı 7 gün 24 saat esasında ücretsiz olarak çalışmakta; bu kişilere hakları konusunda ve başvuracakları yerler hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca ihmal, istismar ve şiddet vakaları konusunda alınan ihbarlarda vakanın bulunduğu ilin acil müdahale ekip sorumlusuna ve/veya kolluk kuvvetlerine bildirilerek ivedilikle müdahale edilmesi sağlanmaktadır. ALO 183 Hattı'nda şiddet ihbarları için 0 (sıfır) tuşlaması vasıtasıyla önceliklendirme gerçekleştirilmekte olup ayrıca çevrim içi mesajlaşma (Whatsapp ve BIP) platformları üzerinden de hizmet sunmaktadır.
• Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak mobil telefonlara yönelik Kadın Destek (KADES) Uygulaması hayata geçirilmiştir. Uygulamada yer alan acil yardım butonuna basılması halinde Acil Çağrı Merkezine ihbar düşmekte ve en yakın kolluk biriminin en kısa sürede mağdurun konumuna intikali sağlanmaktadır.
• Kadına yönelik şiddetle mücadele politika ve hizmetlerimizin bilimsel kanıtlar temelinde geliştirilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) projeleri devam etmektedir. "Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024", "Şiddet Uygulayanlara Yönelik Psikososyal Müdahale Modelinin Geliştirilmesi", "Kadın Konukevleri Hizmetlerinde Ihtisaslaşmış Bir Yaklaşım: Güçlenme ve Etkin Destekle Verimli Entegrasyon (GÜVEN) Projesi" ve "Türkiye'de Depremlerden Etkilenen Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Önleyici ve Koruyucu Hizmetlerin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi" başlıklı projeler devam etmektedir. "Türkiye' de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024" projesi kapsamında yürütülen saha araştırması tamamlanmış olup araştırma kapsamında elde edilen temel veriler 7 Ekim 2025 tarihinde TÜİK internet sitesinde haber bülteni olarak yayımlanmıştır. Proje kapsamında "Veri Portalı/Ambarı" ve "Şiddet Mağdurlarına Yönelik Psikososyal Destek Modeli" hedef çıktılarına ilişkin süreçler devam etmektedir.
• Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı'nın "Şiddetsiz Yaşam ve Saygı Kültürü" ekseni altında yer alan 1.2.1 numaralı faaliyeti kapsamında, "Kadına Yönelik Şiddetsiz Yaşam Modüler Seminer Programı" ile toplumun farklı kesimlerine ulaşılması hedeflenmektedir. Söz konusu Program kapsamında, ilişkisel ve dijital şiddet türleriyle karşılaşma riski yüksek olan üniversite öğrencisi genç kadınlara yönelik olarak hazırlanan eğitim modülü ile genç kadınların duygusal ilişkilerinde, sosyal çevrelerinde ve çevrim içi ortamlarda karşılaşabilecekleri şiddet türlerini ve bu türlerin öncüllerini tanımaları, sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri ve şiddete maruz kalmaları halinde başvurabilecekleri mekanizmalar hakkında bilgi sahibi olmaları amaçlanmaktadır.
• Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık ve duyarlılığın artırılması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 6,9 milyon kişiye ulaşılmıştır.
• Ayrıca kültür, sanat ve medyanın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumsal farkındalığı geliştirmek amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların en önemli çıktılarından biri olarak RTÜK ile iş birliğinde *Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler" rehberi yayımlanmıştır.
Bu çerçevede kadına yönelik şiddetle mücadele konusu mevzuat düzenlemeleri ve kamu politikaları detaylı bir şekilde ele alınmakta, koruyucu-önleyici hizmet kapasitesi nicel ve nitel olarak güçlendirilmeye devam etmekte, konuya ilişkin olarak toplumun farklı kesimlerine ulaşarak algı, tutum ve farkındalığın olumlu yönde geliştirilmesi sağlanmakta, politika ve hizmetler veri ve istatistiklerle bilimsel temeller üzerine inşa edilmekte ve tüm bu çalışmalarla Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmektedir.
Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verisi, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. Bu doğrultuda bahse konu bilgilerin İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığından temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte kadınların ekonomik olarak güçlenmesi hususu, Bakanlığımızın öncelikli çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Bu kapsamda; kadın kooperatifleri, kadın girişimciliği, kadınların işgücüne katılımının ve kayıtlı kadın istihdamının artırılmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.
Kadınların ekonomik güçlenmesine yönelik imzalanan protokoller ve yürütülen projeler kapsamında çeşitli çalışmalar devam etmektedir.
• Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi
• Türkiye'nin Mühendis Kızları Projesi
• Halkbank iş birliğinde Yükselen Kadınlar Programı
• Kadın Kooperatiflerinin Güçlendirilmesi İş Birliği Protokolü
• Kadın Girişimciliğinin Geliştirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü
• Bilimsel Araştırma-Geliştirme, Yenilik ve Bilimsel Etkinlik İş Birliği Protokolü
• PARD Programına İlişkin İş Birliği Protokolü
• OSTİM İş Birliği Protokolü
• Türkiye'nin Girişimci Kadınları İş Birliği Protokolü
• Kadınlar için Enerji Okulu İş Birliği Protokolü
• İş Pozitif Programı İş Birliği Protokolü
• Finansal Okuryazarlığın Yaygınlaştırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü
• Kadınların ve Engelli Bireylerin Ekonomik ve Sosyal Hayata Katılımlarının Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü
• Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) İş Birliği Protokolü
Türkiye'de kadının güçlenmesi konusunda ulusal mekanizma olan; Bakanlığımızca uygulamaya konulan ve 2024-2028 yıllarını kapsayan "Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı", kadınları ve kız çocuklarını her alanda güçlendirmek amacıyla kurumlar arası iş birliğini geliştirmek üzere Eğitim, Sağlık, Ekonomi, Liderlik ve Karar Alma Mekanizmalarına Katılım, Çevre ve İklim Değişikliği politika eksenleri çerçevesinde kurgulanmıştır.
Bahse konu dokümanın 'Ekonomi' başlığı altında belirlenen temel amaç, kadınların ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak ve değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını desteklemektir. Bu doğrultuda, dokümanda belirlenen politika eksenleri aşağıda sıralanmaktadır;
1. Kadınların işgücü piyasasına girişlerini kolaylaştırmak ve insana yakışır işlerde istihdamlarını artırmak için mevzuatın gözden geçirilerek iyileştirici düzenlemeler yapılması,
2. Kadınlara ve kız çocuklarına, ikiz dönüşüme (yeşil ve dijital dönüşüm) uyumlu işgücü piyasasında ihtiyaç duyulacak yeni beceri ve yetenekler kazandırılması,
3. Sürdürülebilir kalkınma için kadınların ekonomik güçlenmelerini desteklemek amacıyla eşitlik ve kapsayıcılık temelinde kamu ve özel sektörün dönüşümünün sağlanması,
4. Kadın girişimciliğinin her alanda desteklenmesi ve kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılması,
Öte yandan Bakanlığımızca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla başta 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu olmak üzere 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda çeşitli sosyal yardım programları yürütülmektedir. Yürütülmekte olan sosyal yardım programları düzenli ve süreli nitelikte olmak üzere aile yardımları, barınma ve gıda yardımları, engelli yaşlı yardımları, sağlık yardımları, eğitim yardımları ve proje destekleri olarak sınıflandırılmaktadır.
Bakanlığımızca yürütülen sosyal yardım programları, özellikle ailelerin ihtiyaçlarını gözetecek şekilde uygulanmakta olup, kadınların yoksulluktan daha fazla etkilendiği ve yoksulluk riski ile daha fazla karşılaştığı gerçeğinden hareketle düzenli yardım programlarından %61 'i kadınlara verilmektedir.
Hak sahiplerinin kadın olduğu Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Yardım, Şartlı Sağlık Yardımı, Doğum Yardımı, Asker Ailelerine Yönelik Yardım, Çoklu Doğum Yardımı gibi düzenli yardımlar gerçekleştirilmektedir. Söz konusu yardım programlarında ödemelerin kadınlara yapılması öncelemektedir.
Ayrıca proje desteklerimiz arasında yer alan Aile Destek Merkezi (ADEM) ve Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) Projeleri ile aile müessesini güçlendirmek, milli ve manevi değerleri korumak, kadınların aile içerisindeki rolünü ve statüsünü belirgin kılmak, kadınların yeteneklerini ortaya çıkararak gelir elde edici faaliyetler yürütebilmelerini sağlamak, toplumu ve aile yapısını tehdit eden madde bağımlılığı, kumar, şiddet ve istismar gibi zararlı alışkanlık ve davranışlardan aile bireylerini ve yapısını korumak için mesleki ve kişisel gelişim kursları, seminerler ve eğitim programları düzenlenmektedir.
Bununla birlikte merkezlerimizde kursiyerlerimizin psiko-sosyal, sosyokültürel, mesleki ve kişisel yönden gelişimlerinin ve toplumsal entegrasyonlarının sağlanması amacıyla kurslar düzenlenmekte ve kurslara düzenli katılım sağlayan kursiyerlerimize aylık teşvik ödemeleri yapılmaktadır. Öte yandan belirli aralıklarda düzenlenen kermesler aracılığı ile de kadınların merkezlerimizde üretmiş oldukları ürünlerden gelir elde etmeleri sağlanmaktadır.
2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda aile kurumunun korunması, güçlendirilmesi ve değerlerin gelecek nesillere sağlam bir miras olarak aktarılması için çalışmaların yürütülmesi hedeflenerek, ADEM ve SODAM'larda kurulan Aile İletişim Atölyelerinde; aile içi iletişimin güçlendirilmesine yönelik eğitim, seminer, atölye, açık alan ve salon etkinlikleri ile yarışmalar gibi çeşitli faaliyetler yürütülmektedir. Böylece sosyal aktiviteler ile ailelerimizin bir araya gelerek nitelikli vakit geçirmeleri sağlanmaktadır.
Kapanışı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve Sayın Emine ERDOGAN'ın teşrifleri ile gerçekleştirilen Uluslararası Aile Forumunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2026-2035 dönemi "Aile ve Nüfus 10 Yılı" ilan edilmiştir.
Aile yılı kapsamında aileyi merkeze alan politikaların küresel düzeyde tartışıldığı Forumda 27 ülkeden bakanlar ve üst düzey politika yapıcılarla bir araya gelinerek aileye yönelik ortak değerler ve karşılaşılan tehditler ile çözüm yolları masaya yatırılmıştır.
Böylelikle kadınların ekonomik ve sosyal statülerinin güçlenmesi ile toplumsal hayata katılımlarının artması hedeflenmektedir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan