İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/45310 GEÇ CEVAPLANDI · 75 GÜN

Bakanlık tarafından yapılan iş teftişlerine ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 75 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 66 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98, TBMM Iç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Emek Araştırmaları Derneği'nin 'Türkiye'de Iş Teftişi: Denetlenmeyen Sermaye, Dizginlenmeyen Sömürü" başlıklı araştırma raporu, Türkiye'de iş teftişi sisteminin işçileri koruyan kamusal bir denetim mekanizması olmaktan büyük ölçüde çıkarıldığını; patronların hak ihlallerini önlemek yerine, bu ihlallerin fiilen cezasız kalmasına zemin hazırlayan bir yapıya dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır.

Türkiye'de iş teftişi alanındaki en çarpıcı göstergelerden biri iş müfettişi sayısındaki yetersizliktir. Rapora göre Türkiye'de 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşmektedir. Müfettiş başına düşen kayıtlı işyeri sayısı Bulgaristan'da 550, Portekiz'de 717, Malezya'da 1.345 iken Türkiye'de 2.445'e çıkmaktadır. Bu veri, patronlara yalnızca vergi, teşvik, destek ve muafiyetler değil; işçi haklarını ihlal ettiklerinde yakalanmama ve cezalandırılmama anlamına gelen fiili bir "teftiş muafiyeti" de sağlandığını göstermektedir. Rapora göre 2010 yılında 1 milyon 325 bin 749 olan işyeri sayısı 2024'te 2 milyon 241 bin 896'ya yükselmiştir. Rapordaki hesaplamaya göre 2024'te işyerlerinin yaklaşık yüzde 99,7'si işçi sağlığı ve güvenliği yönünden, yaklaşık yüzde 99,8'i ise işin yürütümü yönünden denetlenmemiştir. Bu oranlar, Türkiye'de teftiş edilmeyen işyerlerinin istisna değil kural olduğunu göstermektedir.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bu durumun işçi sınıfı açısından sonucu açıktır: İşçiler, çalışma yaşamında haklarını ihlal eden patronlar karşısında büyük ölçüde yalnız bırakılmaktadır. Ücretlerin eksik veya geç ödenmesi, mesai ücretlerinin gasp edilmesi, sigortasız çalışma, yıllık izin hakkının kullandırılmaması, kayıt dışı istihdam, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, sendikal baskı ve işten atma gibi ihlaller denetim yokluğu nedeniyle yaygınlaşmaktadır. Teftiş sisteminin bu ölçüde zayıflatılması, iş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının, ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının ve ücret gaplarının zeminini oluşturmaktadır.

Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli husus, 2011'den itibaren hayata geçirilen "programlı/proaktif teftiş" stratejisidir. Bu strateji kapsamında teftişlerin "ihtiyaca göre işveren veya işveren vekiline haber verilerek" yapılması, teftiş sırasında noksanlık ve aykırılık tespit edilmesi halinde doğrudan idari para cezası uygulanması yerine teftişe ara verilerek işverene süre tanınması, bu süre boyunca eğitim, iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerine ağırlık verilmesi öne çıkarılmaktadır. Bu yaklaşım, işçilerin haklarını korumaya yönelik caydırıcı ve bağımsız bir denetim mekanizması değil; patronlara eksikliklerini toparlama, ihlalleri görünmez kılma ve yaptırımdan kaçınma olanağı sağlayan bir "nazik teftiş" anlayışıdır. İşçi sağlığı ve güvenliği ihlalleri, kayıt dışı istihdam, fazla mesai gaspları, çocuk işçiliği, gece çalışması ihlalleri veya sendikal baskılar gibi birçok konuda gerçek durumun saptanabilmesi için denetimin habersiz, bağımsız ve etkili biçimde yürütülmesi gerekir. Bu nedenle haberli teftiş uygulaması, işçilerin yaşamını ve haklarını değil, patronların denetimden kaçınma olanaklarını korumaktadır. Raporda üzerinde durulan bir başka temel sorun, ceza yerine süre verilmesi uygulamasıdır. Kadın işçilerin emzirme hakkının engellenmesi, çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması, gece ve gündüz postalarının mevzuata aykırı düzenlenmesi, ara dinlenme haklarının gasp edilmesi gibi ağır ihlallerde dahi süre verilebilmesinin skandal niteliğinde olduğu belirtilmektedir. İşçinin hakkı gasp edilmişse, işçinin sağlığı veya yaşamı tehlikeye atılmışsa, ortada yalnızca giderilmesi gereken bir "noksanlık" değil, yaptırıma bağlanması gereken bir hak ihlali vardır. Buna rağmen işverene süre verilmesi, patronlar açısından fiili bir af mekanizmasına dönüşmektedir.

Bütün bu tablo, Türkiye'de iş teftişi sisteminin işçi haklanm korumaktan uzaklaştığını; iş cinayetleri, meslek hastalıkları, ücret gaspları, kayıt dışı çalışma, fazla mesai sömürüsü, çocuk işçilik, sendikal baskı ve güvencesiz istihdam gibi sorunların yaygınlaşmasına zemin hazırladığını göstermektedir. İşyerlerinin neredeyse tamamının denetim dışında kaldığı, müfettiş sayısının düşük tutulduğu, teftişlerin haberli yapıldığı, ceza yerine süre verildiği, küçük işyerlerinin ve güvencesizliğin yoğunlaştığı sektörlerin denetim dışı bırakıldığı, işçilerin şikâyetlerinin ise etkin teftiş süreçleri yerine bürokratik veya arabuluculuk mekanizmalarına havale edildiği bir düzende, çalışma yaşamında kamusal denetimden söz etmek mümkün değildir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Türkiye'de 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşerken ve müfettiş başına kayıtlı işyeri sayısı 2.445'e ulaşmışken Bakanlığınız milyonlarca işçinin hakkının, sağlığının ve can güvenliğinin korunduğunu nasıl iddia etmektedir? Bu tablo. Bakanlığınızın işçilerin haklarını, sağlığını ve can güvenliğini korumak yerine; işçilerin canı ve emeği pahasına patronların kârını güvence altına alan bir denetimsizlik düzenine hizmet ettiğini göstermiyor mu?

  2. 2010 yılında 1 milyon 325 bin 749 olan işyeri sayısı 2024'te 2 milyon 241 bin 896'ya yükselmişken, iş teftişlerinin artırılması bir yana azaltılması bilinçli bir tercih midir? Bakanlığınız artan işyeri sayısına ve çalışan nüfusa rağmen denetim kapasitesini neden güçlendirmemiş, iş müfettişi sayısını neden artırmamıştır?

  3. 2024 yılında işyerlerinin yaklaşık yüzde 99,7'sinin işçi sağlığı ve güvenliği yönünden, yüzde 99,8'inin ise işin yürütümü yönünden denetlenmediği iddiası doğru mudur? İşyerlerinin neredeyse tamamının denetlenmediği bu tablo patronlara fiili bir "teftiş muafiyeti" tanındığını göstermiyor mu?

  4. Son beş yılda iş cinayeti yaşanan işyerlerinin kaçı, iş cinayetinden önceki son üç yıl içinde Bakanlığınız tarafından denetlenmiştir? Denetlenmeyen ya da eksiklikleri tespit edildiği halde yaptırım uygulanmayan işyerlerinde yaşanan işçi ölümlerinde sorumluluğunuzu kabul ediyor musunuz?

  5. Bakanlığınızın 2011'den itibaren uyguladığı "programlı/proaktif teftiş" stratejisi işçilerin haklarını korumak için mi, yoksa patronlara eksiklerini toparlamaları ve yaptırımdan kaçmaları için zaman kazandırmak için mi uygulanmaktadır? 6. "Programlı/proaktif teftiş" kapsamında yapılan denetimlerin kaçı patrona önceden haber verilerek gerçekleştirilmiştir? Bakanlığınız, patrona önceden haber verilen bir denetimin gerçek çalışma koşullarını ortaya çıkaramayacağını kabul etmekte midir? 7. İşçi sağlığı ve güvenliği ihlalleri, kayıt dışı çalışma, fazla mesai ücreti gaspı, çocuk işçilik, gece çalışması ihlalleri ve sendikal baskı gibi konularda patrona önceden haber verilerek yapılan teftişler işçiyi değil patronu koruyan bir uygulama değil midir? Bakanlığınız ağır ve acil ihlal iddialarında habersiz teftişi kural haline getirmeyi düşünmekte midir?

  6. Teftişlerde noksanlık veya mevzuata aykırılık tespit edildiğinde doğrudan yaptırım uygulamak yerine patronlara süre verilmesi, patronlar açısından fiili bir af mekanizması yaratmıyor mu? İşçinin hakkı gasp edilmiş, sağlığı ve yaşamı tehlikeye atılmışken patrona "telafi süresi" tanımak; işçilerin emeğini ve can güvenliğini değil, patronların kârını ve cezasızlığını güvence altına alan bir uygulama değil midir? 9. Kadın işçilerin emzirme hakkının engellenmesi, çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması, ara dinlenme hakkının gasp edilmesi, gece-gündüz postalarının mevzuata aykırı düzenlenmesi gibi ağır ihlallerde dahi patrona süre verilmesini Bakanlığınız nasıl savunmaktadır?

  7. Başta küçük ölçekli işyerleri, tekstil, tarım ve geri dönüşüm olmak üzere; inşaat, taşeron işyerleri, lokanta-kafe, moto-kurye, küçük atölye ve merdiven altı üretim alanlarında taşeron, güvencesiz, kayıt dışı ve kuralsız çalışma yaygınken bu alanlar neden etkili ve sürekli denetim kapsamına alınmamaktadır? Bakanlığınız bu alanlarda taşeron, güvencesiz, kayıt dışı ve kuralsız çalışmayı engellemek yerine, denetimsizlik yoluyla bu sömürü düzeninin sürmesine göz mü yummaktadır?

  8. İşçilerin ücret, tazminat, fazla mesai, yıllık izin, sigortasız çalışma ve sendikal baskı şikâyetlerinin kaçı yerinde teftişe dönüşmektedir? Bakanlığınız işçilerin hak gaplarını müfettiş denetimiyle çözmek yerine neden bürokratik süreçlere ve arabuluculuğa havale etmektedir?

  9. İşyerlerinin ezici çoğunluğunun denetlenmediği, denetimlerin patronlara önceden haber verilerek yapıldığı, ceza yerine süre verildiği ve işçi şikâyetlerinin çoğu kez etkin teftişe dönüşmediği bu tablo; patronların işçilerin ücretini, sağlığını, can güvenliğini ve sendikal haklarını gasp ederken Bakanlığınızın ve Saray düzeninin yarattığı denetimsizlik rejiminden cesaret aldığını açığa çıkarmıyor mu? Bakanlığınız, iş teftişi politikasının işçileri değil patronların sömürü düzenini koruduğu gerçeğini kabul etmekte midir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın Iskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/45310 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

Uluslararası denetim yaklaşımlarında ve güncel teftiş modellerinde, teftiş yalnızca yaptırım odaklı bir faaliyet olarak değerlendirilmemekte; rehberlik, bilgilendirme, risk esaslı ve gönüllü uyumun artırılmasına yönelik uygulamalar, denetim sisteminin tamamlayıcı bileşenleri arasında kabul edilmektedir. Bu çerçevede diğer ülke uygulamalarında olduğu gibi ülkemizde de yürütülen iş teftişi faaliyetlerinde rehberlik ve bilgilendirme unsurlarının denetim süreçlerine dâhil edilmesiyle teftişlerin etkinliğinin artırılması; işyerlerinde sürdürülebilir ve uzun vadeli mevzuat uyumunun sağlanması, risklerin mümkün olduğunca kaynağında giderilmesi ve çalışma kültürünün güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Iş teftişine ilişkin ulusal mevzuat ile uluslararası ilkeler çerçevesinde, teftiş süresi içinde giderilmesi mümkün görülen mevzuata aykırılıklar bakımından işverenliğe uygun süre verilmesi uygulaması bulunmaktadır. Bu kapsamda, teftiş sırasında mevzuata aykırılıkların tespit edilmesi ve söz konusu aykırılıkların işverence giderileceğinin beyan edilmesi halinde, aykırılıkların uygun bir süre içinde giderilebileceğinin müfettişçe değerlendirilmesi durumunda işverenliğe süre verilebilmektedir. Verilen süre sonunda işyerinde tespit edilen mevzuata aykırılıkların giderilip giderilmediği incelenmekte ve giderilmeyen aykırılıklarla ilgili gerekli idari işlemler mevzuat çerçevesinde yerine getirilmektedir.

Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler seklinde Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca, kayıt dışı çalışmaya ilişkin ihbar ve şikâyete dayalı denetimler yanında sektörel denetimler, tarama denetimleri, yol kenarı denetimleri, kolluk birimleri veya diğer kurumların denetim elemanları ile birlikte yapılan ortak denetimler yoluyla kayıt dışı çalışanların tespiti gerçekleştirilmektedir. Ülke genelinde Yıllık Denetim Programları uygulanmakta, riskli olduğu belirlenen iş yerlerine, tarama şeklinde yaygın yoğun denetimler gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte, kayıt dışı çalışmanın tespitine yönelik olarak yürütülen denetimlerde; gizlilik ve objektiflik ilkeleri, vazgeçilemez bir hak olan sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önem arz etmektedi

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68

Metin otomatik okundu. 4 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir