Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Beşevler Mahallesi'nde dört kişinin öldürüldüğü olaya ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 16 Haziran 2026 tarihinde 7/45843 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Beşevler Mahallesi'nde dört kişinin öldürüldüğü olaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45843, 16 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45843-hakkari-nin-semdinli-ilcesine-bagli-besevler-mahallesi-nde-dort-kisinin-olduruldugu-olaya (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/af146234-b64b-49a9-af99-019ed46d1d23
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 121 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
14 Haziran 2026 tarihinde Hakkâri'nin Şedinli ilçesi Beşevler Mahallesi Reşat Kaya Caddesi'nde meydana gelen olayda, Uzman Çavuş Musa Gezer'in ateşli silahla eşi Gülşen Gezer'i, kayınvalidesi Habiba Demir'i, kayınbiraderi Gürkan Demir'i ve baldızı Deniz Demir'i katlettiği; ardından aynı silahla intihar girişiminde bulunarak ağır yaralı şekilde hastaneye kaldırıldığı kamuoyuna yansımıştır.
Şedinli'de yaşanan bu olay yalnızca bir aile trajedisi değil, aynı zamanda Türkiye'de özellikle çatışmalı bölgelerde yıllardır biriken şiddet rejiminin, cezasızlık kültürünün ve kadınların yaşam hakkını tehdit eden yapısal sorunların yeni ve ağır bir tezahürüdür. Aynı aileden dört kişinin yaşamını yitirmesi nedeniyle bu olayın sıradan bir adli vaka veya münferit bir cinayet olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yaşananlar toplumsal sonuçları itibarıyla bir aile katliamıdır.
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
İnsan Hakları Derneği Hakkâri Şubesi tarafından hazırlanan ön gözlem ve değerlendirme raporunda da belirtildiği üzere, olayın aile içi şiddet iddiaları, uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar ve olası başvuru süreçleri bağlamında araştırılması gerekmektedir. Raporda, katledilen Gülşen Gezer'in şiddete maruz kaldığına ilişkin çeşitli girişimlerde bulunduğu yönündeki iddiaların aile bireyleri tarafından aktarıldığı ifade edilmiştir. Bu iddialar doğruysa, yalnızca bireysel bir failden değil, görevlerini yerine getirmeyen kurumsal mekanizmalardan da söz etmek gerekecektir.
Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölge kentlerinde son yıllarda güvenlik görevlilerinin, uzman çavuşların, korucuların veya silahlı kamu personelinin karıştığı çok sayıda şiddet vakası, kadın cinayeti ve ölümle sonuçlanan olay kamuoyunun gündemine gelmiştir. Bu vakaların önemli bir kısmında etkili soruşturma yürütülmediği, soruşturmaların kamu vicdanını tatmin edecek şekilde sonuçlandırılmadığı veya olayların kısa süre içerisinde gündemden düşürüldüğü yönünde ciddi toplumsal kaygılar bulunmaktadır.
Silah taşıma ve kullanma yetkisinin devlet tarafından verilmiş olması, bu yetkinin özel yaşamda yaratabileceği risklerin de devlet tarafından denetlenmesini zorunlu kılmaktadır. Devlet adına güç kullanma yetkisine sahip kişilerin aile içi şiddet, psikososyal riskler, öfke kontrolü ve kadınlara yönelik şiddet bakımından düzenli değerlendirmeye tabi tutulmaması, yaşanan faciaların yapısal bir boyut kazandığını göstermektedir.
Şiddet yalnızca bireysel bir davranış değildir. Şiddet aynı zamanda siyasal, toplumsal ve kurumsal mekanizmalar tarafından üretilen, yeniden üretilen ve kimi zaman görünmez kılınan bir olgudur. Bir toplumda failler hesap vermiyorsa, soruşturmalar etkili yürütülmüyorsa, kadınların yardım çağrıları karşılık bulmuyorsa ve silahlı kamu görevlileri yeterli denetime tabi tutulmuyorsa ortaya çıkan sonuç yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir insan hakları ve demokrasi sorunudur.
Kadın cinayetleri ve aile içi katliamlar tesadüf değildir. Bunlar erkek egemen şiddet kültürünün, cezasızlık politikalarının ve koruyucu mekanizmaların yetersizliğinin sonucudur. Kadınların yaşam hakkını korumayan sistemler, faillerin cesaretlenmesine ve benzer suçların tekrar etmesine zemin hazırlamaktadır.
Şedinlide yaşamını yitiren Gülşen Gezer, Habiba Demir, Gürkan Demir ve Deniz Demir'in ölümü yalnızca bir adli dosya konusu değildir. Bu olay, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, kadına yönelik şiddeti önleme sorumluluğu ve kamu görevlilerini denetleme görevi bakımından ciddi sorular doğurmaktadır.
Bugün sorulması gereken temel soru şudur: Daha kaç kadın öldürülmeli, daha kaç aile yok edilmeli, daha kaç çocuk annesiz ve babasız bırakılmalıdır ki ilgili kurumlar etkili önleyici mekanizmaları hayata geçirsin? Daha kaç katliam yaşanmalıdır ki cezasızlık kültürüyle yüzleşilsin ve yaşam hakkını önceleyen politikalar geliştirilsin?
Şedinli'de yaşanan ve dört yurttaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bu katliamın üzerinin örtülmemesi, olayın bütün boyutlarıyla açığa çıkarılması, olası kurumsal ihmallerin araştırılması, cezasızlık uygulamalarının teşhir edilmesi ve benzer acıların yeniden yaşanmaması için ilgili bakanlıkların sorumluluklarını yerine getirmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkin denetim mekanizmalarını işletmesi zorunludur. Yaşam hakkının korunması, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi, adaletin tesis edilmesi ve benzer olayların tekrarının engellenmesi amacıyla gerekli idari, hukuki ve kurumsal girişimlerde bulunulması elzemdir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Şedinli'de 14 Haziran 2026 tarihinde meydana gelen katliama ilişkin Bakanlığınız tarafından başlatılan idari ve adli süreçler nelerdir?
Musa Gezer hakkında olay öncesinde aile içi şiddet, tehdit, uzaklaştırma kararı, disiplin soruşturması veya benzeri herhangi bir kayıt bulunmakta mıdır?
Musa Gezer'in görev süresi boyunca tabi tutulduğu psikolojik değerlendirme, psikososyal inceleme ve sağlık kontrolleri nelerdir?
Olayda kullanılan silahın niteliği nedir? Söz konusu silah görev silahı mıdır?
Son on yılda Hakkâri, Van, Şırnak, Ağrı, Bitlis ve Muş'ta görev yapan uzman çavuşlar, korucular veya diğer silahlı kamu görevlilerinin karıştığı kadın cinayeti, aile içi şiddet ve öldürme vakalarının sayısı kaçtır?
Bu vakaların kaçında kamu görevlileri hakkında disiplin işlemi uygulanmıştır?
Bakanlığınız bünyesinde görev yapan silahlı personelin aile içi şiddet riski bakımından düzenli değerlendirilmesine yönelik özel bir mekanizma bulunmakta mıdır?
Kadına yönelik şiddet iddiaları bulunan silahlı personelin görev silahlarına geçici olarak el konulmasına ilişkin bir uygulama mevcut mudur?
Şedinli katliamı öncesinde mağdurlar veya yakınları tarafından herhangi bir kamu kurumuna başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılmış mıdır?
Benzer olayların önlenmesi amacıyla Bakanlığınız tarafından yeni bir denetim ve risk değerlendirme mekanizması oluşturulması planlanmakta mıdır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir