2024 yılında Burdur'da görev yaparken hastalanan bir askerin hayatını kaybetmesine ilişkin
Kaynak göster
İbrahim Akın (DEM Parti), 19 Haziran 2026 tarihinde 7/45907 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
İbrahim Akın (DEM Parti, İzmir). “2024 yılında Burdur'da görev yaparken hastalanan bir askerin hayatını kaybetmesine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45907, 19 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45907-2024-yilinda-burdur-da-gorev-yaparken-hastalanan-bir-askerin-hayatini-kaybetmesine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/cb0cfb0c-3c4d-44bd-98a6-019eee6971d1
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 118 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Akın GÜRLEK tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
1995 doğumlu profesyonel voleybolcu Doğuş Caner Tüfekçi'nin 28 Şubat 2024 tarihinde vefatı, yalnızca askeri bir idari ihmal zinciri değil, aynı zamanda yargı ve adli tıp süreçlerinde ciddi soru işaretleri barındıran bir adli olaydır. Tüfekçi, Burdur 58. Piyade Alay Komutanlığı'nda maruz kaldığı ağır yaşam ve çalışma koşulları, tıbbi ihmaller ve revire erişim hakkının engellenmesi sonucu ağır bir zatürre tablosuna sürüklenmiş, ancak "iyileşebilir" aşamada iken gerekli koruma ve tedaviye erişemediği için hayatını kaybetmiştir.
Olayın ardından yürütülen süreçte; ihmali bulunan rütbeli personelin, tedavi hakkını engelleyen revir hekimlerinin ve acil serviste gerekli tetkikleri yapmadan hastayı taburcu eden sağlık personelinin "yaşam hakkını ihlal" ve "görevi kötüye kullanma" suçları kapsamında etkin bir soruşturmaya tabi tutulması hukuki bir zorunluluktur. Ancak, idari yapı içindeki "kapatma" eğilimi ve sorumluların korunması riski, kamu vicdanını yaralamaktadır. Adalet mekanizmasının, askerlik gibi devletin mutlak denetimindeki bir alanda meydana gelen ölüm olaylarını, "görevi kötüye kullanma"nın ötesinde "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" ve "eziyet" kapsamında ele alması gerekmektedir. Etkin bir adli süreç yürütülmemesi, benzer ihmallerin tekrarlanmasına zemin hazırlamaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusu neticesinde, olayda ihmali olduğu iddia edilen Burdur 58. Piyade Alay Komutanlığı rütbelileri, Revir Albayı ve Burdur Devlet Hastanesi Acil Servisi nöbetçi hekimi hakkında başlatılan bir ceza soruşturması var mıdır? Varsa, soruşturmanın mevcut aşaması nedir?
Söz konusu idari ve tıbbi ihmallerin, "Yaşam Hakkını İhlal" (Anayasa m. 17) ve "Görevi Kötüye Kullanma" (TCK m.257) kapsamında soruşturulması için Cumhuriyet Başsavcılıklarına özel bir talimat verilmiş midir?
İddia edilen darp olayı, küfürlü ve aşağılayıcı muameleler ve revire çıkışların keyfi olarak engellenmesi gibi "eziyet" (TCK m.96) kapsamına girebilecek fiillerle ilgili olarak, söz konusu birlikte görev yapan askerlerin (tanıkların) beyanları bağımsız bir şekilde alınmış mıdır? Tanıklara yönelik baskı oluşmaması için hangi önlemler alınmıştır?
İhmali olduğu iddia edilen komutanlar ve sağlık personeli hakkında "adli kontrol" veya "görevden uzaklaştırma" gibi tedbirler uygulanmış mıdır?
Doğuş Caner Tüfekçi'nin ölümüne ilişkin otopsi ve adli tıp raporlarında, Burdur'daki revirde ve acil serviste uygulanan "eksik müdahalenin" ölüm üzerindeki illiyet bağı incelenmiş midir?
Acil serviste röntgen dahi çekmeden antibiyotik yazarak taburcu eden hekim ile ilaç temin edilemeyen eczane zinciri arasındaki ihmal, "taksirle ölüme sebebiyet verme" veya "ihmali davranışla öldürme" kapsamında ayn bir soruşturma dosyası ile takip edilmekte midir?
Kışladaki kaloriferlerin yanmaması üzerine ÇİMER üzerinden şikayetçi olan askerin darp edilmesi olayına ilişkin adli bir soruşturma başlatılmış mıdır? Şikayet hakkım kullanan bir vatandaşa yönelik darp eyleminin bir "hukuk devleti" çerçevesinde soruşturulması için Bakanlığınızca bir çalışma yapılacak mıdır?
İdari kurumların (MSB) kendi bünyelerinde yaptığı idari tahkikatların, adli soruşturmayı gölgelediği veya yavaşlattığı yönündeki iddialar Bakanlığınızca değerlendirilmekte midir? Yargının, bu süreçte idareden bağımsız bir inceleme yürütmesi sağlanacak mıdır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir