Avrupa Parlamentosunun 2025 Yılı Türkiye Raporu'nda yer verilen bazı tespitlere ilişkin
Kaynak göster
Cem Avşar (CHP), 13 Temmuz 2026 tarihinde 7/46540 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 92 gün sonra, 13 Ekim 2026).
Cem Avşar (CHP, Tekirdağ). “Avrupa Parlamentosunun 2025 Yılı Türkiye Raporu'nda yer verilen bazı tespitlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46540, 13 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46540-avrupa-parlamentosunun-2025-yili-turkiye-raporu-nda-yer-verilen-bazi-tespitlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/51322065-8703-4c19-8676-019f60f33483
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 92 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim
17 Haziran 2026 tarihinde Avrupa Parlamentosu 2025 Yılı Türkiye Raporu kabul edilmiştir. Raporun Çerçeve başlığında;
AB ve Türkiye, 23 Kasım 20233 tarihli AB-Türkiye ilişkileri hakkında Ortak Bildirim'de yer alan tavsiyeler ve ilgili AB Zirvesi Sonuçları doğrultusunda, karşılıklı çıkar alanlarında yeniden işbirliği sürecini devam ettirmektedir. Söz konusu Zirve Sonuçlarında ortaya konulan koşullara tabi olmak kaydıyla AB, Türkiye ile kademeli, orantılı ve geri çevrilebilir şekilde yapıcı bir işbirliği tesis ederken ortak çıkar alanlarında yüksek düzeyde angajman devam etmiştir. Türkiye ile yürütülen katılım müzakereleri. Aralık 2024 tarihli Konsey Sonuçlarında da tekrar edildiği üzere, 2018'den bu yana durma noktasındadır. AB'nin, demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklara saygının giderek kötüleşmesiyle ilgili ciddi endişeleri giderilmemiştir. 2025'in başından bu yana seçilmiş yetkililer, muhalif figürler,- siyasi aktivistler, sivil toplum ve iş dünyası temsilcileri, gazeteciler ve diğer kişilere yönelik tutuklamalar ve suçlamalar, Türkiye'nin demokratik geleneğine bağbbğımn giderek daha fazla sorgulanmasına yol açmış ve yargı bağımsızlığı konusundaki endişeleri derinleştirmiştir.", ifadelere yer verilmiş ve ilerleme fasılları çerçevesinde ülkemizin durumu değerlendirilmiştir. Ekonomik açıdan ise Türkiye, 2024'te 210 milyar avroya ulaşan rekor ticaret hacmiyle AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olmaya devam etmiştir. Türkiye aynı zamanda giderek daha aktif ve çok katmanlı bir dış politika ortaya koymuştur. Artan jeopolitik sınamalar, özellikle Suriye, Ukrayna, Gazze ve Güney Kafkasya'daki gelişmelerle bağlantılı olarak, Türkiye'nin stratejik bölgesel rolünü daha da belirginleştirmiştir.
Söz konusu Raporda dış ilişkilere. Fasıl 23: Yargı ve Temel Haklar, Fasıl 24: Adalet, Özgürlük ve Güvenlik, Fasıl 31: Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası başlıklarında tespit edilen bulgular ile söz konusu fasıllara ilişkin raporun çeşitli yerlerinde geçen kısımlarla ilgili Komisyonun yerine getirilmeyen önceki raporda yer alan tavsiyelerin hala geçerliliğini koruduğu ve gelecek yıl atıbnası gereken adımlara yer verilmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
"AB adalet ve içişleri ajanslarının desteğiyle, ağır ve örgütlü suçlarla ve terörizmle mücadelede ve adli konularda, polis ve gümrük konularında iş birliği yapılmaktadır.
Ağır ve örgütlü suçlarla mücadele ağır ve örgütlü suçlara ilişkin yasal çerçeve, AB müktesebatıyla kısmen uyumludur. Ağır ve örgütlü suçlarla mücadele kapasitesinin iyileştirilmesi gerekmektedir.", ülkemizin jeopolitik konumu ve kültürel çeşitliliği dikkate alındığında 'ağır ve örgütlü suçlara ilişkin yasal çerçevenin AB müktesebatıyla tam uyumlu' olması durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu hususta herhangi bir adım atılması planlanmakta mıdır?
"Türkiye'de uzmanlaşmış, merkezi bir mal varlığı geri alım ofisi bulunmamaktadır. Mal varlıklarına elkoyma ve müsadere, genel ceza yargılaması usulü aracılığıyla yönetilmektedir. Raporlama döneminde kolluk alanında, yolsuzlukla mücadele veya dürüstlüğe ilişkin yeni bir tedbir getirilmemiştir. Dürüstlük güvenceleri ve iç denetim mekanizmaları hâlâ sınırlıdır ve özellikle bağımsız şikâyet kanalları, dâhili kapasite ve açık davranış kuralları aracılığıyla önemli ölçüde güçlendirilmelidir.", söz konusu bulgu ve tavsiye kararları çerçevesinde 'merkezi mal varlığı geri alım ofisi' oluşturulması hususunda bir çalışmanız var mıdır?
"Örgütlü suçlarla mücadeleye ve polis iş birliğine ilişkin yasal çerçeve, AB müktesebatıyla kısmen uyumludur. Türkiye'nin, halihazırda Europol tarafından hazırlanan SOCTA (Ağır ve Örgütlü Suçlar Tehdit Değerlendirmesi) ile eşdeğer bir ulusal belgesi bulunmamaktadır. Bununla birlikte Türk makamları, örgütlü suçlarla ilgili stratejik tehdit değerlendirmeleri yapmaktadır; ancak bu değerlendirmeler, genellikle açıklanmamakta ve SOCTA ile aynı şekilde yapılandırılmamakta veya kurumsallaştırılmamaktadır.", söz konusu bulguyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Buna ilişkin bir çalışma planlanmakta mıdır?
"Europol ile iş birliği mevcut Stratejik İş birliği Anlaşması ile sınırlıdır. Türkiye'nin kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatının, AB müktesebatıyla henüz uyumlu hâle getirilmemiş olması nedeniyle Europol ile kişisel verilerin değişimi hâlâ sonuçlanmamıştır.", güvenlik açısından son derece önem arz eden söz konusu uyumun gerçekleştirilmemesinin gerekçesi nedir? Bu hususta bir çalışma yapılacak mıdır?
"Türkiye, Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi'ne (Budapeşte Sözleşmesi) taraf olmakla birlikte, güçlendirilmiş iş birliği ve elektronik kanıtların açıklanmasına ilişkin İkinci Ek Protokol'ü henüz imzalamamıştır. Raporlama döneminde, siber suçlarla mücadeleye yönelik ulusal bir strateji veya eylem planı mevcut değildir.", bulgu dikkate alınarak 'siber suçlarla mücadeleye yönelik ulusal bir strateji veya eylem planı' hazırlamaya ilişkin bir çalışma var mıdır?
"Türkiye'de kolluk makamlarının cinsiyet temelli şiddet vakalarım etkili bir şekilde ele alma ve mağdurlara yeterli koruma ve destek sağlama kapasitesi konusunda endişeler devam etmektedir.", bulgu bağlamında kadına şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin tedbirlerin arttırılmasına ilişkin ne tür çalışmalar yapılmaktadır?
Uyuşturucu alanında iş birliği ile rehabilitasyon ve tedavi kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Mevzuat uyumu, stratejik ve kurumsal çerçeve Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028) yürürlükte olup genel koordinasyon Sağlık Bakanlığına verilmiştir. Yeni psikoaktif maddeler konusunda Ulusal Erken Uyarı Sistemi kapsamında verilerin toplanmasından, risk değerlendirmelerinin yapılmasından ve tavsiyelerin sunulmasından sorumludur.", söz konusu bulgu ve konunun ehemmiyeti dikkate alınarak 'Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028)'nin tamamlanma oranı nedir? bahse konu sorunların çözümünde ne kadar yol alınmıştır?
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Asya ile Avrupa arasında uyuşturucu kaçakçılığının kilit geçiş rotası olmaya devam etmektedir. AB'deki eşdeğer kolluk kurumları ile bilgi değişiminin ve iş birliğinin artırılması gerekmektedir. Bu uyuşturucuların imhası, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadele stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır ancak bu yöntemlerin etkinliği ve çevresel etkileri sürekli değerlendirmeyi gerektirmektedir.", bulgu dikkate alınarak, AB'deki eşdeğer kolluk kurumları ile bilgi değişiminin ve iş birliğinin artırılması bakımından bir çalışma bulunmakta mıdır? bu husustaki düşünceniz nedir?
¿'Terörle mücadele ve radikalleşmenin ve şiddet içeren aşırıcılığın önlenmesi Terörle mücadeleye ilişkin yasal çerçeve AB müktesebatıyla uyumlu değildir. Terörle mücadelenin, hukukun üstünlüğüne riayet edilerek sürdürülmesi gerekmektedir. Türkiye, terörle mücadele amacıyla yasal düzenlemeler kabul etmiş ve güçlü kurumsal çerçeveler oluşturmuştur. Bununla birlikte, yasal çerçeve eksikliklerini korumaktadır ve temel özgürlükler ile güvenlik endişeleri arasında makul denge sıklıkla sağlanamamaktadır. Mevzuatın, özellikle Terörle Mücadele hakkında AB Direktifi'nde düzenlenen terör tanımına ilişkin olarak, AB müktesebatıyla uyumlu hale getirilmesi gerekmekte ve bu durum, yerine getirilmesi gereken önemli bir reform olarak yerini korumaktadır. Önleyici tedbirler yetersizdir. Terörle mücadele konusunda kapsamlı bir strateji veya siyasi sahiplenme bulunmamaktadır ve şiddet içeren aşırıcılığın önlenmesine/bunlarla mücadele edilmesine yönelik uygulamalarda da hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve özgürlüklere riayet edilmesi gerekmektedir.", bahse konu bulgular tarafınızca nasıl değerlendirilmektedir? Bu hususta bir çalışma bulunmakta
iŞiddet içeren aşırıcılıkla mücadeleye ilişkin yasal çerçeve AB müktesebatıyla uyumlu değildir. Şiddet içeren aşırıcılıkla mücadelenin geliştirilmesi gerekmektedir. Kritik altyapıların korunması ve kritik kuruluşların dayanıklılığına ilişkin yasal çerçeve AB müktesebatıyla uyumlu değildir. Kritik altyapıların korunmasının ve kritik kuruluşların dayanıklılığının geliştirilmesi gerekmektedir.", bahse konu yasal çerçevelere ilişkin bulgular tarafınızca nasıl değerlendirilmektedir? Bu hususta bir çalışma bulunmakta
AB, Türkiye'de gerçekleşen ve terör şiddeti içeren her türlü eylemi kınamıştır. Bununla birlikte, terörle mücadele mevzuatının siyasi saiklerle ve oldukça geniş kapsamlı bir şekilde uygulanması, hukukun üstünlüğünü ve temel hakları sekteye uğratmaya devam etmektedir. Muhalefeti susturmak ve siyasi muhalifleri ve gazetecileri hapse atmak amacıyla terörle mücadele mevzuatının seçici bir şekilde uygulanmasına yönelik sürekli artan bir eğilim bulunmaktadır.",
mevzuatının şekilde uygulanması' ifadesi tarafınızca değerlendirilmektedir? Bu husus dışarıda Türkiye algısını negatif etkilediğini düşünüyor musunuz?
"Terörle mücadele alanında AB Üye Devletleri ve AB ajansları ile polis ve adli iş birliği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin AB müktesebatıyla uyumlu bir kanunun bulunmaması ve terör tanımı bakımından farklılıkların olması nedeniyle sınırlı kalmıştır. Bu gereklilikler, diğerlerinin yanı sıra, AB-Türkiye Vize Serbestisi Yol Haritası'nda yer almaktadır ve hâlâ yerine getirilmemiştir.",
süreçte, söz konusu gerekliliklere ilişkin ne tür adımlar atılacaktır? Bu husustaki düşünceniz nedir?
Türkiye'nin kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatı AB müktesebatıyla hâlâ uyumlu olmadığından, terör şüphelilerine ilişkin veriler de dâhil olmak üzere kişisel verilerin Europol ile değişimine ilişkin uluslararası bir anlaşma hâlâ akdedilmemiştir. Böyle bir anlaşmanın yokluğunda, terör şüphelilerine ve Türkiye açısından bilinen bir tehdit oluşturan diğer kişilere ilişkin verilerin Türkiye tarafından Europol'e aktarılması sınırlı kalmaktadır.", terörle mücadele bağlamında gerekli uyumun yapılmasına ilişkin ne tür çalışmalar yapılmaktadır? Bu çalışmaların terörle mücadele kapsamında kolaylık sağlayacağını düşünüyor musunuz?
iMASAK ve İçişleri Bakanlığı, risk temelli AML/CFT denetimini teşvik etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmıştır. 2024'te Anayasa Mahkemesi, İçişleri Bakanı'nın, kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı soruşturmaları sırasında STK temsilcilerini görevden uzaklaştırmasına olanak tanıyan yasal düzenlemeyi iptal etmiştir. Bu karar, FATF Karşılıklı Değerlendirme sürecinin dördüncü turunda Türkiye'nin uyumlu olarak değerlendirilmesine engel olan önemli bir eleştiriye de işaret etmektedir. Bu hükmün yerine geçecek yeni bir mevzuat çıkarılmamıştır.", söz konusu iptal işlemi sonrasında yerine geçecek yeni bir yasal çerçeve çıkarılması hususunda herhangi bir hazırlık var mıdır?
"Türkiye, yolsuzlukla mücadelede, hâlâ başlangıç düzeyinde hazırlıklıdır ve raporlama döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Türkiye, Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa İlişkin Medeni Hukuk ve Ceza Hukuku Sözleşmeleri, Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) tavsiyeleri ve BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi'ne uygun şekilde yolsuzluğun önlenmesi ve kontrolü için bir çerçeve oluşturmamış ve yolsuzlukla mücadele birimleri tesis etmemiştir. Yasal çerçevenin ve kurumsal yapının, yolsuzluk davalarının kovuşturma ve karar aşamalarında usule aykırı biçimde siyasi baskı
kurulmasını sınırlandıracak şekilde iyileştirilmesi gerekmektedir.", söz konusu bulgu ve tavsiye kararları bağlamında diğer paydaş kurumların iş birliğinde gerekli düzenlemelerin yapılması hususunda bir çalışma planlanmakta mıdır? Bahse konu bulgular, tarafınızca nasıl değerlendirilmektedir?
Raporda; "Türkiye, ifade özgürlüğü alanında hâlâ başlangıç düzeyinde hazırlıklıdır ve raporlama döneminde gerileme olmuştur. Milli güvenlik ve terörle mücadeleyle ilgili ceza mevzuatının uygulanışı, ifade özgürlüğünü engelleyerek AIHS'yi ihlal etmeye ve AİHM içtihadından uzaklaşmaya devam etmiştir. Hükümete karşı eleştirel olan gazetecilere, basına ve diğer seslere karşı yargısal ve idari işlemler artmıştır. Medya ve yayıncılık düzenleme kurumu, neredeyse yalnızca bağımsız ve muhalif medya kuruluşlarını hedef alarak, idari cezaları ve para cezalarını ayrımcı bir şekilde uygulamaya devam etmiştir. 2022'de kabul edilen Dezenformasyon Kanunu gibi yeni kabul edilen Siber Güvenlik Kanunu da, temel haklar ve özgürlükler üzerinde daha fazla kısıtlamaya yol açabilecek muğlak kurallar ve bağımsız denetim eksikliği nedeniyle ciddi endişeler uyandırmaktadır. Komisyonun geçen yılki tavsiyeleri yerine getirilmemiştir ve hâlâ geçerlidir.", şeklinde bulgulara yer verilmiş ve "Gelecek yıl Türkiye'nin özellikle: Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Internet Kanunu, Dezenformasyon Kanunu, Siber Güvenlik Kanunu başta olmak üzere ceza mevzuatını ve ayrıca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile ilgili yasal çerçeveyi, Avrupa standartlarına uygun olmasını ve ifade özgürlüğünü kısıtlamadan, orantılı ve ayrımcı olmayan bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla gözden geçirmesi; basının, bağımsız şekilde ve misilleme ya da işten çıkarılma korkusu olmadan çalışmalarını yürütebileceği güvenli ve çoğulcu bir ortamı yeniden tesis etmesi için adımlar atması gerekmektedir.", gibi birtakım tavsiye kararları tarafınızca değerlendirilmiş midir? Bu hususta ne tür adımlar atılması planlanmaktadır?
Güvenlik güçlerinin sivil denetimi Cumhurbaşkanı ve hükümet, ülkenin güvenlik güçleri üzerinde kayda değer bir denetim gücüne sahiptir. Kamudaki hesap verebilirliğin sınırlı olması ve parlamento denetiminin yetersiz kalması nedeniyle gerçek anlamda demokratik gözetim zayıf kalmaktadır. Güvenlik kurumlarının, profesyonelliklerini ve bağımsızlıklarını zayıflatacak şekilde giderek daha fazla siyasallaştığı bildirilmektedir. Güvenlik ve istihbarat kurumları üzerinde partilerin bir arada yürüttüğü parlamento denetiminin güçlendirilmesi, kilit önemde bir reform önceliğidir.
Güvenlik güçleri arasında cezasızlık hâlâ yaygındır; insan hakları ihlalleri, aşırı güç kullanımı ve diğer sistimal iddialarıyla ilgili olaylarda personel, sıklıkla gayriresmî hukuki ve idari korumadan yararlanmaktadır. Genel olarak, güvenlik güçlerinin demokratik sivil denetimi zayıf kalmıştır ve güçlendirilmesi gerekmektedir. 19.Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin Türkiye'deki yerel demokrasiye ilişkin Mart 2022 tarihli tavsiyeleri henüz yerine getirilmemiştir. Mart
2025'te Nevruz kutlamaları, yoğun polis mevcudiyetine ve kamuya açık toplanmalar için alınan tedbirlere rağmen barışçıl bir ortamda gerçekleşmiştir. Yine de Nevruz günü yaklaşık 200 kişi Diyarbakır'da gözaltına alınmış ve ertesi gün serbest bırakılmıştır. Kürtçe yayın yapan basın kuruluşlarının ve kültürel haklara ilişkin kuruluşların çoğu 2016'dan bu yana kapalı durumdadır. HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş, AİHM kararlarına ve insan hakları kuruluşları ile AB tarafından derhal serbest bırakılması yönünde tekrarlanan çağrılara rağmen cezaevindedir. Büyükşehir belediyelerinden olanların da aralarında bulunduğu pek çok DEM Parti üyesi, temsilcisi ve belediye başkanı terörle bağlantılı suçlamalarla gözaltına alınmıştır." 'Terörsüz Türkiye süreci devam ederken, söz konusu bulgular tarafınızca nasıl değerlendirilmektedir? Bu hususta ne tür adımlar atılması planlanmaktadır? Bu bağlamda, 'Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin' tavsiyelerine tarafınızca değerlendirilmiş midir?
"2015 ve 2016'da yapılan askerî operasyonlar ve güvenlik operasyonlarında hasar görmüş kültürel, tarihî ve dini miras alanlarında hükümet tarafından finanse edilen inşaat projelerine karşı açılan davalar devam etmiştir. Kayıp kişiler konusunun ele alınmasına veya güvenlik güçleri tarafından yapıldığı iddia edilen yargısız infazların bağımsız bir şekilde soruşturulmasına yönelik kapsamlı bir yaklaşım getirilmemiştir. Şimdiye kadar, yerel mahkemelere intikal eden 1990'lı yıllardaki zorla kaybedilmelerle ilgili davaların tamamı ya beraatla sonuçlanmış ya da zamanaşımı nedeniyle düşmüştür.", bulguya ilişkin düşünceniz nedir? Bu hususta herhangi bir adım atılacak 21. Yerel yönetimdeki yetkililer, yolsuzluğa açık olmaya devam etmiştir. 2024"te İçişleri Bakanlığı, belediyelere yönelik olarak yapılan yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve ilgili konulardaki 1.701 şikâyet arasından sadece 176'sına soruşturma izni vermiştir. Özellikle büyükşehir belediyelerinde, muhalif belediye başkanları yolsuzlukla ilgili suçlamalar nedeniyle daha sıklıkla kovuşturulmaktadır. İktidar partilerinden birine mensup herhangi bir mevcut veya eski büyükşehir belediye başkanı, yolsuzlukla ilgili kovuşturmaya tabi tutulmamıştır. Adalette keyfilik ve yolsuzluk soruşturmalarının muhalif politikacılara baskı uygulanması için bir araç olarak kullanılması, fiilen yolsuzlukla mücadeleye duyulan güveni zedelemektedir. Yolsuzlukla mücadeleye ilişkin çalışmalarda tarafsızlık ve şeffaflığın sağlanması, demokratik yönetişim ve hukukun üstünlüğüne duyulan kamuoyu güveninin korunması açısından hayati önem taşımaktadır.", bulguya ilişkin tarafınızca herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır? Bu husustaki düşünceniz nedir?
¿Görevi kötüye kullanma iddiaları nedeniyle soruşturma başlatılmadan ön izin alma gerekliliği gibi, kamu görevlilerine tanınan hukuki ayrıcalıklar, usule aykırı olarak bir koruma sağlamakta ve dolayısıyla yolsuzlukla mücadele çabalarını engellemektedir. Çıkar çatışmalarının yönetilmesi, mal bildirimleri ve siyasi partilerin mali denetimlerine ilişkin yasal çerçeve hâlen yetersizdir. Strateji belgeleri Türkiye'de yolsuzlukla mücadeleye yönelik ulusal bir strateji veya eylem planı mevcut değildir. Yolsuzluğa
Karşı Devletler Grubu'nun (GRECO) henüz yerine getirilmeyen tavsiyelerinin uygulanması konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir.", bahse konu düzenlemeleri yapmaya ilişkin bir çalışmanız var mıdır? bu husustaki düşünceniz nedir? 23. "Türkiye'de, yolsuzluğunun önlenmesini amaçlayan, işleyiş bakımından bağımsız, daimi bir kurum hâlâ bulunmamaktadır. Çeşitli yolsuzlukla mücadele birimleri arasındaki koordinasyon yetersizdir. Özel sektörde yolsuzlukla mücadeleye ilişkin yasal çerçeve hâlâ yetersizdir. Türkiye'de uzmanlaşmış kolluk birimleri, savcılık hizmetleri ve mahkemeler bulunmamaktadır.", bulgu çerçevesinde diğer paydaş kurumların iş birliğinde 'işleyiş bakımından bağımsız, daimi bir kurum' oluşturulması konusunda bir çalışma var mıdır? bu tavsiye kararını nasıl değerlendirmektesiniz? 24. "Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TIHEK) ve Kamu Denetçiliği Kurumunun etkililiği sınırlı kalmaya devam etmektedir. TIHEK'in yasal ve kurumsal çerçevesi, Paris Ilkeleri ile tam uyumlu olacak şekilde düzenlenmeli ve kurumların görevlerini etkili bir şekilde yerine getirebilmeleri için yeterli ve güvenli kaynaklar tahsis edilmelidir. Bu operasyonel, bağımsızlığının kurumların ve mali güçlendirilmesi veya üyelerinin atanmasında tarafsız bir sürecin sağlanması konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Bağımsız denetim kurumları olarak görev yapma becerileri hâlâ sınırlıdır ve bu durum, insan haklarını korumak için tasarlanmış mekanizmalara faaliyetler yoluyla temel hakların ihlalinin önlenmesi konusunda kamu kurumlarının sorumluluklarını tanımlayan ulusal bir eylem planı bulunmamaktadır. Yasal ve
düzenleyici denetim eksikliği, insan hakları ihlallerine ilişkin kurumsal hesap verebilirlik konusunda önemli boşluklar yarattığından, Türkiye'nin, AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi'ne uyum sağlaması gerekmektedir.", söz konusu bulguya ilişkin tarafınızca herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır? Bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmayı planlıyor musunuz?