İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/46788 GEÇ CEVAPLANDI · 27 GÜN

1937 yılında idam cezasına çarptırılan bazı kişilerle ilgili arşiv kayıtlarına ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 27 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 20 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

1937-1938 yıllarında Dersim'de gerçekleştirilen askeri harekâtlar sırasında ve sonrasında yaşanan katliamlar, zorunlu göç ve iskân politikaları, yargısız infazlar, kayıplar ve diğer ağır insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin yakın tarihindeki en derin toplumsal yaralardan biri olmayı sürdürmektedir. Aradan yaklaşık doksan yıl geçmiş olmasına rağmen, Dersim'de yaşananlara ilişkin hakikatin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmaması, devlet arşivlerinin önemli ölçüde kapalı tutulması ve mağdur ailelerin adalet taleplerinin karşılanmaması, bu tarihsel meselenin güncelliğini korumasına neden olmaktadır.

Dersim halkının önderlerinden Seyit Rıza, oğlu Resik Hüseyin ve beraberindeki Dersimli aşiret temsilcileri, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı'nda idam edilmiştir. Ancak infaz sürecine ilişkin birçok husus, cenazelerin akıbeti ve mezar yerleri bugüne kadar açıklığa kavuşturulmamıştır. Ailelerin ve kamuoyunun yıllardır sürdürdüğü hakikat arayışı yanıtsız bırakılmış, devlet kurumları tarafından tatmin edici bir bilgilendirme yapılmamıştır.

Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Geçtiğimiz hafta tarihçi Dr. Sedat Ulugana tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve Seyit Rıza ile yol arkadaşlarının idamlarının hemen sonrasına ait olduğu belirtilen altı adet orijinal fotoğraf. Dersim tarihine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Dönemin "Real Photo Post Card" formatında hazırlandığı ifade edilen bu fotoğraflar, tarihsel bir belge niteliği taşımakla birlikte aynı zamanda uzun yıllardır gizli bırakılan veya kamuoyundan saklanan kimi gerçeklerin açığa çıkarılması bakımından da önemli veriler sunmaktadır.

Söz konusu fotoğraflar üzerinde yapılan incelemelerde, infazların gerçekleştirildiği alanlara ilişkin yeni bulguların ortaya çıktığı, bazı karelerde farklı mekânların ve yapıların görüldüğü belirtilmektedir. Bu durum, idamların resmi kayıtlarda yer aldığı şekliyle gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin yeni araştırma ihtiyacını gündeme getirmektedir. Fotoğraflarda dikkat çeken bir diğer husus ise bazı kişilerin yüzlerinin ve bedenlerinin belirli bölümlerinin mürekkeple karartılmış olmasıdır. Bu müdahaleler, fotoğrafların belirli kişi veya kurumlar tarafından sansürlenmiş olabileceğine işaret etmekte; söz konusu görüntülerin hangi kuramların elinde bulunduğu, ne şekilde muhafaza edildiği ve üzerlerinde kimler tarafından değişiklik yapıldığı sorularını gündeme taşımaktadır. Öte yandan fotoğraflar, infaz edilen kişilerin cenazelerinin kamuya açık biçimde teşhir edildiğine ilişkin yıllardır dile getirilen tanıklıkları da destekler niteliktedir. Bu durum infaz sonrasında uygulanan politikaların da insan onuru ve temel haklar açısından yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Ortaya çıkan fotoğraflar, aynı zamanda Dersim 1937-1938 sürecine ilişkin devlet arşivlerinde halen erişime açılmayan çok sayıda fotoğraf, film kaydı, rapor ve resmi belgenin bulunabileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme getirmiştir. Demokratik toplumlarda geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmenin en temel koşullarından biri, hakikatin açığa çıkarılması ve kamu arşivlerinin araştırmacılara, mağdur ailelere ve topluma açık hale getirilmesidir. Hakikatin üzerindeki perde kaldırılmadan toplumsal adaletin ve demokratik hafızanın inşa edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının cenazelerine ne olduğu, nereye defnedildikleri ve mezar yerlerinin neden bugüne kadar açıklanmadığı soruları da halen yanıt beklemektedir. Yakınlarını kaybeden ailelerin mezar yerlerini öğrenme ve cenazelerine ulaşabilme hakkı, evrensel insan hakları ilkelerinin ve yas hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Aradan geçen bunca zamana rağmen bu konuda herhangi bir açıklama yapılmaması, mağduriyetin kuşaklar boyunca sürmesine neden olmaktadır. Hakikatle yüzleşmenin, geçmişte yaşanan ağır ihlallerin açığa çıkarılmasının ve toplumsal hafızanın onarılmasının demokratik bir devletin sorumluluğu olduğu açıktır. Bu kapsamda, kamuoyunda geniş yankı uyandıran söz konusu fotoğrafların kaynağının, devlet arşivlerinde benzer materyallerin bulunup bulunmadığının, fotoğraflar üzerindeki müdahalelerin nedenlerinin, infaz edilen kişilerin cenazelerinin akıbetinin ve Dersim 1937- 1938 sürecine ilişkin arşivlerin kamuoyuna açılmasına yönelik çalışmaların açıklığa kavuşturulması amacıyla aşağıdaki soruların yanıtlanması önem arz etmektedir. Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Bakanlığınız bünyesinde bulunan ATAŞE ve diğer askeri arşivlerde Dersim 1937- 1938 sürecine ilişkin kaç adet fotoğraf, negatif, film kaydı, rapor ve resmi belge bulunmaktadır?

  2. Bu belge ve materyallerin tamamı araştırmacıların erişimine açık mıdır?

  3. Erişime kapalı belge ve materyaller bulunmakta ise bunların sayısı nedir ve erişim kısıtlamasının gerekçesi nedir?

  4. Temmuz 2026'da kamuoyuna yansıyan Seyit Rıza ve yol arkadaşlarına ait fotoğraflarla aynı çekime veya aynı seriye ait başka fotoğraflar Bakanlığınız arşivlerinde bulunmakta mıdır?

  5. Dersim harekâtları sırasında çekilmiş hava fotoğrafları, keşif görüntüleri veya film kayıtları mevcut mudur?

  6. Dersim 1937-1938 sürecine ilişkin askeri arşivlerde yer alan belgelerin tamamının tasnif edilerek araştırmacıların erişimine açılması yönünde bir çalışma yürütülmekte midir?

  7. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının infazlarının ardından cenazelerinin nakli veya defin işlemlerine ilişkin askeri makamlarca hazırlanmış herhangi bir rapor, yazışma veya tutanak bulunmakta mıdır?

  8. Bakanlığınız bünyesinde Dersim 1937-1938 dönemine ilişkin gizlilik derecesi devam eden belge bulunmakta mıdır? Bulunmakta ise bunların sayısı nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanı ·

Kars Milletvekili Gülüstan KILIÇ KOÇYİĞİT tarafından TBMM Başkanlığına verilen ve Milli Savunma Bakanı tarafından cevap verilmesi talep edilen, 7/46788 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik ile Arşivlerden Yararlanma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Bakanlığımız arşivinde bulunan arşiv belgeleri, 31 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığına devredilmiştir.

Güvenevler Mah.Kuzgun Cad.No:51 Aşağı Ayrancı/ANKARA Milli Savunma Uzmanı Santral: (0312) 466 07 37 Belgegeçer No: (0312) 417 94 41 Telefon No: Dahili 2272

Yaşar GÜLERBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir