Vakıf üniversitelerinde yaşanan işten çıkarmalara ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 13 Temmuz 2026 tarihinde 7/46913 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 24 gün sonra, 6 Ağustos 2026).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Vakıf üniversitelerinde yaşanan işten çıkarmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46913, 13 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46913-vakif-universitelerinde-yasanan-isten-cikarmalara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/d125163d-d8d5-41d9-a75c-019f5f9b6b5d
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 24 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandmimasım arz ederim. 13.07.2026 ^ ^
Vakıf üniversiteleri, anayasal bir hak olan yükseköğretimi kamusal bir hizmet olarak sunmak yerine, öğrencileri müşteri, akademisyenleri ise kolaylıkla gözden çıkarılabilecek birer maliyet kalemi olarak gören ticarethanelere dönüştürülmüştür. Her eğitim-öğretim yılının sonunda artık gelenekselleşen akademik kıyım, bu yıl da İstanbul'daki çok sayıda vakıf üniversitesinde yaşanmaktadır. İstanbul Arel Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, İstanbul Atlas Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, İstanbul Gelişim Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli vakıf üniversitelerinde 150'nin üzerinde akademisyenin işten çıkarıldığı, sözleşmelerinin yenilenmediği veya istifaya zorlandığı bilinmektedir.
Üniversite yönetimleri bu kıyımı "sözleşme süresinin dolması", "norm kadro fazlalığı", "bölümlerin küçültülmesi" ve "mali zorunluluklar" gibi gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa kesintisiz biçimde sürdürülen eğitim-öğretim faaliyetlerinde, akademisyenlerin yıllarca çalıştırıldıktan sonra her yaz "sözleşmen bitti" denilerek kapı önüne konulması, açık bir emek ve hak gaspıdır. Vakıf üniversiteleri, bir taraftan öğrenci ücretlerine fahiş zamlar yapmakta, milyonlarca lirayı reklam, tanıtım, kampüs ve bina yatınınlarına ayırmakta; diğer taraftan akademisyenlerin ücretlerini, kıdemlerini ve iş güvencelerini "gereksiz harcama" olarak görmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Kadrolu akademisyenleri işten çıkarıp yerlerine ders saati başına düşük ücretlerle güvencesiz akademisyen çalıştırmayı amaçlayan bu düzen, bilimsel niteliği değil ucuz emek sömürüsünü esas almaktadır. Akademisyenler, bir üniversiteden diğerine ders yetiştirmek zorunda bırakılmakta; araştırma yapmak, öğrenciyle ilgilenmek ve bilimsel üretimde bulunmak için gerekli koşullardan mahrum edilmektedir.
Özellikle sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarının sistematik biçimde küçültülmesi ve kapatılması da tesadüf değildir. Sermayenin ihtiyaçlarına doğrudan hizmet etmeyen, toplumsal , eşitsizlikleri sorgulayan, eleştirel düşünceyi ve hak mücadelesini besleyen bölümler tasfiye edilmektedir. Üniversiteler, bilimsel bilginin üretildiği kurumlar olmaktan çıkarılıp piyasanın ihtiyaçlarına göre diploma satan işletmelere dönüştürülmektedir.
Bütün bunlar yaşamrken YÖK, denetim görevini yerine getirmek yerine vakıf üniversitesi patronlarına fiilî bir cezasızlık alanı sağlamaktadır. Her tercih döneminde üniversitelerin reklam kampanyalarına, kampüslerine ve vitrinlerine ortak olan YÖK; akademisyenler işten çıkarılırken, sendikal haklar gasp edilirken, kadro normları ihlal edilirken ve öğrencilerin eğitim hakkı tehlikeye atılırken sessiz kalmaktadır.
Üstelik geçmiş yıllarda vakıf üniversitelerinin mali tablolarını, reklam ve tanıtım harcamalarını, öğrenci başına düşen giderlerini, kütüphane harcamalarını ve akademik personel giderlerini açıklayan 'Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu" da artık yayımlanmamaktadır. YOK, üniversiteleri denetlemediği gibi, kamuoyunun bu kurumları denetlemesini sağlayacak verileri de gizlemektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
İstanbul'daki vakıf üniversitelerinde son bir ay içinde işten çıkarılan, sözleşmesi yenilenmeyen veya istifaya zorlanan toplam akademisyen sayısı kaçtır? Bu akademisyenlerin üniversite, fakülte, bölüm ve sendika üyeliğine göre dağılımı nedir?
Yargıtay içtihatlarına göre vakıf üniversitesi akademisyenlerinin sözleşmeleri işin sürekliliği nedeniyle 'belirsiz süreli' kabul edilmesine rağmen, üniversitelerin 'sözleşme süresi bitti' gerekçesiyle yaptığı hukuka aykırı fesihlerin engellenmesi için Bakanlığınız ve YÖK hangi somut adımları atacaktır?
İstanbul Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde Prof. Dr. Feryal Saygılıgil'in işten çıkarılmasıyla öğretim üyesi sayısının ikiye düşeceği ve bölümün YÖK'ün belirlediği asgari kadro sınırının altında kalacağı bilinmektedir. YÖK, kendi koyduğu asgari kadro kurallarını dahi ihlal eden bu üniversiteler hakkında bir idari soruşturma başlatmış mıdır?
Öğrenci öğrenim ücretlerine fahiş zamlar yaparken, akademisyenlerin Devlet üniversitelerindeki muadilleriyle eşit ücret alması kanuni zorunluluğundan kaçmak için küçülmeye giden ve bölümleri kapatan vakıf üniversitelerinin mali denetimleri
Üniversite içinde yaşanan öğrenci tacizi iddiasının üzerine giden ve soruşturma açılmasını sağlayan bir kadın akademisyenin (Prof. Dr. Feryal Saygılıgil), bu olayın ardından mobbinge, asılsız mesai soruşturmalarına maruz kalması ve nihayetinde işten çıkarılması Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Tacizin üstünü örtmeye çalışan ve hak arayan hocayı cezalandıran üniversite yönetimi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?
Sosyal bilimler, sanat ve iletişim gibi alanların vakıf üniversiteleri eliyle bilinçli olarak daraltılması, kapatılması ve tasfiye edilmesine karşı YÖK'ün yükseköğretim planlaması yönünde bir müdahalesi olacak mıdır, yoksa akademi tamamen piyasanın ve mütevelli heyetlerinin insafına mı terk edilecektir?
Vakıf üniversitelerinin periyodik olarak her yaz dönemi sonunda kitlesel akademik kıyımlara girişmesi, Bakanlığınızın ve YÖK'ün uyguladığı cezasızlık politikasından ve denetim yetersizliğinden mi cesaret almaktadır? Anayasal bir hak olan yükseköğrenim alanını piyasa koşullarına terk eden Bakanlığınız, bu kurumların açıkça kâr elde etme hırsıyla işletilen birer "şirket" gibi davrandığını ne zaman kabul edecektir?
Vakıf üniversitelerinde çalışan binlerce akademisyenin iş ve gelecek güvencesi Bakanlığınızın ve YÖK'ün denetim sorumluluğunda değil midir? Üniversite mütevelli heyetlerinin ve patronlarının, iş kanunlarını ve YÖK mevzuatını arkadan dolanarak her yıl binlerce bilim emekçisini keyfi ve usulsüz şekilde kapı önüne koyabilmesinin önüne geçecek kalıcı bir idari ve hukuki güvence mekanizması ne zaman hayata geçirilecektir? 9. 2547 sayılı Kanun'un Ek 11. maddesindeki 'eşit işe eşit ücret' hükmüne uymayan, üniversite emekçilerini güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak çalıştıran, sendikal hakları gasp eden ve asgari kadro normunun altına düşen vakıf üniversitelerine bugüne kadar hangi somut yaptırımlar uygulanmıştır?
Geçmiş yıllarda YÖK tarafından her yıl düzenli olarak yayımlanan, vakıf üniversitelerinin kütüphane harcamalarından reklam-tanıtım bütçelerine, öğrenci başına düşen cari giderlerden akademik personel harcamalarına kadar tüm mali bilançoları kalem kalem ortaya koyan "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu" son yıllarda neden yayımlanmamaktadır? Vakıf üniversitelerinin mali harcamalarını kamuoyundan ve denetimden gizlemenizin gerekçesi nedir?
Vakıf üniversitelerinin tercih ve kayıt dönemlerinde reklam, bilboard, televizyon ilanları ve halkla ilişkiler faaliyetlerine harcadığı milyonlarca liralık bütçeler YÖK tarafından denetlenmekte midir? Reklam ve fiziki yatırımlarından asla taviz vermeyen bu kurumların, mali sıkışıklık bahanesiyle ilk olarak akademisyenleri kapı önüne koyması ve bilim emekçilerini sadece birer "maliyet kalemi" olarak görmesi Bakanlığınızın yükseköğretim politikasıyla uyuşmakta mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
b) 22.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1897315 sayılı yazınız.
c) 24.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1898539 sayılı yazınız. 7/46917
ç) 28.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1902900 sayılı yazınız. Bakanlığımıza Ilgi (a-b-c-ç)'de kayıtlı yazılarla iletilen Bursa Milletvekili Kayıhan PALA'nın 7/43420 ve 7/46676, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut TANAL'ın 7/46547, İstanbul Milletvekili Iskender BAYAN'ın 7/46913 ile Gaziantep Milletvekili Sevda KARACA'nın 7/46917 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek'te sunulmuştur.
ISTANBUL MİLLETVEKİLİ ISKENDER AYHAN'IN 7/46913 ESAS NUMARALI
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan 52208 sayılı konuya ilişkin yazıları Ek'te yer almaktadır.
YIK T.C. 55991605 Sayı : E-57802651-610-52208 Konu : Soru Önergeleri-7/46913
İstanbul Milletvekili Iskender BAYHAN tarafından verilen 7/46913 esas sayılı Soru Önergesi Kurulumuz Başkanlığınca incelenmiş olup ilgili soru önergesine ilişkin cevap ekte sunulmuştur.
)568 - 5599160568 -
7/46913 Esas Sayılı Soru Önergesinin Cevabı Vakıf yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Mevzuatı kapsamında; eğitim öğretim, idari ve mali konularda her yıl olağan olarak denetlenmekte olup bu denetimler sonucunda vakıf yükseköğretim kurumları tarafından yapılan ihlaller için yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı nitelikte tedbirler alınır. Yine olağan denetimler dışında gerekirse konu bazlı incelemeler de yapılmakta ve tespit edilen hususlara ilişkin önlemler uygulanmaktadır. 2547 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür."
Ek 8 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır."
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında; Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı Iş Kanunu hükümleri uygulanır." hükümleri yer almaktadır.
Buna göre vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının işe alım, atama ve görevden alınmaları vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyeti tarafından yapılmakta olup öğretim elemanları aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise Iş Kanunu hükümlerine tabidir. Bu bağlamda öğretim elemanlarının sözleşmelerinin haklı/haksız sebeple feshi yahut tazminat hakkı gibi hususlar yargının görev ve yetki alanı içinde yer almaktadır. Yükseköğretim Kurulu resmi internet sayfasında eğitime öğretime başlanılması için gerekli olan asgari kriterler yayınlanmıştır. Bununla beraber Kurulumuz bir programın eğitime başlanması ve eğitimin sürdürülmesi için gerekli olan asgari öğretim elemanı sayısını da belirler. Vakıf yükseköğretim kurumu tarafından asgari sayının üzerinde öğretim elemanının istihdam edilmesi; öğrenci sayısı, arge, bilimsel araştırma, akademik yayın gibi stratejik hedefleri kapsayan istihdam politikası ile ilgili bir husustur. Ayrıca vakıf yükseköğretim kurumları ilgili mevzuat kapsamında her yıl denetlenmekte olup asgari öğretim elemanı sayısının sağlanamadığının tespit edilmesi halinde ise programın yeterliliği gözden geçirilerek gerekli tedbirler alınmaktadır.
Yusuf TEKINMilli Eğitim Bakanı