İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/47295 GEÇ CEVAPLANDI · 51 GÜN

Bakanlığın "Sendikalı Ol" adlı kampanyasına ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 51 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 42 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak son günlerde, "Sendikalı Ol" başlıklı kamu spotu ve sosyal medya kampanyalarıyla işçileri sendikalara üye olmaya çağırmaktasınız. Ancak işçilerin sendikalaşmasının önündeki engeller sosyal medya kampanyalarıyla değil, çalışma yaşamında izlediğiniz politikalarla belirlenmektedir. Atalarımızın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözü de tam olarak bunu anlatmaktadır. Bakanlığınızın işçi sınıfının haklarına ilişkin gerçek tutumu, kamu spotlarında değil; bugün açıkladığınız resmi yetki tespiti verileri ile örgütsüz emek sömürüsüne dayalı uygulamalarınızla açıkça görülmektedir.

2026 Temmuz ayı işkolu istatistiklerine göre Türkiye'de kayıtlı 17 milyon 430 bin 478 işçiden yalnızca 2 milyon 432 bin 788'i sendika üyesidir. Toplam sendikalaşma oranı yüzde 13,96 olarak açıklanırken, kamu işçileri hariç tutulduğunda özel sektörde sendikalaşma oranının yaklaşık yüzde 6-7 düzeyinde olduğu yönündeki değerlendirmeler, çalışma yaşamındaki örgütsüzlüğün boyutunu daha da görünür hâle getirmektedir. Aynı istatistiklere göre faaliyet gösteren 246 işçi sendikasının 186'sı işkolu barajını aşamamıştır.

Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bu tablo tesadüf değildir. İşkolu barajları, uzun ve etkisiz yetki süreçleri, sendikalaşma nedeniyle işçi kıyımları, grev hakkının yasaklanması ve toplu iş sözleşmesi hakkının önündeki engeller, milyonlarca işçiyi anayasal haklarını kullanamaz hâle-getirmiştir. Sendikaların ve emek örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği üzere, . işkolu barajı özellikle mücadeleci sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını zorlaştırmakta; işçilerin sendika seçme özgürlüğünü ise engellemektedir. Son olarak, Bağımsız Maden-İş Sendikası örneğinde olduğu gibi, çeşitli sendikalar işkolu istatistikleri ve yetki süreçlerinde Bakanlığınızın keyfi ve siyasi tasarruflarda bulunduğu yönünde tartışmalar yürütmektedir.

Öte yandan Emek Partisi tarafından "Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş" kampanyası kapsamında işçilerden, sendikalardan, akademisyenlerden ve hukukçulardan alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan ve muhalefet milletvekillerinin de imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Sendikal Haklar Kanun Teklifi, işkolu barajlarının kaldırılması, grev hakkı önündeki engellerin kaldırılması, sendikal nedenle işten çıkarmalara karşı etkin iş güvencesi sağlanması ve toplu pazarlık hakkının güçlendirilmesini öngörmesine rağmen bugüne kadar Meclis gündemine alınmamış, Bakanlığınız tarafından da bu doğrultuda herhangi bir yasal girişimde bulunulmamıştır.

Bakanlığını yaptığınız tek adam yönetiminin bütün ekonomi politikalarına bakıldığında, sermaye sınıfına yönelik prim teşvikleri, vergi destekleri, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştıran uygulamaların hızla hayata geçirildiği; buna karşılık işçilerin anayasal haklarını çiğneyen düzenlemelerin ise sürekli görmezden gelindiği görülmektedir. Bunun sonucu olarak milyonlarca işçi düşük ücret, güvencesizlik, örgütsüzlük ve iş cinayetleri tehdidi altında çalışmaya mahkum edilirken, sermaye sınıfı ise ucuz, örgütsüz ve hak arama olanakları elinden alınmış emek üzerinden kurulan sömürü düzeninden yararlanmaktadır.

Bu nedenlerle, Bakanlığınızın "Sendikalı Ol" çağrısının çalışma yaşamındaki gerçek uygulamalarla bir ilişkisi olmadığının, sendikal hakların kullanılmasının önündeki yapısal engellerin neden kaldırılmadığının ve işçilerin örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını güvence altına alacak düzenlemelerin neden hayata geçirilmediğinin açıklığa (kavuşturulması (o amacıyla (aşağıdaki o soruların Oo cevaplandırılması gerekmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Bakanlığınız tarafından kamu kaynakları kullanılarak hazırlanan "Sendikalı Ol" kampanyası için bugüne kadar toplam ne kadar kamu kaynağı harcanmıştır? Kampanya hazırlanırken hangi işçi sendikalarının, emek ve meslek örgütlerinin görüşü alınmıştır?

  2. Bakanlığınızın yayımladığı 2026 Temmuz ayı işkolu istatistiklerine göre Türkiye'de yaklaşık 17,4 milyon işçiden yalnızca 2,43 milyonu sendika üyesidir. Toplam sendikalaşma oranının 9013,96 düzeyinde kalmasının; kamu işçileri hariç tutulduğunda özel sektörde sendikalaşma oranının yaklaşık 06-7 seviyesinde olduğu yönündeki değerlendirmelerin temel nedenleri Bakanlığınıza göre nelerdir?

  3. Türkiye'de bugün itibarıyla;

    a) Yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçi sayısı kaçtır?

    b) Sendika üyesi olmasına rağmen herhangi bir toplu iş sözleşmesi kapsamına giremeyen işçi sayısı kaçtır?

    c) Fiilen grev hakkını kullanabilen işçi sayısı kaçtır?

  4. Son beş yılda grev kararı alınan işyeri ve işçi sayısı kaçtır? Bunların kaçında grev uygulanabilmiş; kaçında grevler erteleme, yasaklama, yetki uyuşmazlığı veya diğer nedenlerle fiilen kullanılamamıştır?

  5. Bakanlığınızın yayımladığı son istatistiklere göre 246 işçi sendikasının 186'sı işkolu barajının altında kalmıştır. İşkolu barajının işçilerin sendika seçme özgürlüğünü, toplu iş sözleşmesi hakkını ve grev hakkını sınırlandırdığı yönündeki eleştirilere katılmakta mısınız? İşkolu barajının kaldırılmasına yönelik herhangi bir yasal hazırlığınız bulunmakta mıdır?

  6. Bağımsız Maden-İş Sendikası başta olmak üzere çeşitli sendikalar tarafından son işkolu istatistiklerinde işkolu barajının uygulanışına ve yetki süreçlerine ilişkin hukuka aykırılık iddiaları kamuoyuna taşınmıştır. Bakanlığınız bu iddialar hakkında herhangi bir idari inceleme başlatmış mıdır? Başlatılmamış ise gerekçesi nedir?

  7. İşkolu barajı uygulamasının, Bakanlığa işkolu istatistikleri ve yetki süreçleri üzerinden sendikal yapıyı siyasi veya idari tasarruflarla etkileyebilme olanağı tanıdığı; özellikle bağımsız sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını zorlaştırdığı yönündeki açıklamalara ilişkin Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

  8. Son on yılda sendikal nedenle işten çıkarıldığı iddiasıyla Bakanlığınıza yapılan başvuru sayısı kaçtır? Bu başvuruların kaçında işverenler hakkında idari yaptırım uygulanmıştır?

  9. Son on yılda meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin kaçının çalıştığı işyerinde sendika ve yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi bulunmaktadır? Bakanlığınız, iş cinayetleri ile sendikasız çalışma arasındaki ilişkiye ilişkin istatistiksel bir çalışma yürütmekte midir?

  10. Emek Partisi tarafından hazırlanarak muhalefet milletvekillerinin de imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Sendikal Haklar Kanun Teklifi hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir? Teklifte yer alan;

    a) İşkolu barajının kaldırılması,

    b) Sendikal nedenle işten çıkarmalara karşı etkin iş güvencesi sağlanması,

    c) Toplu iş sözleşmesi yetkisinin önündeki engellerin kaldırılması,

    d) Grev hakkının güvence altına alınması yönündeki düzenlemeler neden hayata geçirilmemektedir?

  11. Son on yılda Bakanlığınız tarafından hazırlanan çalışma yaşamına ilişkin yasal düzenlemelerin;

    a) Sermaye sınıfına yönelik prim teşvikleri,

    b) Vergi ve SGK destekleri,

    c) Esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştıran düzenlemeler ile işçilerin örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını güçlendiren düzenlemeler bakımından sayısal dağılımı nedir?

  12. Anayasa'nın 51, 53 ve 54'üncü maddeleri ile Türkiye'nin taraf olduğu ILO'nun 8/7 ve 98 sayılı sözleşmeleri sendikal örgütlenme, toplu pazarlık ve grev haklarını güvence altına almasına rağmen; milyonlarca işçinin fiilen bu haklardan yararlanamaması karşısında Bakanlığınızın çözüm programı nedir? Bu konuda hazırlanan bir eylem planı bulunmakta mıdır?

  13. Bir taraftan işkolu barajı, uzun yetki süreçleri, sendikal nedenle işten çıkarmalar ve grev hakkını fiilen sınırlandıran uygulamalar devam ederken; diğer taraftan kamu kaynakları kullanılarak sosyal medya üzerinden "Sendikalı Ol" kampanyası yürütülmesinin çalışma yaşamındaki yapısal sorunları çözmeye yeterli olduğu düşünülmekte midir? İşçilerin örgütlenme hakkını fiilen güvence altına alacak somut yasal düzenlemeler ne zaman Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilecektir?

  14. Bakanlığınızın çalışma yaşamına ilişkin uygulamalarının, işçilerin örgütlenme ve hak arama özgürlüğünü genişletmek yerine düşük ücretli, güvencesiz ve örgütsüz çalışma ilişkilerini sürdürerek sermayenin emek maliyetlerini düşüren, emek sömürüsünü artıran bir çalışma rejimini güçlendirdiği yönündeki değerlendirmelere ilişkin Bakanlığınızın açıklaması nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın Iskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/47295 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Anayasanın 51 inci maddesi uyarınca sendikal örgütlenme hakkı, işçilere, işverenlere ve kamu görevlilerine tanınan Anayasal bir hak olma özelliği taşımaktadır. Sosyal taraflarla yapılan istişarelerle birlikte uluslararası sözleşmeler ile Avrupa Birliği normları dikkate alınarak, sendikal hak ve özgürlüklere dair evrensel ilkeler göz önünde bulundurularak düzenlenen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu Iş Sözleşmesi Kanunu öncesinde yüzde 10 olan işkolu barajı, Kanunun yürürlüğe girmesiyle yüzde 3'e, 10/9/2014 tarihli değişiklik ile de yüzde l'e indirilmiştir. Işkolu esasına göre örgütlenme güçlü sendikacılığın temini bakımından gerekli bir unsurdur. %1 'lik baraj, sendikaların güçlü hâlde bulunması amaçlanarak getirilmiş bir uygulamadır.

Öte yandan, Çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesi, çalışma hayatına yönelik mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi amacıyla oluşturulan Uçlü Danışma Kurulu 'Türkiye Yüzyılında Sosyal Diyalog' gündemiyle 20/10/2023 tarihinde toplanmış olup Kurulda, sosyal tarafların görüş ve önerileri ile çalışma hayatının gündemindeki öncelikli konularda teknik çalışmaların yürütülmesi kararı alınmıştır. Bu çerçevede; 6356 sayılı Kanun ekseninde 'Sendika Özgürlüğünün Güvencesi', 'Sendika Üyeliği' ve 'Yetki' gündemleriyle toplantılar gerçekleştirilmiştir.

29-30 Nisan 2024 tarihlerinde düzenlenen 13. Çalışma Meclisi'nde 'Emeğin, Sendikal Orgütlenmenin ve Istihdamın Geleceği' teması çerçevesinde sendikal örgütlenme konusu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Toplantı, dört ana oturumdan oluşmuş ve bu oturumlardan birinde doğrudan 'Sendikal Orgütlenmede Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Onerileri' konusuna odaklanılmıştır.

9 Ekim 2025 tarihinde 'Sendikal Örgütlenmenin Yaygınlaştırılması' gündemi ile Üçlü Danışma Kurulu toplanmıştır.

22 Ocak 2026 tarihinde 'Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm' gündemiyle gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi Toplantısı, üç ana oturumdan oluşmuş ve bu oturumlardan birinde 'Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri' konusuna odaklanılmıştır. Bu çerçevede, sosyal tarafların dijital dönüşümün sendikalaşmaya etkilerine yönelik görüş ve değerlendirmeleri ele alınmıştır.

Ayrıca, 6356 sayılı Kanun gereğince; Işkollarındaki Işçi Sayıları ve Sendikaların Uye Sayılarına İlişkin 2026 Temmuz Ayı Istatistikleri Hakkında Tebliğ, 28 Temmuz 2026 tarihli ve 33323 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

Bu bağlamda; Çalışma Meclisleri, Uçlü Danışma Kurulları ve Uçlü Danışm Kurulu çerçevesinde gerçekleştirilen Alt Grup Toplantıları ile sosyal taraflarla bir araya ge ak sendi aşmanın arttırılmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir."

Çankaya / ANKARA Tel: (03 12) 296 71 68

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir