Son üç yılda taşınmaz satış bedelini düşük gösterdiği gerekçesiyle cezai işlem uygulanan kişi sayısına ilişkin
Kaynak göster
Ayhan Barut (Yeni Parti), 16 Eylül 2026 tarihinde 7/49085 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 28 gün sonra, 14 Ekim 2026).
Ayhan Barut (Yeni Parti, Adana). “Son üç yılda taşınmaz satış bedelini düşük gösterdiği gerekçesiyle cezai işlem uygulanan kişi sayısına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/49085, 16 Eylül 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-49085-son-uc-yilda-tasinmaz-satis-bedelini-dusuk-gosterdigi-gerekcesiyle-cezai-islem-uygulanan-k (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ac811b97-8f3d-4832-9403-01a0adebf7a8
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 28 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ve talep ederim.
Son dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından taşınmaz alım-satım işlemlerine ilişkin olarak çok sayıda vatandaşa "eksik beyan" gerekçesiyle tebligatlar gönderildiği ve ek vergi ile cezai işlem talep edildiği görülmektedir. Özellikle tapuda belediye rayiç bedelinin üzerinde satış bedeli beyan edilmiş olmasına rağmen, idarenin "gerçek piyasa değeri daha yüksektir" gerekçesiyle ek tarhiyat yapması kamuoyunda ciddi bir tartışmaya yol açmıştır.
Vergi hukukunda temel ilke, mükellefin yükümlülüğünü açık, öngörülebilir ve objektif kriterlere göre bilmesidir. Oysa mevcut uygulamada vatandaş hem rayiç bedelin altında beyan yapması halinde cezayla karşılaşmakta, hem de rayiç bedelin üzerinde yaptığı beyan idarece yeterli görülmeyerek yeniden değer tespitine tabi tutulmaktadır. Bu durum, idarenin takdir yetkisinin sınırlarının belirsizleştiği ve mükellef aleyhine genişletildiği yönünde kaygılara neden olmaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Özellikle ekonomik krizin derinleştiği, konut fiyatlarının ve kredi faizlerinin tarihi seviyelere ulaştığı bir dönemde, ev alıp satan vatandaşların üzerine ek vergi ve ceza yükü bindirilmesi sosyal devlet ilkesi ve vergi adaleti bakımından sorgulanmaktadır. Bütçe açığının arttığı bir süreçte bu uygulamanın kamu gelirlerini artırmaya dönük bir tahsilat politikasına dönüşüp dönüşmediği hususu da kamuoyunun yanıt beklediği önemli bir sorudur.
Vergilendirmede belirlilik, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkeleri gereği; idarenin hangi kriterlere göre "gerçek satış bedelini" tespit ettiği, bu işlemlerin hangi objektif veri setine dayandığı ve uygulamanın sınırlarının ne olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Son 3 yıl içinde taşınmaz satış bedelinin düşük beyan edildiği gerekçesiyle kaç kişiye tebligat ! gönderilmiştir?
Bu tebligatlar hangi kriterlere göre düzenlenmektedir? İdare, "gerçek satış bedelini" hangi i yöntemle tespit etmektedir?
Belediyelerce belirlenen rayiç bedelin üzerinde beyan yapılmış ofmasına rağmen ek vergi ve.. ceza uygulanan işlem sayısı kaçtır?
İdare tarafından esas alınan "piyasa değeri" hangi kurumsal veri veya ekspertiz raporuna dayanmaktadır?
Aynı bölgede benzer nitelikteki taşınmazlar arasında farklı değer tespiti yapılmasının önüne geçmek için standart bir değerleme sistemi bulunmakta mıdır?
Bu uygulama nedeniyle uzlaşmaya giden mükellef sayısı ve tahsil edilen ek vergi tutarı ne kadardır?
Vergi hukukunda belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri gözetilerek, tapu harcı ve gelir vergisi uygulamasında objektif ve şeffaf bir değerleme sistemi oluşturulmasına yönelik bir çalışma var mıdır?