Şırnak’ın Cizre ilçesinde bir terör örgütü mensubu için düzenlenen taziyeye katılan bazı kişilerin ifadeye çağrılmasına ilişkin
Kaynak göster
Mehmet Zeki İrmez (DEM Parti), 9 Ekim 2026 tarihinde 7/50614 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevap bekleniyor.
Mehmet Zeki İrmez (DEM Parti, Şırnak). “Şırnak’ın Cizre ilçesinde bir terör örgütü mensubu için düzenlenen taziyeye katılan bazı kişilerin ifadeye çağrılmasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/50614, 9 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-50614-sirnakin-cizre-ilcesinde-bir-teror-orgutu-mensubu-icin-duzenlenen-taziyeye-katilan-bazi-k (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/fc3a0d07-7137-4e1d-a519-01a12f22092d
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap bekleniyor
Verilişinden bu yana 27 gün geçti; 15 günlük süre 24 Ekim 2026 tarihinde doldu, cevap henüz yayımlanmadı.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Akın GÜRLEK tarafından TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim (08.10.2026) met Zeki İRMEZ Şırnak Milletvekili
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında, yıllardır süren çatışmalarda yaşamını yitiren ve kimlikleri yakın dönemde açıklanan kişiler için birçok kentte taziyeler kurulmuş ve anmalar gerçekleştirilmiştir. Cenazesine ulaşılamayan, mezar yeri bilinmeyen veya ölüm haberi yıllar sonra kesinleşen kişilerin aileleri, uzun yıllar tamamlayamadıkları yaslarını kolektif biçimde yaşamak ve yakınlarını anmak üzere bir araya gelmiştir.
Bu kapsamda 26, 27 ve 28 Ağustos 2026 tarihlerinde Cizre'de gerçekleştirilen taziye ve anmaların ardından, Mehmet Halil Özen'in ailesinden aralarında annesi ve ileri yaştaki aile bireylerinin de bulunduğu 12 kişi ifade ve sorgulama amacıyla çağrılmıştır. Aile bireylerinin taziye ve anmanın ardından topluca ifadeye çağrılması; yas tutma, taziye kabul etme ve yakınlarını anma hakkının kullanımını adli işlemlerin konusu hâline getirmekte ve bu hakların kriminalize edilmesine yönelik bir uygulama niteliği taşımaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Buna karşılık, 6 Ekim 2026 tarihinde MEBYA-DER öncülüğünde ailelerin, sivil toplum örgütlerinin ve Şırnak halkının katılımıyla yapılan basın açıklamasında söz konusu ifade çağrılarına tepki gösterilmiş, ailelerin yakınlarını anma ve yaslarını yaşama iradesi kamuoyuyla paylaşılmıştır.Bu tepkinin arka planında, Şırnak'ta ailelerin cenaze, defin, taziye ve yas süreçlerinde geçmişten bugüne karşılaştıkları idari ve kolluk uygulamaları da bulunmaktadır. Cizre'de taziye evlerinin ve camilerin kullanımına, taziye alanlarına girişlere, cenaze ve defin süreçlerine yönelik müdahalelerle süregelen bu uygulamalar, bugün taziye ve anmaların ardından aile bireylerinin topluca ifadeye çağrılmasıyla devam etmektedir.
Oysa ailelerin yakınlarını anması, acılarını paylaşması ve taziyeleri kabul etmesi, evrensel bir insan hakkı olan yas hakkının kapsamındadır. Bu hakkın kullanımı, yaşamını yitiren kişinin kimliğine, siyasi görüşüne veya devlet makamlarınca nasıl nitelendirildiğine bağlı tutulamaz.
Bu bağlamda:
SORULAR
26, 27 ve 28 Ağustos 2026 tarihlerinde Cizre'de gerçekleştirilen taziye ve anmaların ardından kaç kişi, hangi sıfatla ifadeye çağrılmıştır?
Söz konusu çağrılarda kişilerin şüpheli veya tanık sıfatları ile çağrılma nedenleri kendilerine bildirilmiş midir? Şüpheli sıfatıyla çağrılanlar bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145'inci maddesindeki çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi güvencesine uyulmuş mudur?
2015 yılından bu yana Şırnak'ta cenaze, defin, taziye ve anmalara katılımla bağlantılı olarak kaç kişi hakkında soruşturma yürütülmüş; bunlardan kaçı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, kaçı hakkında dava açılmasına karar verilmiştir? Bakanlığınız, Şırnak'ta cenaze, taziye ve anmalara katılımın adli işlemlere konu edilmesinin ailelerin yas hakkı üzerindeki baskı ve caydırıcı etkilerine ilişkin, uygulamayı takip etme ve sorunların nedenlerini araştırma görevi kapsamında herhangi bir inceleme veya araştırma yapmış mıdır? Yapılmışsa tespit edilen sorunlar ve geliştirilen çözüm önerileri nelerdir; yapılmamışsa güncel ifade çağrıları üzerine böyle bir çalışma başlatılacak mıdır?
Ailelerin yaslarını bireysel ve kolektif biçimde yaşamaları, taziye kabul etmeleri ve yakınlarını anmaları nedeniyle kriminalize edildikleri algısına yol açan ve/veya bu hakların kullanımında caydırıcı amaçla yürütülen kolluk ve adli işlemlerin önlenmesi için Bakanlığınızın görev alanında hangi somut çalışmalar yürütülmektedir?
2 0blY
Mensubu olduğunuzu kamuoyuna açıkladığınız dinin yas, taziye ve ölünün yakınları tarafından anılmasına atfettiği değerler ile insan hakları hukukunun güvence altına aldığı yas hakkı birlikte değerlendirildiğinde; ailelerin yakınlarını anmaları ve taziye kabul etmeleri nedeniyle adli süreçlerin ve ifade işlemlerinin konusu hâline getirilmesini hangi hukuki, insani ve vicdani gerekçeyle açıklıyorsunuz?
Bir ailenin yasının ve taziyesinin "meşruiyeti", yaşamını yitiren kişinin kimliğine, siyasi görüşüne veya devlet makamlarınca nasıl nitelendirildiğine göre değişebilir mi? Yas ve taziye hakkının bu nitelendirmeler üzerinden adli süreçlerin konusu hâline getirilmesini hukuk devleti ve insan haklarına saygı ilkeleriyle nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Bakanlığın cevabı henüz TBMM kaydına girmedi · verilişinden bu yana 27 gün. Cevap gelince metni burada yayımlanır.
Hata bildir