KYK yurtlarında kalan üniversite öğrencileri hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin
Kaynak göster
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 15 Ekim 2026 tarihinde 7/51475 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Gençlik ve Spor Bakanlığı. Cevap bekleniyor.
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “KYK yurtlarında kalan üniversite öğrencileri hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/51475, 15 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-51475-kyk-yurtlarinda-kalan-universite-ogrencileri-hakkinda-verilen-disiplin-cezalarina-iliskin (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/520a758e-b44b-41f3-a5d6-01a14482ec59
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bugün · süre işliyor
- 15. gün
Cevap süresi işliyor: 13. gün. 15 günlük süre 30 Ekim 2026 tarihinde doluyor.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın BAK tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. n KONUKÇU İstanbul Milletvekili
Sosyal devlet anlayışının ve kamusal sorumluluğun en temel gereği, gençlerin nitelikli, parasız ve güvenli barınma hakkını güvence altına almaktır. Ancak Türkiye'de derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve barınma sorunu üniversite öğrencilerinin yaşam koşullarını ağırlaştırırken; KYK yurtları, öğrencilerin haklarını güvence altına alan kamusal kurumlar olmaktan uzaklaşarak otoriter idari baskı ve keyfi uygulamaların gündeme geldiği alanlara dönüşmektedir. Öyle ki; öğrencilerin sağlıklı beslenme, hijyen, güvenlik ve demokratik haklarına ilişkin taleplerini dile getirdikleri için disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakılmaları, en temel barışçıl ve demokratik tepkilerin dahi idare tarafından "suç" sayılması, barınma hakkının öğrencileri sindirme ve cezalandırma aracına dönüştürüldüğünün açık göstergesidir. Bu durumun son örneklerinden biri, Gebze Teknik Üniversitesi bünyesindeki KYK Nilüfer Hatun Kız Öğrenci Yurdu'nda yaşanmıştır. Basına yansıyan bilgilere göre, yurtta kalan iki kadın öğrenci hakkında "buzdolabının yerini değiştirmek" ve "çarşaf kirletmek" gibi idari ve hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle tutanak tutulmuş ve yurttan çıkarılmalarına yönelik tebligatlar yapılmıştır. Öğrenciler, yurt koşullarına yönelik itirazlarının ve CİMER başvurularının ardından baskı ve mobbinge maruz kaldıklarını belirtmiştir.
Sağlıklı beslenme ve hijyen koşullarının iyileştirilmesini, idari usulsüzlüklerin giderilmesini isteyen öğrencilerin taleplerine yanıt vermek yerine yasal itiraz süreçleri dahi beklenmeden, kalacak bir yer gösterilmeksizin ve beslenme hakları kısıtlanarak bir gecede yurttan çıkarma gibi ağır bir yaptırımla karşı karşıya bırakılmışlardır.
Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Antalya'daki KYK Akdeniz Kız Öğrenci Yurdu'nda benzer nedenlerle yurttan çıkarılan öğrenciler hakkında idare mahkemelerince yürütmenin durdurulması kararları verilmiş olması, öğrencilerin hak arama girişimlerinin disiplin yaptırımlarıyla bastırılması sorununun münferit olmadığını göstermektedir. Yargı kararlarına konu olan benzer uygulamaların ısrarla sürdürülmesi, idarenin hukuka bağlılığı ve öğrenci haklarına saygısı bakımından ciddi bir boyuta ulaşmıştır. Hak arayan öğrencileri barınma güvencesinden mahrum bırakan ve demokratik tepkileri cezalandırmayı idari tutum hâline getiren bu keyfi anlayış karşısında idari ve hukuki denetim mekanizmalarının derhal işletilmesi bir zorunluluktur.
Yine öğrenciler; yurtta fiziken katılmadıkları "hasbihal" gibi etkinliklere rızaları dışında katılmış gösterildiklerini ve imzalarının kopyalandığı iddiasıyla CİMER'e başvurduklarını, CİMER'den aldıkları cevap üzerine yurt yönetimine bu durumu sorduklarında ise "başkasının imzasını kopyalamak suç değil ki" yanıtını aldıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin iradelerinin yok sayıldığı ve imzalarının kopyalandığı yönündeki açıklamalar; kamu kurumlarında kayıt güvenliğini, idari hesap verebilirliği ve anayasal güvence altındaki inanç ve vicdan özgürlüğünü hiçe sayan, gençlerin özgür iradesini gasp eden ve sahtecilik iddialarını dahi geçiştiren zihniyetin evrakta sahtecilik niteliğindeki uygulamaları usul haline getiren baskıcı idari anlayışının açık bir göstergesidir.
Öğrenciler tarafından dile getirilen bir diğer iddiaya göre ise yurt çevresinde yaralanan bir kedinin tedaviye erişimi engellenmiş ve kedi yaşamını yitirmiştir. Olayın ardından hayvanların yaşam hakkını savunan öğrenciler baskıyla karşılaşmış, kedi evleri toplatılmış ve Hayvanları ve Doğayı Koruma Kulübü'ne ait taşıma ekipmanlarının yurda girişi engellenmiştir. Bunun yanı sıra, bir yurt personelinin kişisel kına gecesini etüt katında düzenlediği, mesai saatindeki personelin bu organizasyonda görevlendirildiği, temizlik hizmetlerinin aksadığı ve yemeklerin niteliğinin düştüğü belirtilmektedir. Öğrencilerin en temel insani ihtiyaçları dahi karşılanmazken kamuya ait alanların ve personelin şahsi organizasyonlara tahsis edilmesi; yetkili makamların bu usulsüzlüklere göz yumduğunu veya denetim sorumluluğunu yerine getirmediğini ve cezasızlık zırhının yarattığı keyfiliği göstermektedir.
Tüm bu hak ihlallerine ve usulsüzlüklere karşı 12 Ekim 2026 tarihinde arkadaşlarına ve barınma hakkına sahip çıkmak amacıyla yurt önünde oturma eylemi başlatan Gebze Teknik Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi öğrencileri ile Eğitim-Sen üyesi eğitim emekçilerinin karşısına, Rektörlük ve Emniyet iş birliğiyle polis barikatları çıkarılmıştır. Üniversite yönetimlerinin asli görevi öğrencilerin haklı taleplerini dinlemek ve yaşanan sorunlara çözüm üretmek iken, barışçıl protestoların baskı ve polisle bastırılmaya çalışılması; eğitim emekçilerinin sendikal dayanışmasını, kampüsteki canlıların yaşam hakkını savunan kulüp faaliyetlerini ve anayasal protesto hakkını hedef alan, özerk, demokratik ve özgür üniversite anlayışına yönelik doğrudan bir tasfiye ve saldırı niteliğindedir.
Kadın öğrencilerin yasal itiraz süreçleri tamamlanmadan ve alternatif bir barınma olanağı sağlanmadan yurttan çıkarılması, barınma krizinin ağırlaştığı koşullarda eğitim haklarını ve güvenliklerini doğrudan tehdit etmektedir. Kadınların güvenliğine ilişkin toplumsal kaygılar, Gülistan Doku'nun hâlen bulunamamış olması ve KYK yurdunda kalan Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle de hafızalardadır.
Cezasızlık politikaları ve idari ihmaller yüzünden kadın öğrencilerin can güvenliği tehdit altındayken, hak arayan kadın öğrencileri barınma krizinin ortasında sokakla cezalandırmaya çalışmak, onları açıkça şiddete, istismara ve güvencesizliğe terk etmektir. Kadınların yaşam hakkını korumak, riskleri önceden belirlemek ve başvuruları etkin biçimde değerlendirmek kamusal bir yükümlülüktür.
KYK yurtları, öğrencilerin hak aradıkları için cezalandırıldıkları, iradelerinin yok sayıldığı ve barınma güvencelerinin keyfi kararlarla ellerinden alındığı kurumlara dönüştürülemez. Gençlerin barınma hakkını koruması gereken idarenin bu hakkı öğrencileri sindirmenin aracına dönüştürmesine izin verilemez. Bakanlığın sorumluluğu, hak ihlali iddialarını geçiştirmek değil; yaşananları bütün yönleriyle ortaya çıkarmak, sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapmak ve öğrencilerin haklarını güvence altına almaktır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Nilüfer Hatun Kız Öğrenci Yurdu'nda kalan iki kadın öğrencinin "buzdolabı yerini değiştirmek" ve "çarşaf kirletmek" gibi idari ve hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle yurttan atıldıkları iddiaları Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bu kararlar verilirken öğrencilerin yasal itiraz, savunma ve alternatif barınma imkânı sağlama süreçleri gözetilmiş midir?
Yurt idarecisinin/personelinin kişisel kına gecesini yurt etüt katında düzenlediği, mesaideki kamu personelini bu organizasyona tahsis ettiği ve bu esnada temizlik/beslenme hizmetlerinin aksatıldığı iddiaları araştırılmış mıdır? Görevi kötüye kullanan yetkililer hakkında başlatılmış bir idari işlem bulunmakta mıdır; yoksa bu usulsüzlüğe göz mü yumulmuştur?
Öğrencilerin fiziken katılmadıkları "hasbihal" vb. etkinliklere rızaları dışında katılmış gösterildikleri ve imzalarının kopyalandığı yönündeki iddialar doğru mudur? Evrakta sahtecilik niteliğindeki bu uygulamaya ilişkin idari/adli bir soruşturma başlatılmış mıdır? "Başkasının imzasını kopyalamak suç değil ki" şeklinde yanıt veren yurt görevlileri tespit edilmiş midir?
Yaralanan bir kedinin veterinere götürülmesinin engellenerek yaşamını yitirmesine sebep olunduğu iddiası hakkında bir inceleme yürütülmekte midir? Öğrencilerin kedi evlerinin toplatılması ve Hayvanları ve Doğayı Koruma Kulübü'ne ait ekipmanların yurda girişinin engellenmesi hangi mevzuata dayanmaktadır?
Daha önce Antalya Akdeniz Kız Öğrenci Yurdu örneğinde idare mahkemelerince verilen "yürütmeyi durdurma" kararları ile KYK idarelerinin disiplin cezalarının hukuksuzluğu tescillenmişken; benzer keyfi cezalandırma pratiklerinde ısrar eden GTÜ Nilüfer Hatun Yurt Yönetimi hakkında idari inceleme başlatılmış mıdır?
12 Ekim 2026 tarihinde sıra arkadaşlarına destek vermek isteyen GTÜ öğrencilerine, Kocaeli Üniversitesi öğrencilerine ve Eğitim-Sen üyesi eğitim emekçilerine yönelik Rektörlük ve Emniyet kanalıyla uygulanan giriş engeli ve polis barikatı talimatı kim tarafından verilmiştir? Anayasal eylem hakkı ve sendikal dayanışma ne zamandan beri engelleme gerekçesi yapılmaktadır?
Türkiye genelinde sıklıkla gündeme geldiği üzere; yurt yönetimlerinin usulsüz uygulamalarına, niteliksiz yemekhane koşullarına ve hijyen sorunlarına karşı CİMER'e başvuran veya barışçıl tepki gösteren öğrencilere yönelik Bakanlığınız bilginiz dâhilinde sistemli bir mobbing, baskı ve cezalandırma politikası mı yürütülmektedir? Gülistan Doku'nun hâlen bulunamadığı ve Rojin Kabaiş'in şüpheli yaşam kaybının vicdanları derinden sarstığı bir dönemde; kadın öğrencilerin yasal itiraz süreleri beklenmeden bir gecede sokağa atılması, beslenme, barınma ve eğitim haklarının kısıtlanması açık bir can güvenliği ihlali değil midir? Bakanlığınız kadın öğrencileri şiddet, istismar ve güvencesizlik riskiyle karşı karşıya bırakan bu tutuma karşı hangi acil tedbirleri alacaktır?
Türkiye genelinde son 3 yıl içerisinde KYK yurtlarından idari kararlarla ve disiplin cezalarıyla çıkarılan toplam öğrenci sayısı kaçtır? Bu öğrencilerin kaçı kadın öğrencidir ve idari yargıda kaç yürütmeyi durdurma veya iptal kararı alınmıştır?
KYK yurtlarında kadın öğrencilerin barınma koşullarını, beslenme hizmetlerini, hijyen standartlarını, güvenlik önlemlerini ve yönetim uygulamalarını kapsayan düzenli ve bağımsız denetimler yapılmakta mıdır? Son üç yılda bu kapsamda kaç denetim gerçekleştirilmiş, kaç idari eksiklik tespit edilmiş ve kaç sorumlu hakkında işlem yapılmıştır?
KYK yurtlarının idari baskı, keyfilik ve cezasızlık merkezleri haline gelmesini önlemek; yurtlardaki beslenme, hijyen ve barınma koşullarını kamusal ve nitelikli bir standarda kavuşturmak amacıyla Bakanlığınızın yürüttüğü somut bir çalışma bulunmakta mıdır?
Barınma kriziyle yüz yüze olan öğrencilerin barınma hakkının güvence altına alınması; ekonomik ve idari baskılar nedeniyle öğrencilerin eğitimden kopmalarının, derslerini aksatmalarının veya öğrenimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmalarının önlenmesi ve KYK yurt yönetimlerinin keyfi/otoriter uygulamalarına karşı öğrencilerin başvurabileceği bağımsız bir denetim ve şikâyet mekanizmasının kurulması yönünde yeni bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?
Bakanlığın cevabı henüz TBMM kaydına girmedi · verilişinden bu yana 13 gün. Cevap gelince metni burada yayımlanır.
Hata bildir