İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/1421 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 30 TEM 2018 KOMİSYONDA

26.09.2004 Gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 5 madde

Kaynak göster

2/1421 esas numaralı kanun teklifi 30 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Meral Danış Beştaş (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Meral Danış Beştaş (DEM Parti, Erzurum). “26.09.2004 Gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/1421, 30 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-1421-26-09-2004-gun-ve-5237-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklif (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/c1a25362-6f5c-44a9-b1e4-0189abef98bc

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 5 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 126.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk CezaKanununun 43 üncü maddesinin 3 üncü fırkası aşağıdaki şekilde…

26.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk CezaKanununun 43 üncü maddesinin 3 üncü fırkası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3)Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, taksirle yaralama, taksirle öldürme ve yağma suçlarında o bu madde hükümleri uygulanmaz."

Gerekçe: Taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet verme fiillerinde Soma ve Ermenek faciasında, yine süreklilik arz eden mevsimlik işçilerinin toplu halde yaşamlarını yitirdikleri kazalarda olduğu gibi çoklu yaralama, çoklu ölüm olaylarında fikri içtima hükümlerinin uygulanmaması amacıyla işbu değişiklik yapılmıştır. Her ne kadar TCK m.43/3 uyarınca kasten öldürmede ilgili maddenin uygulanmayacağı belirtilmiş olsa da ceza arasındaki dengenin korunması amacıyla taksirli suçlar açısından da fikri içtima hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmalıdır.

MADDE 226.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 83 üncü maddesine aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir.

26.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 83 üncü maddesine aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir.

"(4) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölümlü iş kazasının meydana gelmesi durumunda işveren ve sorumlular hakkında bu madde hükümleri ve bu kanunun 21 inci maddesinin 2 inci fıkrası uygulanır."

"(5) Yukarıdaki fikra hükümlerine göre ceza verildiği hallerde ayrıca işveren tüzel kişi hakkında faalivet izninin iptaline karar verilir. Bu hallerde kanunun 60. Maddesindeki koşullar aranmaz. Bu halde tüzel kişinin temsilcileri ve ortakları 5 yil süre ile başka bir tüzel kişiliğin ortağı ya da temsilcisi olamazlar. "

Gerekçe: Belli bir yükümlülüğün ihmali ile gerçekleşen ölümlü iş kazası neticesinde işçinin vefat etmesi sonucu işverenin cezai sorumluluğu hâlihazırda işbu kanunun (taksirle (oyaralama ve taksirle öldürme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle de iş kazalarında birincil derecede sorumluluğu bulunanların etkin bir şekilde yargılanmaları mümkün olmamaktadır. Çünkü işverenin taksiri davranışından ötürü sorumluluğu hem mağdurun şikâyetiyle sınırlıdır hem de daha az ceza ile yargılanmaları nedeniyle yaptırım gücü zayıftır. Oysa işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almayan, işçiye iş sağlığı ve eğitimi vermeyen işverenin doğabilecek iş kazalarında ihmali davranışından ötürü önemli oranda sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Yine madde metnine eklenen dördüncü fıkrada ihmal suretiyle meydana gelen ölüm olaylarında sorumluların olası kast hükümlerinden sorumlu tutulmaları öngörülmektedir. Zira maden, inşaat gibi yüksek risk alanlı meslek gruplarında ölümlü iş kazalarının öngörülmemesi mümkün değildir. Netice itibariyle Soma'da meydana gelen faciada işverenin kusuru ve ihmalinin, böylesi elim bir neticeye sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle iş kazalarında sorumluluğu bulunanların hem ihmal sureti ile öldürmeden hem de olası kasttan sorumlu tutulmaları gereklilik arzetmektedir. Yine maddeye eklenen diğer fıkra ile tüzel kişiliğin sorumluluğu yükseltilerek kanunda öngörülen cezai yaptırımların caydırıcı etkisinin artırılması amaçlanmıştır.

MADDE 326.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 8$ inci maddesine aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir.

26.09.2004 gün ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 8$ inci maddesine aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir.

"(9) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile yaralanmalı iş kazasının meydana gelmesi durumunda işveren ve sorumlular hakkında bu madde hükümleri ve bu kanunun 21 inci maddesinin 2 inci fikrası uygulanır."

"(3) Yukarıdaki fikra hükümlerine göre ceza verildiği hallerde ayrıca işveren tüzel kişi hakkında bu tüzel kişi için 1 yıldan az 3 vildan fazla olmamak üzere faaliyet izninin iptaline karar verilir. Bu hallerde kanunun 60. Maddesindeki koşullar aranmaz. Bu halde tüzel kişinin temsilcileri ve ortakları faalivet izninin iptal edildiği süre boyunca başka bir tüzel kişiliğin ortağı ya da temsilcisi olamazlar."

Gerekçe: Belli bir yükümlülüğün ihmali ile yaralanmalı iş kazasının meydana geldiği vakalardaişverenin cezai sorumluluğu hâlihazırda işbu kanunun taksirle yaralama hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle de iş kazalarında birincil derecede sorumluluğu bulunanların etkin bir şekilde yargılanmaları mümkün olmamaktadır. Çünkü işverenin taksiri davranışından ötürü sorumluluğu hem mağdurun şikâyetiyle sınırlıdır hem de daha az ceza ile yargılanmaları nedeniyle yaptırım gücü zayıftır. Oysa işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almayan, işçiye iş sağlığı ve eğitimi vermeyen işverenin doğabilecek iş kazalarında ihmali davranışından ötürü önemli oranda sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Yine madde metnine eklenen dördüncü fıkrada ihmal suretiyle meydana gelen yaralamalı iş kazalarında ( sorumluların oolası Okast hükümlerinden sorumlu tutulmaları öngörülmektedir. Zira maden, inşaat gibi yüksek risk alanlı meslek gruplarında iş kazalarının öngörülmemesi mümkün olmayıp yüzlerce işçi bu kazalar neticesinde sakat kalmakta, hayatlarını iademe ettirmede güçlük yaşamaktadırlar. Netice itibariyle Soma'da meydana gelen faciada işverenin kusuru ve ihmalinin, böylesi elim bir neticeye sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle iş kazalarında sorumluluğu bulunanların hem ihmal sureti ile yaralamadan hem de olası kasttan sorumlu tutulmaları gereklilik arzetmektedir. Yine maddeye eklenen diğer fikra ile tüzel kişiliğin sorumluluğu yükseltilerek kanunda öngörülen cezai yaptırımların caydırıcı etkisinin artırılması amaçlanmıştır.

MADDE 4Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

(1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Kanunun yürürlük tarihini belirtmektedir.

MADDE 5Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

(1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Gerekçe: Kanunun uygulanmasına dair hükümdür.

Genel gerekçeyi oku (7 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

İş kazaları ve iş cinayetleri ülke gündeminin en ciddi ve neticeleri itibariyle en can alıcı sorun alanlarından birisi haline gelmiştir. Çeşitli kurum ve kuruluşlarının yapmış olduğu çalışmalara göre sadece OHAL'İN devam ettiği 2 yıl boyunca meydana gelen iş kazaları neticesinde en az 3 bin 960 işçinin hayatını kaybettiği ifade edilmektedir. Nitekim Soma faciasında 301 işçinin ölümü ile bu sorun gündeme gelmiş ancak ne yazık ki işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik kalıcı bir çözüm elde edilememiştir. Dahası Soma davası neticesinde sorumluların gerekli cezai yaptırıma maruz kalmayışı toplum vicdanında önemli bir yara açmış ve toplumda oldukça sarsıcı bir etki yaratmıştır.

Meydana gelen iş kazaları giderek artış eğilimi göstermekte başta tarım-orman, inşaat, taşımacılık ve maden sektörü olmak üzere çeşitli iş kollarında insanlar, yaptıkları işe hayatlarını teslim etmektedirler. Oysa birçok iş kolunda tehlike arz eden unsurlar söz konusu olup, işveren ve işverenle birlikte hareket edenlerin ölüm riskini öngörmemeleri hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmektedir. Zira birçok iş kazası incelendiği vakit, gerekli önlemlerin alınmadığı, işçilerin sağlıksız ve güvenliksiz koşullarda çalıştırıldığı görülmektedir. Ancak buna rağmen sorumlular; ceza mahkemelerinde taksirle adam öldürme yahut taksirle yaralama suçları ile yargılanmakta ve hatta çoğu kez mağdurun şikâyetini geri alması üzerinehaklarında yargılama dahi yapılmamaktadır. Hal böyle olunca meydana gelen iş cinayetlerinin sorumlularının ihmali fiilleri meşruluk kazanmakta, işveren ve işverenle birlikte hareket edenler şirket menfaatini insan yaşamından üstün tutarak gerekli önlemleri almamayı hak bilmektedirler. Oysa yüksek oranda hapis cezasını gerektiren bu ihmaller zinciri cezai bir yaptırım ile neticelenmiş olsa idi işveren ve sorumlular iş kazalarının gerçekleşmemesi adına gerekli tüm önlemleri almayı bir ödev sorumluluğu ile (gerçekleştirmiş olurlardı. Nitekim idari yönden denetleme ve uyarı mekanizmalarının işlevsiz araçlar olduğunu Soma'da, Ermenek'te yaşanan maden kazaları neticesinde bir kez daha tüm kamuoyu görmüş oldu.

İşveren ve işveren ile birlikte hareket eden kişilerin, belli bir yükümlülüğün ihmali ile gerçekleşen ölümlü ve yaralamalı iş kazalarında birincil sorumlu oldukları kuşkusuzdur. Hâlihazırda işçinin vefatı yahut ağır sakatlanması ile neticelenen iş kazalarında işveren ve işverenle birlikte hareket edenlerin sorumlulukları taksirli suçlar kapsamında değerlendirilmektedir. Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi neticesinde kişinin isteği dışında, dikkatsizliği ile ölüm yahut yaralamaya sebebiyet verilmesine tekabül edip, kişinin ihmali davranışı hususu göz ardı edilmektedir. Bu nedenle de iş kazalarında birincil derecede sorumluluğu bulunanların etkin bir şekilde yargılanmaları mümkün olmamaktadır. Zira işverenin taksiri davranışından ötürü sorumluluğu hem mağdurun şikâyetiyle sınırlıdır hem de daha az ceza ile yargılanmaları nedeniyle yaptırım gücü zayıftır.

Oysa birçok iş kazası bizzat işverenin hiçbir önlem almadığı, sağlığa uygun olmayan, (güvenlik (Oyönünden zayıf (işyerlerinde, (oçalışma (alanlarında gerçekleşmektedir. Bu bakımdan yüksek risk barındıran işyerleri ve iş kollarında ölüm yahut yaralama vakıalarının gerçekleşmesi öngörülebilir olupişyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almayan, işçiye iş sağlığı ve eğitimi vermeyen işverenin doğabilecek iş kazalarında ihmali davranışından ötürü öncmli oranda sorumlu olduğu kabul edilmelidir.

Bilhassa yüksek risk içeren meslek gruplarının çalışmaları sırasında meydana gelen kazalarda ölümlü netice süreklilik arz ettiği ve bu bağlamda öngörülebilir olduğu için. bu neticeyi önleyen önlemlerin nitelikli ve gerektiği gibi alınmaması durumunda sorumlu kişilerin Türk Ceza Kanunun 83 üncü maddesi (ihmal sureti ile öldürme) ve Türk Ceza Kanunun 21 inci maddesinin 2 inci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları şeklinde bir hüküm içeren değişiklik yapılması elzemdir. Bu değişiklik yasalaştığı takdirde; ölümlü yahut yaralamalı iş kazalarında sorumluluğu bulunanlar, hem almadıkları önlemler nedeniyle hem de gereği gibi almadıkları önlemler nedeniyle yargılanabileceklerdir. Yine bu düzenlemenin yanı sira bu fhİ sonucu oluşacak suçlarda TCK m. 43/2 uyarınca aynı neviden fikri içtima hükmünün uygulanmaması da hükme bağlanmalı ve taksirli suçlarda meydana gelen olayların tek bir vakıa gibi algılanıp tek bir ceza ile geçiştirilmesi önlenmelidir.

Bir diğer önemli husus da tüzel kişilerin sorumluluğuna dair düzenleme yapılması zorunluluğudur. Bu minvalde ihmali neticesinde ölüm yahut yaralamaya neden olan tüzel kişi hakkında faaliyet izninin iptali ile sorumluluğu bulunan tüzel kışı temsilci ve ortaklarının başka bir tüzel kişiliğe ortak ya da temsilci olmalarına sınırlama getirilmesi de gereklilik arz etmektedir.

Açıklamış olduğumuz nedenlerle iş kazaları ve iş cinayetlerinde işverenin kusuru ve ihmalinin, böylesi elim bir neticeye sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle iş kazalarında sorumluluğu bulunanların etkin bir biçimde yargılanmalarının sağlanması amacı ile işbu kanun teklifi hazırlanmıştır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam