İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

KANUN TEKLİFİ · 2/1824 KOMİSYONDA

Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Plan ve Bütçe Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 3 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 114/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na aşağıdaki madde eklenmiştir.

14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na aşağıdaki madde eklenmiştir.

"Ek Madde 45- Bu kanunda yer alan eğitim ve öğretim sınıfına dahil öğretmen ünvanlı kadrolarda çalışanlara her yıl 24 Kasım tarihinde, Öğretmenler Günü İkramiyesi ödenir.

MADDE 2Ödenecek ikramiye, o yılın Kasım ayı net maaş tutarından az olamaz."

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Genel gerekçeyi oku (15 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor

Tali Komisyon

Esas Komisyon |Plan ve Bütçe Tarih: 29-11-2023 Esas No:2/1 824 mec Üreme

İn rami

Bali

£" Kasim 7073 ar me mama men e 4332912

Çocukluk çağından başlayarak, akademik hayatın sonuna kadar bilgi ve becerilerini öğrencilere aktaran, onları geleceğe hazırlayarak toplumsal gelişmeye büyük katkı sunan öğretmenler, Türkiye Cumhuriyeti'nin en değerli unsurlarından birini temsil etmektedirler.

Öğretmenler, sadece bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaz, aynı zamanda öğrencilere rehberlik eder, onların kişisel gelişimine katkıda bulunur ve onları gelecekteki hayatları için hazırlar. Bu nedenle, öğretmenlik mesleği ikinci yüzyılına adım atan Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş geleceğe taşıyacak bir misyonu ifade etmektedir.

Buna karşın öğretmenlerimizin yıldan yıla büyüyen sorunlarına kalıcı çare üretemeyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, öğretmenlik mesleğinin itibarını hiçe saymakta, sosyoekonomik durumları günbegün bozulan milyonlarca öğretmeni deyim yerindeyse açlık sınırının altında sefalet koşullarında yaşamaya mahkum etmektedir.

Bugün eğitim sürecinin başat öğesi öğretmenlerimizin en büyük sorunlarından birisi ekonomik durumlarının yetersizliğidir. İçinde boğulduğumuz ekonomik kriz sadece asgari ücretlileri, dar ve sabit gelirlileri değil, kamu çalışanlarını da yoğun biçimde etkilemektedir.

4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 13 bin 334 lira, yoksulluk sınırı 43 bin 433 liraya ulaşmıştır. Yıl sonu itibarıyla maaşlardaki erimenin yüzde 30-35 aralığında olması beklenmektedir. Buna karşın ülkemizde 9/1 derecedeki bir öğretmen aylık 22 bin 852 lira, 5/3 derecedeki bir öğretmen aylık 24 bin 319 lira, 1/4 derecedeki bir öğretmen ise aylık 25 bin 112 lira ücret almaktadır.

Öte taraftan ücretli ve sözleşmeli olarak görev yapan öğretmenlerimizin durumu daha da vahimdir. Mevsimlik işçi gibi, ücretli köle olarak çalıştırılan öğretmenlerimiz asgari ücretin de altında maaşla yaşamlarını sürdürmeye, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeye gayret etmektedirler. "Güvenceli iş, güvenceli gelecek" yaklaşımından vazgeçen iktidar, güvencesizlik tehdidi altında sürekli aba altından sopa göstererek öğretmenlerimizi kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu da aynı işi yapan öğretmenlerin farklı ücretlendirilmesi sonucunu doğurduğu için, daha önceden bu unvanı alanlarla aynı süre öğretmenlik yapmış olanlar arasında ücret dengesizliğini artırmakta ve öğretmenleri ayrıştırarak, meslekte iş barışını zedelemektedir.

Görüldüğü üzere öğretmenlerimiz, toplumun aydınlık geleceği için çaba harcarken, kendi geleceklerini belirsizlikler içinde sürdürmeye çalışmaktadırlar. Nitelikli bir eğitim vermek adına büyük özveriyle çalışan öğretmenlerimizin geçim sıkıntısıyla boğuşmaları, iş barışını bozan uygulamalara muhatap olmaları anayasal hukuk devletinin gereklerine aykırı olduğu gibi sosyal devlet anlayışı bakımında da kabul edilebilir değildir.

Tüm bu sebeplerle, 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mekteplerinin açılışının ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Başöğretmen" unvanını kabul ettiği günün yıldönümünde öğretmenlerimizin sosyoekonomik durumlarının bir nebze de olsa iyileştirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması şarttır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam