Kürt ve Alevi Halk Önderlerinin Cenazelerinin Ailelerine Teslim Edilmesi, Haklarının İadesi, Mirasçılarına Tazminat Ödenmesi ve İstiklal Mahakimi Kanunu ile Tadillerine İlişkin Sonuçların Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 7 madde
Kaynak göster
2/2818 esas numaralı kanun teklifi 20 Aralık 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Ayten Kordu (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli). “Kürt ve Alevi Halk Önderlerinin Cenazelerinin Ailelerine Teslim Edilmesi, Haklarının İadesi, Mirasçılarına Tazminat Ödenmesi ve İstiklal Mahakimi Kanunu ile Tadillerine İlişkin Sonuçların Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2818, 20 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2818-kurt-ve-alevi-halk-onderlerinin-cenazelerinin-ailelerine-teslim-edilmesi-haklarinin-iades (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/0222fba2-d51c-477f-b0fc-0193e4723014
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleİçişleri Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 7 madde
MADDE 14/5/1949 tarihli ve 5384 sayılı İstiklal Mahakimi Kanunu ile kurulan İstiklal Mahkemesi kararlarının…
4/5/1949 tarihli ve 5384 sayılı İstiklal Mahakimi Kanunu ile kurulan İstiklal Mahkemesi kararlarının sonuçlarının ortadan kaldırılarak, bu mahkemelerde yargılanan Seyit Rıza Şeyh ve arkadaşları ile birlikte İstiklal Mahkemesi kararlarıyla idam edilen, ancak cenazeleri ailelerine teslim edilmeyen şahsiyetlerin cenazeleri ailelerine teslim edilir.
MADDE 2İstiklal Mahkemesi kararları kapsamında olmayıp idam edilen, öldürülen ve Said-i Kürdi gibi doğal olarak ölen…
İstiklal Mahkemesi kararları kapsamında olmayıp idam edilen, öldürülen ve Said-i Kürdi gibi doğal olarak ölen ancak cenazeleri ailelerine teslim edilmeyen şahsiyetlerin cenazeleri de bu Kanun Teklifi kapsamında değerlendirilir ve cenazeleri ailelerine teslim edilir.
MADDE 3İdam edilen, öldürülen ve doğal olarak ölen şahsiyetlere ait eşya, belge ve mülkiyetinde olup mirasçılarına…
İdam edilen, öldürülen ve doğal olarak ölen şahsiyetlere ait eşya, belge ve mülkiyetinde olup mirasçılarına verilmeyen menkul, ayni ve nakdi bütün varlıklar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde mirasçılarına iade edilerek tazminat ödenir.
MADDE 4Bu Kanunda ismi açıkça zikredilen şahsiyetler ile birlikte isimleri zikredilmeyen ancak tarihsel süreç…
Bu Kanunda ismi açıkça zikredilen şahsiyetler ile birlikte isimleri zikredilmeyen ancak tarihsel süreç içerisinde devletin söz konusu uygulamalarına tabi tutulmuş, Kürt ve Alevi halkı için tarihe mal olmuş bütün şahsiyetler ile ilgili olarak ilgili kurumlar ve mirasçılar TBMM?de kurulacak komisyonda görev alırlar.
MADDE 5İstiklal mahkemelerinde yargılananların mirasçılarına tazminat ödenmesine ilişkin usul ve esaslar TBMM'de…
İstiklal mahkemelerinde yargılananların mirasçılarına tazminat ödenmesine ilişkin usul ve esaslar TBMM'de kurulacak ve ilgili şahsiyetlerin mirasçılarının da üyesi oldukları komisyon tarafından belirlenir.
MADDE 6Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 7Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür.
Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür.
Genel gerekçeyi oku (17 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Kürt ve Alevi Halk Önderlerinin Cenazelerinin Ailelerine Teslim Edilmesi, Haklarının İadesi,
Mirasçılarına Tazminat Ödenmesi ve İstiklal Mahakimi Kanunu ile Tadillerine İlişkin
Sonuçların Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesiyle birlikte ekte sunulmuştur.
Tarih: 24-12-2024
Esas No:2/2818
İnsan, yaşama ve ölüme yüklediği anlamlar etrafında oluşturduğu sembol ve ritüeller ile zamansal ve mekânsal devamlılığını sağlamaktadır. Halklar mezarları ile zamana ve mekâna iz düşer, varlıklarını tarihe ve toprağa kaydederler. Buradan bakıldığında, mezarlıklar, halkların inançları gereği tarihin her döneminde bir hafiza ve anma mekânı olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte bütün inançlarda kutsal sayılan mezarlıklar daima bir dokunulmazlığa sahip olagelmiştir. Çünkü her toplum mezarlıkları kendi geçmişleriyle bağ kurmanın bir aracı olarak görürken mezarlıklar inançların da vazgeçilmez bir parçası sayılmıştır. Buna rağmen geçmişte yürütülen politikalar kapsamında toplumun önde gelen şahsiyetlerinin mezarları ya tahrip edilmiş ya da ortadan kaybedilmiştir. Yıllardır süregelen mezarsızlık politikalarından dolayı bugün bile Seyid Rıza'nın mezar yeri bilinmemektedir. Her ne kadar son yıllarda toplum liderlerinin mezar yerlerinin tespit edilmesi talebi yüksek sesle dile getirilse de şu ana kadar herhangi bir adım atılmamıştır. 1937 yılında 14 Kasım?"ı 15 Kasım'a bağlayan gece yarısı 6 yol arkadaşı ve oğlu ile birlikte Elazığ (Xarput) Buğday Meydanı'nda idam edilen Dersim ve Kürt halkının tarihi önderi Seyit Rıza ve Dersim meselesi hâlâ tartışılmaktadır. Seyit Rıza ya da Kırmancki'deki adıyla Sey Rıza'nın kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte 1863 yılında Pulur Lirtik Köyü'nde doğdu. Batı Dersim Şeyh Hesenu, Hesanan aşiretinin Yukarı Abbasan Avasu Kolundan olan Seyid İbrahim Kalmen Sor'un dört oğlundan en küçüğüdür.
Mezarlıklar tarihin somut delilleridir. Bir yerleşim yerinin ne kadar eski olduğunun göstergelerinden birisi de hiç şüphesiz oradaki mezarlıklardır. Buradan yola çıkınca, Türkiye'de muhalif kesimlerin ölülerinin mezarlardan çıkartılması, mezarlıklarının tahrip edilmesi, yerinden alınıp başka bir yere taşınması, Ermeni mezarlığı üzerine uygunsuz yapı veya mezarlıkların tahrip edilmesi gibi kimi politikalar iktidardaki partinin sadece Türk toplumunun milliyetçilik duygularına seslenen birer çağrısı değildir. Bu durum bir çağrı olmanın çok ötesinde, tekçi ulus yaratma kodlarında yer edinmiş tekçi zihniyettir. Söz ettiğimiz ölümler politik ölümlerdir. Dolayısıyla hem yaşamlarının hem de ölümlerinin toplum üzerinde ciddi etkisi var. Bunun bir sonucu olarak da ölüler arasında ciddi bir hiyerarşi uygulanmaktadır.
Kürtlerin maruz kaldığı mezarsızlık meselesi aynı zamanda bir hiyerarşi meselesidir. Bu politikalar, Türkiye'nin kurucu siyaseti olan Türklük kimliğinin inşa edilmesinden beri süregelen bir sancıdır. O gün olduğu gibi bugün de aynı politikanın Kürtlerin cenazelerine uygulanması bu tarihsel kodların halen geçerliğini koruduğunu göstermektedir. Dolayısıyla buradan bakınca söz konusu uygulamaların günlük politikaların değil, tarihsel bir politikanın izdüşümü olduğu görülür. Özellikle 1920'li yıllardan bu yana uygulanagelen mezarsızlık politikaları toplumun cezalandırılmasının yanında insanların geçmişleriyle bağını koparmayı amaçlamıştır. Dünya tarihinde birçok iktidar tarafından devreye sokulan bu politikalarla insani değerler ihlal edilip toplum vicdanı incitilirken aynı zamanda demokratik ilkeler de yok edilmiştir. Buna bağlı olarak cezalandırıldığını düşünen toplum kesimleri açısından mezarsızlık politikalarına muhalefet, demokratik bir yaşam talebinde bulunmanın ahlaki ve vicdani gereğini oluşturmaktadır. Çünkü insanlık tarihi boyunca ölülere ve mezarlıklara saygı duyulması, önemli bir insani değer olarak kabul görmüştür.
Bugün mezar yeri halen bilinmeyen şahsiyetlerden birisi olan ve 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim halkının onurlu direnişinin öncüleri Seyid Rıza, oğlu ve arkadaşları, Elâzığ Buğday Meydanı'nda kurulan bir düzmece mahkemede sonucunda idam edildiler. Kendilerine savunma hakkı dahi verilmeden yaşı küçültülerek idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının cenazeleri ise hiçbir zaman ailelerine verilmedi. Aradan geçen 86 yıla rağmen Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri hala gizlenmektedir. Direnişin önderlerinin idamı sonrasında Dersim coğrafyası, kültürü, dili ve inancına yönelik topyekün bir harekata girişilmiş, resmi rakamlara göre 12-16 bin, bağımsız araştırmacı ve tarihçilere göre ise 70 bin ile 100 bin civarında Dersimli çocuk, yaşlı, kadın yaşamını yitirmiştir. Hayatta kalan kız çocukları evlatlık olarak verilmiştir.
Seyit Rıza, Dersim'deki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan'a çağrılmış, görüşmeye giderken yolda 5 Eylül 1937*de tutuklanmıştır. Dersim ileri gelenlerinden Seyit Rıza'yla beraber 58 kişi Elâzığ'da kurulan İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmışlardır.
Yargılama sürecinde, Adalet Bakanlığı'ndan "idam kararı için" şifre gelmesi ancak duruma çekince koyduğu iddia edilen savcının rapor alması nedeniyle dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü görevlisi İhsan Sabri Çağlayangil'in hukuktan sınıf arkadaşı olan bir savcı yardımcısı görevlendirilerek Adalet Bakanlığı'ndan gelen talimatın gereği üzerine Seyit Rıza, Usene Seyd, Fındıg Ağa, Hesen Ağa, Usene Sey Rızay, Ali Ağa, Hesene İvraime Oız ve oğlu Resik Hüseyin'e idam cezası verilmiştir. Diğerleri ise ömür boyu hapis cezalarına çarptırılmıştır. Seyit Rıza,15 Kasım 1937, 74 yaşında idam edilirken tutanaklarda yaşı küçültülmüş 16 yaşındaki oğlu Resik Hüseyin'in ise yaşı büyütülerek idam edilmişlerdir. Seyit Rıza idam edildiğinde 74 yaşındaydı. O yıllarda da, bu yıllarda da yaşı büyük, küçük olanları asmak "yasalara" aykırıydı. Bu nedenle Seyit Rıza'nın yaşı 54 e düşürülerek, Resik Hüseyin" in yaşı ise, 21 e çıkartılarak idam edilmişlerdir.
Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü görevlisi İhsan Sabri Çağlayangil yıllar sonra Seyit Rıza'nın idam edilme anını şöyle anlatmaktadır: "Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı. 'Asacaksınız' dedi ve bana döndü: "Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin?" Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyorum. Son sözünü sorduk. "Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz? dedi. Bu sırada Fındık Hafiz asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Seyit Rıza'yı meydana çıkardık. Etrafta kimse yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti: "Ewlade Kerbelayme. Bexetayme. Ayibi, zulmo, cinayeto' (Evlad-ı Kerbelayız, günahsızız, ayıptır, zulümdür, cinayettir) dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi. "
Alevi ve Kürt halkı için önemli bir yeri ve değeri olan Seyit Rıza, Usene Seyd, Fındıg Ağa, Hesen Ağa, Usene Sey Rızay, Ali Ağa, Hesene İvraime Oız ve oğlu Resik Hüseyin ile birlikte mezar yeri bilinmeyen Şeyh Said, Said-i Kürdi gibi birçok şahsiyet bulunmaktadır. Evrensel inanç ve hukuki değerler, ölen kişilerin mezar yerlerine saygı gösterilmesini ve kişisel eşyalarının yakın akrabalarının isteği doğrultusunda iade edilmesini gerektirmektedir. Ölen bir kişinin mezar yerlerinin ailelerinden ve sevenlerinden gizlenmesi, yasalar ile birlikte vijdana da aykırıdır.
Bütün bu nedenlerden dolayı mezarsızlık politikası bağlamında ölüler üzerinden uygulanan bu hukuksuzluğa son verilip toplumsal talepler doğrultusunda bir adım atılması, Kürt ve Alevi halkı için önemli bir yeri olan Seyid Rıza ile birlikte siyasal hukuk uygulamasına tabi tutulan bütün şahsiyetlerin mezar yerlerinin tespit edilerek ailelerine iade edilmesi tolumsal barışın inşasına dair önemli bir adım olacaktır.
Bu bağlamda devlet, Kürt ve Alevi sorunun çözümüne yönelik bir iyi niyet göstergesi olarak söz konusu şahsiyetlerin şahsından ve Kürt halkından özür dileyip tazminat ödemeyi kabul ederek toplumsal barış adına önemli bir adım atmış olacaktır. Bu adım ile devlet Türkiye'de yaşayan halklar ile geçmişte yaşadığı sorunlar bağlamında bir yüzleşme gerçekleştirerek güçlü bir gelecek inşa adına önemli misyon ve rol üstlenmiş olacaktır.
Bu kapsamda gerekçemizde ismi açıkça zikredilen şahsiyetler ve isimleri zikredilmeyen ancak tarihsel süreç içerisinde devletin söz konusu uygulamalarına tabi tutulmuş, Kürt halkı için tarihe mal olmuş şahsiyetler ile ilgili olarak ilgili kurumlar ve mirasçıların TBMM'de kurulacak komisyona başvurmaları ile süreç işletilmiş olacaktır.
KÜRT VE ALEVİ HALK ÖNDERLERİNİN CENAZELERİNİN AİLELERİNE TESLİM EDİLMESİ, HAKLARININ İADESİ, MİRASÇILARINA TAZMİNAT ÖDENMESİ VE İSTİKLAL MAHAKİMİ KANUNU İLE TADİLLERİNE İLİŞKİN SONUÇLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR