Çalışanların ve Emeklilerin Geçim Koşullarının İyileştirilmesi Amacıyla Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
28 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 10 madde
Kaynak göster
2/3002 esas numaralı kanun teklifi 12 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Dursun Müsavat Dervişoğlu (İYİ Parti) ve 3 vekil; 28 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Dursun Müsavat Dervişoğlu (İYİ Parti, İzmir) ve diğerleri. “Çalışanların ve Emeklilerin Geçim Koşullarının İyileştirilmesi Amacıyla Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3002, 12 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3002-calisanlarin-ve-emeklilerin-gecim-kosullarinin-iyilestirilmesi-amaciyla-gelir-vergisi-kanu (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/14c4be46-aeff-46c8-8511-0195898ac737
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu28 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havalePlan ve Bütçe Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İmzacıların tamamı (28)İmzacı listesini kapat
İLK İMZA
İlk imza sahipleri
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 10 madde
MADDE 131/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 103- Gelir vergisine tabi gelirler;
415.387 TL'ye kadar 415 1.038.469 TL'nin 415.387 TL9si için 62.308,05 TL, fazlası 20 1.439.300 TL'nin 1.038.469 TL*si için 186.924,45 TL (ücret gelirlerinde , 2.076.938 TL'nin 1.038.469 TL?si için 186.924,45 TL), fazlası 1027 4.317.900 TL'nin 1.439.300 TL"si için 295.148,82 TL (ücret gelirlerinde N 5.192.348 TL'nin 2.076.938 TL'si için 467.311,08 TL), fazlası 135 4.317.900 TL'den fazlasının 4.317.900 TL*si için 1.037.024,82 TL (ücret gelirlerinde 10.384.696 TI"den fazlasının 5.192.348 TL" si için 1.557.704,58 "40 TL), fazlası oranında vergilendirilir."
Gerekçe: 193 sayılı Kanunun ilgili maddesi gelir vergisine tabi gelirlerin hangi aralıklarda hangi oranda vergilendirileceğini belirlemektedir. Maddede belirlenen aralıklar her yıl yeniden değerleme oranı nispetinde artırılmaktadır. Ancak gelir vergisi dilimleri yıllardır yeniden değerleme oranından daha az oranla arttırılarak örtülü bir ilave vergi politikası aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle tablonun ilk basamağı 2025 yılı için 158.000 TL, ikinci basamağı 330.000 TL olarak belirlenmiştir. Her yıl vergi dilimlerinin sınırlarını belirleyen bu tutarlar yeniden değerleme oranı kadar arttırılmış olsa sırasıyla 415.387 TL ve 1.038.469 TI"ye ulaşacaktır. Böylece çalışanların büyük bölümünün kümülatif gelir vergisi matrahları bir üst vergi dilimine ya hiç girmeyecek ya da mevcut duruma kıyasen daha sonraki aylarda girecektir. Örneğin; 2000 yılı vergi dilimlerinin günümüze kadar YDO ile arttırıldığı senaryoda kümülatif gelir vergisi matrahı 2025 yılı sonunda 500.000 TI"ye ulaşacak bir çalışanın ücretinden yaklaşık 20.770 TL daha az vergi kesintisi yapılacak ve çalışanlar lehine bir tablo ortaya çıkacaktır. Teklifimiz ile vergi dilimlerinin sınırlarını belirleyen tutarların günümüze kadar yeniden değerleme oranı ile getirilerek ücretli çalışanlarımızın üzerindeki vergi yükü azaltılmaya çalışılmaktadır.
MADDE 222/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Komisyon, asgari ücretin artış oranını, komisyon toplantılarının yapıldığı tarih itibarıyla açıklanmış son dört çeyreklik cari fiyatlarla gayrisafi yurt içi hasıla toplamının bir önceki dört çeyreklik cari fiyatlarla gayrisafi yurt içi hasıla toplamına göre artış oranından daha az tespit edemez. Bir takvim yılı içerisinde birden fazla defa asgari ücret tespiti yapıldığında gayrisafi yurt içi hasılanın mükerrer dönemlerine ait artış oranı hesaba katılmaz"
Gerekçe: Asgari Ücret Tespit Komisyonu her yıl aralık ayında toplanarak sonraki yıl uygulanacak olan asgari ücreti tespit etmektedir. Asgari ücretin belirlenmesinde mevcut durumda esas alınan en önemli ölçüt o yıla ait Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) gerçekleşmesidir. TÜFE ise doğası gereği düşük olması istenen bir veridir. Ülkemizde bu veriye olan güven ise çok düşüktür. TÜFE verilerinin TÜİK tarafından manipüle edilmektedir. Öte yandan yine TÜİK tarafından yayınlanan gayrisafi yurt içi hasıla verileri iktidarın iktisadi büyüme endeksli siyasi söylemleri sebebiyle gerçeğe daha yakın şekilde sunulmaktadır. TÜFE'nin aksine GSYH büyümesi, doğası gereği yüksek olması istenen bir veridir. Ayrıca cari fiyatlarla GSYH verileri, içerisinde hem iktisadi büyümeyi hem de enflasyonu barındırmaktadır. Ücretli çalışanlar, iktisadi büyümeye doğrudan sundukları katkı sebebiyle, gerçekleşen enflasyon oranına ilave olarak büyüme oranı kadar ücret artışı almayı hak etmektedirler. Bu nedenle madde ile Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun sonraki döneme âit asgari ücret tespitinde cari fiyatlarla hesaplanmış GSYH/"nin artış oranından daha düşük bir oran belirleyememesi kanunen teminat altına alınmaktadır.
MADDE 38/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 87- Bu Kanuna göre emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylığı ile dul ve yetim aylığı bağlananlara, (7.983) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarında ilave ödeme yapılır."
Gerekçe: Bilindiği üzere 2023 yılının mayıs ayında en düşük memur maaşını 22.000 TLye yükseltmek amacıyla 8.077 TL seyyanen zam Cumhurbaşkanı tarafından kamuoyuyla paylaşılmış ve bu zammın otomatik olarak memur emeklilerine de yansıtılacağının sözü verilmiştir. Ancak takip eden dönemde TBMM'ye sunulan Teklifin memur emeklilerini kapsamadığı görülmüştür. Üzerinden iki yıla yakın zaman geçmesine rağmen bu söz yerine getirilmemiştir. Düzenleme 15.965 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu elde edilecek tutarın seyyanen ödenmesi şeklinde yapılmış olup günümüz itibarıyla bu tutar 16.165 TL'ye ulaşmıştır. Teklifimiz ile bu tutarın en azından yarısının tüm memur emeklilerine verilmesi amaçlanmaktadır.
MADDE 431/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 18 inci maddesinin…
31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "3.000'er TL" ibaresi "cari yıl için belirlenen net asgari ücret tutarının yarısı kadar" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Ülkemizde emekliler, uzun yıllar boyunca çalışma hayatına katkıda bulunmuş, ülke ekonomisinin gelişmesine ve toplumsal refahın sağlanmasına büyük emek vermiş vatandaşlarımızdır. Son yıllarda artan enflasyon, hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar nedeniyle emeklilerin yaşam standartları kabul edilemez seviyeye düşmüştür. Özellikle sabit ve düşük gelire sahip emekliler için bayram ikramiyeleri, bayram dönemlerinde bir nebze olsun rahatlama sağlamakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir destek olmaktadır. Uygulamada emeklilere ödenen bayram ikramiyesi sabit bir tutar olarak belirlenmektedir. Ancak ekonomik koşullar değiştikçe, sabit tutarın reel değeri hızla erimekte ve emeklilerin alım gücü azalmakta, dolayısıyla bu destek amacına ulaşamamaktadır. Sabit tutar belirleme yöntemi yerine, bayram ikramiyesinin cari yıl için belirlenen net asgari ücretin yarısı kadar olması, ikramiye tutarının ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmesini sağlayacaktır. Böylece emeklilerin alım gücü korunacak ve bayram ikramiyelerinin reel anlamda etkili bir destek mekanizması olmasının önü açılacaktır. Bayram ikramiyesi uygulamasının başladığı tarihte belirlenen 1.000 TLlik ikramiye tutarı, yaklaşık 250 dolara tekabül ederken, günümüzde aynı döviz kuru baz alındığında 250 doların karşılığı 9.000 TL*yi aşmaktadır. Ayrıca, TÜİK tarafından yayımlanan enflasyon verileri incelendiğinde dahi, söz konusu uygulamanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne genel fiyat seviyesinin 8,3 kat arttığı görülmektedir. Buna rağmen, bayram ikramiyesi yalnızca 3 kat artırılarak 3.000 TL seviyesine yükseltilmiştir. Bu durum, ikramiye tutarlarının reel değerinin ciddi şekilde erozyona uğradığını açıkça göstermektedir. Bununla birlikte, ilk uygulama döneminde bayram ikramiyesi asgari ücretin 962"sine denk gelirken, günümüzde bu oran 9413"e kadar gerilemiştir. Hükümet, ikramiye artışlarını bir sosyal politika başarısı olarak sunmasına rağmen veriler bir başarıdan söz edilemeyeceğini göstermektedir. Bu düzenleme, emeklilerimizin insanca yaşam şartlarına ulaşmasına katkı sağlayacak ve sosyal devlet anlayışıyla bağdaşan bir çözüm olacaktır. Bayram ikramiyelerinin asgari ücrete endekslenmesi, iktidarın geçmişte yaptığı gibi keyfi artışlarla emeklilerin haklarını sınırlamasının da önüne geçecektir.
MADDE 55510 sayılı Kanunun Ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ek ödeme dâhil 14.469 Türk lirasından"…
5510 sayılı Kanunun Ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ek ödeme dâhil 14.469 Türk lirasından" ibaresi "ek ödeme dâhil cari yıl için belirlenen net asgari ücret tutarından" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Bu düzenleme ile en düşük emekli maaşının cari yıl için belirlenen net asgari ücretten az olmaması sağlanacaktır. Asgari ücret, toplumun en düşük gelir standardı olarak belirlenmiş olup, aktif çalışma hayatındaki bireylerin en temel yaşam giderlerini karşılamalarına yönelik bir eşik olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, emeklilerin de bu temel seviyenin altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmesi kabul edilebilir bir politika değildir. Emeklilerimizin yıllarca çalışarak elde ettikleri maaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olması en temel hakkıdır. Asgari ücretin altında bir gelirle geçinmek zorunda bırakılan bir emekli, sağlık, barınma ve beslenme gibi en temel gereksinimlerini dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Önerdiğimiz düzenleme, emeklilerin yaşam koşullarını bir nebze olsun iyileştirerek, toplumsal refahın ve ekonomik adaletin güçlenmesine katkı sunacaktır.
MADDE 65510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 110- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalı ve hak sahiplerine; 2025 yılı başından önce bağlanmış gelir ve aylıklar ile 2025 yılında bağlanacak malullük, yaşlılık veya ölüm aylıklarının bu Kanunun 27 nci, 29 uncu, 33 üncü ve geçici 2 nci maddelerine göre 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla hesaplanan aylık tutarları dosya bazında ödenmesi gereken miktar esas alınmak kaydıyla 2025 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere Wo 20,75 oranında artırılır.
Birinci fikra uyarınca artırılan gelir ve aylıklar, 55 inci maddeye göre ayrıca artırılmaz."
Gerekçe: 2025 yılı ocak ayında SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılacak zam oranı 715,75 olarak öngörülmüştür. Ancak aylıklarındaki yetersiz artış, emeklileri giderek daha zor bir yaşama mahkum etmektedir. Hükümetin belirlediği oran, emeklilerin ekonomik kayıplarını telafi etmekten çok uzaktır. Emeklilere yapılacak maaş artışının daha gerçekçi bir düzeye çekilmesi gerekmektedir. Düzenleme ile bu oran 5 puan yükseltilerek, emeklilerin hızla artan yaşam maliyetleri karşısında biraz daha korunması sağlanacaktır.
MADDE 75510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 111- Bu kanunun ek 19 uncu maddesi uyarınca belirlenen tutar; 1/1/2025- 31/12/2025 tarihleri arasında 9675 oranında,
1/1/2026- 31/12/2026 tarihleri arasında 980 oranında,
W1/2027- 31/12/2027 tarihleri arasında 9585 oranında,
1/1/2028- 31/12/2028 tarihleri arasında 9690 oranında,
1/1/2029- 31/12/2029 tarihleri arasında 995 oranında, uygulanarak hak sahiplerine ödenir."
Gerekçe: Teklifin 6 ncı maddesi ile en düşük emekli maaşının asgari ücretten az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun gelir- gider durumu göz önünde bulundurulduğunda asgari ücret seviyesine çıkarılmasının kademeli olarak yapılmasının mali dengeler açısından uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle madde ile en düşük emekli maaşının, 2025 yılında asgari ücretin 975'i oranından başlayarak 2029 yılında asgari ücrete eşitlenmesini sağlayacak geçici düzenleme yapılmaktadır.
MADDE 827/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 48- 4688 sayılı Kanun uyarınca verilen 3 1/08/2023tarihli ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 4 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan 2025 Yılı Ocak Ayına Ait Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Genelge ile belirlenmiş olan katsayılar, sözleşme ücreti artış oranları ve ücret tavanları 905 artırımlı olarak uygulanır.
1/1/2025 tarihi ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih arasındaki döneme karşılık gelen fark tutarları bu maddenin yayımı tarihini izleyen bir ay içinde ödenir."
Gerekçe: Türkiye'de kamu görevlileri ve memur emeklileri, devletin işleyişinde kritik roller üstlenen, kamu hizmetlerinin etkin ve sürdürülebilir bir şekilde sunulmasını sağlayan temel unsurlardır. Hükümet tarafından 2025 yılı ocak ayının ilk altı aylık dönemi için belirlenen 9011,54"lük zam, diğer çalışan ve emekliliğe ayrılmış vatandaşlarımızda olduğu gibi memurlarımızı ve memur emeklisi vatandaşlarımızı da enİlasyonun ve hayat pahalılığının yarattığı kayıplar karşısında ezilmeye mahkum etmiştir. Resmi enflasyon verileri dahi temel tüketim kalemlerindeki fiyat artışlarının çok daha yüksek olduğunu gösterirken, memurların ve emekli kamu görevlilerinin bu artışlarla geçinmek zorunda bırakılması büyük bir adaletsizlik oluşturmaktadır. Bu nedenle, 965 ek zam yapılması, kamu görevlileri ve emeklilerinin ekonomik koşullara karşı daha iyi korunmasını sağlayacak ve yaşadıkları geçim sıkıntısını hafifletecektir. Önerdiğimiz düzenleme, kamu hizmetlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesine de katkı sunacaktır. Kamu çalışanlarının ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu bir sistemde, hizmet kalitesi de doğal olarak düşmektedir. Memurların ve kamu emeklilerinin refah seviyesinin korunması, kamu hizmetlerinin etkinliğini artırarak vatandaşlara sunulan hizmetlerin sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Devlet, çalışanlarına ve emeklilerine insanca yaşayabilecekleri bir gelir sağlamakla yükümlüdür ve bu düzenleme, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi adına bir adımdır.
MADDE 9Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 10Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir. ÇALIŞANLARIN VE EMEKLİLERİN GEÇİM KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA GELİR VERGİSİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
Genel gerekçeyi oku (16 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Türkiye ekonomisi son yıllarda derin bir kriz içinde bulunmaktadır. Yüksek enflasyon, gelir dağılımındaki bozulma ve artan işsizlik, geniş halk kesimlerini ağır bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bırakmıştır. Çalışanların ve emeklilerin alım gücü her geçen gün daha fazla düşmekte, gelirleri erozyona uğramakta ve toplumsal refah azalmaktadır. Özellikle çalışan kesimlerin maaşlarının ve emekli aylıklarının gerçek enflasyon karşısında yeterince korunmaması, halkın büyük bölümünü ekonomik güvencesizlik içinde bırakmakta ve yoksulluk sınırının altına sürüklemektedir.
Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları, çalışanlar ve emekliler üzerindeki yükü giderek artırırken, gelir dağılımında büyük bir adaletsizlik yaratmıştır. Ücretlilerin reel gelirleri düşerken, sermaye kesimi lehine uygulanan vergi politikaları ve rant ekonomisini önceleyen yaklaşımlar, toplumun büyük bir bölümünü gelir kaybına uğratmıştır. Türkiye'de asgari ücret, açlık sınırının altına düşerken, emeklilerin aldığı maaşlar en temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaktan dahi uzak hale gelmiştir Kamu kaynakları verimsiz projelere, yandaş müteahhitlere ve denetlenmeyen fonlara aktarılırken, çalışan ve emeklilerin hak ettikleri gelir düzeyine ulaşmaları engellenmekte, büyüyen ekonomi masallarına rağmen halkın geniş kesimleri yoksullaşmaktadır.
Özellikle son yıllarda enflasyon resmi verilerle dahi 9060'ların üzerine çıkmış ancak maaş ve emekli aylıklarına yapılan artışlar yetersiz kalmıştır. Çalışanlar yılın ilk aylarından itibaren enflasyon karşısında ezilmiş, alım gücü dramatik bir biçimde gerilemiştir. Vergi adaletsizliği ise bu tabloyu daha da ağırlaştırmıştır. Bu süreçte ücretliler üzerindeki vergi yükü artarken, büyük sermaye gruplarına sağlanan vergi muafiyetleri ve teşvikler, ekonomik yükün adaletsiz bir biçimde dağıtılmasına neden olmuştur.
Vergi dilimlerinin olması gerekenden daha düşük oranlarla güncellenmesi sebebiyle, çalışanların maaşları yıl içerisinde hızla erimiş, düşük zam oranları nedeniyle zaten yetersiz olan gelirleri daha da azalmış ve çalışanlar yılın ilerleyen aylarında daha yüksek vergi dilimlerine girerek ellerine geçen net gelirden kayba uğramıştır. Bu durum, yalnızca bireysel refahı değil, aynı zamanda ekonominin genel işleyişini de olumsuz etkilemiştir ve etkilemeye devam etmektedir.
Bu bağlamda, çalışanların ve emeklilerin geçim şartlarının iyileştirilmesi, ekonomik adaletin sağlanması ve toplumsal refahın artırılması amacıyla aşağıdaki düzenlemelerin hayata geçirilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Teklif ile,
Yeniden değerleme oranı dikkate alınarak belirlenen ancak hiçbir zaman adil vergi sistemini inşa etmeyen vergi dilimleri güncellenecek ve en alt vergi diliminin üst sınırı 158.000 TL'den 415.000 TL'ye yükseltilecektir.
Asgari ücretin belirlenmesinde TÜİK'in açıkladığı milli gelir enflasyonunu esas alan bir kriter belirlenecektir. Böylece çalışanların enflasyona ilave olarak büyümeden pay almaları sağlanacaktır.
2023 yılında kamu çalışanlarına sunulan ve enflasyon etkisiyle bugün 16.166 TL'ye ulaşan 8.077 TI'lik seyyanen zammı memur emeklisinin de alması sağlanacaktır. Seçim döneminde söz verilmesine rağmen yerine getirilmeyen bu vaat hayata geçecek ve düzenleme ile seyyanen zam tutarının yarısı olan 8.088 TL memur emeklilerine yansıtılacaktır.
Emeklilere verilen bayram ikramiyesi tutarı 3.000 TL'den asgari ücretin yarısı tutarına yükseltilecektir. Böylelikle emeklilerimizin pul parasına dönen bayram ikramiyeleri asgari ücrete endekslenmiş olacak ve hükümetin geçmişte yaptığı gibi keyfi artışlar yoluyla emeklilerin haklarını sınırlamasının önüne geçilecektir. Bayram ikramiyesi tutarı, her yıl yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaksızın asgari ücret tutarına göre güncellenmiş olacaktır.
Emeklilerin yıllarca verdikleri emeğin karşılığında insanca yaşayabilecekleri bir gelir elde etmeleri, en düşük emekli maaşının asgari ücretten az olmaması sağlanacaktır. Düzenlemeyle en düşük emekli maaşının yıllara yayılarak 2029 yılında asgari ücret seviyesine çıkarılması amaçlanmaktadır.
Son olarak tüm emekliler ve memurların ocak ayında aldıkları zam oranına 5 puan ilave edilecektir.
İYİ Parti olarak, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal krizi çözmek adına çalışanların ve emeklilerin haklarını koruyacak, onlara insanca bir yaşam sunacak düzenlemeleri hayata geçirmeyi bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Dolayısıyla, toplumsal refahı artırmak ve ekonomik adaleti sağlamak adına, bu kanun teklifinin yasalaşması elzemdir.
Bu teklif, yalnızca bir ekonomik düzenleme değil, devleti yönetme sorumluluğunu taşıyan bir siyasi iradenin beyanıdır. Devleti yönetmeye aday bir parti olarak, hazırladığımız her yasa teklifinde ülkemizin ekonomik gerçeklerini dikkate alıyor, toplumun tüm kesimlerini koruyacak ve refahı artıracak politikaları hayata geçirmeye yönelik kapsamlı çalışmalar yapıyoruz. Bu teklif, ülkeyi yönetme iddiamızın ve milletimize karşı taşıdığımız sorumluluğun bir göstergesidir.
Ayrıca, sunduğumuz teklifin bütçeye etkisi üzerine detaylı bir etki analizi de hazırlanmıştır. Hükümetin sıkça kullandığı "Bunun bütçeye maliyeti nasıl karşılanacak?" söyleminin arkasına sığınmasına fırsat vermemek için bu düzenlemenin kamu maliyesine olan etkileri titizlikle hesaplanmıştır. Yapılan analizler göstermektedir ki, teklifimizin finansmanı mümkündür ve siyasi tercihler değiştirildiğinde halkın refahı için kaynak yaratmak zor değildir. Sorun, kaynak eksikliği değil, mevcut kaynakların adil ve verimli yönetilmemesidir.
Bu anlayışla, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetmeye hazır bir iradeyle hareket ediyor, ekonomik adaleti sağlamak ve toplumsal refahı yükseltmek için çalışıyoruz. Bu teklif, iktidara geldiğimizde uygulamaya koyacağımız adil ve halktan yana ekonomi yönetiminin bir ön sözüdür.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR