Tarım Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde
Kaynak göster
2/3020 esas numaralı kanun teklifi 18 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Cevdet Akay (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Cevdet Akay (CHP, Karabük). “Tarım Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3020, 18 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3020-tarim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/3747c86a-a1f8-468b-86b6-0195ad3ca466
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havalePlan ve Bütçe Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 4 madde
MADDE 118/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 20'inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent…
18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 20'inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
"f) Özel sektör ve kamu kurumlarına olan borçlar, tarımsal destek ödemesine engel teşkil etmez."
Gerekçe: Tarımsal desteklerin verilmesinde çiftçilerin özel sektör ve kamu kurumlarına bulunan borçlarının tarımsal destek ödemelerine engel teşkil etmemesi amaçlanmıştır.
MADDE 25488 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fikrasında yer alan "birinden" ibaresi "üçünden" şeklinde…
5488 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fikrasında yer alan "birinden" ibaresi "üçünden" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Tarımsal destekleme programlarının finansmanı için bütçeden gayri safi milli hasılanın yüzde 1 oranında kaynak aktarılmasını öngören kaynak miktarının yüzde 3'e çıkartılması amaçlanmıştır.
MADDE 3Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 4Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Toprak denince akla ilk gelen tarım sektörüdür ve ekonomik kalkınmanın başlangıç aşamalarında tarımdaki verimlilik büyük oranda toprağın kalitesine bağlıdır. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi azgelişmiş ülkeler olarak tanımlanan toplumlarda hâkim sektör tarım sektörüdür. Bundan dolayı tarımdaki gelişmelere ve yerli kaynakların işletilmelerine dayandırılmış bir sanayileşme sürecinde, tarımdaki gelişmeleri etkileyen temel belirleyici unsurlar, arazinin coğrafi nitelikleri, verimlilikleri gibi fiziki özellikleri #e mülkiyet sistemi, emek/toprak oranı ve doğal kaynakların zenginliğidir. Sanayileşme sürecinin başlangıçtaki hızı da bu belirleyicilere bağlıdır.
Tarım sektörü, gelişmekte olan ülkelerde gelişme sürecinin ilk evrelerinde ekonominin en önemli sektörü konumundadır. Bu dönemde tarımın toplam istihdamdaki payı, toplam üretimdeki payından da yüksektir. Aslında tarım sektörü her ülke için hayati öneme sahiptir. Yalnızca kalkınma aşamasındaki ülkelerde başarılı şekilde güçlendirilmesinde değil, gelişmiş ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını devam ettirebilmelerinde de göz ardı edilmemesi gereken bir faaliyettir. Azgelişmiş ülkelerin kalkınmışlığını sağlamada ilk ayağı oluşturan tarım, çeşitli açılardan ekonomik kalkınmaya yarar sağlamaktadır
Tarım bir ülkenin ana kaynağıdır. Tarım ve toprak insanlık tarihinin başlangıcından bu yana var olmuştur. Hem gelir kaynağı olarak hem de gıda ihtiyaçlarını uygun şekilde karşılaması bakımından diğer sektörlere oranla gelişme sürecinde desteklenmesi gereken ilk faaliyettir. Bir ülke sağladığı hammaddeleri ve bunu ucuz halde tamamlayabilmesi ile sanayisini geliştirebilir ve pazarlayabilir. Bu açıdan ekonomik kalkınma sürecinde tarımın ikinci planda değerlendirilmesi kalkınma sürecini sekteye uğratan bir yaklaşım sergilememize neden olur. Bu hataya düşmemek adına tarım, toprak ve gereklilikleri dikkatle incelenip, oluşturulan politikalar özenle seçilmelidir
Türkiye?de ithalat yanlısı politikalar izlenilmesi ile düşen verim sonucu kendi kendine yeterli bir ülke konumunda olan Türkiye artık gıda talebini de karşılayamayacak bir düzeye gelmiş, ekonomik bağımsızlığının temelini oluşturan tarımın milli gelirden aldığı pay azalmıştır. Tarım kesiminde çalışan işgücünün de maddi anlamda dara düşmesi ile refah seviyesi azalarak kalkınma süreci gerilemeye başlamıştır
Maliyetlerin pahalı olması nedeniyle, üretici üretim sonucunda elde edeceği düşük ücret için üretiminden vazgeçmekte, toprağı sanayi alanlarına terk etmektedir. Verimli araziler, tarıma elverişli araziler sanayi kuruluşlarına verilerek elde edilecek ürünler için uygun koşullar da böylelikle ortadan kaldırılmış olmaktadır. Uygulanan ithalatı destekleyici politikalarla, yerli üretimin önü de tıkanmakta ihracat yoluyla elde edilecek gelirler de azaltılmaktadır. İhracat sonucu üreticinin de refah seviyesinin yükselmesinin de önüne geçilmektedir. Üretime küstürülen üreticilerin, üretimin devamlılığını sağlayamaması ile de kendi kendine yeterlilik ve gıda talebini karşılama alt düzeylere inmektedir.
Tarımın milli gelir içerisinden aldığı pay yüzde 8 ila yüzde 10 arasında düşünülerek hizmet sektörüne ayrılan pay arttırılmıştır. İşgücünün tarım sektöründeki yoğunluğu da düşünülecek olursa tarıma ayrılan payın yetersizliği ciddi sıkıntılara neden zler gelişme aşamasındaki ülke olarak kaynaklarının çoğunu sanayi ve hizmet" i sanayi sektörüne kaydırılması ile de sektörler arası işgücü transferini de sağlamayı hedeflemektedir.
1998 yılından bu yana tarım sektörünün ilk çeyrekte milli gelirden aldığı payın en düşük yılı 2022 oldu. İkinci en düşük pay ise yüzde 2,3 ile 2024 yılının ilk çeyreğinde görüldü. 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi kapsamında çiftçi destek programlarına 135 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Diğer taraftan, Kamu Özel İş Birliği Projeleri?ne (KÖİ) ise 2025 yılında 202,3 milyar lira ayrılmıştır. 2007-2023 yılları arasında tarımsal destekleri milli gelirin Yol?inin yarısına bile ulaştıramamıştır; 2025 bütçesiyle ise bu oran beşte bire düşürülmüştür. Bu süre boyunca çiftçiler, yasal haklarından mahrum bırakılmış, tarıma ve üretime gereken değer verilmemiştir.
Öngörülen miktarın altında planlanan ödemelerin bütçeden tarıma ayrılan desteklerin bu haliyle, çiftçilerin artan üretim maliyetlerini kompanse edebilmekten oldukça uzakta olduğunu göstermektedir. Çiftçinin cebindeki para ne kadar artarsa, dışa bağımlılığımız o kadar azalır ve gıda güvenliğimiz o kadar sağlamlaşır.
Çiftçilerimizin ve üreticilerimizin Tarım Kanunu kapsamında güvence altına alınmış olan destek ödemelerinin önündeki engellerin kaldırılması, üretimi arttıracağı gibi aynı zamanda tarımsal üretimden kopan çiftçilerimizin tekrar toprağına, üretime dönmesini sağlayacaktır.
Bu sebeple de tarımda dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için çiftçilerimize bütçeden ödenen tarım desteğinin gayrı safi milli hasılaya oranının yüzde 1'den yüzde 3'e çıkartılması, dışa bağımlılığın azalmasını sağlanacak, uzun vadede de tarım ürünleri ihracatını arttırarak dış borç ve cari açığın kapatılması için kaynak yaratacaktır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR