Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/3087 esas numaralı kanun teklifi 5 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Orhan Sarıbal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Orhan Sarıbal (CHP, Bursa). “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3087, 5 Mayıs 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3087-ulusal-bayram-ve-genel-tatiller-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/bbf7162b-190d-4790-a321-0196a085fc8a
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleİçişleri Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 117/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (B)…
17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendine aşağıdaki B/3 bendi eklenmiştir:
"3. Aşure Günü; Hicri takvime göre Muharrem ayının 13 üncü günüdür. "
Gerekçe: Alevi vatandaşların inançlarının gereği olan Aşure Günü'nün dini bayram ilan edilerek anayasal eşitlik ilkesine uygun şekilde güvence altına alınması amaçlanmıştır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUNDA
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (16 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Bilindiği üzere; hicri 10 Muharrem 61 (miladi 10 Ekim 680) tarihinde Kerbela'da Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin başta olmak üzere ehlibeyt çocuklarından ve ehlibeyt taraftarlarından toplam 72 kişinin şehit edilmesi yüzyıllardır İslam aleminin kanayan bir yarasıdır. Bu olay Alevilerin inanç ve ibadetlerinin de belirleyici öğesi ve ilkesi olmuştur.
Bu olaylarla birlikte Peygamberimizin soyundan gelen ve İmam Muhammed Mehdi hariç tümü zamanın zalim hükümdarlarının emriyle şehit edilen 12 İmam da Alevi inancında önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle Aleviler her yıl 1 Muharrem'den 12 Muharrem'e kadar Allah rızası için oruç tutar ve Kerbela şehitleri ile 12 İmamlar aşkına matem yaşarlar. Bu vesileyle peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa ve onun soyuna sevgilerini ve bağlılıklarını vurgularlar.
Muharrem'in 13'üncü gününde ise Kerbela'da Yezid'in ordusu tarafından susuz şehit edilen Kerbela şehitlerinin ruhuna aşure pişirir, Hz. imam Hüseyin'in oğlu Hz. İmam Zeynel Abidin'in kurtularak Kur'an-ı Kerim'in Kevser süresinde Yüce Yaradan tarafından verilen Ehli Beyt'in yani Peygamberimizin soyunun sonsuza kadar devam edeceği müjdesini gerçekleşmesi adına da kurbanlar keserler ve dağıtırlar. Aşurelerin pişirildiği, kurbanların kesildiği ve dağıtıldığı Ehli Beyt soyundan olan Mürşitlerin, Pirlerin (Dedelerin) ve aile büyüklerinin ziyaret edildiği bugünde bütün aile bireylerinin bir arada olması çok önemlidir. Alevi inancının önemli bir günü olan Muharrem Ayı'nın 13'üncü gününde bütün insanlar gibi Alevilerin de inanç özgürlüklerini yaşaması, Anayasa'nın inanç özgürlüğü ve eşitlik ilkesinin bir gereğidir.
Ancak bugüne kadar Alevi vatandaşlarımızın bu inançsal ritüellerini kamusal alanda özgürce ve rahatlıkla yerine getirmelerine imkan sağlayacak düzenlemeler yapılmamış, bu kutsal günlerin takvimsel ve yasal çerçevede tanınması sağlanmamıştır.
Alevi vatandaşlarımızın inançlarına özgü bu önemli gün, mevcut dini bayramlar arasında yer almadığı için, bireyler kutsal kabul ettikleri günü tam anlamıyla yaşayamamakta; kamu çalışanları izin kullanmak zorunda kalmakta, çocuklar okula gitmek zorunda kalmakta ve toplumsal olarak bu kutsal gün görünmez kılınmaktadır.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" hükmünü içerirken; 24. maddesi ise "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir" diyerek inanç özgürlüğünü anayasal güvence altına almaktadır.
Benzer biçimde, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9. Maddesi de din ve vicdan özgürlüğünü açık bir şekilde korumakta ve bu özgürlüğün yalnızca bireysel değil, toplumsal olarak da yaşanabilir hale getirilmesini öngörmektedir.
Bugün ülkemizin nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Alevi vatandaşlarımızın inançlarının gereğini yerine getirebilmeleri için, Muharrem Ayı'nın 13'üncü gününün dini bayram ilan edilmesi, Anayasa'da teminat altına alınan eşitlik, inanç özgürlüğü ve Laiklik ilkelerinin hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Devletin temel görevi, tüm inanç topluluklarının kamusal alanda eşit şekilde var olabilmesini sağlamak ve ayrımcılığı önlemektir.
Uluslararası örnekler de bu konudaki uygulamaların çoğulcu demokrasi anlayışıyla nasıl hakları ve eşit yurttaşlık ilkesi kapsamında da zorunlu görmektedir. Bu bağlamda aşağıdaki örnekler dikkat çekicidir:
Hindistan: Hindu çoğunluğa sahip olmasına rağmen ülkede Müslümanlar için Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı, Hıristiyanlar için Noel ve Paskalya, Sihler için Gurpurab gibi farklı dinlere ait birçok gün resmi tatil olarak kabul edilmiştir.
Endonezya: Müslüman çoğunluğun yaşadığı Endonezya'da, Budistlerin Waisak Bayramı, Hıristiyanların Noel'i ve Çin takvimine göre kutlanan Çin Yeni Yılı gibi azınlık inançlara ait günler resmi tatil olarak tanınmaktadır.
İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde, farklı inanç gruplarına yönelik dini bayramlarda kamu kurumları esneklik sağlamakta, yerel yönetimler toplulukların talepleri doğrultusunda dini günlerde tatil kararı alabilmektedir. Kanada'da bazı eyaletlerde Yahudi Yom Kippur günü ya da Hindu Diwali günü gibi bayramlarda kamu personeline özel izin verilmesi uygulaması bulunmaktadır.
ABD: Anayasal olarak din ve devlet işleri ayrıdır, ancak birçok eyalette okullar ve kamu kuruluşları, Yahudi veya Hıristiyan dini günlerinde fiili olarak tatil uygulamasına gitmektedir. Bu uygulamalar toplumun kültürel çeşitliliği gözetilerek şekillenmektedir.
Toplumsal barışın korunması, farklı inançlara saygının tesisi ile mümkündür. Bu saygının güvence altına alınması ise ancak yasaların koruyuculuğu ile sağlanabilir.
Bu kanun teklifi ile Alevi yurttaşlarımızın kutsal kabul ettikleri ve toplumsal hafızada derin izler bırakan Aşure Günü'nün dini bayram ilan edilmesi amaçlanmaktadır. Böylece hem anayasal eşitlik ilkesi gereği yerine getirilmiş olacak, hem de inanç özgürlüğü yalnızca metinlerde kalan bir ilke olmaktan çıkarılarak pratikte de yaşanabilir hale gelecektir.
Bu adım aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin çok inançlı ve çok kültürlü yapısına duyduğu saygının, laiklik ilkesine dayalı eşit yurttaşlık anlayışının ve sosyal hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Aşure Günü'nün dini bayram ilan edilmesi; toplumsal barışı güçlendirecek, farklı inançların bir arada yaşama kültürünü destekleyecek ve devletin tüm yurttaşlarına eşit mesafede durduğu yönündeki güveni pekiştirecektir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR