İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/3245 KOMİSYONDA

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde

Kaynak göster

2/3245 esas numaralı kanun teklifi 30 Temmuz 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Aliye Timisi Ersever (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Aliye Timisi Ersever (CHP, Ankara). “Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3245, 30 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3245-deniz-gezmis-yusuf-arslan-ve-huseyin-inan-in-olum-cezalarinin-yerine-getirilmesine-dair-k (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/317155df-9230-48ae-94ca-01985b7d3f99

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 3 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 102.05.1972 tarihli ve 1586 sayılı "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine…

02.05.1972 tarihli ve 1586 sayılı "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanun" yürürlükten kaldırılmıştır.

Gerekçe: 1972 yılında yürürlüğe giren ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan'ın ölüm cezalarının infazına ilişkin olan 1586 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır. Hukukun üstünlüğüne, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne, halk egemenliğine ve tarihimizle yüzleşme bilincine katkı sağlayacak bu düzenleme; gelecek kuşaklara daha özgür, daha adil ve demokratik bir Türkiye bırakma inancımızın da bir nişanesi olacaktır.

MADDE 2Bu Kanun 5.5.1972 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun 5.5.1972 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürürlük maddesi.

MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Gerekçe: Yürütme maddesi.

Genel gerekçeyi oku (12 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Tarih boyunca, düşünce ve ifade özgürlüğü talepleri çoğu kez statükonun en büyük korkusu olmuştur. Siyaset felsefesinde ifade özgürlüğünün en temel meşruiyet dayanağı, bireyin sadece kendini var etme değil, toplumun da gerçeklerle yüzleşebilme gücünü canlı tutmasıdır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle 1960'lı yıllarda tüm dünyada yükselen özgürlükçü ve sol hareketler, Türkiye'de de geniş kitleleri etkisi altına alarak genç kuşaklara cesaret, sorumluluk ve umut aşılamıştır.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bu tarihsel dalganın Türkiye?deki en güçlü temsilcilerinden olmuşlardır. Onların yürüttüğü mücadele; düşünceleri, sadece "Tanı Bağımsız Türkiye" talebiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda adaletin, eşitliğin, emeğin kutsallığının savunusunu da içermektedir.

Ancak bu direnişin bedeli, Türkiye'nin çok partili demokrasi deneyiminin kırılganlıklarının en açık biçimde görüldüğü bir dönemde, idam sehpası olmuştur. 12 Mart 1971 askeri müdahalesi, demokratik talepleri bastırmak için gençlik hareketlerini hedef tahtasına oturtmuş; dönemin olağanüstü yargı düzeni, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkelerinden uzak biçimde işlemeye başlamıştır.

Deniz Gezmiş Gemerek'te, Yusuf Aslan Şarkışla'da, Hüseyin İnan ise Kayseri'de yakalanmış; Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı I No'lu Askeri Mahkemesi'nde dönemin askeri yönetimi gölgesinde yargılanmışlardır. Kimsenin canına kıymayan bu üç gencin, "Anayasa'yı tağyir ve tebdil" suçlamasıyla idama mahkum edilmesi; o dönemin siyasi hesaplaşma iklimini ve demokrasi tarihimizin ne kadar sancılı bir süreçten geçtiğini gösteren en dramatik örneklerden biridir.

Türkiye siyasi tarihinde 1960 Darbesi?nden 12 Mart muhtırasına, 1980 Darbesi'nden 1990lar boyunca süren baskılara kadar defalarca yinelenen bu kırılmalar, fikir özgürlüğünü sürekli kuşatma altına almıştır. Ancak halkın vicdanı, bir kez açılan bu adalet yarasını hiç unutmamıştır. Bugün milyonlarca yurttaşın çocuklarına "Deniz" adını vermesi tesadüf değildir. Bu isimler, halkın belleğinde yalnızca birer genç olarak değil; umudu, direnci ve tam bağımsız Türkiye hayalini simgeleyen birer anlam katmanıdır.

Sanat dünyasının ve entelektüel çevrelerin hafızasında da bu gerçek canlıdır. Tuncel Kurtiz'in dediği gibi, "Denizleri aşanlar unutuldu ama isimleri hâlâ duvarlarda, türkülerin içinde ve çocukların adlarında yaşıyor." Bu söz, siyaset biliminin temel gerçeklerinden birini hatırlatır: Halkın onaylamadığı bir infaz, yalnızca fiziksel bir cezalandırma değil, kuşaktan kuşağa taşınacak bir isyan ve direniş simgesine dönüşür.

Bugün, dönüp bakıldığında onların savunduğu taleplerin bağımsızlık, sosyal adalet, eşitlik ve özgürlük evrensel değerler olduğu açıktır. Türkiye Barolar Birliği'nden insan hakları savunucularına, sanatçılardan akademisyenlere kadar çok geniş bir kesim bu kararların telafisi için onlarca yıldır çağrı yapmaktadır.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamları, TBMM'de 24 Kisi np onaylanmış; siyasi kutuplaşmanın sembolü haline gelmiş "üç üç" * sloganlarıyla tarihe ka; leke olarak geçmiştir. İdamlar, 6 Mayıs 1972 sabahı Ulucanlar Cezaevi'nde infağ. dig İDE a mame

Verilen kararların yalnızca teknik bir yargı kararı değil, siyasi bir intikam pratiği olduğu, bugün kamuoyunda ve tarihçiler nezdinde geniş ölçüde kabul görmektedir.

Aradan geçen yarım asır, toplumun ortak vicdanının bu üç gencin şahsında onurlandırdığı bağımsızlık mücadelesini daha da görünür kılmıştır. Çocuklarına "Deniz", "Yusuf", "Hüseyin" ismini veren milyonlar; bu isimlerle birlikte bir ideali, bir tarihi ve bir talebi yaşatmaktadır: Halkın iradesine ipotek koyan hiçbir düzen, sonsuza dek ayakta kalamaz.

Bu Kanun Teklifi, 02.05.1972 tarihli ve 1586 sayılı infaz kanununun yürürlükten kaldırılmasıyla, fiilen ve toplumsal hafızada çoktan onurlandırılmış bu üç fidanın hukuki itibarlarının da iade edilmesini amaçlamaktadır. Böyle bir adım, yalnızca sembolik bir düzeltme değil, Türkiye"nin demokrasi tarihine sorumlulukla sahip çıkma iradesidir.

Hukukun üstünlüğüne, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne, halk egemenliğine ve tarihimizle yüzleşme bilincine katkı sağlayacak bu düzenleme; gelecek kuşaklara daha özgür, daha adil ve demokratik bir Türkiye bırakma inancımızın da bir nişanesi olacaktır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam