5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/336 esas numaralı kanun teklifi 2 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/336, 2 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-336-5237-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/0c2b7f9b-1094-4a4d-b7f9-0188d90bdafb
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 1Bir devlet için kamu düzeni ve toplum barışı ne kadar önemli ise, toplumun düşünce ve ifade özgürlüğü ile din…
Bir devlet için kamu düzeni ve toplum barışı ne kadar önemli ise, toplumun düşünce ve ifade özgürlüğü ile din ve vicdan hürriyeti en az o kadar önem taşımaktadır. Bu nedenledir ki, insan hak ve özgürlüklerinin bulunmadığı veya tam olarak hayata geçirilmediği bir toplumun barış içinde yaşadığından veya kamu düzeninin tesis edildiğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 216. Maddesinde "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" eylemi için öngörülen ceza ile eylem neticesinde doğabilecek zararlar birlikte değerlendirildiğinde eylem ile ceza arasında önemli bir orantısızlık olduğu görülecektir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesi kapsamında ifade özgürlüğüne ilişkin bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında "Sadece olumlu karşılanan ya da kimseye saldırgan gelmeyen ya da insanların kayıtsız kalabildiği bilgi ve fikirler değil, saldırgan gelen, sarsıcı nitelik taşıyan ya da rahatsız eden fikirlerde demokratik toplumun vazgeçilmez özellikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir. Keskin ve abartılı dille ifade edilen fikirler de koruma altındadır görüşüne yer verilerek korumanın kapsamı eleştirinin bağlamına ve amacına bağlı tutulmuştur. Kamunun tartıştığı konularda kamu otoritesine yöneltilmiş eleştiriler söz konusu olduğunda saldırgan sözcükler kullanılması sert eleştiriler yapılması beklenen şeyler olduğu" ifade edilerek "bunlara daha fazla hoşgörü gösterilmesi gerektiğini" belirtmiş; genel olarak diğer kararlarında ise "ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun asli temellerindendir. Bu toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini geliştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. AİHS'in 10. Maddesindeki koruma küçük gruplar ya da tek bir kişi tarafından dile getirilen bilgi ve kanaatleri de bunlar çoğunluğa sarsıcı gelecek türden bile olsa kapsar" demek suretiyle ilgili maddenin tümüyle yürürlükten kaldırılması yönündeki önerimizin temelini oluşturmuştur.
Bu nedenledir ki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 216. Maddesinin tamamıyla yürürlükten kaldırılmasının "insan hak ve özgürlükleri" bağlamında büyük bir önemi bulunmaktadır.
MADDE 2Yürürlük Maddesidir.
Yürürlük Maddesidir.
MADDE 3Yürütme Maddesidir.
Yürütme Maddesidir.
5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
İ MADDE 1- 26/9/2004 tarihli ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" başlıklı 216 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Genel gerekçeyi oku (4 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve ilgili yasalar, yasalaşma sürecinde bir önceki döneme nazaran önemli değişiklikler getirmiş olsa dahi, gerek yasalaşma sürecinde gerekse de zaman içerisinde özellikle uygulamadaki sorunlar nedeniyle doğan ihtiyaçlar sonrasında önemli değişikliklere ihtiyaç duymaktadır.
Bilindiği üzere suç ve suçluluk oranının azaltılması ve/veya engellenmesi bir devletin ceza politikasıyla doğrudan ilişkilidir. Başka bir anlatımla, sadece cezalandırmaya yönelik ve ceza tehdidiyle toplumsal düzenin sağlıklı bir şekilde tesis edilemeyeceği ortadadır. Ceza politikasının önleyici özelliğinin işlevinin artırılması gerektiği de tüm şüphelerden uzaktır. Özellikle son yıllarda artan suç ve suçluluk oranı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuatın ciddi zaafları bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenledir ki, özellikle temel insan hak ve özgürlükleri bağlamında önemli değişiklikler yaparak suç ve suçluluğun azaltılması ve olabildiğince önlenmesi sağlanabilecektir.
Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Siyasal ve Medeni Haklar Sözleşmesi gibi büyük önem arz eden uluslararası sözleşmelerin Anayasamızın 90. Maddesi'nde yer alan açık düzenlemeye rağmen iç hukukta neredeyse uygulanmadığı, uygulayıcıların bu konuda azımsanmayacak ölçüde zaaflarının bulunduğu değerlendirilmektedir. Bu aşamada yapılacak değişikliklerde gerek iç hukukumuzda üstün tutulması gereken uluslararası sözleşmelerden gerekse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından istifade etmek gerekmektedir.
Bütün bu sebeplerle, "düşünce ve ifade özgürlüğü" ile "din ve vicdan hürriyeti" özelinde insan hak ve hürriyetlerinin geliştirilmesi, amacıyla işbu kanun teklifi hazırlanmıştır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR