Türk Ceza Kanunun 299'ncu Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/457 esas numaralı kanun teklifi 2 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Türk Ceza Kanunun 299'ncu Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/457, 2 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-457-turk-ceza-kanunun-299-ncu-maddesinin-yururlukten-kaldirilmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/3b8e7e51-da42-4dd8-9ea6-0188d921f925
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 299 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
26/9/2004 tarihli ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 299 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Gerekçe: Cumhurbaşkanı'nın üyesi/yöneticisi olduğu partiye devlet şahsında muamele etmesini gerektirecek bu eski düzenleme, partili cumhurbaşkanlığı düzenlemesi ile geçerliliğini yitirmiştir.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (8 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde gerçekleştirilmesi gereken en önemli faaliyetlerin başında kişi hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve özellikle ifade özgürlüğünün gerçek anlamda tesis edilmesi gelmektedir.
Bu bağlamda kişilerin olumlu eleştiri hakkı kadar olumsuz eleştiri hakkının da tam anlamıyla sağlanması gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle, demokratikleşme süreci içerisinde kişilere özellikle siyasi kişiliklerin gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmediği işlem ve eylemlerle ilgili olarak toplum tarafından olumlu veya olumsuz eleştiri hakkının genişletilerek tahkir sonucunu doğurmayacak şekilde eleştiri hakkı tanınması için işbu teklif hazırlanmıştır. Zira özellikle siyasi kişiliklerin her tür eleştiriye açık olması ve en azından eleştiri sorumluluğunu sonuna kadar taşıması gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda Cumhurbaşkanı için özel olarak düzenlenmiş olan 299 uncu maddenin yürürlükten kaldırılması halinde, Cumhurbaşkanının da toplumumuzun herhangi bir ferdi gibi eleştiri sınırlarını aşar mahiyette bir eylemle karşı karşıya kaldığında tüm hukuki haklarını kullanabileceği sabittir. Bu yolla Cumhurbaşkanı'nın görevinden dolayı olmasa dahi şahsına karşı gerçekleştirilen eylemleri herhangi bir kişiden farklı usullere tabi tutmanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, mevcut düzenlemenin özellikle ifade özgürlüğü bakımından ciddi bir sorun yarattığı aşikardır.
Bu nedenledir ki, 26.09.2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun
"Cumhurbaşkanına Hakaret" başlıklı 299 uncu maddesinin yürürlükten kaldırılarak, yine aynı Kanunun her vatandaşa uygulanan hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Cumhurbaşkanının tarafsızlığını ve bu marifetle devleti temsiliyetini temin eden "partisi ile ilişiğinin kesilmesine" hükmeden anayasa maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla, Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlığı ve temsiliyetinin güvence altına alınması bir tedbir olmaktan çıkmıştır. Adalet Bakan'ı, Mart 2016 tarihli, ilgili madde uyarınca 1845 davaya kovuşturma izni verildiği açıklamasından da görüleceği üzere, ilgili düzenleme, yargı sistemi üstünde bir yüke, hak kayıplarına sebep olan ve partiler arası haksız rekabete mahal veren bir niteliğe bürünmüştür.
Anayasal güvence ile koruma altına alınan tarafsız Cumhurbaşkanlığı makamı böylece siyasal bir partinin de imtiyazlı şekilde korunmasını getirmektedir Partili cumhurbaşkanlığının, tarafsız cumhurbaşkanlığı imtiyazlarından faydalanmasının yol açacağı hak ve itibar kayıplarının, buna ek olarak yargı sistemi üzerindeki iş yükünün önüne geçilmesi yine bu değişikliğin amaçlarındandır.
Devleti temsil eden Cumhurbaşkanının şahsiyetinin korunmasının, yeni düzenleme ile üyesi/yöneticisi olduğu siyasal partinin tüzel kişiliğinin de devlet korumasına tabi kılacak olması ve Cumhurbaşkanı'nın üyesi/yöneticisi olduğu partinin devlet şahsında teşekkül ettirilmesidir. Bu bakımdan, siyasal partilere eşit mesafede durması gereken devletin, Cumhurbaşkanı'nın üyesi/yöneticisi olduğu partiye devlet şahsında muamele etmesini gerektirecek bu eski düzenleme, partili cumhurbaşkanlığı düzenlemesi ile geçerliliğini yitirmiştir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR