4857 Sayılı İş Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/637 esas numaralı kanun teklifi 13 Mart 2023 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “4857 Sayılı İş Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/637, 13 Mart 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-637-4857-sayili-is-kanunu-nda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/c6be8a74-3894-44cc-8fd6-0188dc79fae3
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleSağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 122/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde…
22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, hafla tatili alacakları, ihbar tazminatı dahil olmak üzere tüm işçi alacakları için yıllık enflasyon oranında faiz oranı uygulanır."
Gerekçe: Madde ile işçilerin iş akdinin sonlandırılmasıyla muaccel olan tüm alacak haklarına enflasyon oranında faiz uygulanması sağlanarak işçilerin ekonomik refah ortamının sağlanması ve ücret hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
MADDE 2Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (6 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Çalışma hakkı, herkesin arzu ettiği bir iş ve insan onuruna yaraşacak bir gelir ile yaşamını sürdürmeyi güvence altına alan en temel insan haklarından biridir. Bu hak gerek ulusal gerekse uluslararası düzenlemelerce korunma altına alınmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 23. maddesi, Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır. " şeklinde hükmolunarak çalışma hakkının kapsamı belirtilmiştir. Anayasanın "Çalışma Hakkı ve Ödevi" başlıklı 49. maddesi ise "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır. " şeklinde hükmolunmuştur.
Çalışma hakkı, salt bir işe sahip olmakla sınırlı olmayıp; çalışma ortamı ve koşulları bu hakkı tamamlayıcı unsurlarındandır. Bu hak, iş güvenliği hakkı, işyerlerinin çalışma ve sağlık koşullarına uygun olmasını isteme hakkı, çalışma sürelerinin uygun ölçülerde tutulmasını isteme hakkı, eşit işe eşit ücret hakkı, ücretli tatil hakkı, dinlenme hakkı ve sosyal güvenlik hakkını da kapsar. Ayrıca çalışma hakkı, özgürce iş edinmeyi, adil çalışma koşullarını güvenli ve sağlıklı yaşamı, ayrımcılık yasağını ve feshe karşı korunma hakkını kapsamaktadır.
Türkiye'nin de imzalanmış olduğu temel sosyal ve ekonomik hakları koruyan, medeni ve politik hakları garanti eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni takviye eden bir sözleşme olan Avrupa Sosyal Şartı'nın 24. maddesi, "Tüm çalışanlar, iş akdinin sona erdiği durumlarda korunma hakkına sahiptir." şeklinde olup, çalışan kişilerin haklarının yalnız çalışma süresince değil iş akdinin sona erdiği durumlarda da korunması gerektiğini ifade etmektedir. 4857 sayılı 22/5/2003 tarihli İş Kanunu'nun "Ücret ve Ücretin Ödenmesi" başlıklı 32. maddesinin 6.fikrasının hükmü de "İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur." şeklinde olup mezkur uluslararası sözleşme hükmünü doğrulamaktadır. Gerçekten de çalışan vatandaşlarımızın haklarının en çok gasp edildiği, en çok mağduriyet yaşadıkları dönem iş akitlerinin sona erdiği dönemdir. Bu dönemde kanuni haklarını tam olarak elde edemeyen işçiler, işsiz kalmanın verdiği olumsuz psikolojik etkilerin yanında birçok mağduriyet yaşamaktadır.
Yaşanan mağduriyetlerden en önemlisi de iş akdinin anlaşma ile son bulmaması sonucu dava yoluna gidilmesi esnasında işçinin ekonomik hak ve özgürlüklerinin, ödenmemiş birçok ücretinin zamanla enflasyonun altında ezilmesi ve yetersiz kalmasıdır. Her ne kadar yasal mevzuat gereği işçinin bazı alacak haklarına ilişkin mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilse de yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı gibi bazı ücret ve tazminatlara yasal faiz işletilmektedir. Yıllar Sürer işçi- işveren davaları, ülkemizin yaşadığı ekonomik süresinden çekinmektedir. Bu durum arabuluculuğun da etkisiz kalmasına, bölge adliye mahkemelerin iş yükünün artmasına sebep olmaktadır.
Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, iş akdinin sona ermesiyle beraber ortaya çıkan işçinin ekonomik hak kayıplarının azaltılması, yasal faizin yetersizliğinin ve etkisizliğinin ortaya çıkardığı sorunların giderilmesi için 4857 sayılı Kanunun 34. maddesinde değişiklik yapılarak işçinin tüm alacakları için enflasyon oranında faiz işletilmesi gerekmektedir. Kanunda çizilen bu sınırdan dolayı işçiler büyük mağduriyet yaşamakta, kanuni haklarını elde edene kadar ellerine geçecek miktar enflasyon karşısında erimekte ve hakkaniyetsiz bir durum ortaya çıkmaktadır. İşçinin ekonomik haklarına enflasyon oranında faiz işletilmesi sağlanarak, olası hak kayıplarının ve hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olacaktır. Zira bazı işverenler yasal faizin yetersizliğini kullanarak işçiye haklarının verilmesinde bilinçli olarak gecikmeye sebep olmaktadır. Hakkın kötüye kullanılması anlamına da gelen bu sorun işbu kanun teklifi ile giderilmeye çalışılmıştır.
İşbu kanun teklifimiz ile tüm işçi alacaklarına enflasyon oranında faiz uygulanması sağlanarak işçilerin Anayasal hakkı olan ücret hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR