İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/860 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 17 EYL 2018 KOMİSYONDA

7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 Sayılı İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde

Kaynak göster

2/860 esas numaralı kanun teklifi 17 Eylül 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 Sayılı İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/860, 17 Eylül 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-860-7036-sayili-is-mahkemeleri-kanunu-ile-4857-sayili-is-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/216f223c-f55a-4299-9512-0188dcb38a3c

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 4 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 14857 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. Maddesinin Başlığı da dahil olmak üzere 1 ve 2. Fıkraları aşağıdaki…

4857 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. Maddesinin Başlığı da dahil olmak üzere 1 ve 2. Fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

İhtiyari Arabuluculuk

1. Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, taraflar isterlerse arabulucuya başvurabilirler.

(2) Davacı, ihtiyari arabuluculuya gidilmesi ve görüşmenin olumsuz sonuçlanması durumunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine katar verilir.

Gerekçe: Madde ile getirilmek istenen amaç; kişilerin, dava açmadan önce ve zorunlu olarak arabulucuya müracaat etmek durumunda bırakılması; devletin asli fonksiyonlarından birisini temsil eden bagimsiz ve tarafsız mahkemelere doğrudan erisim hakkının önüne, mutlak surette aşılması gereken bir engel olan arabuluculuk kurumunu zorunlu olmaktan çıkartılması hedeflenmiştir. Böylelikler kişiler hukuksal bir uyuşmazlığın müzakere ve sulh yöntemiyle çözümlenmesini (gönüllülük (esasına Odaya olarak ve özgür istemleri (o uyarınca gerçekleştirebileceklerdir.

MADDE 24857 Sayılı İş Kanunu'nun 20. Maddesinin 1. Fıkrası şu Şekilde Değiştirilmiştir

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20. Maddesinin 1. Fıkrası şu Şekilde Değiştirilmiştir

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurabilir. Arabulucuya başvurulması ve görüşmenin olumsuz sonuçlanması durumunda, son arabulucu tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir..

Gerekçe: Yürürlük Maddesidir.

MADDE 3Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürütme Maddesidir. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nda Değişiklik yapılmasına dair Kanun Teklifi

MADDE 4Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanlığı yönetir.

Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanlığı yönetir.

Genel gerekçeyi oku (11 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

6325 Sayılı "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK)" ise m. 2/b'de arabulucuk kurumu söyle tanımlamaktadır: "Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini saglamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık egitimi almış, olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini," ifade eder.

Doktrinde genel kabul gören anlayış uyarınca arabuluculuk, hukuk uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yollarından birisi olarak benimsenmektedir. Öğgtetide, "uyuşmazlıkların altermatif çözüm yöntemlerinin adli yargıyı sadece tamamlayabileceği fakat onun yerini alamayacağı, dava öncesinde tarafları, zorunlu uzlaşma usulüne başvurmaya davet etmenin bireyi kanun koyucu tarafından zor kullanarak uzlasşmak zorunda birakmak anlamına geleceği, adli yargının yerini almasının söz konusu olmayacağı" da savunulmuştur. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, yargının alternatifi olan ve dolayısıyla yargısal sistemin yerine ikame edilmeye çalışılan yahut onunla rekabet içinde bulunan bir süreçler bütünü değildir. Sözü edilen yolların asıl hedefi, küçük çaplı ve kamu düzenini ilgilendirmeyen uyuşmazlıkların, adli bir soruna dönüşmeden çözümünü gerçekleştirmektir."

"Uyuşmazlıkları çözüme kavuşturma isjevi, esasında devletin işidir ve devlet bu işlevini, yargı erkini kullanmak suretiyle yerine getirir. Alternatif uyuşmazlık çözümleri ise, uyuşmazlıkların çözümünde, yargısal yolların yanında yer alan ve ilgililerin istemleri halinde işlerlik kazanan, esas itibariyle, ilişkilerin koparılmadan sürdürülmesini ve adil bir karardan ziyade, her iki tarafı da tatmin edici bir çözüme ulaşılmasını hedefleyen yöntemler bütünü konumundadır. Bir baska ifadeyle, alternatif uyuşmazlık çözümleri, devlete ait yargı yetkisinin mutlak egemenliğine halel getirmeden işlerlik kazanan ve uygulama alanı bulan ek yöntemler bütünü olarak nitelendirilebilir

Fakat, belli bazı davalarda, hukuk uyuşmazlıklarında yargı yoluna başvurmadan önce, arabulucuya müracaat etme ve ortada tanımlanan prosedürü tamamlama gereği bir sart olarak dayatılırsa, bu taktirde arabuluculuk, alternatif bir yol ve seçenek olmaktan çıkar; usul hukukuna dair yeni bir kuruma, bir dava şartına dönüşür. Nitekim İş Mahkemeleri Kanumu madde 9te Dava Şartı Olarak Arabuluculuk kurumu öngörülmüş olup Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak belirlenmiştir.

Dolayısıyla iş mahkemelerinde görülecek olan davalarda belli bazı davalar için de olsa hukuksal bir uyuşmazlığına dair dava açma hazırlığındaki bir kişiye, öncelikle ve mutlak surette arabulucuya başvurma ve bu doğrultuda öngörülen prosedürü tamamlama gereği bir şart olarak dayatıllığı > için. pi Ni bu anlamdaki arabuluculuk; hukuk usulü teorisinde kabul gören alternatif bir çözüm ş© i e a yüzyıllardır uygulana gelen geleneksel arabuluculuk uygulaması olmaktan çıkmıştır. EN i Hukuksal bir uyuşmazlığın, "müzakere ve sulh" yöntemiyle çözümlenebilmesinin, ancak ve sadece (tarafların (gönüllülüğü esasına dayalı olarak ve özgür istemleri ouyarınca gerçekleştirilebileceği kurumun doğası gereğidir. Taraflardan bir ya da bir kaçının baskı ve zorlama ile onayladığı anlaşma sonucuna "sulh" diyebilmek olanaksızdır.

Kişilerin, dava açmadan önce ve zorunlu olarak arabulucuya müracaat etmek durumunda bırakılması; devletin asli fonksiyonlarından birisini temsil eden bagimsiz ve tarafsız mahkemelere dogrudan erisim hakkının önüne, mutlak surette asılması gereken bir engel bir set olarak değerlendirmek gerekir. Bu durum aynı zamanda, demokrasinin kurucu üç unsurundan birisi olan ve yurttaşların hukuksal güvenlik duygusu için en önemli dayanagi oluşturan bağımsız ve tarafsız

"yargı" erkine, yepyeni bir anlam ve içerik kazandırma anlamına gelir

Adalete ulaşmanın geciktirilmesi ve zorlaştırılması, adaleti talep ve tahakkuk ettirme hakkının özüne dokunan ve onu zedeleyen bir durumdur. Bu olgusal gerçekliği, tarihsel süreç içinde toplumsal vicdanda karşılık bulmuş bir atasözümüz, kısaca "gecikmiş adalet adalet degildir" şeklinde tanımlamıştır.

Arabuluculuk uygulamasında ise her iki taraf (işçi ve işveren), herhangi bir koruma, gözetme yaklaşımına muhatap kılınmaksızın eşit muameleye tabi tutulmaktadır. İşçi ve işveren, aynı kurallara tabi olarak uzlaşma pazarlığına oturmaktadır. Ne var ki iki taraf, içinde bulundukları koşulların, hakkından daha aza razı olmayı baskılaması/dayatması anlamında, esjt güce ve deyim yerindeyse silaha sahip degildir. Bir genelleme yaparsak, büyük ölçüde işçi işverene karşı zayıf konumda, içinde bulunduğu şartların baskısına maruz durumdadır. Hakkına bir an önce kavusına saiki ile ondan ciddi ödünler ver- meye yatkın ve hazırdır. Hal böyle iken, hukukun üstünlüğünü, çağdaş/evrensel demokrasi anlayışını ve temel anayasal ilkeleri yok sayan bir bakış, açısıyla; hak arayısındaki bir işçi için, bağımsız ve tarafsız yargıdan önce, yürütme organının dizaynına tabi arabulucuya (Oo başvurma (o zorunluluğunun getirilmeye © çalışılmasını (o anlayabilmek (o ve anlamlandırabilmek mümkün değildir.

Temel öncelik mahkemelerin ihtiyacı karşılar yeterliliğe kavuşturulması olmalıdır. Zorunlu arabuluculuğun getirilme amacı olarak ifade olunan, yargının yogun yükünün azaltılması adına tanımlanabilecek en dogru çözüm; devletin nitelik ve nicelik olarak ihtiyaca cevap verebilecek yeterlilikte yeni mahkemeler kurması ve hakim ve savcıları istihdam etmesidir.

Yukarıda anlatılan sebeplerle İş Mahkemeleri Kanunu'nda Değişiklik yapılmasına dair Kanun Teklifi hazırlama mecburiyeti doğmuştur.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam