İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/874 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 9 TEM 2018 KOMİSYONDA

30.03.2011 Tarihli ve 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 2 madde

Kaynak göster

2/874 esas numaralı kanun teklifi 9 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “30.03.2011 Tarihli ve 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/874, 9 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-874-30-03-2011-tarihli-ve-6216-sayili-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakk (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/c83f63a9-6d8f-4577-9fa8-0188dcb59345

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Anayasa Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 2 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 130.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Dördüncü…

30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Dördüncü Kısım Dördüncü Bölüm Madde 50 şu şekilde değiştirilmiştir.

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilebilir.

(2) İhlal bir mahkeme kararından veya idari işlemden kaynaklanmışsa, ihlale konu kararın veya idari işlemin iptaline karar verilir. Kararın iptali kendiliğinden ihlali kaldırmazsa yargılamanın yeniden yapılmasına hükmedilir.

(3) İhlal, bir kamu gücünün kanunen yapması gereken bir işlemi yapmamasından kaynaklanmışsa, Mahkeme, kararının hangi makam tarafindan yerine getirileceğini ve özel durumlarda kararın yerine getiriliş şeklini belirleyebilir.

(4) Başvurucunun temel bir hakkının ihlal edilmesi sonucunda uğranılan zararın giderilmesine de hükmedilebilir. Bölümler bu kararları kendileri verebilecekleri gibi genel mahkemelerde dava açılması yolunu gösterebilir.

(5) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir. Bu kararlar, Mahkemenin internet sayfasında ve Bölümlerce uygun görülenler Resmi Gazete'de yayımlanır.

(6) Bölümlerin esas hakkındaki kararları kesindir ve yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

(7) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları Bölümler; Bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından çözülür. Buna ilişkin diğer hususlar

İçtüzükle düzenlenir.

(8) Davadan feragat halinde, düşme kararı verilir."

Gerekçe: Madde ile Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olması amaçlanmaktadır.

MADDE 2Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

© MADDE 3 — Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu Yönetir. a yer

Gerekçe: Yürürlük maddesidir.

Genel gerekçeyi oku (20 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Dördüncü Kısım Dördüncü Bölüm Madde 50 "Kararlar" başlığı ile Bireysel başvuruların ne şekilde karara bağlandığı belirlenmiştir. Madde metnine göre;

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

(3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmi Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.

(4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.

(5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir."

Değişikliği teklif edilen husus; kanun tasarısının ilk halinden çıkartılan maddelerin geri eklenmesi yönündedir. Şöyle ki; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun yukarıda anılan maddesi Anayasa Mahkemesi kararlarına direnebileceği hükmünü ortaya çıkartmaktadır. 2709 sayılı Anayasa'nın üçüncü bölümünde yer alan;

Madde 138: Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dâva hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.'

Maddesinde yer alan, mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği ve telkinde bulunulamayacağına ilişkin hükümler; yerel mahkemelerin, bir üst mahkeme olan ve aynı yargı erkinin en üst hiyerarşik yapısı içinde yer alan Anayasa Mahkemesinin vereceği bağlayıcı kararlara karşı koruma altına alınmaları ve anayasa mahkemesinin bağlayıcı kararlarına uymayarak, bu kararlara karşı direnebilmelerine imkan sağlama amacıyla konulmuş hükümler değildir, bu hükümler, yargı erkinin dışındaki yasama ve yürütme erklerinin, yargı erkine müdahale ederek yargı bağımsızlığının ihlal edilmesinin önüne geçmek ve anayasanın kuvvetler ayrılığı ilkesini geçerli kılmak için konulmuş hükümlerdir. Kaldı ki; daha özel bir anayasa hükmü olan ve Anayasanın genel hükümlerine göre öncelikli olarak uygulanması gereken Anayasanın 153*üncü maddesi şöyledir: "Anayasa Mahkemesinin kararları

MADDE 153: Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi

• bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve: idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

Maddeye göre Anayasa Mahkemesinin tüm kararları kesindir ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu itibarla Anayasanın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesinin kararlarının kesin olduğuna ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağına ilişkin bu açık hüküm karşısında mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı direnemeyeceği kanaatindeyim. Zira, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin kesin olan bu kararlarının; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağına ilişkin 153. maddesi de, anayasa yargılamasına ilişkin en üst düzey bir ilke olup, kurallar hiyerarşisinde tüm kanunların üstündedir. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğunun belirtilerek dair bahsedilen kanun metninin değiştirilmesi gerekmektedir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam