Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 82'nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
İstanbul Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Kasım 2020 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdul Ahat Andican (İYİ Parti), 10 Kasım 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 82'nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 488 kelime.
Abdul Ahat Andican (İYİ Parti, İstanbul). “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 82'nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdul-ahat-andican-27-2020-11-10-ulu-onder-gazi-mustafa-kemal-ataturk-un-olumunun-82-nci-yil-donumune-i (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=91919
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ABDUL AHAT ANDİCAN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Sevr Anlaşması’yla Türkleri Anadolu’da birkaç vilayette sıkıştırmayı hedefleyen, ikinci aşamada da onları Orta Asya’ya göndermeyi amaçlayan Batı emperyalizm projesini “müthiş” diyebileceğimiz bir savaşla akamete uğratmış bir lideri anıyoruz.
ABD’li tarihçi Profesör Doktor Justin McCarthy’nin “Eğer Atatürk olmasaydı Anadolu’da bir Türk devleti olmazdı.” sözleri bu Büyük Önder’in, Türk tarihi ve Türk milleti için ne kadar büyük önem taşıdığını gösteriyor.
Batı emperyalizminin, ne yazık ki, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1990’lı yıllardan itibaren, Mustafa Kemal Atatürk ve onun kurduğu cumhuriyet üzerinden Türkiye’ye ve Türklüğe karşı yeni bir haçlı seferi başlattığını görüyoruz. Sözde yeni Türkiye yaratılmasını hedefleyen bu girişimin diğer Haçlı Seferlerinden farkı silahla değil, ideolojiyle yapılıyor olmasıdır. Bu yeni Türkiye projesinin fikrî mimarlarından Graham Fuller “Bugün Türk devletinin bir sorunu varsa bu da aslında Kemalizmin değişmez bir değerler paketi olarak var olmayı sürdürmesidir.” diyor 2000 yılında yayınladığı bir makalede. “Liberal olmayan bu düzen Türkiye’nin demokratik değişimini engellemekte –altını çiziyorum- İslamcılık ve Kürtler gibi iki ana sorununun çözümünü de zorlaştırmaktadır.” Öyleyse ne yapılmalıdır? Bu sorunun cevabını da Samuel Huntington’un 1996’da yazdığı meşhur “Medeniyetler Çatışması” kitabında görüyoruz: “Türkiye kendini laik ülke olarak tanımladığı sürece İslam medeniyetinin önderi olamaz. Bu sebeple Türkiye’nin bir an önce Atatürk’ten ve Atatürk’ün ‘laiklik’ tanımından kurtulması gerekir. Türkiye, Atatürk’ün mirasını bilinçli bir şekilde reddedip kendisini İslamın bir lideri olarak yeniden tanımlamalıdır.” Sözlere dikkat edin. Fuller ve Huntington gibilerinin takipçilerinin bu saldırılarının nedenini anlamamız kolay. Çünkü Atatürk diyor ki: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına ‘Türk milleti’ denir.” Ve “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyor, “Türk olana” demiyor ve kurduğu cumhuriyet, laik karakterde bir cumhuriyet. Görüldüğü gibi, Atatürk milliyetçiliği dine, ırka, etnisiteye değil; dile, kültür birliğine ve tarih bilincine dayanmaktadır. Bu tanımlama “ümmet” kavramını dışlaması ve laik karakteri öncelemesi nedeniyle siyasal İslamcılar tarafından, etnisiteye vurgu yapmaması nedeniyle de ayrılıkçılar tarafından reddedilen bir tanımlamadır.
Sonuç olarak, Türkiye’yi siyaseten ılımlı İslam ülkesi hâline dönüştürüp Orta Doğu için örnek bir ülke rolü biçmek isteyen ABD emperyalizmi önderliğinde Atatürk’e ve onun kurduğu cumhuriyete yönelik sistematik bir itibarsızlaştırma projesi ve süreci başlamıştır. Bu çalışmanın ne kadar etkili olduğunu anlatmak için yüzlerce örnek verebilirim ama vakit yok. Sadece, İslamcı bir yazar olan Ömer Turan’ın geçen yıl attığı iki “tweet”i huzurunuza getireceğim, şöyle diyor: “Kanada’ya gideli henüz altı ay olmamış. 19-20 yaşlarındayım. İslamcı olmuşuz. Ne devlet ne Türklük tanıyoruz. Ağzımızdan ‘tâgut, tuğyan’ kelimeleri eksik olmuyor. Mustafa Kemal düşmanlığı o noktaya gelmiş ki Mustafa Kemal’i savunur vaziyette gözükmemek için neredeyse Kurtuluş Savaşı’ndaki Türk ordusunu değil de Yunanlıları destekleyeceğiz.” Bir yerlerden hatırlıyor musunuz?
Atatürk ve Türk Cumhuriyeti karşıtı kampanya FETÖ aracılığıyla daha sonra daha da güçlendirilmiş ve Türkiye’de ciddi bir zemin kazanması sağlamıştır. Ne yazık ki AKP iktidarı da Atatürk’e “ayyaş” göndermesi yaparak, cumhuriyete “altı yüz yıllık imparatorluğun reklam arası” diyerek, okullardan Andımız’ı çıkarıp resmî kurumlardan “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresini kaldırarak bu emperyalist projenin desteklenmesini ve kökleşmesini sağlamıştır. Bu konuda da yüzlerce örnek verebilirim ama vakit yok.
Arkadaşlar, Atatürk düşmanlığı, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
112 konuşma daha · 10 Kasım 2020