İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu görevlerinden ayrılanların yapamayacakları işler hakkında (s.s1402)

Abdulaziz Yazar

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 95. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Nisan 2007 · 872 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdulaziz Yazar (CHP), 26 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU GÖREVLERİNDEN AYRILANLARIN YAPAMAYACAKLARI İŞLER HAKKINDA (S.S1402)); konuşma 872 kelime.

Abdulaziz Yazar (CHP, Hatay). “Kamu görevlerinden ayrılanların yapamayacakları işler hakkında (s.s1402)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulaziz-yazar-22-2007-04-26-kamu-gorevlerinden-ayrilanlarin-yapamayacaklari-isler-hakkinda-s-s140 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c155/b095/tbmm221550950006.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ABDULAZİZ YAZAR (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkındaki Kanun'un 2'nci maddesinde, genel bütçeye dahil daire, kurum ve kuruluşlar ile katma bütçeli idarelerde, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan fonlarda, belediyelerde, özel idarelerde 12 Mart 1964 gün ve 440 sayılı ve 12 Mayıs 1964 gün, 460 sayılı kanunlar kapsamına giren kuruluşlarda, sermayesinin yarısından fazlası ayrı ayrı veya birlikte Hazinece veya yukarıdaki daire, idare, kurum ve kuruluşlarca karşılanan yerlerde aylık ücret veya ödenek almak suretiyle görev yapmış olanların, bu yerlerdeki görevlerinden hangi sebeple olursa olsun ayrılmaları hâlinde, ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde hizmetinde bulundukları (x) 1402 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. daire, idare, kurum ve kuruluşlara karşı, ayrıldıkları aylıktan itibaren başlayarak üç yıl süreyle o daire, idare, kurum ve kuruluştaki görev ve faaliyet alanlarıyla ilgili, konularda, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, görev ve iş alamayacakları, taahhüde giremeyecekleri, komisyonculuk ve temsilcilik yapamayacakları hükme bağlanmıştır.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının 2531 sayılı Kanun'un 1'inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olması nedeniyle, kurumdaki görevlerinden hangi sebeple olursa olsun ayrılan kurum personelinin 2531 sayılı Kanun'un 2'nci maddesiyle getirilen yasaklamaya tabi olacağı, Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar İlaç ve Eczacılık Daire Başkanlığının 8/9/2006 tarih ve 17-16 Ek Genelgesiyle tüm ilgililere (il müdürlükleri ve bölge eczacı odalarına) duyurulmuştur. Genelgeyle, Kanun'un bu şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı bünyesinde yapmış olduğu iş veya görev unvanı ne olursa olsun, kurumda çalışmakta iken kurumdan ayrılan eczacıların, serbest ya da eczane açarak, Kurumla sözleşme imzalama talepleri hâlinde, kurumdan ayrıldığı tarihten itibaren üç yıl süreyle kurumla sözleşme yapmalarının mümkün bulunmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle, genelgenin yayım tarihi olan 8/9/2006 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumundan ayrılıp serbest eczane açmış olan eczacıların kurumla sözleşme yapma talebi söz konusu genelge nedeniyle kabul edilmemekte ve bu durum da eczacıların mağduriyetine yol açmaktadır.

Değerli milletvekilleri, eczacı bir milletvekili olarak öncelikle belirtmek isterim ki, eczacılık mesleği ve eczacılar, sağlık sektörünün en önemli yapı taşlarından biridir. Bu, asla göz ardı edilmemelidir. Eczacılarımızın sorunlarını bu yüce kürsüde defalarca ifade etmeme rağmen eczacılarımızın hiçbir sorununa AKP Hükümeti neşter vuramamıştır.

Kamu kurumlarının, eczanelere, belirlenen sürelerde ödeme yapmaması pek çok eczaneyi iflasın eşiğine getirmiştir. Öte yandan, kamu kurumlarının, reçeteleri kontrol ettikten sonra eczacıya geri göndermemesi veya reçete kesintisinin nedenini bildirmemesi, zaman zaman da reçete kontrollerinin elle yapılmasından kaynaklanan hatalar, sektörde çok büyük sorunlar yaratmaktadır.

Birçok ilacın uzman hekim tarafından yazılma zorunluluğu, hastaların, ilaç temininde güçlük yaşamasına neden olmaktadır.

Eczacılar, bir yandan ilaç fiyat değişimleri, öbür yandan reçete kontrolleri konusunda bir standart olmaması sebebiyle büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Ödeme konusunda yaşanan sorunların çözümü için bütçeden sağlığa ayrılan payın artırılması, kurumların ilaç ödemelerine ayrılan ödeneği öncelikli hâle getirmesi, borcun mutlaka zamanında ödenmesi ya da borç zamanında ödenemiyorsa eczacının geç ödemeden doğan zararının telafisi için gerekli önlemlerin alınması bir zorunluluktur.

Türkiye'de eş değer ilaç kullanımını özendirici tedbirler alınmamıştır. İlaçların akılcı kullanımı için toplumu bilinçlendirici eğitim verilmemektedir. Orijinal ilaç üretimi için yapılması gereken ar-ge faaliyetleri yetersizdir. Bu eksikliği gidermek için, ar-ge yatırımlarının özel teşvik kapsamına alınması gerekmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda var olan ve her ilaç kutusunda yazılı bulunan eczacılık meslek hakkı, maalesef, Türkiye'de ne bilinmekte ne de uygulanmaktadır. 2000'li yıllarda artık, eczacılık mesleğinin de bir garantisi ve güvenirliği olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, hükümet tarafından hazırlanan 6197 sayılı Yasa Tasarısı, dört yıldır İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünde görüşülmekte olmasına rağmen, hâlen, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınamamıştır.

6197 sayılı Yasa'da "Eczanenin sahibi ve sorumlu müdür eczacıdır." yerine, Sağlık Bakanlığı tarafından "Eczanenin sorumlu müdürü eczacı olacaktır." ifadesi gerilmek istenmektedir. Bu ifade ile zincir eczanelerin yolu açılmakta, dolayısıyla, serbest eczacının geleceği tehlikeye sokulmaktadır. Bu konu gerek Türk Eczacıları Birliği Genel Kurulunda gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda tarafımdan birkaç kez dile getirilmiştir. Tüm konuşmalarımda Sayın Sağlık Bakanı konuşma yaptığım salonlarda hazır olduğu hâlde, bu zincir eczaneler konusunda hiçbir açıklama yapma gereğini dahi duymamıştır.

Eczane ruhsatlarının eczacı odaları tarafından verilmesi, Türk Eczacıları Birliğince onaylanması ve bunların Sağlık Bakanlığına bildirilmesi, mesleğimizde çok önemli bir sıkıntı olan muvazaalı eczane açma ve işletme olayını ortadan kaldıracaktır.

Değerli milletvekilleri, kamuda çalışan yaklaşık 1.500 eczane olmasına rağmen bunların sorunlarıyla kimse ilgilenmemektedir. Kamuda çalışan eczacılar denetim amacı ile dış göreve gönderilmekte, ancak kendilerine harcırah ödenmemektedir. Bu da kamuda çalışan eczacılara büyük bir haksızlıktır.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının 08/09/2006 tarihli ve 51449 sayılı Genelgesiyle, 2531 sayılı Yasa'nın 2'nci maddesi gereği, kurumda görev yapmakta iken hangi sebeple olursa olsun ayrılan eczacıların serbest eczane açtıklarında kurumla, kurum sigortalılarına ilaç temini için sözleşme yapamayacakları yönünde düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre, genelge tarihinden sonra SSK'dan emekli olarak veya istifa ederek ayrılan pek çok eczacı hâlen kurumla sözleşme yapamadığından mağduriyet yaşamaktadır. Bugünlerde kurumundan ayrılmış ancak üç yılını doldurmamış eczacılarımızın da mevcut sözleşmelerinin iptali gündemdedir.

Bilindiği üzere, tüm sosyal güvenlik kurumlarımız aynı çatı altında birleştiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumları ile eczaneler arasında tek sözleşme imzalanacaktır. Bu durumda SSK'dan ayrılan eczacılara ilişkin genelge daha belirsiz bir hâl alacaktır. İşte, bugün getirilen bu kanun teklifiyle eczacılar kendi nam ve hesabına yaptıkları mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak kurum ve kuruluşlarla tip sözleşmeler yapabileceklerdir.

Eczacıların pek çok sorunlarından birini çözmekte olan bu kanun teklifinin sağlık camiasına hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 26 Nisan 2007

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook