Ankara'nın başkent oluşu hk.
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 5. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ekim 2004 · 1.127 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdülkadir Aksu (AK Parti), 13 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU HK.); konuşma 1.127 kelime.
Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “Ankara'nın başkent oluşu hk”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2004-10-13-ankara-nin-baskent-olusu-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Denizli Milletvekili Prof. Dr. Sayın Mehmet Neşşar'ın, 17 Aralığa giden yolda Türkiye'de sivil toplum örgütleri konulu ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Eyyüp Sanay'ın, Ankaramızın başkent oluşunun yıldönümüyle ilgili gündemdışı konuşmaları vesilesiyle huzurlarınızdayım; bu vesileyle, konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ancak, konuşmama başlamadan önce şunu ifade etmek istiyorum: Dün akşamüstü, Trabzon'un Sürmene İlçesinde şiddetli yağışlar sonrası, Muratlı Köyünde bir heyelan olmuş ve bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Ben, bu vatandaşımıza Allah rahmet etsin diyor, bütün Sürmenelilere başsağlığı diliyorum.
Ayrıca, Sürmene İlçemizde de bazı ev ve işyerlerinde su baskınları olmuştur, sivil savunma birliklerimiz su boşaltma işlerini yapıyorlar. Hasar tespit komisyonu kurulmuş ve çalışıyor. İlimizin değerli valisi, ilçe başkanımız konuyla ilgilenmektedirler. Ben, tekrar, hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum ve Trabzon-Sürmeneli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.
Değerli arkadaşlar, Ankara Milletvekilimiz Sayın Eyyüp Sanay da Ankara'nın başkent oluşu nedeniyle burada biraz önce çok güzel bir konuşma yaptılar; izin verirseniz, birkaç cümleyle ben de hissiyatımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Ankara, bizim için millî mücadelenin ve modern Türkiye'nin sembolüdür. Ayrıca, Ankara, bir misyon şehridir, yönünü muasır medeniyetlere çevirmiş çağdaş bir Türkiye misyonunun kentidir. Atatürk'ün ifadesiyle, bu başşehirde memleketin dahilî ve haricî politikası idare edilmektedir. Bu başşehirde milletin sinesinden doğan hükümet çalışmaktadır ve bu hükümet, Ankara'nın misyonuna ve Ankara'nın sembolüne uygun olarak Türkiye'yi Avrupa Birliğine tam üye yapmanın mücadelesini de vermektedir. Bu mücadelede en büyük desteği, tıpkı millî mücadele günlerinde olduğu gibi, aziz milletimizden ve onun yegâne temsilcisi, çatısı altında bulunmaktan şeref duyduğumuz Büyük Millet Meclisinden almaktadır.
Bu duygularla, ben de, Ankaramızın başkent oluşunun 81 inci yıldönümünü şahsım ve Hükümetim adına kutluyorum.
Değerli arkadaşlarım, Denizli Milletvekilimiz, Avrupa Birliğine giden yolda sivil toplum örgütleriyle ilgili bir konuşmada, tabiî, Sağlık Bakanlığımız ve oradaki icraatlarla ilgili de birtakım şeyler ifade ettiler; müsaade ederseniz, ben, önce, sivil toplum örgütleriyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.
Malumunuz, Türkiye'nin Avrupa Birliği serüveni kırkbeş yılı bulan bir geçmişe sahip. Bu süre zarfında bu ülkeyi yöneten bütün hükümetlerin, Parlamentoda görev yapan bütün milletvekillerinin gelinen nokta ve alınan mesafede pay sahibi olduğunu ifade ederek, bütün ilgililere teşekkür ediyorum; ancak, hemen altını çizmek isterim ki, 58 ve 59 uncu cumhuriyet hükümetleri ile 22 nci Dönem Parlamentosunun, başarıda hissesi, seleflerine göre daha fazla olmuştur. Üstelik, bu, yalnızca şahsıma ait bir kanaat de değildir; bütün tarafsız gözlemciler, Türkiye'de son iki yılda sağlanan dönüşümü takdirle karşılamaktadırlar. İşte, bu süreçte bizi seleflerimizden ayrıcalıklı kılan nokta, insan hak ve özgürlüklerine bakış açımız olmuştur.
Biz, ülkemizde, uluslararası kabul gören standartta insana değer verilmesini, onun özgürlük alanının genişletilmesini istiyoruz. Doğal olarak, yalnızca istemekle de kalmayıp, sizlerin desteğiyle, yasal altyapıyı uluslararası standartlar seviyesine getirmenin gayreti içerisinde olduk. Bu çerçevede, uyum paketleri halinde, başta Anayasamız olmak üzere, pek çok temel yasada ya esaslı değişiklikler yaptık veya yasaları baştan sona, daha özgürlükçü bir bakış açısıyla yeniden hazırladık. Bu noktada, önceliği, örgütlenme ve ifade özgürlüğüne verdik. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri, Dernekler, Siyasî Partiler ve Vakıflar Kanunları gibi, bu alanda çok önemli yasaların pek çok maddesini değiştirdik. Bilahara siz değerli muhalefet partilerinin de desteğiyle Dernekler Kanununu yeniden hazırladık ve bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti; ancak, Sayın Cumhurbaşkanımız, iki maddesinin yeniden incelenmesini istedi; inşallah, en kısa sürede onu tekrar huzurlarınıza getireceğiz.
Bakın, bu yeni Dernekler Kanunuyla, çocukların dernek kurabilmesine imkân tanınması, derneklere üye olunmasındaki izin alınma esası veya sınırlandırılmalarının kaldırılması, bildiri yayımlanmasındaki sınırlandırılmaların kaldırılması, derneklerin diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, geçici olarak "platform" adı altında birliktelik oluşturabilmelerine imkân tanınması, kolluk kuvvetlerinin dernekler üzerindeki yetkisinin kısıtlanması, adlî yargıdan ceza alanlar ile mahkemece kapatılmasına karar verilen dernek yöneticilerinin de dernek kurabilmesi gibi birçok konuda yenilikler getirdik.
Daha önce yasalarımızda hiç görmediğimiz bir anlayışla sivil toplum kuruluşlarının önünü açtık. Amacımız, Türk demokrasisini, kurum ve kurallarıyla örnek alınır hale getirmekti. Bugün, artık, çok açıkça şunu söylemeye hakkımız bulunduğunu düşünüyorum: Örgütlenme ve ifade özgürlükleri açısından, Türkiye, Avrupa Birliğine üye ülkeler arasında bile en önde gelenlerden biri olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yasaları çıkarmakla her şeyin bir anda değişmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Uygulama sırasında kimi sorunlarla karşılaşabileceğiz; önemli olan, bu sorunların aşılmasında gösterdiğimiz veya göstereceğimiz siyasî kararlılık olmalıdır. Biz, Hükümet ve İçişleri Bakanlığı olarak, özgürlük alanının genişletilmesi konusunda kesin bir siyasî kararlılığa sahibiz. Sanıyorum ki, yeni gelişen hukukî ortam, bir yandan kanun uygulayıcı birimlerimizin değişimini ve öbür yandan da sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın hakların kullanılmasındaki duyarlılıklarının gelişmesini gerektirmektedir. Kanun uygulayıcı birimlerimizi sürekli eğiterek ve denetleyerek, kısa sürede önemli mesafeler aldığımıza inanıyorum; ancak, önümüzdeki dönemde, uyum sürecine -hiç hız kesmeden- devam etmeye de kararlıyız.
Vatandaşlarımız ile sivil toplum kuruluşlarının duruma uyumu konusunda ciddî bir sıkıntı bulunmamaktadır; ancak, kimi zaman eski kültürün etkisiyle bazı çatışma noktaları ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de basın açıklamalarının nasıl yapılacağına ilişkin olarak ortaya çıkmıştır. Bakanlık olarak, yayımladığımız genelgeyle, bir parça da Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunumuzun sınırlarını zorlayarak, basın açıklamaları için önceden bildirim aranmayacağını, valiliklerin tespit ettiği bir iki yer dışında her yerde basın açıklaması yapılabileceğini teşkilatımıza duyurduk. Biz, NATO toplantısından önce bu genelgeyi yayımladık ve böylece, birçok sivil toplum örgütümüz, ülkemizin birçok ilinde, gidip istediği yerde basın açıklaması yapmaya başladı. Bu durum, daha evvel, hakikaten bir çatışma noktası haline gelmişti. Kanunun sınırlarını biraz zorlayarak böyle bir uygulamayı başlattık. İstanbul'da, NATO zirvesinin yapıldığı anda, tam 22 yerde basın açıklaması yapıldı; bunlara hep müsaade edildi.
Tabiî, bu kararımızla, belli ölçüde sıkıntıların aşılmasına yardımcı olduk; ancak, unutmamak gerekir ki, demokrasiler, kuralların cari olduğu rejimlerdir. Yüce Meclisin onayını almış yazılı kurallara, bir başka deyişle kanunlara rağmen bazı sivil toplum kuruluşlarının tavır geliştirmesini de doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim. Örneğin, yasalarda grev hakkı bulunmayan bazı kamu çalışanlarının grev kararı almalarını, toplu iş bırakmalarını bu çerçevede görüyorum. Doğal olarak, yasalar, canlı organizmalar gibidir; fonksiyon icra edemeyen üniteler, kurallar, zaman içerisinde yerini yenilerine bırakır. Ancak, kurallara, anlamlarıyla var oldukça, uyulmasının bir vatandaşlık borcu olduğunu da gözden uzak tutmamak gerekir.
Değerli arkadaşlarım, Sağlık Bakanlığımız, gerçekten, bu dönemde çok önemli işler yaptı. Sağlıkta büyük bir değişim projesi başlattı değerli arkadaşımız. Tabiî, bu değişim projesinin içerisinde, doktor sıkıntısı çekilen bölgelere, özel statülü, fazla ücretli doktor gönderebilme imkânlarını araştırdı ve hep birlikte bir yasa çıkardık. Bu yasaya dayanarak, 16 000'in üzerinde sağlık elemanı, hiç doktoru olmayan ve yeterli doktoru bulunmayan bölgelere gönderildi.
Bu proje içerisindeki yine çok önemli bir konu da, hastanelerin müşterek hizmete açılmasıydı. Büyük illerimizde pilot uygulama başlatıldı ve bu, Türkiye genelinde, öyle zannediyorum ki, vatandaşlarımız için büyük bir rahatlık, büyük bir imkân getirmiş oldu.
Yine çok önemli bir hizmet, yeşilkart uygulamasında meydana gelen aksaklıkların giderilmesi için yapıldı. Malum, yeşilkartlı olanlara, ancak, yataklı tedavi kurumlarında yattıkları takdirde ilaç bedelleri ödenebiliyordu. Yine sizlerin verdiği güç ve destekle yasada değişiklik yapıldı, ayakta tedavi gören yeşilkart sahiplerine de ilaç verme imkânı getirildi.
Sağlık Bakanlığımız, gerçekten, bunun gibi çok önemli projeler gerçekleştirdi ve yeni projeler için de çalışmaktadır.
Ben, bu düşüncelerle, gelecek günlerin, hem sivil toplum kuruluşları için hem de aziz milletimiz için daha iyi olacağına olan inancımı ifade ediyor, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 13 Ekim 2004