İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye de sivil toplum örgütleriyle ilgili

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 5. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ekim 2004 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 13 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE DE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE İLGİLİ); konuşma 493 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Türkiye de sivil toplum örgütleriyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2004-10-13-turkiye-de-sivil-toplum-orgutleriyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başarılı bir çalışma yılı geçirmemiz dileğiyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 6 Ekimde açıklanan Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, biliyorsunuz, sivil toplum örgütlerinin önemi bir kez daha vurgulanmış, demokrasi, insan haklarına saygı, hukuk devleti ve temel özgürlüklere ciddî biçimde vurgu yapılmıştır. Yalnız, buna karşılık, bugün, İstanbul'da, âdeta Avrupa'nın gözüne sokarcasına ve âdeta bir kriz daha yaratmak istercesine, 11 sendika, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşuna ait 85 sendikacı ve sivil toplum örgütü üst düzey yöneticisi hâkim karşısına çıkarılıyor; sabah 10'daydı duruşma. Kim bu insanlar, kim bu devlet düzenini bozmaya talip kişiler(!) Hasta ve Hasta Yakını Haklarını Koruma Derneği, İstanbul Tabip Odası, KESK, DİSK, Hak-İş -bu saydıklarımın tüm yönetim kurulu üyeleri- Hak-İş Marmara Bölge Temsilciliği, Türk-İş Birinci Bölge Temsilciliği, DİSK'e bağlı Devrimci Sağlık-İş Sendikası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, SES İstanbul Aksaray, Bakırköy ve Şişli Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı ve İstanbul Veteriner Odasının Başkanı.

Peki, bu 85 sendika yöneticisinin, sivil toplum yöneticisinin suçu ne; kamu sağlığını, kamu düzenini bozacak nitelikte konuşmalar, etkili çağrılar yapmak ve işi bırakma eylemi gerçekleştirmek; iddianame burada, aynen bunlar yazılıyor. Bereket, arkadaşlar içerisindeki cerrahların bıçaklarını, bisturilerini silah kabul etmemişler; yoksa, bunun yanına, bir de, silah zoruyla ilga suçunu da ekleyeceklerdi. Bu, tıpkı cunta dönemlerinin iddianamelerini andırıyor bana göre.

Peki, bunu yaparlarken ne istemişler bu insanlar; herkese eşit, nitelikli, parasız sağlık hizmeti istemişler. Başka suçları ne; iş güvencesi ve insanca yaşayabilecek bir ücret talep etmişler!

Değerli milletvekilleri, suçu işleyen 85 sivil toplum örgütünün yöneticilerini adliyeye kim ihbar ediyor; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Bürosu; yani, davacı olan devlet.

Peki, istenilen ceza ne; bu insanlara istenilen ceza toplam 255 yıl hapis cezası.

Peki, bu ceza hangi ülkede isteniyor; mafya liderlerinin devletle alay edercesine sokaklarda kol gezdiği, cirit attığı Türkiye'de, dikkatinizi çekerim.

Değerli milletvekilleri, bu, bir yüzkarasıdır, bir utanç vesilesidir, Türkiye'yi çağdaş dünyanın dışına itecek bir ayıptır ve maalesef, bu ayıbın oluşmasında, sivil topluma karşı açtığı amansız savaşla tanınan Sağlık Bakanımız merkezî görev almaktadır. Bu, Bakanın yarattığı sunî bir inatlaşmanın ürünüdür. Çünkü, değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde hekim camiasıyla bu kadar ters düşmüş, sivil toplumla bu kadar kavgalı ve tek bir uygulamasını, ülkede yaşayan bir tek sağlık görevlisinin onaylamadığı başka bir Sağlık Bakanı olmamıştır.

Burada çok yanlı konuşmak istemiyorum; birkaç soru sorarak sizi de düşünmeye sevk etmek istiyorum. Acaba, bu kadar büyük tepki, sadece siyasî nedenlerle oluşturulmuş olabilir mi, yoksa, Sayın Bakanın da davranışları içerisinde aksayan bir şeyler var mıdır? Acaba, çok inandığınız, destek verdiğiniz Sayın Bakanın hata yapmış olma olasılığı yok mudur?

Birkaç örnek veriyorum: Acaba, bugüne kadar, Sayın Bakanın ortaya koyduğu projelerden hangisi hayata geçmiştir? Sayın Bakan, Anadolu kırsalına hekim göndermeyi başarabilmiş midir? Hastanelerin ortak çatı altında toplanması projesi sonunda, acaba, hastanelerdeki hasta sirkülasyonu azalmış mıdır? Halen, yürürlükte, sevk zincirini amir bir yasa varken, bu kadar yoğun, güçlü bir iktidar döneminde, neden, iki yıldır, sevk zinciri hâlâ işleme konulamamıştır? Neden, iki yıldır, aile hekimliği işletilememiştir? Sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanması henüz başarılamamıştır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

12 konuşma daha · 13 Ekim 2004

12 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook