Almanya'da ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çifte vatandaşlık sorununun ilgili hükümetlerle görüşülerek giderilmesiyle ilgili
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 1.170 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdülkadir Aksu (AK Parti), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ALMANYA'DA VE YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN ÇİFTE VATANDAŞLIK SORUNUNUN İLGİLİ HÜKÜMETLERLE GÖRÜŞÜLEREK GİDERİLMESİYLE İLGİLİ); konuşma 1.170 kelime.
Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “Almanya'da ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çifte vatandaşlık sorununun ilgili hükümetlerle görüşülerek giderilmesiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-06-30-almanya-da-ve-yurt-disinda-yasayan-vatandaslarimizin-cifte-vatandaslik (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekili Sayın Muharrem Kılıç'ın, Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın çifte vatandaşlık sorununun Alman Hükümetiyle görüşülerek giderilmesi konulu gündemdışı konuşması vesilesiyle huzurlarınızdayım; bu vesileyle, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, çıkma izni alarak ya da başka bir sebeple Türk vatandaşlığını kaybedenlere, başvurmaları halinde Türk vatandaşlığını yeniden kazanma hakkı vermektedir. Bu haktan, Almanya vatandaşı olan bizim eski vatandaşlarımız da faydalanarak Türk vatandaşlığını yeniden kazanmak istediklerinde kazanmışlardı; ama, Alman Vatandaşlık Kanununa göre ise, Alman vatandaşı olan eski Türk vatandaşları yeniden Türk vatandaşlığına geçtiği anda Alman vatandaşlığını kaybetmektedirler. 2000 yılından itibaren böyle bir uygulama başlattılar.
Öte yandan, biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, hiçbir zaman, bu vatandaşlarımızın yeniden Türk vatandaşlığına dönmeleri için herhangi bir telkin ve tavsiyede de bulunmadık; ancak, Türk vatandaşlığının yeniden kazanılmasıyla ilgili başvurulara da mevzuat gereği kayıtsız kalmamız da mümkün olmamıştır. Müracaat edenlere tekrar Türk vatandaşlığı verilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bizim tercihimiz, vatandaşlarımızın hak ve menfaatlarının her zeminde korunması yönündedir. Kaldı ki, Türkiye Cumhuriyeti, bu hususta vatandaşlarımızı rahatlatmak için gerekli tedbirleri almış ve başka ülke vatandaşlığını hak etmeleri durumunda, bulundukları ülkelerin vatandaşı olmalarını da teşvik etmiştir. Bu maksatla 403 sayılı Vatandaşlık Kanununda değişlik yapılarak, bir nevi, ayrıcalıklı bir statü oluşturulmuştur; yani, Türk vatandaşlığından çıkıp başka bir ülke vatandaşı olanlara, aynen Türk vatandaşının istifade ettiği hemen hemen tüm haklardan -bir iki hak hariç- istifade edebilmeleri için düzenleme yapmış ve böyle de bir uygulama başlatmıştır. Burada da yine amaç, vatandaşlarımızın bulundukları ülkenin vatandaşlığına teşvikti; ondan ayrılmasınlar, Türkiye'de de haklarını kullanabilsinler.
Bu düzenlemeyle, doğumla Türk vatandaşı olup da İçişleri Bakanlığından vatandaşlıktan çıkma izni alan kişilere, hemen hemen, biraz evvel de söylediğim gibi, Türk vatandaşlarına tanınan hakların neredeyse -bir iki tanesi hariç- tümü tanınmıştır. Bu kişilerin, ülkemizle bağlarını koparmadan, yaşadıkları ülkelerin vatandaşlıklarını alarak, orada sosyal, kültürel ve siyasî alanlarda aktif rol oynamalarına da imkân tanındığı açıkça görülmektedir.
Diğer yandan, bu Alman Vatandaşlık Yasası sonucu olarak Alman vatandaşlığını kaybettiği öne sürülen kişilerle ilgili sorun, bize göre, sadece hukukî bir sorun değil, teknik bir sorun ve bu teknik bir sorunun ötesinde de her iki tarafı da eşit derecede ilgilendiren insanî bir sorun olduğu açıkça görülmektedir. Esasen, Almanya kamuoyunda da çifte vatandaşlığa sahip olan kişilerin problemlerinin çözülmesine yönelik araçlar da bulunmaktadır.
Bakın, birazdan da temas edeceğim, ben, bu konuyla ilgili olarak, geçtiğimiz ay, Alman İçişleri Bakanı Sayın Otto Schily'in davetlisi olarak Almanya'ya gitmiştim, ağırlıklı olarak bu konu görüşüldü ve benim oradaki teklifim -biraz evvel de ifade ettiğim gibi- şu olmuştur: Bu konuya, sizin, sadece hukukî açıdan bakmamanız lazım. Doğrudur, Vatandaşlık Kanununuzu çıkarmışsınız; 2000 yılından sonra Türk vatandaşlığına tekrar geçenler Alman vatandaşlığını kaybeder diyorsunuz; ama, bu olayın, bu hukukî boyutunu tek başına kale alamazsınız; olayın teknik ve insanî boyutu vardır. Onun için, gelin, yeni bir anlaşmayla bu insanlara bir süre tanıyalım. Oturalım bir anlaşma imzalayalım, bir süre tanıyalım, örneğin altı ay süre tanıyalım; bunlardan, bu vatandaşlarımız Alman vatandaşlığında kalmak istiyorlarsa biz onları Türk vatandaşlığından çıkaralım, Türk vatandaşlığına geri dönmek istiyorsa, yani Türk vatandaşı olarak kalmak istiyorlarsa, siz de Alman vatandaşlığından çıkarın; ama, bir süre tanıyalım, makul bir süre tanıyalım; fakat, tabiî, bu teklifimiz o sıra kabul görmedi; ancak, Alman kamuoyunda da bu konu tartışılmaya başlandı ve bu bizim görüşümüz doğrultusunda bazı Alman basın-yayın organlarında yazılar çıktı. Örneğin, Berlin'de yayımlanan Die Tageszeitung Gazetesinin 12.4.2005 tarihli nüshasında "çifte uyrukluların, artık, iki vatandaşlık arasından birine karar vermeleri için yeni bir süre tanımak uygun olacaktır" deniliyor bu yazıda. "Bu, aynı zamanda, onların, Almanya'yla entegre olmalarının arzu edildiği yönünde de bir işaret olacaktır" denilerek, insanî açıdan bir yaklaşım sergilemiştir ve aslında bizim tezimizi, bizim söylediklerimizi de desteklemiş oluyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; vatandaşlarımızın problemini yerinde çözebilmek amacıyla -biraz evvel ifade etmiştim- nisan ayında Almanya'ya gittim. Sorunun insanî yönünün önemli olduğunu, Almanya Federal İçişleri Bakanı Sayın Otto Schily'e ısrarla ifade ettim. Yani, ben, dönüp dolaşıp, bu konu sadece bir hukukî mesele değil, işin teknik ve insanî yönü vardır dedim. Teknik bakımdan şunu söyledim: Vatandaşlarımız 2000 yılından önce bize müracaat etmişler, Türk vatandaşı olmak için; ancak, formaliteler, işin yoğunluğu nedeniyle… Bir kısmı 2000 yılından önce Türk vatandaşlığını almış, şimdi sizin yasanıza göre onlara bir şey yok; ama, bazıları, kendi ellerinde olmadan 2000 yılını geçirmişler, 2001, 2002'de Türk vatandaşı olmuş. Şimdi, siz, burada bir haksızlık yapmış oluyorsunuz. Aynı anda irade belirtmiş olan iki vatandaşımızdan birinin işi süratle yürümüştür, 2000 yılından önce Türk vatandaşlığını almış, ona bir şey yok; ama, öbürünün işi biraz uzamış, 2000 yılını geçirmiş, onu siz Alman vatandaşlığından çıkarıyorsunuz. Onun için, meseleye sadece hukukî açıdan bakmayın, işin teknik ve insanî boyutunu da gözönüne alalım diye ısrar ettik. Tabiî, bu görüşmemizde, çifte vatandaş durumunda olanlara -biraz evvel de ifade ettiğim gibi- ısrarla, belli bir süre verelim, o süre bitiminde size yardımcı olalım dedim.
Özellikle, sorunun çözümü için Almanya'yla karşılıklı işbirliğine hazır olduğumuzu ve oluşturulacak işbirliği ortamında yapılacak bir sözleşmeyle, bu kişilerin Alman hukuk düzeninde kazandığı hakların korunmasının da sağlanacağı tarafımdan ifade edilmişti.
Aynı zamanda, bu ziyarette, konu, uzmanlar düzeyinde de görüşülmüştü. Hemen orada teknik heyetlerimizi kurduk ve iki taraf oturdu, biz Sayın Schily'le görüşmeler yaparken, bu arkadaşlarımız da bir arada görüştüler. Bizim görüşmelerimiz bittikten sonra da bu arkadaşlarımızın görüşmeleri devam etti.
Tabiî, görüşmemizde önemli olan bir nokta da, Almanya, bizden, Hükümetimizden, çifte vatandaş durumunda olan vatandaşlarımızın bir listesini istemiştir; ısrarla bu konu üzerinde durmuşlardır; ancak, biz, vatandaşlarımızın haklarının korunması bakımından ve ayrıca, Alman tarafının bu talebi, bizim yasalarımıza göre vatandaşlarımızın kişisel hal bilgilerinin verilmesi anlamına geldiğinden dolayı, isimlerini Almanya'ya vermemizin mümkün olmayacağını da açıkça orada ifade ettik.
Değerli arkadaşlar, bu konunun vatandaşlarımız için ne denli önemli olduğunu bildiğimiz için, benim Alman İçişleri Bakanı Sayın Otto Schily'le görüşmeme ilave olarak, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da, Almanya Başbakanının buraya geldiği sırada, bu konuyu içeren bir dosyayı ve aynı teklifleri Sayın Alman Başbakanına da sunmuş ve bu konunun bir an önce çözülmesini ondan da talep etmişlerdi. Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın çifte vatandaşlıkla ilgili problemlerini çözmek amacıyla, şunu ifade etmeliyim ki, Hükümetimiz her türlü girişimde bulunmuştur ve bu girişimlere de devam etmektedir. Bu yöndeki çalışmalarımız da yoğun olarak devam etmektedir. Söz konusu sorun çözüme kavuşturuluncaya kadar her türlü gayreti, çalışmayı da göstereceğiz.
Sonuç olarak şunları söyleyebilirim: 2000 yılından sonra yeniden Türk vatandaşlığına dönen kişilerin, vatandaşlarımızın sorunu, gerek Almanya gerek Türkiye açısından, hukukî olduğu kadar insanî ve sosyal boyutları olan bir sorundur ve biz, bu kişilerle ilgili sorunun ancak ikili bir anlaşmayla çözülebileceğine inanmaktayız. Alman Vatandaşlık Yasasının 25 inci maddesinin sonucu olarak Alman vatandaşlığını kaybeden kişilerin sorunlarının, her iki tarafı ilgilendiren ortak bir sorun olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de ortak bir çözüm arayışı içerisinde bulunuyoruz. Mağdur olan vatandaşlarımız için, Alman Vatandaşlık Yasasında, bir defaya mahsus olmak üzere, geçici bir yasal düzenlemeye gidilerek, belirli bir tarihe kadar, iki vatandaşlıktan birini tercih etmeleri için imkân tanınması -ki, biraz evvel uzun uzun anlattım- ve benzer durumların ileride tekerrür etmemesi için yasal önlemlerin alınmasını ısrarla savunuyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, böylesi önemli bir konuyu gündeme getirdiği için de, değerli arkadaşıma teşekkür ediyorum; onun soru önergesinin de cevabı hazırlanmıştı, daha yeni vermiş, aynı, bu şekilde, kendisine o cevabı da göndereceğiz.
Ben, bu vesileyle, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
68 konuşma daha · 30 Haziran 2005