2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri
Gaziantep Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 54. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Mart 2003 · 981 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Ateş (CHP), 24 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 4 TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 981 kelime.
Abdulkadir Ateş (CHP, Gaziantep). “2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-ates-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-4-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bu on dakikalık süre içerisinde, Türkiye'nin, belki de, en önemli sektörünün bütçesini anlatmak biraz zor; ama, gayret edeceğim.
Bildiğiniz gibi, turizm ve turizmin önemi, Türkiye'de, artık, yavaş yavaş herkes tarafından anlaşılmaya başlandı. Bunun üzerinde rakamlar vermeyeceğim, açıklamalar yapmayacağım; ama, şunu söyleyeceğim: Bütçeler, bir bakanlığın programını, izleyeceği politikaları açıklar. Burada, Turizm Bakanlığının 2003 bütçesine baktığımızda, maalesef, 21 inci Yüzyılda gelişen turizm akımlarını takip edecek bir bütçe olduğunu göremiyoruz. Çünkü, 21 inci yüzyılda turizmde, hızla bir rekabet artışı gündeme girmekte, yeni destinasyonlar devreye girmekte ve pazar alanları genişlemektedir. Bilişim ve haberleşme teknolojisinde meydana gelen gelişmeler de tüketiciyi daha fazla seçici ve daha çok çeşitlilik ve farklılık ister hale getirmiştir.
Değerli Bakanlığımızın, 2003 yılı bütçesine baktığımızda, bu gelişmeyi izleyecek bir izi maalesef göremiyorum. Turizm Bakanlığımızın 2003 bütçesi, on yıl önceki turizm taleplerini, belki, karşılayabilecek düzeyde bir bütçe karşımıza sunuyor ve bunu kabul edemiyorum; ama, içinde bulunduğumuz koşullarda, etrafımızda bir savaş havası varken, güvendiğimiz birçok dostlarımız, müttefiklerimiz bizi yalnız bırakmışken, bugün burada bunun tartışmasını yapmak istemiyorum değerli milletvekilleri. Gün, hepimizin birlikte elele vermesi, kolkola girmesi günüdür. Bu nedenle, eleştirilerimi bir tarafa bırakarak, esas yapılması lazım gelen, Türkiye'ye yakışan bir turizm bütçesini de bir tarafa bırakarak, sadece, Bakanlığımızın bizlere sunmuş olduğu bütçe üzerinde, onun bazı yerleri acaba düzeltilebilir mi, bazı yanlışlar ortadan kaldırılabilir mi şeklinde görüşlerimi ifade edeceğim.
Her şeyden önce, içerisinde bulunduğumuz şu kritik dönemde turizm ve Irak savaşına hemen değinmek istiyorum. Savaş bizi etkilemez demekle savaşın etkileri turizmin üzerinden kalkmayacaktır. Daha doğrusu, susarsak ve önemsemezsek turizmi savaş etkilemeyecek diye bir olay yoktur. Avrupa Otel ve Restorancılar Birliğinin açıklaması, Türkiye'de TURSAB Genel Başkanının yaptığı açıklamada "gelirlerde yüzde 40'a yakın bir eksilme olacaktır" demesi ve Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Japonya, Almanya gibi çok önemli ülkelerin Türkiye'ye seyahat edilmesini riskli ilan etmeleri, eğer, bizleri, turizm çalışanlarımızı, emekçilerimizi ve Bakanlığımızı harekete geçirmiyorsa, ne geçirecektir; bunu merakla bekliyorum ve düşünüyorum.
Halbuki, bu Bakanlıkta, değerli Bakanlığımızda, krize karşı deneyimli bir kadro vardır, krize karşı elkitapçıkları yayımlanmıştır. Bunlara uygun olarak, kriz masası, acaba, şimdiye kadar neden toplanmadı, neden sektörün birçok kesimindeki insanlar bir araya getirilerek, ne yapabiliriz denilmedi. Biliyor musunuz, hâlâ, Avrupa'da turizm reklamları devam ediyor. Sıcak savaşın sürdüğü bir ortamda reklam yapmak, paranızı sokağa atmaktır. Şu sırada yapılması lazım gelen iş, reklamı kesip PİAR'a dönmektir. Elinizden geldiği kadar, Dışişleri Bakanlığınızla, basın ve enformasyonunuzla, kendi Bakanlığınızın elemanlarıyla bunu yapmaktır; ama, bunları göremiyoruz.
Onun için, bir önceki Bakanın, Değerli Bakanımızın söylediği gibi "biz, krize hazırlıklıyız, destinasyon pazarlamasına gidiyoruz" demek de, tüketici davranışlarını hiç bilmemekten öteye bir şey değildir.
Değerli arkadaşlarım, önemli ikinci bir konu; "turizm kentleri" diye, AKP'nin 2003 Acil Eylem Planında yeni bir kavram ortaya atıldı, bunu da çok merak ediyorum. Biz, yıllardan beri, tüm dünya, yıllardan beri, turizmde üç ana ilkeyi konuşur ve bunu muhafaza eder. Bunlardan birincisi, gelir ve kalkınmanın turizm kararlarıyla ülke sathına yayılmasıdır; ikincisi, koruma ve kullanma dengesi içerisinde çevreyi koruma -turizm politikaları bu yönde hareket etme durumundadır- ve üçüncüsü, nicel hedefler uygulayacağız diye, bunlar uğruna nitelikten fedakârlık etmeme ilkeleridir. Sayın Bakanın bütçe konuşmasında görüyoruz bu ilkeleri; ama, bu yeni turizm kentleri olayının, bu söylediğimiz üç ilkeyi de ihlal edeceği korkusu içerisindeyiz.
Nedir turizm kenti, ne demek?.. Bugün, dünya, turistlerle kendi nüfusunu kaynaştırırken, alışverişte bulunurken, kültürel gelişimi sağlarken, biz eğer, turistleri bir çit etrafında belli kentlere saklayacaksak, bunun modası çoktan geçti. Eğer, turizm, turizmin tek elden yaratılmasıysa, bu "turizm kenti" dediğimiz şeyle, yani, altyapı, konaklama, yan tesis yatırım ve işletmesinde tekelleşmeye gidilmesi isteniliyorsa, bunu da bilelim. Bu tekelleşmeyi, kim yönetecek? Kim bu tekel hakkına sahip olacak? Bu mu acaba yeni turizm kentleri anlayışı?
Bununla ilgili özel hukukî statülerden bahsediliyor. Yine, mülkî ida rî sistem içerisinde, farklı, özel idarî birimlerden söz edilmekte. Bunu da bilmek istiyoruz; bunları bilmek, Parlamentomuzun da, insanımızın da hakkı.
Nedir yeni formüller; Acil Eylem Planında, yine bu konuya ilişkin olarak; İstanbul-Kilyos-Batı Karadeniz hattı, bir; Didim, iki; Antalya-Alanya arası, üç; ilk yapılacak turizm kentlerinin kurulacağı yerler olarak alınmış.
Şimdi düşününüz; bu alanlar, yapılaşmanın çok yoğunlaştığı alanlardır ve geriye kalan birkaç parça hazine arazisi de, bu şekilde yeni turizm kentleri oluşturacağız diye tekelci bir anlayışla betonlaştırılacak.
Türkiye, betonlaşmadan çok çekti, Türk turizmi çok çekti, çekiyor; İspanya çekti, bugün onu düzeltmeye çalışıyor; ekonomik ömrünü dolduran oteller tek tek yıkılarak, onların yerine çevreyle uyumlu yeni girişimler ortaya atılmaya başlandı.
Yine, bir önemli konu da -üzerinde mutlaka durmamız lazım; Bakanlığı tebrik etmem lazım gelen konu- İSO 9001 ve 2000 kalite belgesiyle ilgili. Bunu, takdirle karşılıyorum ve bu doğrultuda, iş akış şemaları, iş talimatlarından bahsedilmiş bazı kitapçıklarda; ama, bunları esas olarak işletecek, çalıştıracak insan unsurundan bahsedilmemiş; yani, her göreve, o görevin gerektirdiği liyakat sahibi kişilerin getirilmesini sağlayacak düzenlemeler yok.
Şimdi, siz, en iyi, en yeni bir arabayı, ehliyeti olmayan, şoförlüğü bilmeyen birisine verdiğinizde, sonuç ne olur; gider toslar. İşte, bundan da endişe duyuyoruz ve 2000 kalite belgesinin esası insan unsurudur diyoruz. Özelikle de, son dönemlerde, bu insan unsurunun, bu 2000 kalite belgesi içerisinde nasıl değerlendirileceği açıklanmazsa, tehlikeli buluyoruz; çünkü, özellikle son dönemlerde, Bakanlık içerisinde önemli görevlere atanmada siyasal aidiyet, yakınlık, akrabalık ve hısımlık, daha da acısı, tarikat bağlarının rol aldığını üzüntüyle duyuyoruz. Bunların olmaması için, Sayın Bakandan, bu konuda ciddî adımlar atmasını bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yine, burada üzerinde durmamız lazım gelen işlerden bir tanesi, şüphesiz, biraz önce sözünü edemediğim konulardan bir tanesi, yeni turizm kentleri yanında, 2020'de 60 000 000 turist, 50 milyar dolar gelir bekliyoruz. 2020 yılında bunu gerçekleştirebilmek için 1 800 000 yatak kapasitesi gerekiyor. Şu andaki yatak kapasitemiz 800 000; yani, onaltı onyedi yılda 1 000 000 yatak kapasitesi yaratacaksınız. Bunun maliyeti 15 milyar dolardır, 15 milyar dolar da altyapı için harcadığınızda, 30 milyar dolar eder; bunu nereden bulacaksınız?! Projeler gerçekçi olmalıdır, gerçekleri ifade etmelidir.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; son olarak, bu, Turizm ve Kültür Bakanlıklarının birleştirilmesine değinmek istiyorum. Eğer, Turizm Bakanlığıyla Kültür Bakanlığı birleştirilirse, bu, Türk turizmi için kara bir gün olur. Neden derseniz; Turizm Bakanlığı, Türkiye'nin gayri sâfi yurtiçi hâsılasının yüzde 6'sını elde ediyor. Turizm Bakanı, Yüksek Planlama Kurulunda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 24 Mart 2003