2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle
Konya Milletvekili · Saadet Partisi
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Aralık 2019 · 355 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi), 20 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle); konuşma 355 kelime.
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi, Konya). “2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-karaduman-27-2019-12-20-2020-yili-merkezi-yonetim-butce-kanun-teklifi-ile-2018-yili-merkezi-yo (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84353
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ABDULKADİR KARADUMAN (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Burada 2020 yılı için görüşülen bütçe 82 milyon vatandaşımızın hayatını doğrudan etkileyecek bir bütçedir. Ancak bu bütçe teklifine baktığımızda görüyoruz ki, ifade edilen hususlara baktığımızda Türkiye, geleceği parlak bir ülkedir ve geleceği parlak olarak kalmaya devam edecektir. Ancak ne var ki, bu bütçe iktidar için artık, denizin değil kumun dahi bittiğinin göstergesi hâlindedir.
Belli ki üzerinde konuştuğumuz bu bütçe, komşusu açken tok yatmamak için sermaye sahiplerinin mahallesine taşınanlar tarafından hazırlanmış bir bütçedir. Bu bütçeyi hazırlayan anlayışla, bu bütçeyi hazırlayan kapasiteyle golf sahaları yapabilirsiniz, stadyumlar, millet bahçeleri, “bacasız fabrika” dediğiniz cezaevleri açabilirsiniz. Yüzme havuzları, “İnşallah müşteri sayısı artacak.” dediğiniz hasta garantili şehir hastaneleri, geçiş garantili köprü ve otoyollar, yolcu garantili havalimanları yapabilirsiniz ancak bir tane dahi fabrika açamazsınız. Bakın, yine, diğer taraftan, şeker fabrikalarını satar Rusya’dan şeker ithal edersiniz. Vatandaşa mermi hesabı yapıp Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasını yabancı sermayeye peşkeş çekersiniz. Bu ülkeyi Kanada’nın mercimeğine, Gürcistan’ın samanına, İsrail’in tohumuna muhtaç hâle getirirsiniz.
Öyle ki 1986 yılından 2004 yılına kadar yapılan özelleştirmelerin toplam tutarı 8 milyar dolar iken son on dört yılda yapılan özelleştirmelerin toplam tutarı 60 milyar doların üzerindedir.
Bütün bunların neticesinde, 2002 yılında iktidara geldiğiniz gün nüfusun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 38’ine sahipken bugün geldiğimiz noktada nüfusun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 60’ına sahip hâle gelmiştir. İşte, bunun adı sömürge tipi kalkınma modelidir.
Şu elimde gördüğünüz kitabı eğer okursanız “sömürge tipi kalkınma” deyince neyi ifade ettiğimizi öyle zannediyorum ki çok daha iyi anlarsınız. Diğer yandan, üretim ekonomisini değil, ifade ettiğim sömürge tipi kalkınma anlayışını benimseyenlerin yegâne ödevi, faiz lobisine hizmet etmekten başka bir şey olmayacaktır.
Bilinir ki bizim inancımızda bir zekât müessesesi vardır. Zekât, kaynakları zenginden fakire doğru aktararak toplumda gelirin adil bir şekilde paylaşılmasını sağlarken faiz tam aksine kaynakların zenginde temerküz etmesini sağlayarak gelir dağılımında adaletsizliği derinleştirir. Dolayısıyla faiz, zengini daha da zengin, yoksulu daha da yoksul yapan bir sömürü aracıdır.
Bakınız, tam da burada yıllara göre bütçede faize ayrılan miktarı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, 2006 yılında 45 milyar TL para bütçeden faize ayrılmışken 2020 yılı bütçesinde bunun 3 katından fazlası yani 138 milyar lira para faize ayrıldı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 20 Aralık 2019