Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Ağrı Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 105. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Temmuz 2021 · 476 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdullah Koç (Halkların Demokratik Partisi), 17 Temmuz 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 476 kelime.
Abdullah Koç (Halkların Demokratik Partisi, Ağrı). “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-koc-27-2021-07-17-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=99673
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ABDULLAH KOÇ (Ağrı)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bu torba yasa teklifiyle birden fazla Anayasa maddesinin, Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair birçok emare var.
Şimdi, Anayasa’nın 90’ıncı maddesi uyarınca, yürürlüğe giren bir kanunun uluslararası bir anlaşmaya aykırı olması hâlinde öncelikle bu anlaşmanın iç hukukun üstünde olabileceğine ilişkin bir hüküm söz konusu. Bu torba yasada birden fazla Anayasa hükmünün ihlal edildiği, aynı zamanda Anayasa'nın 90’ıncı maddesine de aykırılık teşkil ettiği bilinen bir gerçek. Esasen, olağanüstü hâl rejimi ve bu rejimin uzatılmasına ilişkin olan mesele Terörle Mücadele Yasası’nda mevcut olan hükümlerdir ve Terörle Mücadele Yasası'nın, aslında, uygulama alanıyla alakalı bir durumdur.
Değerli milletvekilleri, Türkiye toplumu, Türkiye halkları bu Terörle Mücadele Yasası’ndan gerçek anlamda, çok ciddi şekilde zarar gören bir toplum. Sistemi eleştiren, hoşuna gitmeyen ve resmî ideolojinin eleştirisini yapan herkesin Terörle Mücadele Yasası’nın kapsamının içerisine girdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bir siyasi düşüncenin, bir gösterinin, bir sendikal çalışmanın her zaman Terörle Mücadele Yasası’nın kapsamı içerisine girdiğini çok ciddi örneklerle yaşamış bulunmaktayız.
Ülke, siyasi mahpuslar yönünden ve siyasi operasyonlar yönünden dünya sıralamasında yer alan bir ülke hâline gelmiş durumda. Gazeteciler, yazarlar, avukatlar, siyasetçiler, sendikacılar, aktivistler ve siyasi düşüncesini belirten herkes bu Terörle Mücadele Yasası kapsamına giriyor ve maalesef, rehin alınıyorlar. Türkiye’de, siyasi düşünceleri nedeniyle, siyasi çalışmaları nedeniyle on binlerce kişinin cezaevinde yaşadığı ve maalesef, cezaevine konulduğu bir ülke gerçeği olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte, tam da bu noktada OHAL Yasası’nın uzatılması, OHAL Yasası’nın yıllarca, üç yıllık, beş yıllık bir uygulamasının yanında bir üç yıl daha uzatılmaya çalışılması Terörle Mücadele Yasası’nın kapsamının da bu şekilde uzatılması anlamına gelecektir. Bu yönüyle, bu OHAL Yasası’nın uzatılması masum bir durum değildir; esasında, çok ciddi bir şekilde işlenmiş ve aynı zamanda bir kuyumcu mantığıyla çok ince bir işçiliği de içermektedir. Bu torba yasa aynı zamanda Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesini de ihlal etmektedir. Neden eşitlik ilkesini ihlal ediyor? Çünkü Terörle Mücadele Yasası kapsamında olan bütün insanlar bu kapsamda yer alıyor ve OHAL Yasası’nın uygulamasının kapsamına giriyor. Onun dışında kalan diğer bütün yasalar bu kapsam dışında kalıyor.
Yine, Anayasa’nın 19’uncu maddesinde düzenlenen “Kişi hürriyeti ve güvenliği” ilkesi bu maddeyle ihlal ediliyor, bu uzatma maddesiyle ihlal ediliyor. Anayasa’nın 38’inci maddesi, mülkiyet hakkının ihlalini ve çalışma hürriyetini düzenleyen maddeler de bu şekilde ihlal ediliyor. Peki, ihraçlar ne şekilde bu kapsam içerisine giriyor? Değerli arkadaşlar, çalışma hakkının ihlali de bu kapsamın içerisinde yer alıyor.
OHAL uygulamasının uzatılmasının sadece bir süreden ibaret olmadığını burada belirtmek istiyoruz. Özellikle kamuda çalışan kişilerin tazminat hakları, varlıklarına çökme meselesi… Kamudan çıkarmayla, yine bir kıyım uygulamasıyla karşı karşıya kalacağımız gerçeği var.
Beş yıldır binlerce insan mağdur edildi. Ünlü “Ağaç kabuğu yesinler.” sözü hâlâ kulaklarımızdadır. OHAL yok, yasaları yürürlükte ve bu yasalar Anayasa’nın çeşitli ilkelerini çiğneyecek tarzda devam edecek ve devam etmesi çok ciddi bir olaya neden olacaktır.
Anayasa’nın önemli bir kısmını teşkil eden temel hak ve hürriyetleri de gerçek anlamda zedeleyecek olan bir kanuni düzenlemeyle karşı karşıyayız. Ülke normalleşemeyecek değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
216 konuşma daha · 17 Temmuz 2021