İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

GENEL KURUL · 124. BİRLEŞİM · PAZAR

Gündem dışı konuşmalar

Adem Yıldırım

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 124. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Ağustos 2026 · 618 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ADEM YILDIRIM (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'yla ilgili görüşlerimi paylaşmak üzere huzurlarınızdayım.

Bilindiği gibi, 7 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed Bin Salman'ın davetiyle Mekke-i Mükerreme'ye gitmiş, bir ziyaret gerçekleştirmiş; burada Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye olarak Ortak Savunma Anlaşması'nı gerçekleştirmişlerdir. Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi, bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan, tüm kardeş ülkelerin katılımına da açık bir anlaşmadır. Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasında ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürmektedir. Tarih bize güçlü birlikteliklerin çoğu zaman savaşı başlatmak için değil savaşı önlemek için kurulduğunu gösterir. Atalarımızın çok güzel bir sözü var: "Hazır ol cengücidale istersen sulhusalah." yani "Eğer barış istiyorsan savaşa hazır ol." Bu söz savunma sanayimizdeki felsefemizin en güzel ifadesidir. Türkiye eğer bir yerde bayrak gösteriyorsa tek gayesi orada barışı, huzuru, istikrarı, güvenliği ve refahı sağlamaktır. Enerji hatlarının, deniz ticaretinin ve savunma sanayisi iş birliğinin güçlendirilmesi bölgesel istikrara katkı sunabilecek unsur olarak görülmektedir.

Türkiye'nin dış politikası tek eksenli bir dış politika değildir. Türkiye hem NATO müttefikidir hem de kendi coğrafyasında barış ve güvenlik için yeni girişimler geliştirme hakkına sahiptir. Bugün ülkemiz için hayati önem taşıyan Mekke Paktı'na ilişkin "Ülkemizi savaşa sokuyorlar." diye ortalıkta yaygara çıkaranlar var maalesef. Öncelikle, bölgenin en büyük 3 Müslüman ülkesinin aralarında imzalamış oldukları bu anlaşmadan kimlerin rahatsız olduklarına iyi bakmamız lazım. Bu anlaşmadan başta İsrail rahatsız, Yunanistan rahatsız, bölgenin dışındaki başka ülkeler rahatsız. İsrail'in ve Yunanistan'ın rahatsız olduğu böyle bir anlaşmadan sen niye rahatsız oluyorsun kardeşim ya, bunu sormazlar mı adama? Niye rahatsız oluyorsun? Neymiş efendim, işte "Bir ülkeye yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak ve Türkiye savaşa sokulacak." 32 NATO üyesi ülke var, NATO'nun 5'inci maddesi açık: "NATO üyesi bir ülkeye yapılan saldırı tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılır." O zaman savaşa girmiş olmuyoruz da bölgesinde güçlü 3 Müslüman ülkenin bir araya gelmesiyle mi savaşa girmiş oluyoruz? Hangi mantıkla, hangi bakış açısıyla biz bu değerlendirmeleri yapıp insanlarımızın ve toplumun zihnini bulandırmaya çalışıyoruz?

Bu anlaşma, kıymetli arkadaşlar, Türkiye'nin yüzde yüz menfaatine olan bir anlaşmadır; bunu böyle bilelim. Bu anlaşma, aynen 1934 yılında yapılmış Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'yla bir araya gelen Türkiye'nin Balkan Paktı anlaşmasına benzer bir anlaşmadır. Bu anlaşma, İran'ın başkenti Tahran'da yapılmış Sadabat Paktı anlaşmasına benzer bir anlaşmadır. Bu anlaşma, Irak'ın başkenti Bağdat'ta yapılmış Bağdat Paktı'na benzer bir anlaşmadır. Anlaşmanın içeriğine baktığımız zaman bir saldırı, bir savaş anlaşması değil arkadaşlar, bir savunma anlaşmasıdır; tıpkı Sadabat Paktı'nda olduğu gibi, tıpkı Balkan Paktı'nda olduğu gibi, tıpkı Bağdat Paktı'nda olduğu gibi; bunu böyle yorumlamamız gerektiğini ben ifade ediyorum. Biz, önce ne dedik kıymetli arkadaşlar? "Terörsüz Türkiye" dedik. Sonra ne dedik? "Terörsüz bölge" dedik. Sonra, Cumhurbaşkanımız çıktı, ne dedi? "Daha adil bir dünya mümkündür." dedi. O hâlde, savaşsız dünya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

ADEM YILDIRIM (Devamla)Evet, kıymetli arkadaşlar; savaşsız dünya için böyle güçlü anlaşmaların, savunma anlaşmalarının şart olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Anlaşmanın hemen akabinde, Pakistan'ın nükleer gücünün, Türkiye'nin silah ve askerî gücünün, Arabistan'ın da finansal gücünün şimdiden bölgedeki teröristleri ve bölgedeki şımarıklığıyla her ülkeye saldırı hakkını kendinde gören İsrail'i tehdit ettiğini görüyoruz.

Kıymetli arkadaşlar, benzer anlaşmaları Avrupa ülkeleri de yapıyor. Biliyorsunuz, 1945'ten itibaren Avrupa ülkelerini Amerika savunacağını söylemişti. Şimdi, Trump'ın gelmesiyle birlikte "Artık savunmanızı biz yapmıyoruz." tehdidini ileri sürdüler ve Avrupa ülkeleri de yeni savunma paktı anlaşmaları yapmanın çabasını gösteriyor, bunu hep birlikte görüyoruz çünkü bu "SAFE" dediğimiz program, askerî teçhizat alımlarını finanse etmek için yapılan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

133 konuşma daha · 9 Ağustos 2026

Günün kaydı →
133 konuşmanın tamamı →