Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)
Balıkesir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 1.021 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Duran Bulut (MHP), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 1.021 kelime.
Ahmet Duran Bulut (MHP, Balıkesir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-duran-bulut-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 307 sıra sayılı Yükseköğretim Teşkilat Yasası’nda değişiklikle ilgili getirilen tasarı hakkında, 2’nci maddesi hakkında partim Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye’de her 100 lise mezunu öğrencinin üniversiteye girme şansını elde ettiği sayı 15’tir. Böylelikle, Türkiye’de 2 milyon 300 bin üniversite öğrencisi şu an, 94’ü devlet, 36’sı vakıf olmak üzere 130 üniversitede öğrenimini sürdürmektedir.
Vakıf üniversitelerinin ilki 1984’te kuruldu, hâlen 36 üniversite var. Bugün getirilen bu tasarıyla iki vakıf üniversitesi daha Türkiye kazanmış olacak. Bunlardan biri Zirve Üniversitesi adında, Gaziantep’te İpek Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından kurulan bir üniversite, diğeri de Yeni Yüzyıl Üniversitesi adıyla İstanbul’da, Vatan Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından kurulan üniversite. Üniversitelerin ülkemize, eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
Anayasa’mızın 130’uncu maddesinde “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; orta öğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kurulur.” hükmü yer almaktadır. Bu amaç ve detaylar ciddi bir üniversite kurmaya yöneliktir.
Dünya nüfusunun ve ihtiyaçlarının hızla artması, iletişim ağının çoğalması, insanların birbirinden haberdar olması yapılan düzenlemelerde, kurumlarda genelde sundurma kültürünü geliştirmiştir. Yatırımlarda ihtiyaçlardan, ülkenin imkân ve şartlarından ziyade, siyasi amaçlar güdülmektedir. Ülkede üniversiteye giren her 100 öğrenciden 15’ini şanslı kabul ederken değerli milletvekilleri, her 100 öğrenciden 85’inin sokakta kaldığını, almış olduğu lise eğitiminde elektriği, elektrik düzeneklerini bildiği hâlde evinde elektrik sigortasını değiştiremeyen, ütüsünü tamir edemeyen, en basit elektrik işlemleri hakkında uygulamada bilgisi olmayan; tahılları, ürünleri bilip kendi bahçesine bir ürün ekmekten âciz, bu konuda bilgisi olmayan, her şeyi bilip yapamayan, iş arayıp bulamayan milyonlarca lise mezunu gencimizin hâlini takdirlerinize sunuyorum.
Bina yetersizliği, eğitim araç ve gereç eksikliği, öğretim görevlisi yetersizliği verimi ve kaliteyi düşürmektedir. Yeterince eksiklerini tamamlayamayan, rekabet ihtiyacı duymaksızın vaziyeti idare eden kurumlar marka hâline gelmiş iç ve dış kurumlar karşısında başarısız olmaktadırlar. Gerek ortaöğretim kurumlarında gerekse üniversitelerde vaziyet maalesef bu merkezdedir. Kurulan üniversitelerimiz dünyada marka üniversiteleri örnek almak yerine çevre ülkelerdeki düşük kaliteli üniversitelere öğrenci kayışını, dolayısıyla döviz kaybını düşünerek bu gidişe bir çare bulmaya çalışmaktadırlar.
Hükûmetin rakamları ters yüz ederek ekonomide iyiye gidiş senaryoları, artan işsizlik senaryolarıyla iflas etmiştir. İş arayan gençlere üretim adına fabrika kurup, kurdurup istihdam alanları sağlayamayan hükûmetler, genç işsiz nüfusa üniversite yolunu, biriken sorunları geciktirme, erteleme adına bir çözüm olarak, maalesef, görmektedirler. Sonrası, üniversiteyi bitiren yüz binlerce genç, işsiz, üretimden uzak ve çaresizdir.
Kalkınmada sanayi ve eğitim bileşik kaplar misalidir, biri yükselirken diğeri de yükselir. Bu sebeplerle eğitimde, yatırım ve üretimde, ülkenin ihtiyaçları, imkân ve şartları göz önünde bulundurularak yeniden planlamaya alınmalıdır. Eğitimde yetersiz olan altyapının düzeltilmesinin yanı sıra kalitesinin de artırılmasının yolları araştırılmalıdır. Eğitimin ticari bir sektör olarak öne çıkmasına izin verilmemelidir. Eğitim yatırımlarıyla birlikte kalitenin de artırılması takip ve teşvik edilmelidir.
Ülkemizde eğitim yönetimi konusunda büyük bir eksiklik vardır. Okul yönetimleri başarılarına göre değil, siyasi iktidarların yandaşlığına göre taltif edilirler. Bilhassa AKP hükûmetleri döneminde, 57’nci Hükûmet döneminde, Millî Eğitim Bakanlığında eğitim yöneticileri konusunda belirli kıstaslar getirilmişti. Bir ile millî eğitim müdürü olabilmek için ilçe millî eğitim müdürü veyahut il müdür yardımcısı şartı getirilmekteydi. Bir ilde 12 bin öğretmen varsa 12 bin potansiyel il millî eğitim müdürü adayı oluşmaktadır. O şartlara uyan, Hükûmetin veyahut da AKP’nin şartlarına uyan öğretmen bulamadıkları için sıradan, vekâleten, Türkiye’de binlerce okul, ilçe millî eğitim müdürlüğü, il millî eğitim müdürlükleri, şube müdürlükleri, maalesef, vekâleten yürütülmektedir. Bunlar mevzuatı bilmedikleri için, sadece kendilerine verilen direktifleri yerine getirdikleri için, siyasi bir amaçla orada bulundukları için eğitimin kalitesini de düşürmektedirler.
Geçtiğimiz hafta Kütahya’dan gelen, Kütahya’nın bir ilçesinde bir ilçe millî eğitim müdürünün yapmış olduğu yanlışlıktan dolayı bu yanlışlığın olup olmadığını sormak gayesiyle kendisine telefon açtığımda, telefonla öğrenmek istediğimde “Siz Balıkesir Milletvekilisiniz, Kütahya’nın işini benden neden soruyorsunuz?” şeklinde bir cevapla karşılaştım. Kendilerinin, şu an görev yapan bu kişilerin devlet memuru sıfatını yerine getirmedikleri gibi eğitim yöneticiliği konusunda da yetersizliği ortadayken maalesef millî eğitim bu kadroların eline terk edilmiştir.
Uygulama üniversitelerde de farklı değildir. Üniversitelerde öğretim görevlileri ekonomik olarak Batı şartlarının çok altındadır. Avrupa’da üniversitelerde öğretim görevlilerinin almış oldukları ücretlerin neredeyse beşte 1’i oranında Türkiye’de ücret almaktadırlar.
Üniversitelerde yine öğretim görevlileri ile vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim görevlilerinin maaşları arasında çok büyük farklar bulunmaktadır. Vakıf üniversitelerindeki bu görevlilerle devlet üniversitelerindeki görevlilerin maaşlarının denkleştirilmesi gerekmektedir. Bir pazar oluşturulmuş. Bu fiyata çalışırsan çalışırsın şeklindeki bir dayatmanın öğretmenin kalitesine ve duruşuna bir saygısızlık olarak algılamaktayız.
Bu bakımdan, üniversitelerin açılması mutlaka ülkenin ihtiyaçları doğrultusundadır ancak bunu açarken siyasi bir hesap gütmek yerine, ülkenin ihtiyaçlarını gözetip aynı zamanda bu üniversitelerde kaliteye, kantiteye önem vermek, bu kalitenin yükselmesi için gayret göstermek, çaba sarf etmek, “bir müdür bir mühür” anlayışından mutlaka uzaklaşmak gerekmektedir.
Üniversiteler akademik eğitim yapan kurumlardır. Bunlara eğer ilköğretim, ortaöğretim kurumları da kurdurursanız karman çorman olur. Zaten her hükûmetin her bakanına göre ikide bir değiştirilen… Oysaki Mustafa Kemal tarafından sadece iki bakanlığın önüne “millî” ibaresi konmuştur. Bunlar değiştirilmemesi gerektiği hâlde, gelen hükûmetler yazboz tahtasına çevirmişlerdir millî eğitimin kurallarını.
Dolayısıyla, üniversiteye giriş konusunda birçok defa yapılan değişikliklere, Hükûmet, yeni bir değişiklikle önümüzdeki yıllarda tekrar geçilmesini düşünmektedir. Üniversitelere girme noktasında birçok gencimiz kapılarda beklerken bu gençlerin mutlak surette akademik eğitimlerini alması konusunda bir çözüm bulunması gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bulut.
AHMET DURAN BULUT (Devamla)Bu gençlerin, üniversiteyi bitirenlerin istihdam alanı açılması konusunda kendi birikimleri çerçevesinde teşvik edilerek, kredilendirilerek kendi işlerinin kurulması konusunda çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bölgemiz… Aynı zamanda üniversite öğrencilerine çevre ülkelerde iş bulması konusunda, oralara -beyin göçü demeyeyim ama- bu yetişmiş elemanlarımızın, dünyanın her tarafında çalışarak örnek olacak bir şekilde bu gençlerin dış ülkelere gitmelerine de yardımcı olunması, ülke kalkınmasında faydalı olması konusunda teşvik edilmesi gerekmektedir.
Tasarının, ülkemize, eğitim camiamıza tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Ancak 1’inci maddenin çok sakıncalı olduğunu, diğer bütün vakıf üniversitelerinin aynı haktan yararlanması konusunda bir hak talep edeceklerini ve kazanacaklarını, yeni bir kargaşaya sebebiyet vereceğini ifade ediyorum. Aynı şekilde devlet üniversitelerinin de bu haktan faydalanması, vakıf üniversiteleriyle bu dengesizliğin ortadan kaldırılması adına daha dikkatli olunması için Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz tenkitlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı yaptık. Ancak Hükûmet bu konuda ve AKP Grubu bu uyarılarımızı dikkatte almadı. Takdiri kendilerine yine bırakıyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 19 Şubat 2009