İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 101. BİRLEŞİM · SALI

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)

Ahmet Ersin

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 101. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mayıs 2005 · 1.216 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Ersin (CHP), 24 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKİLİK YAPILMASI (S.S.902)); konuşma 1.216 kelime.

Ahmet Ersin (CHP, İzmir). “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-ersin-22-2005-05-24-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisikilik-yap (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gecenin bu saatinde, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu hükümetin ve AKP Grubunun, şu ikibuçuk yıllık milletvekilliği süresinde gördüğüm bir özelliği var; kendi çıkardıkları yasaları, çok kısa bir süre sonra, tekrar, değiştirmek zorunda kalıyorlar; yani, bu yasaları çıkarırken yeterli araştırma mı yapılmıyor, Türkiye'nin ve toplumun koşulları, sosyal, ekonomik koşulları mı iyi değerlendirilemiyor, bilemiyorum. Bir yasa çıktı mı, birkaç ay sonra yeni bir değişiklik bekler olduk, bir alışkanlık haline geldi bu; ama, biz, tabiî, bu alışkanlığın içinde değiliz. Biz şundan rahatsızız: Ret oyu vermekten bıktık, siz değişiklik yapmaktan bıkmadınız; bütün mesele bu.

Değerli milletvekilleri, ben, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesiyim. Aslında, Türk Ceza Yasasında ve şu an görüştüğümüz türden yasalarda bir değişiklik yapılacaksa ya da yeni yasalar hazırlanacaksa, bence bu tür yasaların, önerilerin diğer komisyonlar yanında İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda da görüşülmesi lazım; örneğin, bugün görüştüğümüz yasa önerisi aslında Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu çok yakından ilgilendiren bir yasa. Keza, 1 Haziranda yürürlüğe girecek olan Türk Ceza Yasasının birçok maddesi, yine, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu ilgilendiren maddeler içeriyor. Yani, bu tür yasalar gündeme geldiği zaman, Adalet Komisyonunda görüşülmesi kuşkusuz doğrudur; ama, en azından bir tali komisyon olarak da Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda görüşülmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Bu anlamda, Sayın Bakanın dikkatini çekmek istiyorum; yani, yasa teklifi üzerinde, madde üzerinde konuşmadan önce Sayın Bakanın dikkatini çekmek, bir anlamda Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu da ilgilendiren bazı konularda Sayın Bakanı uyarmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yasası var; şu an yürürlükte bu kurullar ve bulunduğu yargı çevresinde ceza infaz kurumu veya tutukevi olan her adlî yargı adalet komisyonunca bir ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu kurulmasını gerektiriyor bu yasa. Eğer yargı çevresinde müdürlük teşkilatı olan birden çok ceza infaz kurumu ve tutukevi varsa bu kurulların sayısı artırılabiliyor.

Şimdi, sayın milletvekilleri, sizlere sormak isterim; kendi illerinizde, acaba bu tür kurulların varlığından, bu tür kurulların çalıştığından bilginiz ve haberiniz var mı? Yasalar çıkarılıyor; ama, dolaplarda bekliyor, uygulaması yok.

Yine, bu kurullar, kısaca, ceza ve tutukevlerinde yönetici, tutuklu ve hükümlülerle görüşüp, onlardan bilgi almak, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları hakkında gördükleri aksaklık ve eksiklikleri yetkili mercilere bildirmekle görevlidirler. Yasa hükmü bu.

Şimdi, bu konularda, bu kurulların en az üç ayda bir rapor düzenleyip, Adalet Bakanlığı infaz hâkimliği, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna raporlarını sunmaları lazım. Şimdi, ben ikibuçuk yıldan beri Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonundayım; ama, şimdiye kadar Komisyonumuza bu tür raporların geldiğini görmedim. Belki Sayın Bakan biliyordur, kendi Bakanlıklarına bu raporlar geliyordur diye umutlanıyorum, öyle bekliyorum.

Değerli milletvekilleri, bu izleme kurulları Türkiye genelinde tam olarak oluşturulmuş değilse de, var olanların da üyeleri resmî otoriteyi temsil eden kişilerden oluşmaktadır; çünkü, bu kurullar, mevcut yasa hükmüne göre adlî yargı adalet komisyonu tarafından resen ve en büyük mülkî amirin katkısıyla tespit edilmektedir; yani, illerde valiler ve adlî yargı adalet komisyonu başkanı bir araya gelip, bu kurulları oluşturuyorlar ve kurullar oluşturulurken, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin de sadece bilgisine başvuruluyor yasa gereği; oysa, bunların, bu kurulların çok ciddî görev yapması lazım. Cezaevleri ve tutukevlerindeki bazı olumsuzlukları, aslında, hiç başka mercilerin müdahalesine gerek kalmadan, bu kurulların tespit edeceği eksikliklerin ve noksanlıkların, aksaklıkların düzeltilmesi, sorunlar daha da büyümeden düzeltilmesi mümkün; ama, kurullar resmî hüviyette olduğu için, resmî daire hüviyetinde olduğu için, çoğunlukla, bu görevlerini yeterince yapmıyorlar. Bu kurulları sivilleştirmek lazım.

Maddeye geçmeden önce tekrar edeyim; İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olarak, İzmir Milletvekili olarak, gördüğüm bazı aksaklıklarla ilgili Sayın Bakanın dikkatini çekmek için bunları söylüyorum. Bu kurullar sivilleştirilmelidir. Örneğin, baro, tabip odası, sanayi ve ticaret odası, esnaf odası, basın kuruluşları temsilcilerinden oluşması lazım; yani, vali ve komisyon başkanının resen bunları tespit etmesi yerine, şimdi saydığım kurumların kendi aralarından tespit edecekleri temsilciler vasıtasıyla bu kurullar oluşturulursa Sayın Bakanım, sanıyorum, hem daha demokratik olur hem de daha fazla güven verir.

Sayın milletvekilleri, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının, resmî otoriteyi temsil eden görüntüden kurtarılması gerekiyor. Aksi halde, bugün olduğu gibi, yine işlevsiz kalmaya devam eder.

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu, sanıyorum, Sayın Bakanın da çok rahatsız olduğu ve muhtemeldir ki, toplumu da çok rahatsız eden bir konu da, çocuk tutukevi meselesi, Sayın Bakanım. Türkiye'de, bildiğim kadarıyla, sadece İstanbul ve Ankara'da var; bir de, İzmir Cezaevinin bir bölümü, tecrit edilen bir bölümü çocuk tutukevi olarak kullanılıyor. Şimdi, İstanbul'da, Ankara'da ya da daha geniş alalım, Marmara Bölgesinde, İç Anadolu Bölgesinde bir suç nedeniyle tutuklanan çocuklar, bu tutukevlerinde muhafaza altına alınıyor. Peki, Kars'ta bu suçu işleyen çocuklar nerede kalıyor, Hakkâri'de suç işlemişse nerede kalıyor, Trabzon'da ise bu çocuk ve suç işlemişse nerede kalıyor; bunlar, büyüklerle aynı mekânda, büyüklerin kaldığı cezaevlerinde ve aynı koşullarda, bir arada kalmak durumundalar; çünkü, belirttiğim gibi, yine bildiğim kadarıyla, İstanbul ve Ankara'da var, başka bölgelerde yok. Oysa, Türkiye, biliyorsunuz 7 bölge. En azından, bu çocuk tutukevlerinin her bölgede 1 tane olacak şekilde sayısının artırılması lazım. Yoksa, Kars'ta, Ardahan'da, Hakkâri'de, Diyarbakır'da, Mardin'de, Trabzon'da, Ordu'da, suç işleyen çocukları, eğer, büyüklerle beraber, onlarla aynı mekânda yaşamaya zorlarsak, bunun birçok sakıncası var; bunları anlatmama gerek yok, zaten hepsini biliyorsunuz. Çocuklar, orada, çoğu da basit bir nedenle tutuklanıyor; ama, o cezaevinden çıkarken, tam bir suç makinesi olarak çıkabiliyor.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım, o nedenle, kesinlikle, mutlaka, her bölgede, en azından 1 çocuk tutukevi olacak biçimde çalışma yapmak lazım. Bu konularda, gerek Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün gerekse Sayın Bakanın duyarlı olduğunu biliyorum; ama, işte, duyarlı olmak yetmiyor, biraz da, Sevgili Bakanım, icraat lazım.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer sorun ıslahevleri. Bildiğiniz gibi, suç işleyen çocuklar, hükümlüler, 19 yaşından gün alıncaya kadar çocuk ıslahevlerinde barındırılıyorlar ve çocuk ıslahevlerini, aslında, bir cezaevi gibi düşünmemek lazım; çünkü, bu çocuklar, bu ıslahevlerinde meslek öğreniyorlar, eğitimlerini yapıyorlar. Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyeleri olarak bunları gezdik arkadaşlarımızla beraber, gördük. Gerçekten, çocuk ıslahevleri, çocuklarımızı cezaevi sonrası yaşama hazırlamakta son derece önemli ve toplumsal, sosyal bir görev yapıyorlar. Yalnız, burada sıkıntı şu, değerli milletvekilleri: Türkiye'de sadece, bildiğim kadarıyla 3 tane ıslahevi var, Ankara, İzmir ve Elazığ'da. Suç işleyen çocuk, tutuklanmasına karar verilen çocuk eğer Orta Anadolu, İç Anadolu Bölgesinde ise, bunlar Ankara ıslahevinde kalıyorlar; Ege ve Marmara Bölgelerindeyse -çok geniş bir bölge olmasına karşın- İzmir'deki ıslahevinde kalıyorlar; doğu ve güneydoğuda ise bu çocuklar, orada yaşayan çocuklar eğer bir suç nedeniyle tutuklanmışsa, bunlar da Elazığ Islahevinde kalıyorlar.

Çocuk tutukevleriyle ilgili söylediklerimi bu konuda da tekrar etmek durumundayım. Yine, gerek Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün gerekse Sayın Bakanın, çocuk tutukevlerinin, çocuk ıslahevlerinin, genel olarak cezaevlerinin durumuyla ilgili çok duyarlı olduklarını biliyorum; ama, çocuklarımızı suçlardan koruyalım derken, onları son derece azılı suçluların, âdeta suç makinesi haline gelmiş kişilerin arasına sokarsak, onlarla birlikte aynı mekânda yaşamaya mecbur edersek, o çocukların, ıslah etmek bir yana, cezaevinden çıktıklarında tam bir suç makinesi haline geldiklerine tanık oluruz ki, genellikle, zamanımızda, günümüzde yaşanan da bu.

Bir defa, ıslahevinden normal cezaevine geçebilmesi için, çocuğun 18 yaşını doldurmuş olması lazım, 19 yaşından gün alması lazım; ama, genellikle, değerli milletvekilleri, tutukluluk süreleri ya da aldıkları ceza süresini, infazdan sonra, infazla ilgili indirimlerden sonra, bu çocukların ıslahevine bile gitmesine gerek kalmadan, o süreyi büyüklerle ilgili cezaevlerinde tamamlamak durumunda kalıyorlar. Yani, 17 yaşındaki bir çocuk bir nedenle tutuklanmışsa, onun yargılanması sona erinceye kadar ve eğer, o civarda çocuk tutukevi yoksa -ki, dediğim gibi, Türkiye'de zaten 2 tane var- çocuğun bütün cezaevi süresi, cezaevinde kalma süresi büyüklerle aynı koşullarda, aynı mekânlarda geçiyor ve zaten, 18 yaşını doldurduktan sonra da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 24 Mayıs 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook