Türkiye cumhuriyeti hükûmeti ile suudi arabistan krallığı hükûmeti arasında güvenlik, uyuşturucu ve psikotrop maddelerle mücadele alanında işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:12)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 11. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Ekim 2007 · 1.919 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Ersin (CHP), 24 Ekim 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÛMETİ İLE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI HÜKÛMETİ ARASINDA GÜVENLİK, UYUŞTURUCU VE PSİKOTROP MADDELERLE MÜCADELE ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:12)); konuşma 1.919 kelime.
Ahmet Ersin (CHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti hükûmeti ile suudi arabistan krallığı hükûmeti arasında güvenlik, uyuşturucu ve psikotrop maddelerle mücadele alanında işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:12)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 24 Ekim 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-ersin-23-2007-10-24-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suudi-arabistan-kralligi-hukumeti-ara (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c003/b011/tbmm230030110200.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti arasında, genel olarak güvenlik ve iş birliği anlaşmasının onaylanmasına ilişkin kanun tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, uyuşturucu, bütün dünyanın olduğu gibi, Türkiye'nin de önemli hem de çok önemli bir sorunu. Bütün dünya ülkeleri illegal yoldan üretilen uyuşturuculara karşı mücadele yürütürken, elbette ki Türkiye de, bu mücadele içinde yerini almakta ve ülkemizde üretilen ya da ülkemizden transit geçiş yapan bu uyuşturucu kaçakçılığına karşı gerekli mücadeleyi emniyet güçleri vasıtasıyla yürütmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Birleşmiş Milletler tarafından piyasa fiyatları göz önünde tutularak yapılan tahminlere göre, dünyada uyuşturucu trafiğinden elde edilen ciro, üretim aşamasında 13 milyar dolar, toptan satış aşamasında 94 milyar dolar ve perakende satış aşamasında 322 milyar dolar olmak üzere toplam 429 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmıştır ve bu miktar, dünyadaki 184 ülkeden 163'ünün millî gelirinden de yüksektir. Üstelik, kara para olarak adlandırılan bu gelirlerin kayıt altına alınamadığı, vergilendirilemediği ve dolayısıyla, bu kaynağın, yine uyuşturucu, organize ve terör suçlarında kullanıldığı bilinmektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, uyuşturucu trafiğinde, birkaç yıl öncesine kadar sadece transit bir ülkeydi. Benden önce konuşan değerli milletvekili biraz bahsetti, dünya afyon üretiminin yüzde 80'den fazlası, hatta yüzde 85 civarında üretimi sadece Afganistan'da vardır ve bir miktar da, geçti- TBMM B:ll 24 .10 . 2007 O: 2 ğimiz günlerde din adamlarının diktatörlüğe karşı yürüyüş yaptığı, isyan ettiği Myanmar'da da bir miktar afyon üretimi vardır ve işte eroinin hammaddesi olan afyon yüzde 100'e yakın bölümüyle Afganistan, Myanmar ve Vietnam gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde üretiliyor ve üretilen bu afyon maddesi, Türkiye üzerinden, özellikle Balkan rotası diye tanımlanan İran-Türkiye ve Balkanlardan Avrupa'ya ulaşan Balkan rotası üzerinden geçen bir transit... Bu rota üzerinde bulunan önemli bir transit ülke olarak Türkiye dünyada tanınıyordu ama birkaç yıldan beri bu transit ülke olma özelliğinin yanında şimdi artık Türkiye dünyanın önemli uyuşturucu üreten ülkesi konumundadır. Yani şöyle bakarsak: Bir yandan uyuşturucu kaçakçılığında hem transit ülke olması hem de dünyanın önemli bir üretici ülkesi olması nedeniyle Türkiye'deki gençlerimiz, çocuklarımız ve genel olarak da vatandaşlarımız başka ülkelere göre uyuşturucunun zararlarından çok daha fazla olumsuz etkileniyor. Nitekim, 2005 yılında polis bölgesinde ve jandarma bölgesinde ve gümrüklerde, sahil güvenlik alanlarında ele geçirilen uyuşturucu miktarları: 13.750 kilogram esrar, 8.195 kilogram eroin -2005 yılı miktarlarını veriyorum- 6 milyon 694 bin 923 adet captagon ve 1 milyon 748 bin 796 adet ex- tacy yakalandı. Son üç yılda, sadece polis bölgesinde, yani jandarma ve sahil güvenlik bölgelerini çıkarıyorum, sadece polis bölgesinde, 2003 yılında 2.760 kilogram esrar ele geçirilmişken, 2005 yılında bu miktar 6.100 kilogram olmuştur.
Yine, 2003 yılında 3.546 kilogram eroin polis bölgesinde ele geçirilmişken, bu miktar 2005 yılında 6.664 kilograma ulaşmıştır.
Keza, 2003 yılında ele geçirilen captagon miktarı 2 milyon 332 bin 81 adet iken -yani sadece polis bölgesini söylüyorum, sahil güvenlik ve jandarma bölgesi hariç- 2005 yılında bu miktar 5 milyon 760 bin 819 adet olmuştur.
2003 yılında ele geçirilen extacy miktarı 447.091 adet iken, 2005 yılında bu miktar 1 milyon 282 bin 751 adede ulaşmıştır.
Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi, 2003 ve 2005 sürecinde sadece polis bölgesinde ele geçirilen uyuşturucu miktarında, türlerine göre, yüzde 150 ile yüzde 300 oranında artış var. Şimdi, arz- talep dengesi içinde bunu değerlendirecek olursak, demek ki, ülkemizde uyuşturucu ticaretinin ve kaçakçılığının çok geliştiğini, büyüdüğünü ve gençlerimizin ve çocuklarımızın arasında bu uyuşturucu kullanımının son derecede yaygın olduğunu ve yaygınlaştığını söylemek mümkündür. Yani, uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu kaçakçılığı ve üretimi -illegal üretimi- bir çığ gibi büyüyerek üstümüze geliyor ve devletin gözü önünde bir çığ gibi büyüyerek üstümüze geliyor.
Uyuşturucuyu, toplumu ve geleceği çürüten bir terör olarak ele almak zorundayız değerli arkadaşlarım. Türkiye için El Kaide neyse, Türkiye için PKK neyse, uyuşturucu da aynı ölçüde tehlikeli bir gelişme içindedir ve aynı şekilde değerlendirilmesi lazım. Yani uyuşturucuyla mücadelede sorumluluğu emniyet güçlerinin üzerine yıkarak, sokak satıcılarını etkisiz duruma getirerek ve kullanıcıları cezalandırarak uyuşturucuyla mücadelede başarılı olmak mümkün değildir. Sokak satıcısını, "torbacı" diye tanımlanan bu sokak satıcılarından kaç tanesini etkisiz hâle getirirseniz, ertesi günü aynı miktarda sokak satıcısı o işin başındadır. Dolayısıyla, bu, kısır bir döngüdür ve bu şekilde uyuşturucuyla mücadele etmek mümkün değildir.
Devletin, bu önemli soruna karşı, tüm kurumlarıyla bir mücadelenin içine girmesi gerekir. Uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması sorunu, Millî Güvenlik Kurulu gündeminin ilk sıralarında yer almalıdır değerli arkadaşlarım. Çünkü uyuşturucu, sadece kullananın bedenine zarar vermekle kalmıyor, başka suçların da tetikleyicisidir ve toplumu için için çürüten bir maddedir.
Dolayısıyla, toplumun geleceğini güvence altına almak, gençlerimizi, çocuklarımızı güvence altına almak için devlet tüm kurumlarıyla bu mücadelenin içine girmelidir derken, işte bunu söylü- TBMM B:ll 24 . 10 . 2007 O: 2 yorum. PKK nasıl Millî Güvenlik Kurulunun gündemindeyse, irtica, El Kaide nasıl Millî Güvenlik Kurulunun gündemindiyse, uyuşturucuyla mücadele de Millî Güvenlik Kurulunun gündeminin ön sıralarında yer almalıdır.
Değerli milletvekilleri, son dönemlerde Yeşilayın uyuşturucuya başlama yaşının 12'ye indiğini saptayan raporu ve uyuşturucunun okullardaki etkinliği konuşuluyor ve tartışılıyor. Şimdi, gerek Birleşmiş Milletlerin raporları gerekse bizim Emniyetimizin ortaya koyduğu raporlar, gerçekten uyuşturucu kullanımının ilköğretim sıralarına kadar indiğini gösteriyor. Yani çocuklarımız ve gençlerimiz, uyuşturucu tacirlerinin, kaçakçılarının bir numaralı hedefidir. Esasen, uyuşturucu üreticileri, kaçakçıları, tacirleri, bunların ilk hedefi gençler ve çocuklar. Yani, uyuşturucuya karşı mücadele verirken, sözlerimin arasında da söylediğim gibi, sokak satıcılarını yakalayarak onları etkisiz hâle getirmek ya da kullananları etkisiz hâle getirmek ki, bunlar, uyuşturucuya karşı verilecek mücadelede bataklık içindeki sivrisinekler gibidir bu söylediklerim. Çünkü, zaten, uyuşturucuyu satan sokak satıcıları da, uyuşturucuyu kullananlar da, bunların da her biri uyuşturucu kurbanıdırlar. Yani, sivrisineklerle uğraşacağımıza bataklıkla uğraşmamız gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz dönemde, tam üç buçuk yıl, bu Mecliste, bu uyuşturucu konusunu şu yüce Meclisin gündeme alması için, yüce Meclisin gündemine girebilmesi için, bu uyuşturucu sorununun ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasının getireceği tehdit ve tehlikeleri Meclisin gündemine sokabilmek için, geçtiğimiz 22'nci dönemde tam üç buçuk yıl mücadele verdim. Şu kürsüden birçok kez konuyu gündeme getirdim. Basın toplantıları yaptım. Türkiye Büyük Millet Meclisini bu konuda harekete geçirebilmek için, İzmir'de -seçim bölgem olan- eşim ve üniversite öğrencisi olan 2 kızımla birlikte imza kampanyası açtık, Türkiye Büyük Millet Meclisine yönelik bir kampanyaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin uyuşturucunun tehdit ve tehlikeleri hakkında dikkatini çekmeye yönelik bir imza kampanyasıydı. Ve üç günde 49.085 imza topladık. Ve o dönem içinde, bazı uyuşturucu satıcıları beni buldular, anlattılar, konuştuk. Ve öyle şeyler anlattılar ki, yani, bir insan olarak, bir anne olarak, bir baba olarak, buna tahammül etmek mümkün değil. Lise öğrencisi o genç kızların, bir hap için, nasıl onurlarını ayaklar altına alabildiklerini anlattılar. Ve bir insan olarak buna tahammül etmek mümkün değil. Ama, ne yaptımsa, üç buçuk yıl boyunca şu Meclisin dikkatini çekmek mümkün olmadı. Araştırdım, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, geçtiğimiz yıllarda, Van Gölü canavarını araştırma komisyonu kurulmuş. "Van Gölü'nde canavar var mı, yok mu? Varsa, bu canavar nasıl bir şeydir?" diye tartışılmış bu Mecliste ve araştırma komisyonu kurulmuş. Ama, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasının nedenleri, uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesiyle ilgili alınması gereken önlemler, bunları konuşabilmek için, bunları gündeme alabilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisinde üç buçuk yılda verdiğim mücadeleden hiçbir sonuç alamadım. Keza, 13 Ocak 2004 tarihinde bir araştırma önergesi verdim, o araştırma önergesi de ele alınmadı. Bu araştırma önergesi ele alınsın diye gitmediğim kişi kalmadı. O dönemin Meclis Başkanının iki kez makamına gittim. "Sevgili Başkan, yardımcı ol, bu araştırma önergesini öncelikli olarak ele alalım." Hep söz verdi bana. Sayın Sağlık Bakanıyla görüştüm, Sayın İçişleri Bakanıyla görüştüm ve Adalet ve Kalkınma Partisinin o dönemdeki grup başkan vekilleriyle konuştum. Âdeta herkese yalvardım. Herkes "Çok haklısın, çok önemli bir tehlike." diye söyledi ama kimse bu araştırma önergesinin bir an önce ele alınması için yardımcı olmadı ve neticede kadük oldu. Yine verdim. Uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması ve kaçakçılığının önlenmesiyle ilgili yine bir araştırma önergesi verdim. Bakalım bunun akıbeti ne olacak?
Keza, bir şey daha söyleyeyim: Uyuşturucu kaçakçılarının ve üreticilerinin hedefi çocuklarımız ve gençlerimiz. TBMM B:ll 24 .10 . 2007 O: 2
Değerli arkadaşlarım, bu uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına karşı, kaçakçılığına karşı - sözlerimin arasında da söyledim- mücadele, polisiye mücadele yeterli sonucu vermiyor. Emniyet güçlerimiz olağanüstü bir mücadele gösteriyorlar uyuşturucu kaçakçılığına karşı ama işte sonuç ortada. Görüyoruz sonucun ne olduğunu. Her gün biraz daha genişliyor, biraz daha yaygınlaşıyor. O nedenle, uyuşturucu kaçakçılarına ya da uyuşturucu tacirlerine karşı verilecek en büyük mücadele, en önemli mücadele pazarın daraltılmasıdır. Uyuşturucu pazarının daraltılması verilebilecek en büyük mücadeledir ve bu uyuşturucu tacirlerinin hedefi çocuklarımız ve gençlerimiz olduğuna göre, işte çocuklarımızı ve gençlerimizi bu uyuşturucu hakkında, uyuşturucunun kendi bedenlerinde, ailelerinde ve toplumda ne tür sorunlar yarattığına ilişkin, onların, çocuklarımızın ve gençlerimizin özendirmeden eğitilmeleri, bilinçlendirilmeleri lazım. Bunu sağlamak için, yine 22'nci Dönemde kanun teklifi verdim. İlköğretim okullarının 6,7 ve 8'inci sınıfları ile lise ve dengi okullarda her yıl ekim ayının ilk haftasında Millî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlıklarının oluşturacakları mevzuat dâhilinde ve bu bakanlıklann uzmanlannca, işte bu her yıl ekim ayının ilk haftasında çocukların ve gençlerin, bu uyuşturucu konusunda onlann özendirmeden bilinçlendirilmeleri için, bunu sağlamak için bir kanun teklifi verdim ve bu kanun teklifini Meclisin gündemine getirdim ve Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri tarafından reddedildi. Neden reddedildi onu da bilmiyorum. Yani, siyasi hiçbir yanı olmayan, sadece insani yönüyle ele alınması gereken bir kanun teklifiydi. Hepimizin çocuklarını ilgilendiren bir kanun teklifiydi.
Siz değerli milletvekilleri, çocuklarınızdan endişe etmiyor musunuz? Yani çocuklarınızın bir gün bu belayla karşılaşmasını elbette istemem, ama öyle insanların çocukları bu uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirdi ki -şöyle bir hafızalarınızı yoklayın- ve o kadar gencimiz, o kadar çocuğumuz bu uyuşturucu bataklığına saplandı ki, doğal olarak hepimiz "Acaba bizim de başımıza gelir mi?" diye tedirginlik duyuyoruz, korkuyoruz ve artık... Devlet diyor ki, bütün suçu anne babalara yüklüyor: "Çocuklarınızı takip edin, çocuklarınızın arkadaşlarını takip edin, çocuklarınızın kollarına bakın." Evet, bunları, elbette, bütün anne babalar çocuklarını takip etsinler. Ama, devlet olarak senin yapabileceğin başka bir şey yok mu? Devlet olarak sen sadece sokakta uyuşturucu satan adamı yakalamakla, onu etkisiz hâle getirmekle görevinin bittiğini mi sanıyorsun? Peki, neden devlet olarak eğitim sorununa, eğitim konusuna el atmıyorsun?
Bugün, çok duyarlı bazı okul yöneticileri bireysel bazı girişimler yapıyorlar. İşte, bazen bu konuyla ilgili etkinlikler, toplantılar yapıyorlar. Ama, bu böyle olmamalı. Edirne'den Hakkâri'ye kadar, devletin bütün sınırları, bu üniter yapı içindeki bütün okullar, bütün eğitim kurumları bu konuya el atmalıdır.
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, süreyi uzatmanız lazım, süremiz doluyor.
BAŞKANHenüz dolmadı Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli)Saat yedi efendim.
BAŞKANBuradaki saat yedi değil Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli)Benim saatim dakik efendim.
AHMET ERSİN (Devamla)Yani, söylediğim şu: Devletimiz son derecede güçlü, güçlü bir devlet. Ama, artık uyuşturucu konusunda lütfen topu taca atmasın. Türkiye'nin bu en önemli sorununu, 70 milyonu ilgilendiren bu önemli sorununu, bütün çocuklan, gençleri ilgilendiren bu önemli sorunu, bütün anne babalan tehdit eden, tedirgin eden bu önemli sorunu artık devlet ele almalı ve bir yandan polisiye mücadele, önlem sürdürülürken, diğer yandan da çocukların ve gençlerin, yani uyuşturucu tacirlerinin hedefi olan çocuklann ve gençlerin bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri için...
BAŞKANSayın Hatip, bir süre sözünüzü keselim... Süreyi uzatmak için... Bu kanun tasarısının görüşülmesinin tamamlanması, 1 [okunamadı]'inci maddeye geçmeden evvelki süreç içerisinde sürenin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Evet, sözlerinize devam edin Sayın Hatip. Bir dakika süre veriyorum, tamamlayın lütfen.
AHMET ERSİN (Devamla)Çok teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, bu konuda söylenecek çok şey var. Bu konuda saatlerce konuşulsa anlatarak bitmeyecek bir sorun. Aklıma geldikçe gerçekten bir baba olarak büyük üzüntü duyduğum bu sorunu ve o uyuşturucu satıcısının o çocukların, genç kızların, lise öğrencilerinin bir hap için onurlarından ne kadar büyük fedakârlık yaptıklarını anlatan o sözleri karşısında kendi çocuklarımın geleceğinden, Türkiye'nin geleceğinden endişe duymamak mümkün değil, insan olarak mümkün değil. Lütfen, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin -23'üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi- Türkiye'nin ve dünyanın en önemli sorunu olan bu uyuşturucu sorununda daha etkili önlemler alınmasına katkı vermesini diliyorum.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 24 Ekim 2007