İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PAZAR

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Ahmet İyimaya

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 951 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet İyimaya (AK Parti), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 951 kelime.

Ahmet İyimaya (AK Parti, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-iyimaya-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET İYİMAYA (Ankara)Tamam Sayın Başkan, talebim vardı zaten.

BAŞKANBuyurun.

Süreniz on beş dakika, ikisini birleştirdim.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Ankara)Çok Değerli Başkanım, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini yüksek kurula sunarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında derin bir üzüntümü, müşterek acıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün, çok kıymetli bir meslek ustasını, değerli hukukçumuzu, Barolar Birliğimizin Başkanı Sayın Özdemir Özok’u kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun. Merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, çok önemli bir madde müzakere ediyoruz. Anayasa Mahkemesi gibi hukuk aklının evrim dışında rasyonel olarak keşfettiği bir yapının yeniden yapılandırılmasını müzakere ediyoruz. Beklerdim ki, bu modelin yapısı, noksanlıkları, tamamlama argümanları layıkıyla ortaya konsun.

Değerli arkadaşlar, çok iyi bir anayasa mahkemesi, çok kötü bir anayasayı yorumlayarak yasama egemenliğini anayasa sınırları içerisine getirebilen, hukukun üstünlüğünü kurabilen bir örnekliği ortaya koyabilirdi; Alman Anayasa Mahkemesi öyledir, İtalyan Anayasa Mahkemesi öyledir.

Anayasa Mahkememiz, kötü olan Anayasa’yı vesayetçi ve ideolojik muhtevadan kurtaramamış, özgürlük lehine yorum yoluyla anayasal dönüşümü sağlayamamış ve bu husus, sadece Türk siyaset kurumunun değil, bilim kurumunun ve hukuk camiasının ortaya koyduğu müşterek bir eleştiri olarak gelişmiştir.

Değerli arkadaşlar, şu anda önünüzde bulunan proje, önünüzde bulunan model, bizzat tarafımızdan imal veya inşa edilmiş bir model değildir. Evvela, Anayasa Mahkememiz, diğer anayasa mahkemelerindeki mukayeseli ziyaretlerle, sonra 2004 yılında yaptığı bilhassa Almanya ve Avusturya ve Venedik Komisyonu müşterek müzakereleriyle bir model oluşturmuştur, o model bu modeldir. Barolar Birliğimiz 2 defa çalışma yapmıştır, o model bu modeldir. Sivil toplum örgütlerimiz, kimi partilerimiz çalışma yapmıştır, o model bu modeldir.

Şimdi, değerli parti sözcülerimizin kısmen, kamuoyunda tamamen modele yöneltilen iki-üç temel eleştiri vardır. Bunlardan birisi, yasama organının Anayasa Mahkemesine üye seçmesinin tipik bir siyasallaşma oluşturduğu; öbürü, hukuk kökenli üyelerin noksan olduğu; öbürü ise gerçekten bir parti yargısının inşa edilmekte olduğu itirazlarıdır.

ATİLLA KART (Konya)Yüce Divan fonksiyonu var.

AHMET İYİMAYA (Devamla)Yüce Divan, tarihî gerçeğimiz; geleceğim Sayın Kart.

Değerli arkadaşlar, Anayasa kriterleriyle, siyaset bilimi kriterleriyle bu sorunlar tahkik ve tahlil edildiğinde görülecektir ki varit olmayan itirazlardır. Bakın, arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi veya Mahkememiz saf bir mahkeme değildir, pür bir hukuk mahkemesi değildir; siyaset kurumunun yasama işlevini sonuçlandıran mahkemedir. Kurucu baba Kelsen “Negatif yasamadır.” demiştir. Benim 2005 yılında Türk Hukuk Kurumunun 75’inci Yıl Armağanı’nda yayınlanan makalede benimsenmiştir. İzleyen zamanlı ortak yasayıcıdır. Anayasa Mahkememizin bu mahiyeti -hatta bazı anayasa mahkemelerinde kıdemli, deneyimli parlamenterler, eski, mütekait parlamenterler üye olmuştur- Anayasa Mahkemesinin bu yapısı yasama organına üye seçme hakkı verir.

İki, sözleşmenin, Anayasa’nın tarafı millettir. Milletin temsilcilerinin seçim yoluyla temsilci göndermeleri sadece demokratik meşruiyet değil, taraf teorisine… Bakın arkadaşlar, 1961; Anayasa Mahkemesi hazırlığı sırasında, dönemin kurucu komisyonları, bütün siyasal partilere anayasa anketi gönderirler. CHP’ye varır, o, büyük vizyon sahibi İnönü, partisindeki karşıt görüşlere rağmen “2 tane Senato, 3 tane Parlamento üye versin.” demişlerdir. 1961 modellemesi doğrudur ve o dönemde liberal olmamasına, muhafazakâr olmamalarına, sol jargonda bulunmalarına rağmen, Anayasa Mahkememize Parlamentoca üye seçilen hâkimler, hukukçular gerçekten yüz akımızdır. Bir Zargun, bir Ketenoğlu, bunlar çok önemli. Ne yaptık? 1971, müdahale etti, Parlamentonun bu tabii hakkını gasbetti.

Bakın, 1981, 82 Anayasası döneminde Danışma Meclisinin zabıtlarını okuyun, Anayasa Komisyonu zabıtlarını; müthiş bir siyaset taşlaması ve siyaseti kötüleme vardır ve sadece üç tane akıllı ses, Gölcüklü, Tan ve General İhsan Göksel… Onun dışında, bütün oradaki hukukçular, Yargıtay üyeleri falan “Siyaset kurumu seçmesin.” demişlerdir. Bugün yaptığımız şey, yüce Parlamentonun tabii hakkını otuz yıl sonra iade etmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya)İnsaf be!

AHMET İYİMAYA (Devamla)Değerli arkadaşlar “Cumhurbaşkanı seçmesin.” ikinci eleştiri. Bir defa…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Siz söylüyordunuz zamanında. Sizler, az önce ifade…

AHMET İYİMAYA (Devamla)Grup anlamında demiyorum, onu işaret ettim; sayın üstadım, onu işaret ettim. Ben genel eleştiri anlamında diyorum.

Cumhurbaşkanı seçmesin… Bir defa, prototiplerde yasama, yargı ve yürütme organında paylaşım, tümünün yasama organı tarafından oluşturulması gibi modeller var ve şu anda Anayasa’mızın bizzat modeli cumhurbaşkanı tarafından seçimdir ve bu model azaltılarak korunmuştur. Ayrıca, sanılanın aksine, Anayasa’mızdaki sistem bir parlamenter sistem değil -bilinçle söylüyorum, idrak ile söylüyorum- topal başkanlık sistemidir. Büyük Meclis kurucu iktidar yetkisini büyük uzlaşmayla kurarsa o millî tercihi topal başkanlık sisteminden parlamenter sisteme veya öbür sistemlere geçiş yapar ama bu düzenlemenin böyle büyük bir iddiası olamaz değerli arkadaşlar.

Ne deniyor? “Yargısını kuruyor.” Arkadaşlar, “Siyasallaşıyor.” Efendim, büyük reformlara, biz, gerçekten sloganlarla yaklaşırsak yanılırız. Bakın arkadaşlar, Türkiye’de sorun yargının -bu reform anlamında diyorum, öbür reform…- siyasallaştırılması sorunu değil, Anayasa Mahkememizi vesayetçi yapıdan, bürokratik egemenliğin etki alanından ve taraflılaşmadan giderek kuvvetler ayrılığına bir hücum anlamına gelen yargısal aktivizmden kurtarma olayıdır. Örneklere girmek istemiyorum.

ATİLLA KART (Konya)Sayın İyimaya, biraz somut anlatın da anlayalım.

AHMET İYİMAYA (Devamla)Bugün, değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkememizin iki ilkesi var uygulamada: Bir, Anayasa normuna sadakat. İki, Anayasa normunu özgürlük lehine yorumdur. 367 aktivizmi, 10/42 aktivizmi, özelleştirmede ortaya konan aktivizm, Demokrat Partinin affında ortaya konan aktivizm aslında Anayasa Mahkemesi tarafından örtülü bir Anayasa ihlaliydi. Biz burada Anayasa’nın anlamına, değişime göre keşfedilecek anlamına ve özgürlük lehine yorum vatanına çekecek bir reformun gayreti içerisindeyiz. Başarılı olur-olmaz ama modeli okuduğunuz zaman varacağınız anlam bu. Bir de, yine ortaya konuyor, Yüce Divan meselesi...

Arkadaşlar, ben on üç yıllık parlamenterim. Yüce Divan ithamlarının, iddialarının ve süreçlerinin en sert şekilde işlediği dönemlerde siyasetçiydim. Yüce Divan meselesini siyasetinin sorunu yapanlara bir hayır getirmediğini deneysel olarak yaşayan bir arkadaşınızım. Burada yaptığımız ne? Bir defa, bizim konumumuzda, bizim tarihimizde Yüce Divan, tarihsel gelenekte karma bir mahkemedir. Niye? Para suçları dışında siyasal takdiri içerirler ve yarı siyasal mahkemelerdir, tam ceza mahkemeleri değildir, onun için modelleme böyledir, bir.

İki, orada Yargıtay üyeleri, Anayasa Mahkemesi üyeleri, kimi bürokratlar yargılanıyor ve Kelsen’e katılarak söylüyorum ki: “Seçim ne tarafsızlığı üreten ne tarafsızlığı bozan bir karakter değildir.” Kelsen öyle diyor. Falanca organlar da seçebilir, bozulur, falanca kimseler seçer, bozulmaz. Bütün mesele seçilenin kimliğidir, kriterlerdir. Kriterler var. Hiç kimseyi...

Bakın, Nixon olayı var. İşte, Anayasa Mahkemesine daha önce...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 25 Nisan 2010

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook