2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Bursa Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Aralık 2019 · 923 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti), 15 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 923 kelime.
Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti, Bursa). “2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kamil-erozan-27-2019-12-15-2020-yili-merkezi-yonetim-butce-kanun-teklifi-ile-2018-yili-merkezi-yo (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83686
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA AHMET KAMİL EROZAN (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; öncelikle Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza ve kardeşlerimize Çin Halk Cumhuriyeti tarafından uygulanan mezalimi kınayarak sözlerime başlamak isterim ve bu kınamadan emin olun ki iktidara da düşen bir pay vardır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Bütçeye döneyim. Bütçe, tabii, sadece paradan ibaret değildir; bütçe, aynı zamanda bir politika ve vizyon meselesidir. Ama, maalesef, günümüzde, mevcut Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle, Türkiye’nin dış politikasını yönetenler, artık, Bakan olmaktan çıkıp Cumhurbaşkanlığının sekretaryası durumuna düşmüşlerdir; devlet erkânı değil, devlet ricali olmuşlardır; Bakan ise Osmanlı tabiriyle reisülküttap olmuş, bugünkü tabiriyle katiplerin başı durumuna inmiştir.
“Yok böyle bir şey." demeyin Sayın Bakan. Kalem kâğıt var, hesaplarsanız, bütçeniz genel bütçenin yüzde kaçı? 0,42’si; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının bütçesi genel bütçenin 0,42’si. 0,42’lik bir bütçeyle hangi vizyonu uygulayacaksınız? Ben bunun cevabını biliyorum. Böyle bir bütçeyle uygulanabilecek tek vizyon, onurlu izolasyon ve değerli yalnızlık olabilir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Oysa Savunma Bakanlığı bütçesi 4,9. Bari oradan biraz para alabilseydiniz. Oradan biraz para alıp yüzde 1’e çıkarsaydınız, emin olun, Suriye’deki askerî harekâtlarda daha az zayiat verirdiniz, hem siyasi hem askerî alanda. Bu zayiatlar konusuna birazdan döneceğim.
Bir örnekle devam edeyim. Suriyelilerin güvenli bölgeye yerleştirilecekleri bir masal. Nitekim, Dışişleri Bakanlığının 2020 yılına ilişkin Performans Programı’nın iki yerinde, 37’inci ve 56’ncı sayfalarında bu konuya, Suriye meselesine yer verilmiş şöyle bir cümleyle: “Suriye'deki çatışma ortamının azaltılmasına ilişkin çözüm çabaları, terör örgütleri ve aşırı unsurlarla mücadele ve uluslararası çalışmalara iştirak faaliyetleri…” Hiç öyle “Güvenli bölgeye adam yerleştirilecek, insanlar dönecekler.” yazmıyor.
Ayrıca, söz konusu belgenin 22’nci sayfasında insan odaklı dış politikadan bahsedilirken Irak’ın, Afganistan’ın ve Afrika ülkelerinin yeniden imarı çalışmalarından söz ediliyor; Suriye'nin “S”si bile yok. Hani Suriyeliler yerleştirilecekti bölgeye? Bir satır bile yok programınızda bu konuda.
“Suriye” demişken, aynı konudan devam edeyim. 2010 yılında Suriye'de “kardeşim Esad” vardı, birlikte tatile çıkmak vardı, Bakanlar Kurulu toplantıları vardı ortak yapılan; olmayan tek şey, PYD-YPG’ydi. PYD-YPG’nin AKP iktidarı tarafından nasıl Kuzey Irak’tan Suriye'ye sevk edildiğini, bu terörist yapılanmanın liderlerinin nasıl kırmızı halıyla karşılandığını maalesef biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz. Bütün bunlar iktidarın, sözüm ona, başarılı dış politikası sayesinde oldu. Emevi Camisi’nde namaz kılmak için yola çıkanlar, bırakın oralara gitmeyi, Suriyelilerin Sultanahmet’te namaz kıldıkları, Taksim Meydanı’nda yılbaşı kutladıkları günleri yaşattılar bize. Bunlarla da yetinmediniz, vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’ni terk ettiniz, bayrağımızı indirdiniz, atalarımızın kemiklerini sızlattınız ve türbeye seyyar bir nitelik kazandırdınız, vatan toprağının işgaline göz yumdunuz. İşgallerin bunlarla sınırlı olmadığını bizzat siz itiraf ettiniz. “Ege adaları bizim dönemimizde işgal edilmedi.” gibi, aslında sadece sizin değil, tüm Hükûmetin istifa etmesini gerektirecek ifadeler kullandınız ve bu konudaki yazılı sorularımıza da yanıt vermekten hep kaçındınız.
Yakın geçmişe gideyim, daha Barış Pınarı Operasyonu yok, başlamamış, adı bile konulmamış; Trump’ın mektubu yok, eki de yok ortada; ABD’yle yapılan yüz yirmi saatlik, Rusya'yla yapılan yüz elli saatlik mutabakatlar da yok ortada… Aklıma gelmişken onu da sorayım: O Ruslarla yapılan mutabakattaki “KOC” ifadesinin yani “Kürt Kurtuluş Güçleri” ifadesinin size nasıl yutturulduğunu da sormadan edemeyeceğim. Tamam, yuttunuz da nasıl hazmedebildiniz bilmiyorum.
Yakın geçmiş deyince, bakalım ne demişim 2 Kasımda, tutanaklardan okuyorum: ”Bizim doğal müttefikimiz olması gereken bir adam var, Esad. Biz ona sırtımızı dönmüşüz ve maalesef, Amerikalılar kendi istediklerini bize yaptırmakla meşguller şu anda.” Tutanaklardan söylüyorum. “O güvenli bölge kısa zamanda tampon bölge olarak anılmaya başlanacak.” “Güvenli bölge, tampon bölge olarak anılmaya başlanacak.” 2 Kasımdan bahsediyorum. “Tampon bölgenin 36’ncı paralel olarak Irak’ta ne gibi sonuçlar doğurduğunu gördünüz. Burada hangi paraleldeyiz? 37’nci paraleldeyiz. Haritayı açın bakın, 38’inci paralel nerede? Bu tehdit üzerimize geliyor, bunu fark edemediyseniz bu devletin yanlış ellerde yönetildiğinin kanısında olduğumu bu akşam bir kere daha söyleyeyim.” demişim, bugün de diyorum.
9 Aralık sabahı bir TV kanalında konuşan Savunma Bakanı Sayın Akar güvenli bölge olarak 145’e 30 kilometre derinliğinde bir alanı tarif etti. Hatta şu itirafta da bulundu: “Biz bunun tamamını henüz kontrol edemiyoruz.” dedi. “Biz buraya şimdi 2 milyon insan yerleştireceğiz.” diye konuşuyorsunuz siz. Bu bir cep, bu cebin dışında kalan ve Suriye’yle sınırımız boyunca uzanan coğrafyada ise bugün bir güvenli bölgeden söz etmek mümkün değildir. 2 Kasımda söylediğim gibi, güvenli bölge hedefiyle yola çıkılmışken, ABD mutabakatı sayesinde TSK bir cebe sıkışmış, Rusya mutabakatıyla ise özellikle YPG işine yarayacak bir tampon bölgeye kavuşmuştur.
Trump’ın mektubu 9 Ekimde geldi ancak yüzüne çarpamayıp otuz beş gün sonra takdim ettiniz. Trump’ın mektubunu takdim ettiniz de ekini ne yaptınız? Bana sorarsanız, ekini takdim edemediniz çünkü o mektubun ekindeki teröristbaşı Kobani’nin mektubu bilahare ABD’yle varılan mutabakata dönüştü ve siz de bunu kabullendiniz. Birileri de bize bunu başarı olarak anlatmaya, satmaya çalıştı. Sokağa çıkın ve ülkemizde sığınmacı konumunda bulunan Suriyelilere bir sorun bakalım, kaç tanesi o cebe veya Ruslarla birlikte devriye gezdiğiniz tampon bölgeye dönmeye hazırdır? Bir soralım bakalım.
Zayiat konusuna döneyim. Bütçenin geneli üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, 9 Aralık günü Savunma eski Bakanı Nurettin Canikli başka bir itirafta bulundu ve Fırat Kalkanı Operasyonu sırasında 70 tankın isabet aldığını söyledi. Garip, değil mi? Tank Palet Fabrikası konusunda bilgi esirgeyen ve konunun askerî olması nedeniyle mazeret beyan eden Sayın Canikli, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 70 tankının isabet almış olduğunu sorumsuzca ifade etti. Bu, istihbarat paylaşmak değil midir? Türk Silahlı Kuvvetlerinin zayiatını, cümle âlemin önünde, bu salonda, bu çatının altında telaffuz etti. Sorumsuz olmak iyi bir şey. Bunu Canikli söyledi. Sorumlu Bakan hiçbir şey söylemiyor, sorumsuzlar konuşuyor. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon)Bu konuşmanız sorumlu bir siyasetçinin konuşmasın mı?
AHMET KAMİL EROZAN (Devamla)Bu kürsüden şunu ifade etmek isterim: Bu beyanı “şeffaflık” kategorisinde değil “sorumsuzluk” başlığı altında anmamız gerekir.
KEMAL ÇELİK (Antalya)Başarıyı hazmedemiyorlar.
AHMET KAMİL EROZAN (Devamla)Dosta, düşmana istihbarat bilgisi verilmiştir. Ayrıca, iki buçuk yıl boyunca “Bir gece ansızın geliyoruz.” denildiğinden teröristlerin hendekler kazmasına…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 15 Aralık 2019