Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Bursa Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Şubat 2020 · 457 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti), 20 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 457 kelime.
Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti, Bursa). “Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kamil-erozan-27-2020-02-20-bankacilik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85854
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AHMET KAMİL EROZAN (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifine ilişkin en uzun önergeyi ben vermişim ama bu konuda konuşmayacağım, sizi yormayacağım bu konuda.
Sözlerime şu şekilde devam etmek isterim: Biliyorsunuz, dün akşam bir ırkçı saldırıda 5 kardeşimizi kaybettik, bugün 2 şehit verdik İdlib’de. Bir defa, kaybettiklerimizin hepsine Allah’tan rahmet diler, ailelerine de sabır niyaz ederim.
Ben sizi şaşırtmayacağım, yine dış politikadan bahsedeceğim ve maalesef, bugün verdiğimiz 2 şehit sonrasında da “kes-yapıştır” modelinde diyebileceğim bir taziye mesajı duyduk. Ne diyor kes-yapıştır taziye mesajı? “Misliyle mukabele edilmiş, şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır ve…” O “ve”den sonrası bence önemli “…ileride de bırakılmayacaktır.” Hâlbuki ben başka bir şey duymak isterdim. “Artık orada, İdlib’de bir daha şehit vermemek üzere elimizden geleni yapacağız. Askerî yöntemlerden vazgeçeceğiz, konuyu siyasi arenaya taşıyacağız ve çözümü üreteceğiz.” demesini beklerdim iktidardan. Ama bize hâlâ bir felaket işareti geliyor “İleride de bırakılmayacaktır, ileride de şehitler vereceğiz.” demişçesine.
Soçi Mutabakatı’nın ayrıntısına girmeyeceğim, neleri yapmadığımızı hepiniz biliyorsunuz. Ama şunu hatırlatma gereğini duyuyorum: İdlib’de ne PKK var ne PYD var ne YPG var ne FETÖ var. “Bunların hiçbiri yokken biz ne uğruna oradayız?”ı bana kimse izah edemiyor maalesef, “Niye biz oradayız?”ı birisi söylesin bize. Buna mukabil, HTŞ ve şürekası dediğimiz, uluslararası terörizmin bayraktarlığını yapan, kendilerini ne uğruna olduğu meçhul bir savaş için oralara getirmiş insanlar var. Ama aradan geçen süre içinde, maalesef… Biraz evvel arkadaşlarımızdan “Bir İdlib bataklığına saplandık.” diyenler de oldu, bana sorarsanız biz bugün saplanmış durumda değiliz, gömülmüş durumdayız ve maalesef, nasıl çıkacağınızı da bilemiyorsunuz iktidar olarak.
Bundan bir buçuk sene evvel şöyle bir cümle sarf etti Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: “Türkiye'nin İdlib’deki çabalarını aktif hâle getirmesini ve üstlendiği yükümlülükleri tamamen yerine getirmesini bekliyoruz.” bir buçuk sene evvel. Bu hafta başka bir açıklama yaptılar, dediler ki: “İdlib’de ne olup bitiyorsa bunun sebebi Türkiye'nin kronik yaklaşımlarıdır.” Bu akşam 2 şehit verdik. Rus uçakları geldi, vurdu. Bu, bizi hızla nereye götürüyor, biliyor musunuz? Rus uçağını düşürdüğümüz günlere gitmek üzereyiz biz şu anda. Bunun sonucunda… Vatandaş, genelde dış politika konusunda oy kullanmıyor “dış politika iyi” veya “kötü” diye bir oy kullanmıyor ama şu konularda oy kullanıyor: “Ben bu domatesleri kime satacağım?” “Bu turistler niye gelmiyorlar artık?” “Bu ihaleler niye bize verilmiyor?” Bunlar sokaktaki seçmeni, maalesef, A veya B partisi lehinde veyahut aleyhinde oy kullanmaya sevk eden hususlar.
Kaç tane gözlem noktamız kaldı? 12 taneydi, ilave 3 tane yaptınız, 15 oldu; bugün kala kala 4 tane kaldı. Ne oldu geri kalanlar? Hepimizin çocukluğunda duyduğumuz bir söylem vardı: “Orda bir köy var, uzakta; o köy bizim köyümüzdür.” Biz bugün İdlib’de ne diyoruz, biliyor musunuz? “Orada bir gözlem noktası var uzakta; o gözlem noktası bizim gözlem noktamızdır.” Ama nerede o gözlem noktası? Çatışma hattının 10, 15, 20, 30 kilometre gerisinde. Mehmeçik’i dağ başında bıraktınız, koruma yeteneğiniz bile yok. Niye yeteneğiniz yok? Hava desteğiniz yok.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
109 konuşma daha · 20 Şubat 2020