İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · SALI

Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)

Ahmet Kenan Tanrıkulu

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 99. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Mayıs 2008 · 1.057 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP), 6 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 1.057 kelime.

Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-23-2008-05-06-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 217 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarı, turizmcilerimizin bugün çok acil olarak ihtiyaç duyduğu düzenlemelerin maalesef en başında yer almamaktadır. Tabii biz isterdik ki turizm sektörümüzün yıllardır dile getirdiği sorunlara burada teker teker çözümler bulabilelim. Ancak, 23’üncü Dönem başladığından bu yana turizm konusunda önümüze gelen çalışma, gele gele, orman alanlarının turizme tahsisi olmuştur.

Türk turizmi Türkiye’de sağlanan istihdamın, özellikle de geliştirilen yeni istihdamın önemli bir bölümünü gerçekleştirmektedir. 2 milyondan fazla kişiye doğrudan ve dolaylı olarak iş sağlayan bu sektör ekonominin en önemli sektörlerinden bir tanesidir. Kendisinden başka yaklaşık yirmi iki sektörü daha etkileyen yapısı dolayısıyla Türk ekonomisine canlılık kazandıran bir sektör olması açısından da ülkemiz için çok hayati bir önem göstermektedir. Bu bağlamda birkaç rakam vererek sektörümüzün önemini sizlere aktarmak istiyorum.

Geçtiğimiz yıl içerisinde yani 2007 yılı içerisinde, ülkemize gelen turist sayısı 23 milyon civarında, bunun da yaklaşık 1,1 milyonu günübirlikçilerden meydana geliyor. Yine, 2007 yılında Türkiye’den dışarı çıkan turist sayısı ise 9 milyon civarında.

Gelir bakımından turizmi değerlendirdiğimizde değerli milletvekilleri, 2007 yılında 18,5 milyar dolar olarak gözüküyor ama bunun netine indiğimiz zaman yani cari işlemler dengesinde diğer görünmeyenleri düştüğümüz zaman, 14 milyar dolar civarında bir gelirimizin olduğu ortada. Ancak, bu turist sayısı ve toplam turizm gelirinde artışlar olsa da, 2007 yılında turist başına ortalama Türkiye’nin kazanabildiği harcama miktarı, son on beş yılın en düşük düzeyine gelerek 608 dolar civarına inmiştir. Bu rakam, 1992 yılından bugüne kadar en düşük rakamdır ve sayın Bakanlığın, Kültür ve Turizm Bakanlığının özellikle dikkat etmesi gereken alarm noktası burasıdır.

Turist çekmeye yönelik “her şey dâhil” gibi kampanyaların da etkisiyle, hem birim fiyatların düşmesi hem de turist profilinde düşük gelirlilerin öne çıkması sonucunda sektörün kâr marjında gerilemeler olmuş ve aynı zamanda da sektörde yaratılan katma değerde de ciddi miktarda düşüşler olmuş. Bu rakamları da Türkiye İstatistik Kurumunun bütün verilerinden toplamamız ve almamız mümkün.

Değerli milletvekilleri, bugün dünyada yükselen turizm konsepti, deniz, doğa, tarih ve otantik kültür dörtlemesinin hepsini birden içine alıyor ve bu anlayış bütün ilgili kesimler tarafından da kabul görüyor. Tabii, yine buna paralel olarak estetik planlama ve çevre duyarlılığı konusu da turizm alanında son yıllarda üzerinde hassasiyetle durulan konuların en başında gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasını 2002 yılında iptal etmesinin hemen ardından 2004 yılında 5192 sayılı bir Kanun yapılmış ve bu Kanun’un 17’nci maddesi de yeniden düzenlenmiştir. İşte bu düzenlemeye göre orman alanlarında bazı tesislerin bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması hâlinde izin verilmesi artık söz konusudur.

Maddenin düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, artık 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman alanlarının turizme tahsisi söz konusu değildir. Orman Kanunu yönüyle açıklığa kavuşan bu durum, maalesef Turizmi Teşvik Kanunu açısından aynı düzenlemelere kavuşturulamamıştır. Turizmi Teşvik Kanunu’nun 8’nci maddesinde taşınmaz malların turizm amaçlı kullanımına yer verilmiş ve ormanlar da bu kapsamda ele alınmıştır. İşte buna göre turizm alan ve merkezleri içinde kalan orman alanları, Bakanlığın talebi üzerine, Çevre ve Orman Bakanlığınca Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilecektir.

Değerli milletvekilleri, bu genel değerlendirmelerin ışığında tasarının 2’nci maddesinin amacına hemen baktığımız zaman, ilke olarak ormanlarımız potansiyel bir arsa olarak görülmektedir. Kesilen ormanın birkaç katı büyüklüğünde bir başka yerde ağaç dikilmesi sadece ve sadece kozmetik bir makyajdan öteye gitmeyecektir. Bu tip anlayışlar zaten ormanlarımıza sadece ağaç olarak bakmak ve ormanı kendi ekosistemi içerisinde bilimsel bir yapı olarak görmekten uzaktır. Öte yandan, orman alanlarının turizme tahsisine ilişkin olarak yapılan bireysel işlemlerin idari yargı yerlerinde de denetlenecek olması Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılabilmesine de engel teşkil etmez. Zira Anayasa’ya çok geniş bir yetkiyle sokulmaya çalışılan bu Turizmi Teşvik Kanunu’nun değişen 8’inci maddesi, ormanlara özel bir önem veren ve bu konuda da çok ayrıntılı hükümler içeren Anayasa’mızın 169’uncu maddesinin ruhuyla da bağdaşmamaktadır. Nitekim, biz, komisyon çalışmalarındaki teklifimizle, tahsis edilecek orman alanlarının hangi turizm faaliyetlerine konu olacağını ve bunun sınırlamasını sağlamak üzere, Anayasa Mahkemesinin öngördüğü sınırlamalara ve kriterlere uygun olarak, biraz da uyum sağlamak için, metinden bu ilgili kısmın çıkartılmasını da temin ettik.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin ormanlarının yüzde 93’ü doğaldır ve biraz önce de belirttiğim gibi, ormanlar bir ekosistem bütünü içerisinde yaşarlar. Tabii, ormanlara sürdürülebilir ekolojik dengeyi sağlayabilmek ve bu gözle bakabilmek için de ormanı önce orman olarak korumak, Anayasa’mızın da belirttiği gibi bir zorunluluktur. Kaldı ki yasama organının, ormanların hangi hâllerde turizm alanlarına tahsis edileceğine ilişkin hiçbir belirleme yapmaksızın veya herhangi bir sınır koymaksızın konuyu idareye bırakması gene Anayasa’mızın 7’nci maddesine de aykırı düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının 2’nci maddesi, bu görüştüğümüz maddeye göre turizm yatırımlarına tahsis edilebilecek devlet ormanı sayılan alanın toplam genişliği de illerin orman olarak kabul edilen alanının yüzde 1’ini geçemeyecek. Tabii, görünürde bu rakam kolaylıkla küçümsenebilir ama ben size Türkiye çapında bu rakamın toplam 2,1 milyon dönüm orman alanına tekabül ettiğini söylersem belki hepimizin kafasında şimşekler çakabilir. Örneğin, gene bu düzenlemeyle, Antalya’da 111 bin, Çanakkale’de 53 bin ve İzmir’de de 48 bin dönüm genişliğinde orman alanı turizm yatırımlarına tahsis edilebilecektir. Maddeyle, anılan bu alanlarda yüzde 30 da yapılaşmaya izin verildiği göz önünde bulundurulursa, gene çeşitli yapılaşmalarla, orman ekosistemindeki değişikliklerle getirilecek ormanların üzerindeki yükün boyutu da ortaya çıkar. Tabii, alınacağı söylenen tedbirler ne kadar hayata geçirilecektir? Maalesef bu belli değildir. Maden Kanunu’nda da aynı şeyleri yaşadık. Biliyorsunuz, işgal edilen maden sahalarında da gene karşılığında birtakım ağaçlandırmalar ve orman yapılacağı düzenlemesi vardı ama bugün gelin görün ki Türkiye’nin birçok yerine baktığımız zaman maalesef bütün orman alanları altüst edilmiş durumda.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak kültür ve turizm konusundaki her çalışmanın, bu ülkenin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi için her türlü çalışmanın yanında olacağını ve bu anlamda değerlendirileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, gerek kültür-sanat gerekse de turizmle ilgili bütün tespit ve tekliflerimizin parti taassubu olmaksızın yapılmış görüşler olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Esasen, biz burada sadece turizm konusundaki tespit ve politikaları tartışsak dahi bu saatlerce zaman alabilecektir. Ancak burada önemli olan, sürekli yeni teklifler, politikalar getirmek ve üretmek değil, bizce bunların bir an önce hayata geçirilip sektörün yararına sunmak olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Tanrıkulu, devam edin.

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla)Teşekkürler Sayın Başkanım.

Turizm sektörümüzün gelişimi konusunda son olarak partimizin grubunun görüşlerini şu şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum: Çağdaş, çevreye duyarlı ve estetik planlamaya dikkat eden, gerekli yapılan bütün güncellemelerin içinde olduğu bütün çalışmaların bu yüce çatı altında en kısa sürede görüşüleceği inancıyla hepinizi şahsım ve partim adına bir kez daha saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 6 Mayıs 2008

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook