İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tarım ve köyişleri, tarım reformu, çevre ve orman, orman genel müd,devlet su işleri , devlet meteoroloji işleri, özel çevre koruma kurumu)

Ahmet Küçük

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2007 · 1.167 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Küçük (CHP), 10 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (TARIM VE KÖYİŞLERİ, TARIM REFORMU, ÇEVRE VE ORMAN, ORMAN GENEL MÜD,DEVLET SU İŞLERİ , DEVLET METEOROLOJİ İŞLERİ, ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU)); konuşma 1.167 kelime.

Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tarım ve köyişleri, tarım reformu, çevre ve orman, orman genel müd,devlet su işleri , devlet meteoroloji işleri, özel çevre koruma kurumu)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-23-2007-12-10-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-tarim-ve-koyisleri-t (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c009/b035/tbmm230090350105.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı çerçevesinde, Devlet Su İşleri ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi ve yüce Türk ulusunu en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu iki konu da, esas olarak, su rejimini düzenleyen ve suyla ilgili, yağışlarla ilgili bilgi vererek, toplumun bunlardan sorunlu çıkmasından ziyade yararlanmasını sağlayan iki kurum.

Yani Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü özellikle küresel ısınmanın önemli boyutlarda tartışıldığı ve gündeme geldiği bugünlerde, doğru tahminlerde bulunarak, belki de bu yeni gelişmeler çerçevesinde, yeni bir anlayışla eğitimi ve örgütlenmeyi sağlayarak, toplumun zaman zaman -çok yakında olduğu gibi- karşı karşıya kaldığı felaketleri önlemek açısından, önemli bir yeni örgütlenme içine girmesi ve siyasi bir anlayıştan öte bilimsel bir çerçevede konuları değerlendirmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Su İşleri de sonuçta, yağışların meydana getirebileceği olumsuz etkileri olumluya çevirerek, bu meydana gelen yağışların topluma dert değil bereket olarak yansımasını sağlayacak, hem enerji üretimiyle ilgili olarak hem de tarımsal üretimde suyu doğru kullanarak tarımsal üretimin artmasını sağlayıp, Türkiye'yi rekabet edebilir bir ülke hâline getirmesi açısından çok önemlidir.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, esas olarak, Türkiye'nin önemli yatırımcı kuruluşlarından bir tanesi ve esas olarak da Türkiye bölgesine bakıldığında, yani bölgemize bakıldığında su zengini bir ülke görünmesine rağmen, dünya ortalamasının altında ama Orta Doğu'ya baktığımızda da sanki su zengini gibi görünen bir ülke; batımıza baktığımızda ve dünya ortalamalarına göre de fakir olan bir ülke. Dolayısıyla, biz suyu verimli ve doğru kullanmak, ülkemizin yararına sonuçlar elde etmek zorundayız. Yaklaşık 193 milyar metreküp bir yer üstü su potansiyelimiz var. Bunun 112 milyar metreküpü kullanılabilir potansiyeldir ve dolayısıyla bugün, yüzde 36'sı gibi bir miktarını biz ekonomik, yararına kullanabiliyoruz. Süratle bu potansiyelimizi kullanıp bu kuruluşumuzun en olumlu şekilde yatırımlar yapmasını sağlamak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, tabii, son yıllarda, maalesef bu konuda politik açılımlar da göz önünde bulundurularak ve politik kararlar verilerek, çok doğru kararlar verilmemiş ve doğru sonuçlar elde edilmemiştir. Tabii, hidrolik potansiyelimiz, bir defa enerji gerekliliklerimizi yerine getirmek açısından, enerji ihtiyacımızı karşılamak açısından çok önemli. Bunun için biz, kendi iç potansiyellerimizi ve yenilenebilir enerji kaynaklarını sonuna kadar kullanmalıyız. Bunlardan bir tanesi sudur, bir tanesi de rüzgârdır ve bugün, maalesef, sadece yüzde 36'sını kullanabildiğimiz hidrolik potansiyelimizi süratle arttırmak ve yatırımlarımızı yoğunlaştırmak zorundayız. Rüzgâr enerjisi de ülkemizin çok büyük bir avantajıdır ve rüzgâr enerjisi potansiyelimiz, Enerji Bakanımızın ifadesine göre, 48 bin megavatlar seviyesindedir ve yüzde 20'si kullanılabilir potansiyeldir ve bu da 10 bin megavatlar çerçevesindedir ve bu da on tane nükleer santrale eşittir -ki süratle bundan da doğru planlamayla yararlanmamız lazım- ve biz işin kolayına kaçmamak zorundayız. Tabii ki enerji çeşitliliği önemlidir, ama termik potansiyellerimizi üçüncü sırada ve öncelikle kendi kaynaklarımızı değerlendirmek anlamında kullanmalıyız.

Ben, hazır Çevre Bakanımız da buradayken ifade edeyim, benim bölgem önemli termik yatırımların ilgi hâline geldi. Çanakkale'nin Çan ilçesinde 2 X 160 =320 megavatlık bir akışkan yataklı termik santralimiz var ve bu akışkan yatağın hiçbir sorun çıkarmayacağı, çevresel açıdan önemli hiçbir sorun çıkarmadan çalışacağı söylenmişti. Ama, bugün önemli sorunları yaşıyoruz bölgemizde ve hem kirlilik, çevresel kaygılar açısından yaşıyoruz hem de bu bölgede bu santralin kurulduğu çerçevede yapılan kamulaştırmalarla ilgili olarak, mahkemenin geri ödeme şeklinde kararlar vermesi nedeniyle. Şu anda buralarda arazisini kaybetmiş 80 köylümüz icralıktır. Derhâl, bu konuda ilgili bakanlık bu köylülerin bu paraları geri ödemesini kolaylaştıracak bir anlayışla bir ödeme planı sunması gerekmektedir.

Yine, değerli arkadaşlarım, Çanakkale'de, bakın, şu anda, 500 megavat civarında kurulu bir termik potansiyel oluşmuştur -120 megavat özel sektörün, 360 megavat kamunun- ama, Çanakkale gibi üç tane millî parkı içinde barındıran, Kazdağı Millî Parkı'nı içinde barındıran ve önemli tarım potansiyelleri içinde barındıran ve Türkiye'nin en batı ucunda, hâkim rüzgârların önünde, şu anda ön izin belgesi almış 1.700 megavat termik santral müracaatı vardır değerli arkadaşlarım. Bunlar, bir şirketin değerli arkadaşlar, 250 megavatlık, aynı şirketin 405 megavatlık ve aynı şirketin yine 600 megavatlık birbirine çok yakın yerlerde, Biga'da alınmış ön izin belgeleri inceleme aşamasındadır ve gene, bir şirketin, Ezine ilçemizde 500 megavatlık bir müracaatı vardır.

Biz, Çanakkale olarak, Türkiye'nin enerjisine katkı yapmaktan elbette gurur duyuyoruz ve 500 megavat, zaten istemediğimiz hâlde, termik enerjiye bir katkımız vardır. Bundan sonra, biz, bu anlamda görevimizi tamamladığımızı düşünüyoruz ve Çanakkale'nin rüzgârından yararlanılmasını diliyoruz. Çanakkale'de verebildiğiniz kadar rüzgâr santrali kurulmasına izin verin ama Çanakkale bu kadar termik potansiyeli kaldırmaz ve bu doğru bir anlayış değildir, yanlıştır. Çünkü, Çanakkale, Türkiye'nin en batı ucudur ve hâkim rüzgarlar bu dumanları, bu kirliliği alıp Anadolu'nun en ücra noktalarına kadar götürüp, bölgenin Önemli bir tarım bölgesi olması özelliğini yok edecektir. Değerli arkadaşlarım, EPDK'nm bu izinleri iptal etmesini ve kuruluş izni vermemesini diliyorum.

Çanakkale, önemli hidrolik kaynakları olan ve bugüne kadar bunların değerlendirilmediği bir ilimizdir ve şu anda, Devlet Su İşleri yatırımları açısından da önemli bir ildir değerli arkadaşlarım. Ama, zannetmeyiniz ki Çanakkale kayırılmış bir il. Hayır. Bakın, şu anda Türkiye'nin sulanabilir arazilerinin toplam sulanabilirlik oranı yüzde 60'lara dayanmışken, Çanakkale'de bu oran hâlâ yüzde 25'tir. Çanakkale, bu konuda geri kalmıştır, mağdur edilmiştir. Şu anda birçok barajımız devam etmekte ve bir kısmı su tutma aşamasına gelmiş, hâlâ su tutmamaktadır. Mesela, önemli tartışmalara neden olan barajlardan bir tanesi Taşoluk Barajı'dır. Bir müteahhitle anlaşmazlık yüzünden dört yıldır üzerine bir çivi çakılamamıştır. Çok şükür ki bu sorun halledilmiştir, derhâl su tutması gerekmektedir. Çünkü, bu barajın sulayacağı yaklaşık 9 bin hektar arazide sulu tarım hâlâ yer altı sularıyla devam etmekte, bu barajın geleceği ümidiyle çiftçiler hazırlık yapmakta ve barajdan su gelmeyince, su tutulmayınca da, sürekli, yer altına daha derinlere inerek tuzlu su çekip araziye bırakmaya başlamışlar ve Biga Ovası'nda çok ciddi tuzlanma olayları meydana gelmiş ve ova, baraj bittiğinde artık sulanabilir bir ova olmaktan çıkacak hâle gelmiştir. Onun için, Taşoluk Barajı'nda süratle su tutulması ve kanalet ihalesinin, yani sulama ihalesinin de en kısa zamanda yapılması gerekmekte, bu konuyla ilgili ödeneklerin de mutlaka verilmesi gerekmektedir. Aynı sorun Umurbey Barajı için de geçerlidir. Umurbey Barajı'nda suyu tuttuk, ama sulama ihalesi yapılmasına rağmen yıllardır doğru dürüst hiçbir yatırım yapılmamıştır; mutlaka, gerekli ödenekler aktarılmalıdır.

Ben en son olarak... Arkadaşlar, biliyorsunuz çok yakında Trakya'da önemli bir felaket yaşadık ve Edirne bölgesinde, Tekirdağ bölgesinde önemli zararlar meydana geldi. Bulgaristan'la bu Su- akacağı Barajı meselesinin mutlaka çözülmesi gerektiğine inanıyorum ve bu felaketlerin önlenmesinin birinci koşulu budur.

İkinci olarak da, Gelibolu Yarımadası'nda bu felaketlerin önemli sonuçları ortaya çıkmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Küçük, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.

AHMET KÜÇÜK (Devamla)Gelibolu Yarımadası'nda bu felaketin, sonuçların çıkmasının nedeni de Çokal Barajı'nın yıllardır bitirilememesidir. Çokal Barajı Gelibolu Yarımadası'nı önemli sorunlardan kurtaracak bir barajdır ama, maalesef, verilen ödeneklerle bu sonuca ulaşılması mümkün değildir. Bakın, su tutmak için 35-40 trilyonluk bir ödenek gerektiği anlaşılıyor. Son felakette belki bu kadardan daha fazla zararı bizim Evreşe Ovamız ve dereler üzerindeki köyler görmüştür. Tabii, bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi de Devlet Su İşlerinin baraj yapıyorum kaygısıyla, barajlara ödenek ayırıyorum kaygısıyla dereleri ıslah etmemesi ve bu konuda yatırım yapmamasıdır ve süratle Çokal Barajı'nın da bitirilmesi ve Gelibolu'nun artık bu sıkıntıdan kurtarılması gerekmektedir.

Bu vesileyle, ben, Devlet Su İşleri bütçesinin ve Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bütçesinin ülkemize ve memleketimize hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 10 Aralık 2007

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook