Hayvanları koruma kanunu tas.(ss:446)
Malatya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 106. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Haziran 2004 · 2.082 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Münir Erkal (AK Parti), 24 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAYVANLARI KORUMA KANUNU TAS.(SS:446)); konuşma 2.082 kelime.
Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya). “Hayvanları koruma kanunu tas.(ss:446)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2004-06-24-hayvanlari-koruma-kanunu-tas-ss-446 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇEVRE KOMİSYONU BAŞKANI AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1995 yılından beri 4 kez Meclisimize sevk edilen, ancak bir türlü kanunlaşamayan Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısını, nihayet bugün Genel Kurulda görüşmeye başlıyoruz. Bu tasarıyı kanunlaştırmanın onurunu ve gururunu hep birlikte paylaşacağız. Bu kanun tasarısı, ülkemizde bugüne kadar düzenlenmemiş bir alanı ilk kez ve yeni olarak düzenleyecektir; yasalaştığı zaman bir kod kanun olacaktır; bu açıdan, fevkalade önemlidir. Bu tasarı, bundan sonra, bu alanda belirleyici konumda olan bir altyapıyı teşkil edecektir.
Değerli arkadaşlar, bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Şimdiye kadar, bu alan, Türkiye'de belirsizdir ve bu konuyla ilgili hiçbir kanunî düzenleme yapılmamıştır. İlk defa geçireceğimiz bu kanun, bir kod kanun olarak, böyle bir güzelliği Türkiye'nin önüne getirecektir.
Değerli milletvekilleri, yaşadığımız bu güzel dünyada, bütün canlıların hayatlarını koruma ve devam ettirme yönünden birbirleriyle yakın ilişkileri vardır. Bu nedenle, tüm canlıları bir bütün olarak ele almak ve değerlendirmek gerekir. İnsan, ekolojik bir varlıktır ve tüm canlılarla sürekli bir etkileşim içindedir. Bu etkileşimin doğru yapılması, dünya dengelerinin korunması ve sürdürülebilir hale gelmesinde fevkalade önemlidir. Bu etkileşim doğru kurulmadığı içindir ki, dünya dengeleri önemli sıkıntılara gebedir. Bu nedenle, dünya dengelerini korumak, tüm canlılarla, bitki ve hayvanlarla, yani, doğadaki sistemi bilerek, bu dengeyi bozmadan, onlarla beraber hareket etme gereği vardır; bu, doğaya hükmetmek değil, doğanın dengeleriyle ve sistemiyle beraber yürümenin amacıdır.
Bu nedenle, tüm canlılarla ve hayvanlarla ilgili olarak, gerek insanî açıdan gerek dinlerin odak noktasında, onları korumak, himaye etmek tavsiyesi, öğretisi ve emri vardır. Bu hususta, dünyada, İngiltere'de, antik çağda, arenalardaki gösterilerde, fil katliamlarında, Büyük Pompeius'da ve diğer birtakım örneklerde, hayvanlara yapılan yanlış kıyımlar ve maalesef, katliamlar, toplumlar tarafından ciddî şekilde lanetlenmiştir. Ayrıca, bizim inançlarımızda da, yüce dinimizde de, Peygamber Efendimiz döneminde de, bu hususla ilgili olarak, hayvanların korunması, onlara iyi muamele edilmesi noktasında ciddî tavsiyeler ve emirler vardır. Bir örnek olarak vermek istiyorum; mesela, Peygamber Efendimiz, sağım sırasında koyunların memelerinin incinmemesi ve çizilmemesi için sağıcıların tırnaklarını kesmelerini istemiştir; yine, Peygamber Efendimiz, fizikî şiddet bir tarafa, onlara kötü söz söylenilmesini dahi tasvip etmemiş, bu nedenle, bindiği deveye bedduada bulunan bir kadının hayvandan aşağıya indirilmesini istemiştir. Bu anlamda, Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısının, gerek dinî inançlarımız açısından, gerek insanî açıdan ne kadar geniş bir çerçeveyle ortaya konulduğunu ifade etmek anlamında bunları söylüyorum.
Değerli milletvekilleri, bu yaklaşımlarla, 20 nci Yüzyılın sonlarına gelindiğinde, hayvanları koruma dernekleri ve koruyucu yasalar, dünyanın hemen bütün ülkelerinde yerleşmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda dünyada, toplumsal, ahlakî ve vicdanî açıdan, tüm hayvanların yaşamlarını ve onların, acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı korunmalarını ve onlara kötü muamele edilmesinin önlenmesini güvence altına almak için yapılan uluslararası çabalar da büyük hız kazanmıştır. Bu konuda uluslararası bildirgeler, uluslararası sözleşmeler kabul edilmiş ve ülkeler de kendi içlerinde bunlara paralel kanunlar çıkarıp, uygulamaya başlamıştır.
Geleneklerinde hayvan sevgisi olan, tarihinde, hayvanların korunması için vakıflar kurmuş olan ülkemizde ise hâlâ böyle bir kanunun olmaması büyük bir eksikliktir. Bu önemli eksiklik tasarının yasalaşmasıyla birlikte giderilmiş olacaktır.
Geçmişimize baktığımızda, daha Avrupa'da hayvan haklarının esamisinin okunmadığı günlerde, Osmanlı toplumunda, hayvanları haksız yere öldürmek şöyle dursun, onlara sövmenin, dövmenin ve kaba davranmanın bile yasaklandığını görürüz; bununla ilgili çok ciddî kanunnameler çıkarıldığını görürüz.
Bu hususla ilgili olarak, Doç. Dr. Abdülaziz Bayındır "İslamda Hayvan Hakları" adlı incelemesinde şunları yazmıştır: "Birçok hayır yollarına vakıflar yapmış olan ecdadımız, hayvanların bakım ve beslenmesi için de vakıflarda bulunarak, kendilerine bunca hizmet sunan bu yaratıklara karşı bir kadirşinaslık örneği vermişlerdir. Zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için meralar ve çayırlar vakfetmişlerdir. Kış aylarında kuşların beslenmesi, hasta ve garip leyleklerin bakım ve tedavisi, hayvanlara gıda ve su verilmesi için vakıflar kurmuşlardır".
Osmanlıdaki bu hayvan sevgisi, Osmanlı topraklarına gezi yapan seyyahların anılarında da yer almıştır. Batılı seyyah La Martin, Doğaya Seyahat adlı eserinde, Osmanlıdaki hayvan sevgisini şöyle anlatır: "Bizim memlekette de başıboş bırakılan veya azarlanan bu zavallı hayvanların hepsine şefkat ve merhamet teşmil ederler. Bütün sokaklarda mahalle köpekleri için belli aralıklarla su kovaları sıralanır. Bazı Türkler de, ömürleri boyunca besledikleri kumrular için, öldükten sonra onların hayatlarının devam etmesi için vakıflar tesis edip, kendilerinden sonra da yem verilmesini sağlarlar".
Değerli milletvekilleri, bütün bu incelemeler bizim medeniyetimizin, kültürümüzün ve insanlığın bu husustaki yaklaşımının örnekleriyle doludur. Ülkemizde ise başıboş hayvanların içinde bulundukları ortam ve gördükleri eziyet, insanlara bulaştırma riski olan hastalıklar, kasaplık hayvanların yetiştirilme ortamları ve kesim yöntemleri, hayvan refahı, doğal ve yaban hayatın korunmasındaki eksiklikler, nesli tükenmekte olan hayvanlar, doğal çevrelerin korunması gibi konular, maalesef, bugüne kadar sorun olmaya devam etmiştir.
Hayvanların korunması, onların, yaşama hakkı, rahat bir yaşam sürmeleri, acı, ıstırap ve eziyet çekmemeleri, ülkemizde ilk kez, bu tasarının yasalaşmasıyla yasal bir güvenceye kavuşacak ve teminat altına alınacaktır. Hayvanlara eziyet, hayvan katliamı, hayvan refahı ve hayvanları koruma düşüncelerine aykırı davranışları ve uygulamaları önlemek, bu tasarının özü ve ruhudur.
Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı, Komisyonumuzda yaptığımız detaylı ve uzun süren çalışmaların sonucunda son halini almıştır. Ülkemizde, bu alanda faaliyet gösteren hemen bütün sivil toplum örgütlerinin, veteriner fakültelerinin, veteriner hekimleri odalarının görüşleri alınmış ve bu görüşler de, azamî ölçüde tasarıya yansıtılmaya çalışılmıştır.
Ben, burada, biraz önce CHP Grubu adına konuşan değerli arkadaşıma bir cevap vermek istiyorum. Burada, sivil toplum örgütlerinin bu hususta hiçbir görüşünün alınmadığını söylemiştir. Halbuki, bizimle görüşseydi... Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı çalışmalarıyla ilgili süreçte, bizden randevu isteyen her sivil toplum örgütü bizimle görüşmüştür, bir kere değil, birkaç kez görüşmüştür ve bütün bunların talepleri, gerek e-mail yoluyla gerek faksla gerek bizzat gelerek alınmış, uzmanımız tarafından değerlendirilmiş ve ilgili uzmanların görüşleri alınarak, bu hususta azamî bir temas düzeyi sağlanmıştır; yani, bu hususta bizimle görüşmeyen bir tek örgütün bile olduğunu söyleyemezsiniz.
Ayrıca, önemli bir konu daha söylemek istiyorum. Tasarının kanunlaşması aşamasında bile bazı sivil toplum örgütleri gelmişler, onlarla da özel görüşme yapılarak, tasarının çalışması bittiği ve Genel Kurula indirildiği halde, eğer haklı bir talepleri varsa, bunu, Genel Kurulda, bir önergeyle düzelteceğimiz vaadi de kendilerine verilmiştir. Bu gelişme sürecindeki çalışma metodumuzu değerli arkadaşımızın bilgisine sunmak istiyorum.
Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı, öncelikle, hayvanların korunmasıyla ilgili temel ilkeler, uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak, onlarla senkronize bir şekilde, paralel bir şekilde düzenlenmiştir.
Değerli arkadaşlar, başıboş sokak hayvanları sorunu, Türkiye'nin çok önemli bir sorunu. Bugün özellikle büyük şehirlerimizde yaşanan büyük bir sorun olarak herkesin gözü önündedir. Sokak hayvanlarının çoğalmalarının kontrol altına alınması, halk sağlığını korumak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle sahipsiz sokak hayvanları sorununun çözümüne yönelik olarak, bu hayvanların, yerel yönetimlerce kurulan ve izin verilen hayvan bakımevlerine götürülme zorunluluğu getirilmiştir.
Değerli arkadaşımızın konuşmasında yine bir konu gündeme getirildi "neden kısırlaştırma yapılmıyor da, teşvik esas alınıyor" denildi. Getirdiğimiz tasarının ilk halinde -altkomisyona havale edilen metinde- kısırlaştırma esastı; fakat, daha sonra bazı milletvekili arkadaşlarımızca, bunun yapılmaması konusunda, çok ısrarla, bize, komisyon üyelerine birtakım tavsiyelerde bulunuldu. Bunun üzerine, o arkadaşlarımızın da görüşlerinin bir araya getirilmesi açısından, bir orta yol bulunması gündeme geldi ve dolayısıyla "teşviki esastır" diyerek, güçlendirilme anlamında bir ifade kullanılmıştır. Bunu da bilgilerinize sunmak istiyorum; ama, tasarının ilk hali, kısırlaştırılması esasına göre idi.
Değerli arkadaşlar, yine bu tasarıda önemli bir konu, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan barınak uygulaması kaldırılmıştır. Biliyorsunuz, şu anda da hayvan barınakları, aslında hayvanların barındırıldığı bir yer olmaktan çıkmıştır, onlara çok ciddî problem üreten bir nokta haline gelmiştir. Barınaklarla ilgili sivil toplum örgütleriyle yaptığımız görüşmelerde, onların bu sıkıntıları da tarafımıza iletilmiştir.
Tabiî, bunların yerine ne konulmuştur; yine, tasarımıza koyduğumuz hükümlerle hayvan bakımevleri ve hayvan hastaneleri kurulmaktadır. Sahipsiz hayvanlar bu merkezlerde kısırlaştırılacak, aşılanacak ve gerekli rehabilite işlemleri de yapıldıktan sonra, yine alındıkları ortama bırakılacaktır. Bu suretle, sokak hayvanlarının popülasyonu zaman içinde azalacaktır. Kısırlaştırma işlemi, hayvanların saldırgan karakterini de ortadan kaldıracak ve bu hayvanlar insanlar için tehlike arz eden bir konumdan da çıkarılacaktır.
Tasarıyla, yerel yönetimlere hayvan bakımı ve korunması konusunda eğitim programları düzenleme görevi verilmiştir. Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bu husustaki en büyük problemlerden birisi, bu bilincin, bu şuurun yaygın bir şekilde topluma hâkim olmamasıdır. O nedenle, gerek yerel yönetimlere gerekse 20 nci maddemiz hükümlerine göre, ulusal medyada birtakım zorunlu programlar getirilerek -özellikle prime time'larda- bir eğitim sistemi ortaya getirilerek, öncelikle insanlara bu bilincin ve bu şuurun aşılanması temel bir esas olarak gündeme getirilmiştir.
Ayrıca, hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahaleler kontrol altında yapılacaktır. Hayvan deneyiyle ilgili etik kurullar kurularak, bu etik kurulların kontrolünde hayvanlarla ilgili deneyler yapılacaktır. Hayvan türünü yok edecek her türlü müdahale yasaklanmıştır. Hayvanların ticaretiyle ilgili, çiftlik hayvanlarıyla ilgili, yabanî hayvanlar, ev ve süs hayvanları için ayrı ayrı düzenlemeler getirilmiştir.
Yine, değerli CHP temsilcisi arkadaşımız, nakliye konusunda, hayvanların taşınması konusunda eksiklik olduğunu söyledi. Halbuki, burada, gerek 10 uncu maddemizin ikinci fıkrasında gerekse 4 üncü maddenin (ı) fıkrasında bu hususla ilgili çok açık hükümler vardır.
Değerli arkadaşlar, biz bu tasarıyı yönetmelik gibi hazırlamıyoruz. Bu tasarının, tekniğinde, fleksibl, esnek bir yapıda hazırlanması tarafımızdan ilke olarak benimsenmiştir. Dolayısıyla, bu nakiller gibi, çiftlik hayvanlarının veya diğer hayvanların korunmasıyla ilgili, taşınmasıyla ilgili sistemler yönetmeliklere bırakılarak, küreselleşme gerçekleriyle beraber, gelişen şartlarla beraber, daha esnek ve daha şartlara uygun bir nakil ve taşınma işleminin gerçekleşmesi bu konumda bu kadar açıkça belirtilmemiştir; ama, gerek 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında gerek 4/ı maddesinde bu nakil işlemi ve taşınma işleminin, çok net bir şekilde, hayvanlara, kesinlikle acı, sıkıntı, eziyet etmeyecek şekilde düzenlenmesi temel bir ilke olarak karar altına alınmıştır.
Değerli arkadaşlar, yine, hayvan dövüşleri yasaklanarak, özellikle, bunların da sadece şiddet içermeyen ve folklorik amaçlı olmak şartıyla ve yine hayvanları koruma kurulundan izin almak şartıyla ancak yapılabileceği bir hükme bağlanmıştır. Böylece, bu tarzda, biliyorsunuz, ölçüyü kaçıran uygulamalar da bir sistem ve kurala bağlanmıştır.
Hayvanların kesilmesiyle ilgili temel ilke ve kurallar belirlenmiştir. Bunlarla ilgili, gerek değerli üyemizin gündeme getirdiği kurban bayramlarındaki kesimlerin gerekse diğer yanlış kesimlerin usulüne daha uygun olarak yapılması için gerekli tüm tedbirler birtakım kurumlara havale edilerek, yönetmelik bazında gündeme getirilmesi temin edilerek, yine, fleksibl bir yapı, esnek bir yapı, şartlara uyum gösteren bir yapı sistemin önüne konulmuştur.
Değerli arkadaşlar, tabiî, burada, il hayvan koruma kurulları önemli bir kurul olarak ortadadır. Bu kurulda, bütün sistemi temsil yeteneğini elimizden geldiği kadar artırmak istedik. Belediye başkanları, veteriner müdürleri, fakülte temsilcileri, bu işle ilgili veteriner odaları sistemin içerisinde yer alıyor ve müşterek bir karar veriliyor.
Yine, burada, özellikle benim teklifimle gündeme gelen bir konu var. Bu il hayvan koruma kurullarının vizyonlu bir çalışma yapmasını arzu etmiştik. Bu tarzda, burada, bu il hayvan koruma kurulları, yıllık, beş yıllık ve on yıllık plan ve proje hazırlayacaklardır. Dolayısıyla, o kentte, bir yıl içerisinde, beş yıl içerisinde ve on yıl içerisinde nasıl bir hayvan popülasyonu oluşacak, nasıl bir yapı oluşacak, ne gibi tedbirler alınacak; bu, önemli bir hedef raporu olarak, bir stratejik plan olarak orada karar altına alınacak. Tabiî, bu dokümantasyon, bu veri tabanı merkezî yönetime iletilerek, merkezî yönetimin de, o kentte, o bölgede, nasıl karar alacakları konusunda, onlar için çok ciddî bir doküman altyapısı oluşturacaktır. Dolayısıyla, bu, vizyonlu, uzun vadeli bir çalışma olarak gündeme gelmiştir.
Değerli arkadaşlar, tabiî, biliyorsunuz, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda hükümetimizin, kamu yönetimi reformu kapsamında ciddî teklifleri var. Burada, yine, yerel yönetimlere, bu sistem içerisinde büyük ölçüde yetki verilerek, bunların kaydı, hayvan hastanesi kurulması, yerel yönetimler ile diğer kurumların bir koordinasyon içinde çalışması bir karar altına alınarak, yerel yönetimlere de çok ciddî işlemler yapma yükümlülüğü getirilmiştir.
Ayrıca, sadece bu işlerde vakıf konusu gündeme gelerek, gerçek ve tüzelkişilerin, hayvanlarımıza dönük hibe ve yardım yapma potansiyelinin de yok edilmemesi için, gerek yerel yönetimlere, gerek merkezî yönetimlere, gerçek ve tüzelkişilere destek verme yükümlülüğü getirilmiştir. Böylece, toplumdaki sivil inisiyatifin, sivil potansiyelin, bu şekilde açığa çıkarılması hedeflenmiştir.
Ayrıca, bana göre, gönüllülük kavramı çok önemli bir kavram. Dünyanın geleceği, sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesine, artı, gönüllülük ruhuyla yapılan işlere, gönüllü kuruluşların güçlenmesine doğru gitmektedir. Bir ülkede, sivil toplum ne kadar güçlüyse ve bununla beraber gönüllü kuruluşlar -ki, bu, şimdi, dünyada tartışılan bir kavramdır; sivil toplum kuruluşundan daha güçlü olduğu söylenilmektedir- ne kadar güçlüyse, o toplumun otokontrol sisteminin daha sağlıklı, düzenli ve hatasız çalışacağı aşikârdır. Bu anlamda, bu tasarıda, gönüllü olarak yerel hayvan koruma görevlileri oluşturulmuştur. Böylece, gönüllülük kavramı da gündeme getirilmiş ve hükümetimizin, insanımızla bütünleşme noktasında, insanımızın potansiyelini, ilgisini, alakasını, heyecanını merkezî yönetimle bütünleştirme noktasında bana göre çok önemli bir desteği veya yaklaşımı da, burada hayata geçirilmiş olmaktadır.
Değerli arkadaşlar, demin söyledim, radyo - televizyon yayınları, eğitim artırılacaktır; hayvanat bahçelerine bir yükümlülük ve sistem getirilmiştir; ev ve süs hayvanlarının ticaretinin yapılması ve ülkeye sokulması izne tabi hale getirilmiştir; hayvan satış işlemleri yapanlara, kesinlikle sertifika alma yükümlülüğü getirilmiştir; yani, bir eğitim altyapısı olması lazım o hayvanları koruması ve satabilmesi için.
Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, tasarı, bu anlamda, esas itibariyle hayvan sağlığı ve refahını ilgilendirmekle birlikte, bu konu, doğrudan genel halk sağlığını ilgilendirmektedir, gıda güvenliğini ilgilendirmektedir; bu nedenle, insanımız açısından ve kendi kültür ve medeniyetimiz açısından da büyük önem arz etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çerçevede, bu strüktürle, bu alanda düzenleyeceğimiz ilk kanunun, çıkaracağımız bu kod kanunun, ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Çıkaracağımız bu yasa, bu alanı belirsizlikten kurtaracaktır, kurumsallaştıracaktır ve bizim değerlerimizi merkezî yönetime ve ülkeye taşıyacaktır.
Ben, bunun onurunun 22 nci Dönem Parlamentosunun olması temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 24 Haziran 2004