Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Orhan (MHP), 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 507 kelime.
Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET ORHAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 497 sıra sayılı Anayasa’da Değişiklik Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesi üzerinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Günlerdir yüce Meclisin çatısı altında yoğun değerlendirmeler yapılmak suretiyle çalışmalar yürütülmekte, gerek teklif lehine gerekse aleyhine fikirler beyan edilmektedir. Ama, ne yazık ki tüm bu tartışmalara rağmen, güya uzlaşma arayışı içinde olduğunu söyleyen ve milletvekili çoğunluğuna güvenerek hareket eden AKP Grubuna hiçbir şeyi kabul ettirmek mümkün olmamıştır. Bu noktada bir hususu ayrı tutmak gerekmektedir ki, o da, milletimiz vicdanında derin kaygılar yaratan, devlet ve millet varlığımızı tehlikeye atan teklifin 8’inci maddesi yeterli oyu alamayarak düşmüştür.
Bilindiği gibi, anayasalar, kanunlara istikamet veren, sınırlarını belirleyen ve idarenin nizam içinde belirlenen görevleri yapmasını temin eden, kişilerin hak ve ödevlerini düzenleyen, kişiler ile devlet arasında sosyal mukavele olan üst hukuk normlarıdır.
Anayasalar ortaya konuluşları bakımından farklılıklar gösterse bile, anayasa değişiklikleri, çağdaş demokratik toplumlarda mümkün olan en geniş zeminde katılımı ve uzlaşmayı bünyesinde barındırması gerekmektedir.
Şimdi üzerinde görüşmeler yaptığımız üçü geçici olmak üzere yirmi dokuz maddelik Anayasa değişiklik paketine baktığımızda ise evrensel hukuk kuralına uyulduğunu söylememiz maalesef mümkün değildir. İktidarın sözde uzlaşma arayışlarına inanacak tek bir kişi bile yoktur. Orta yerdeki değişiklik tasarısı, tam bir dayatma tasarısıdır, “İstiyorum, olacak.” tasarısıdır. Bu davranış biçimindeki amaç da bellidir.
Söz konusu olan teklifin 20’nci maddesi, Anayasa’nın 149’uncu maddesinde değişiklik öngörmekte, Anayasa Mahkemesinin yapısını yeni ihdas edilen bölümlerle genişletmekte ve ortaya çıkan bölümlerin çalışma yöntemlerini tanımlamaktadır; esas itibarıyla, bireysel başvuruların ele alınabilmesi için bölümler görevlendirilmektedir.
Vermiş olduğumuz önergeyle, 20’nci maddenin tasarıdan tamamen çıkarılması suretiyle Anayasa Mahkemesinin mevcut yapısının geniş bir uzlaşma temin edilinceye kadar muhafaza edilmesi önerilmektedir.
Değerli milletvekilleri, milletimizin adalet kurumlarından beklentileri çok fazla olup, bunun başında da yargılamaların istenen evrensel sürat ve standartta tamamlanarak neticenin ortaya çıkmasıdır.
Bugünkü tablo milletimizin beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Cezaevleri kapasitelerinin çok üzerinde doludur. Sanıkların duruşmaları makul sürelerde tamamlanamadığı için tutukluluk hâlleri belki de haksız yere devam etmektedir.
Hukuk mahkemelerinin durumu daha kötüdür. Yarım asır süren davaların varlığı hepimizin malumudur. Vatandaşlarımızın hukuki ihtilaflarına, hukuk dışı çare arayışlarına sıklıkla şahit olmaktayız. Üst mahkemeler inanılmaz bir yük altındadır. Öyle ise Türkiye'nin adli görünümü böyleyken, bu tablo ve görünümü değiştirmek için çözüm üretemediğiniz hâlde niçin başka bir yargısal değişiklik peşindesiniz? Modern demokrasilerin en önemli özelliği olan kuvvetler ayrılığı prensibini bir kenara bırakarak, tüm erkleri niçin kontrol etme hevesindesiniz? Bu yaklaşımın, şüpheniz olmasın ki, ülkemize ve sizlere yararı olmayacaktır.
Herkese ayrı bir hukuk nizamı hiçbir zaman yaşamamıştır. Tesis edilse bile irade sahiplerine yaramamıştır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Yargının, yürütmenin kontrolüne girmesi bir felaket olacaktır.
Uygulamalarınızla yargıyı siyasallaştırdınız, yargıyı korkuttunuz, şimdi de yandaş yaygı yaratma peşindesiniz. Gelin, girdiğiniz bu çıkmaz yoldan, ısrarlardan vazgeçiniz. Milletimizin gerçek gündemine dönerek, illa hukuk alanında iyileştirmeler yapacaksanız mahkeme kapılarında bekleyen vatandaşlarımızın derdine çare bularak, onlara ihtiyaç duyulan noktada hizmet ediniz. Şu kutsal çatı altında bizlerden dertlerine derman olmamızı bekleyen milyonlarca işçi, köylü, emekli, çiftçi vatandaşlarımıza müjdeli haberler verebilmek için çalışalım. Gelin, gözü yaşlı anaların göz yaşlarını silelim.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010