İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 26. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s. sayısı: 64)

Akif Akkuş

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 26. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Kasım 2007 · 755 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Akkuş (MHP), 28 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S. SAYISI: 64)); konuşma 755 kelime.

Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s. sayısı: 64)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 28 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2007-11-28-turkiye-futbol-federasyonu-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanunda-degis (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 64 sıra sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesiyle ilgili olarak MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, günümüz dünyasında futbol en popüler spor dallarından biri hâline gelmiş bulunmaktadır. Futbol aynı zamanda dev bir ekonomik etkinlik, büyük bir sanayi, büyük bir iş kolu ve uluslararası dostluk ve iyi ilişkilerin geliştirilmesinde kültürel bir araç hâlinde de bulunmaktadır. Milyonlarca insan bu iş kolunda görev yapmakta, futbol takımlarının her biri cirosu trilyonlarla ifade edilen ticari kuruluşlar hâline gelmekte, milyarlarca seyircisi bulunmaktadır. Böyle bir spor dalının, elbette, yeni gelişen ve değişen şartlara göre kendini yenilemesini gerekmektedir. Bugün görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı da böyle bir ihtiyaçtan kaynaklanmış bulunmaktadır. Bu tasarının kanunlaşmasıyla ortaya çıkacak yeni kural ve kaidelerin futbolu daha zevkli hâle getirmesi hepimizin ortak arzusu olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 2’nci maddeye eklenen bentler ile Türkiye Futbol Federasyonunun IFAB tarafından hazırlanan oyun kurallarına ve FIFA Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan Futsal oyun kurallarına uyması, FIFA ve UEFA statüleri talimatları ve kararlarına riayet etmesi, FIFA ve UEFA statülerinde belirtilen Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesinin yetkisini tanıması, ırkçılık ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmesi istenmektedir. Bütün bunlar sanki Türkiye Futbol Federasyonunu politikadan arındıralım derken, yeni baskı gruplarına bırakmak gibi geliyor.

2’nci maddenin (f) bendinde, FIFA ve UEFA’nın talimatlarına uymak dikte ettirilerek, birtakım kurallara uymayı irdelemeden kabul etmeyi çağrıştırmaktadır. Yani, buradaki bu “talimat” kelimesiyle uluslararası bir kuruluşun Türkiye’nin millî bir kuruluşu üzerinde talimat veren, emir veren kuruluş hâline getirilmesi söz konusu olmaktadır. Bu yüzden bu bentten bu tabirin kaldırılması ve yerine “kurallar” kelimesinin getirilmesinin daha uygun düşeceği kanaatindeyim.

Yine, 2’nci maddenin (g) bendinde, Uluslararası Tahkim Mahkemesinin yetkisinin tanınması istenmekte, Uluslararası Tahkim Mahkemesine uygun bir spor ihtisas mahkemesi kurularak, uyuşmazlıkların burada çözülmesi, burada giderilemeyen problemlerin CAS’a gönderilmesi daha uygun olur kanaatindeyim. Bunun tabii birtakım sebepleri bulunmakta. Bir defa bu mahkemeye gitmek gerek takımlarımıza gerekse ülkemize büyük mali külfetler getirmektedir.

Ayrıca, UEFA’nın bugüne kadarki tutum ve davranışlarında takımlarımıza ve futbolcularımıza karşı tarafgir davranıldığına dair kanaatlerin yaygın olduğu da bir gerçektir. Saha içi ve saha dışı en küçük bir olayda yüreğimiz ağzımıza gelmekte ve günlerce olay tartışılmaktadır.

Bu konuda iki örnek ortaya koymak istiyorum: Bunlardan biri, oynanalı çok olmakla beraber Galatasaray ile İsviçre’nin Samax takımları arasında oynanan ve Galatasarayın 5-0 galibiyetiyle biten maçta UEFA’nın takımımıza verdiği ceza unutulmamalıdır. Ayrıca, takımımızın Avrupa basınında, yine, bu karara dayanılarak takımımız nezdinde ülkemizin küçük düşürüldüğü de unutulmamalıdır. Kısaca, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemeleri ile mümkün olduğu kadar az muhatap olunması gerektiği kanaatindeyim.

2’nci maddenin (ı) bendinde “Irkçılık ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek.” cümlesi, sanki ırkçılık ve ayrımcılığın yapıldığı sonucunu ortaya koymaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, başta da belirttiğim gibi, futbol, artık ekonomik bir endüstri hâline gelmiştir. Yani, kimsenin öyle ırkçılıkla, tarafgirlikle takımını desteklemesi, futbolcusunu değerlendirmesi söz konusu değil. Bu alanda futbolcunun ırkı ve milliyetinden çok, onun performansı dikkate alınmaktadır. Bir süre sonra futbolcu yaşlanacak veya sporla bağdaşmayan alanlarda zaman harcayarak performanstan düşecektir. Böyle olunca da o futbolcunun takımdan alınması veya arkadaşları tarafından dışlanması söz konusu olacaktır. Bu da kaçınılmaz bir durumdur. Burada birçok örneğini gördüğümüz olumsuz beyanatlarla, takımda kendisini milliyetinden veya renginden dolayı dışlandığını iddia etmesi söz konusu olabilecektir.

Bu şekilde sonuçlanmış bir olay var mı bilmiyorum. Yani, bu ırkçılık ve ayrımcılığın tahkime giderek veya başka mahkemeler yoluyla sonuçlanmış böyle bir olay var mı yok mu, bunu bilmiyorum. Ancak, Emre Belözoğlu’nun yakın bir geçmişte bu konuda ırkçılık ithamına maruz kaldığı hepimizin malumudur.

Yani, burada şunu demek istiyorum, şunu belirtmek istiyorum. Futbolcuları düşünün, maça konsantre oldukları anda birbirleriyle kıyasıya mücadele etmekte, birbirlerine vurmakta, darp etmekte, hakaret etmekte, hatta, biraz daha ileri gidip küfredenler bulunabilmektedir. Bu da hiçbir şekilde renginden, milliyetinden, dilinden, dininden dolayı değil, sadece o anda yaşanan müsabaka şartlarına bağlı olarak, rekabet şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmış bir konu olarak görülüyor, değerlendirilebiliyor.

Bunun yanında, Türkiye’de yıllarca top koşturan, top oynayan Taffarel de, ülkesine döndüğünde, dışlanma gibi sıkıntılar yaşadığını belirtmişti. Yine bunu tabii yayın organlarında birçoğumuzun görmüş olması lazım. İşte, kendisine, Türk olmadığı için birtakım baskılar yapıldığı, zaman zaman takımdan dışlandığı, takıma alınmadığı vesair gibi birtakım laflar etmiş idi. Yani, kolaylıkla bunları söylemek mümkün. Bunu belirtmek istiyorum.

Netice olarak, bu bentle ilgili kural ve kaidelerin son derece titiz bir şekilde belirlenmesi, bazı standartlara bağlanması gerekmektedir. Yani, karşılaşma sırasında, müsabaka sırasında ne söylenirse bu ırkçılıktır, nasıl davranılırsa bu ayrımcılıktır, bunların belirlenmesi gerekir. Eğer belirlenmezse, bu muğlak durum birtakım farklı olayların meydana gelmesine ve farklı değerlendirmelerin yapılmasına meydan verecektir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısının bu maddesinin yeniden değerlendirilmesi ve düzenlemeler getirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

115 konuşma daha · 28 Kasım 2007

115 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook