İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)

Akif Akkuş

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mart 2010 · 483 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Akkuş (MHP), 31 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 483 kelime.

Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-03-31-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesiyle eklenen ek madde 12 üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, şu anda ülkemizde 139 tane üniversite bulunmaktadır, biz 140’ıncı üniversiteyi kurmak üzere burada birtakım çalışmalar yapıyoruz. Bu üniversitelerimizin bir kısmı “Her ile bir üniversite kurulmalı.” anlayışıyla kuruldu ve faaliyetleri de sürüyor.

Üniversitelerin açılması, bir toplumun sosyal ve kültürel seviyesinin yükselmesine doğrudan doğruya etkili olacak ve toplumun, toplum hayatının anlam kazanmasını sağlayacaktır. Buradan şunu demek istiyorum: Yani, hiçbir şekilde biz üniversite açılmasına karşı olmamalıyız, üniversiteler açılmalı ama üniversiteler yerinde açılmalı, gerektiği zaman açılmalı. Böyle her ilde bir üniversite olsun diye üniversite açılmamalı demek istiyorum. Ancak bu, ekonomik gelişmesini tamamlamış veya yüksek seviyede hayat standardı yaşayan ülkeler için gereken bir eğitim-öğretim ortamıdır.

Ülkemizde üniversite okumak isteyenler, eğitimini tamamladıktan sonra aldığı diploma ile yeni bir iş edinmeyi, standardı yüksek bir hayat yaşamayı düşünmektedirler. Birçok ana-baba çocuğunun eğitiminden elde edeceği imkânlarla kendi yaşantısının da değişeceğini düşlemektedir. Durum böyle olunca her üniversite mezunu özellikle devletten iş ve kadro istemektedir fakat devlet bu işi ve kadroyu verememektedir. Bugün yüz binlerce yükseköğretim diplomalı işsiz bulunmakta ve birçoğunun da maalesef psikolojisi bozulmuş durumdadır. Elbette ki üniversite açılmalı ancak bu açılacak üniversiteler uygun yerlerde, gelişme trendi gösterecek alanlarda açılmalıdır. Bu yasayla açılması düşünülen Türk-Alman Üniversitesinin isminde Alman isminin bulunmasının uygun olmadığını daha önceki konuşmamda belirtmiştim.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Merkel’in ülkemizi ziyareti sırasında Almanya’da bir Türk okulunun, mesela bir Türk lisesinin kuruluşu gündeme gelmiştir. Sayın Merkel “Neden olmasın.” diye bir söz sarf etti ve biz millet olarak, özellikle de yandaş medya olarak bu sözü sanki bir lise, bir üniversite veya diğer okulları kurulmak üzere birtakım anlaşmalar yapılmış gibi dikkate aldık. Bu da beni gerçekten üzdü.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi “Söz uçar gider.” diye bir sözümüz var. Merkel bunu ayaküstü söyledi ve bu sözü de şimdiye kadar çoktan unutmuştur. Onun için bunu gerçek sanıp orada da bir üniversite kurulacağını kesinlikle düşünmeyin. Yani Merkel bir söz vermedi, “ileride olabilir” gibi dil ucuyla bir şey söyledi. Yani bir parmak bal çaldı gibi bir şey düşünebiliriz. Balın tadı da kısa bir müddet damağımızda durur, ondan sonra da kaybolur.

Bilindiği gibi, Almanya’da 3,5 milyon vatandaşımız yaşamaktadır ve onların birçoğu 1960’tan beri oradadır. Yani Alman ekonomisine emek vermişler, değer katmışlar. Bugünkü Alman ekonomisinin önemli bir kısmı bu Türk insanının emeğiyle kurulmuştur.

Almanlar oradaki vatandaşlarımıza bırakın kendi diliyle eğitim yapan bir Türk lisesi açmayı, onları asimile etmeyi düşünmektedirler. Bugün Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın ilk ve ortaöğretim çağında 500-600 bin genci bulunmaktadır. Almanya, bunlar için okul açılmasına müsaade etmez çünkü Alman ekonomisinin dayanağı olan ağır sanayinin işçiye, özellikle de vasıfsız işçiye ihtiyacı var. Almanya’daki Türk gençleri de bunun için uygun bir iş gücüdür. Almanya bu iş gücünü kaybetmek ister mi? İstemez.

Değerli milletvekilleri, yüz kırkıncı üniversiteyi kurduğumuz şu günlerde keyfî bir tutumla, yüzlerce genç bilim adamı, kadrosuzluk bahane edilerek, kariyeri hiçe sayılarak öğretim üyesi yapılmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 31 Mart 2010

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook