Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 133. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Temmuz 2010 · 465 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akif Akkuş (MHP), 13 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 465 kelime.
Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-07-13-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 506 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde 95’i devlet, 51’i vakıf olmak üzere 146 adet üniversite bulunmaktadır. Bu yasayla kurulacak olan 8 üniversite ile birlikte bunların 154’e çıkması mümkün olacaktır.
Bir üniversite mensubu olmaktan dolayı ülkemizin kalkınma dinamiği olan üniversitelerin açılmasını memnuniyetle karşıladığımı belirtmek istiyorum ancak mevcut üniversitelerimiz ve yeni açılacak üniversitelerimiz hem maddi hem de yönetim bakımından büyük sıkıntılar içerisinde bulunmaktadır. Üniversitelerimizi bu bakımdan ele aldığımızda, yeni üniversiteler açmakla ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel sıkıntılarını ortadan kaldırmamız maalesef mümkün değildir çünkü gerçekten, yukarıda sıraladığım ekonomik, sosyal, siyasi olaylara çözüm getirelimden ziyade, bir ilin kalkınmasına yahut bir ilin ekonomik olarak birazcık hareketlenmesine nasıl imkân sağlarız anlayışıyla üniversite açılmaktadır. Bu yüzden, tabii, böyle üniversite açılmasının da uygun olmadığını belirtmek durumundayım. Bu yüzden, plansız, programsız, hesapsız, furya hâlinde üniversite açılmasından çok, mevcut üniversitelerin bilimsel seviyesini yükseltmemiz, yönetim sıkıntılarını gidermemiz gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu sıkıntıların başında yönetimden kaynaklanan sıkıntılar gelmektedir.
Değerli milletvekilleri, 1982 yılında 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu değiştirilerek 2547 sayılı YÖK Kanunu çıkarılmıştır. 1750 sayılı Kanun’da da 2547 sayılı Kanun’da olduğu gibi rektör, dekan, bölüm başkanı seçimleri yapılmakta idi. Bu sistem, maalesef, ideolojilere kurban edildiği ve üniversiteyi ele geçirenlerin kendilerinden olmayanlara akıl almaz baskılar yapması sonucu değişmek zorunda kalmış ve değiştirilmiştir. Ancak 2547 sayılı Kanun’la gündeme gelen kanun özellikle rektör seçimlerine bağlı olarak ortaya çıkan “bana oy verdin-bana oy vermedin” anlayışı sonucu üniversite yönetimini daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirmiş bulunmaktadır.
Özellikle yetenekten ve bilimsel seviyeden yoksun olan ancak dalavere çevirmeyi, birilerine rant ve çıkar sağlamayı becerebilenler maalesef bu yüce makamları âdeta ele geçirmiş ve kabul edilemez davranışlar sergilemiştir. Birçok üniversitemizde rektör seçiminde oy verdiği aday seçimi kazanmışsa o kişi birçok imkâna ve taltife maruz kalmakta, oy vermeyenler ise sıkıntılara maruz bırakılmaktadır. Selçuk Üniversitesinde yaşananlar bunlara örnek olarak verilebilir. Bu güzide kurumumuzda bırakın oy vermeyenleri cezalandırmayı, oy vermeyenlerin ana bilim dalındaki asistanları bile oy verme hakkı bulunmamasına rağmen cezalandırılmaktadır. Az önce bununla ilgili Sayın Bakana bir soru sordum ama maalesef cevap alamadım. Bu soruyu burada tekrarlamak isterim ama tabi süre yetmeyeceği için bundan da vazgeçiyorum.
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde ve diğer fakültelerinde yaklaşık beş altı yıldır yardımcı doçent kadrosu bir kısım doktor asistana verilmemektedir. Bu konuda YÖK Başkanlığına defaatle başvurulmasına rağmen bugüne kadar YÖK’ten tık yok. Bunun yanında YÖK, rektörlük seçiminde daha az oy alanları hatta 38’e karşı 2 oy alanları dahi rektör olsun diye Cumhurbaşkanına teklif edebilmektedir. Biraz önce Giresun Üniversitesi ile ilgili teferruatı arkadaşımız açıkladı. Bu örneklere tabii birçok yerde rastlamamız mümkün. Mesela bunlardan bir tanesi de Marmara Üniversitesinde yaşandı şu yakın geçmiş içerisinde ve bunlara mutlaka bir çözümün bulunması gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 13 Temmuz 2010